Merkez Bankası 2009 yılı enflasyon tahminini aşağı çekti. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yılın ilk aylarında faiz indirimlerinin yavaşlayarak sürdüğü varsayımı altında 2009 enflasyon tahmininin, orta noktası yüzde 6.8 olmak üzere yüzde 5.4 ile 8.2 aralığında gerçekleşmesinin beklendiğini bildirdi.
2009 yılı sonunda enflasyon orta noktası yüzde 7.6 olmak üzere yüzde 5.9 ile yüzde 9.3 arasında hedefleniyordu. Faiz indirimlerine rağmen iktisadi faaliyetin uzunca bir süre zayıf seyretme olasılığının bulunduğunu belirten Yılmaz, kriz etkilerinin yoğunlaşması halinde Döviz Depo Piyasasında işlem yapma limitleri artırılması, bankalara sağlanabilecek döviz depolarının vadesi uzatılması ve faiz oranlarının düşürülmesi, yabancı para zorunlu karşılık oranlarında sınırlı bir miktar daha indirime gidilmesi, döviz satım ihalelerine tekrar başlanması, piyasaya doğrudan müdahale edilmesi önlemlerine başvurulabileceğini açıkladı.
Yılmaz, 2009 yılının ilk Enflasyon Raporu’nu düzenlediği basın toplantısı ile tanıttı. 2008 yılı sonu için TÜFE artışının yüzde 10.06 olarak gerçekleştiğini anımsatan Yılmaz, küresel kriz etkisine işaret ederken, enflasyonun yaklaşık 6.2 puanının gıda ve enerji fiyatlarının doğrudan etkilerinden kaynaklandığını kaydetti.
Son dönemdeki faiz indirimlerine işaret eden Yılmaz, Kasım ve Aralık ayındaki faiz indirimlerini takip eden dönemde, uluslar arası kredi piyasalarındaki ve küresel ekonomideki sorunların önceki tahminlere göre daha uzun bir süre etkili olacağına ilişkin görüşlerin güçlendiğini ifade etti.
Büyüme öngörülerinin aşağı yönlü güncellenmesi ve emtia fiyatlarındaki sert düşüşlerin enflasyonun orta vadeli hedeflerin altında kalma ihtimalini artırdığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda yapılması öngörülen faiz indirimlerinin önemli bir kısmını erkene alarak Ocak ayında kısa vadeli faizleri 200 baz puan daha indirdiğini vurguladı.
2008 yılının son çeyreğinde küresel iktisadi faaliyetteki sert yavaşlama ve emtia fiyatlarındaki keskin düşüşler sonucunda enflasyon görünümünü etkileyen unsurlarda aşağı yönlü belirgin bir hareket gözlendiğini anlatan Yılmaz, ithalat fiyatlarındaki düşüş ve toplam talepteki zayıflamaya dikkat çekti. Bu gelişmeler doğrultusunda 2008 yılında enflasyon yüzde 10.06 olarak gerçekleşmesi ile yüzde 11.1 olan yıl sonu tahmininin altında kalındığını vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:
-RADİKAL FAİZ İNDİRİMİ DE YETMİYOR-
“Küresel krizin derinleşmesinin ardından kredi koşullarında belirgin bir sıkılaşma ve kredi faizlerinde sert bir yükseliş gözlenmiştir. 2008 yılının son çeyreğinde tüketici kredilerinin uzunca bir süredir ilk defa daralması, finansal koşulların sıkı olduğuna işaret etmektedir. Son dönemde gerçekleştirmiş olduğumuz faiz indirimleri kredi piyasalarımızdaki baskıyı kısmen bertaraf etmiştir.
Nitekim, tüketici kredilerinin faizlerinde belirgin bir düşüş gözlenmektedir. Bununla birlikte, ticari kredi faizleri yüksek seviyelerde seyretmeye devam etmektedir. İktisadi faaliyetteki daralmanın firma karlılıkları ve dolayısıyla kredi verme iştahı üzerindeki olumsuz etkisi göz önüne alındığında, faiz indirimlerine rağmen finansal koşullardaki sıkılığın kısmen devam etmesi ihtimali bulunmaktadır.”
Küresel krizin başladığı Eylül 2007’den bugüne dünya ekonomilerinin birbirinden etkilenme derecesinin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade eden Durmuş Yılmaz, “Mevcut konjonktürü göz önüne alarak, önümüzdeki dönemde ülkemizde enflasyon ve para politikası görünümünün büyük ölçüde küresel ekonomideki gelişmeler tarafından şekilleneceğini düşünmekteyiz” dedi.
-İÇ TALEP UZUN SÜRE SINIRLI OLACAK-
Küresel ekonomide derinleşen sorunların ve sıkılaşan kredi koşullarının iç talebi uzunca bir süre sınırlamaya devam edeceğini öngören Merkez Bankası Başkanı, şunları kaydetti:
“Yapmış olduğumuz faiz indirimlerinin de etkisiyle yurt içi talepte yılın ikinci yarısında kısmi bir toparlanma görülebilecektir. Bununla birlikte, böylesine büyük çaplı bir küresel krizin ardından iktisadi birimlerin güveninin normale dönmesinin zaman alacağı göz önüne alındığında, toparlanmanın yavaş ve kademeli olmasını beklemekteyiz. Sonuç olarak, iktisadi faaliyetin uzunca bir süre zayıf seyretme olasılığı bulunmaktadır.”
Gıda fiyatlarının yıllık enflasyonuna ilişkin varsayımlarımız 2009 yıl sonu için yüzde 7.5, sonraki yıllar için ise yüzde 6 olarak korunduğunu belirten Yılmaz, yeni enflasyon tahminlerini şöyle açıkladı:
-FAİZ İNDİRİMLERİ YAVŞALAYARAK SÜRECEK-
“Yılın ilk aylarında faiz indirimlerinin yavaşlayarak sürdüğü varsayımı altında güncellenen tahminlerimize göre, enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2009 yılı sonunda, orta noktası yüzde 6.8 olmak üzere, yüzde 5.4 ile 8.2 aralığında; 2010 yılı sonunda ise, orta noktası yüzde 5.8 olmak üzere, yüzde 4 ile 7.6 aralığında gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. 2011 yılı sonunda ise enflasyonun yüzde 5.2 düzeyine düşeceğini öngörmekteyiz.
Özetle, enerji fiyatlarındaki düşüş ve toplam talebin zayıf seyri nedeniyle orta vadeli enflasyon tahminlerinde aşağı yönlü güncelleme yapılmıştır. Tahminlerimiz, son dönemde gerçeklesen faiz indirimlerine rağmen yıl sonunda enflasyonun hedefin altında kalma olasılığının arttığına işaret etmektedir.”
-KÖTÜMSER SENARYODA YIL SONUNDA FAİZ ARTIRIMI GÖRÜLÜYOR-
Küresel krizin etkilerinin önemine vurgu yapan Yılmaz, bu ortam nedeniyle iki farklı senaryo da hazırladıklarını bildirdi. Yılmaz, ilk senaryoda 2009 yıl sonu itibarıyla enflasyonun orta noktası yüzde 7.6 olmak üzere yüzde 6.2 ile yüzde 9 arasında, 2010 yılı sonunda orta noktası yüzde 6.6 olmak üzere yüzde 4.8 ile yüzde 8.4 arasında, 2011 yılında ise yüzde 6.1 düzeyinde olmasının tahmin edildiğini ifade etti.
Yılmaz, “Bu tahminler, dünya ekonomisinde beklenenden erken ve hızlı bir toparlanma olması halinde, 2009-2011 yılları için sırasıyla yüzde 7.5, 6.5 ve 5.5 olarak ilan etmiş olduğumuz enflasyon hedeflerine ulaşılabilmesi için 2009 yılının sonlarına doğru ölçülü faiz artırımlarına gidilmesinin gerekebileceğine işaret etmektedir” dedi.
İkinci senaryoda 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam edeceği varsayımı altında, enflasyonun 2009 yılı sonunda, orta noktası yüzde 6 olmak üzere yüzde 4.6 ile yüzde 7.4 arasında, 2010 yılı sonunda orta noktası yüzde 4.6 olmak üzere, yüzde 2.8 ile yüzde 6.4 arasında, 2011 yılında ise yüzde 4.1 düzeyinde gerçekleşeceği tahminini aktaran Yılmaz, “Bu tahminlerimiz, küresel ekonomide beklenenden daha uzun süreli bir durgunluk yaşanması halinde, 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam etmesi durumunda dahi enflasyonun orta vadeli hedeflerin altında kalacağına işaret etmektedir” dedi.
-ZAM VE VERGİ ARTIŞI OLMASIN-
Bu tahminlerin mevcut otomatik fiyat düzenlemeleri dışında yeni zamlar ve vergi artışı olmayacağına dayandığını kaydeden Durmuş Yılmaz, bu varsayımlardan belirgin sapmalar olması durumunda enflasyon ve para politikasının görünümünün de değişebileceğini vurguladı.
Yılmaz, “Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslar arası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için üzerine düşen tedbirleri almaya devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu. Uluslar arası piyasalardaki sorunların derinleşmesi ve yurt içi finans piyasaları üzerinde olumsuz etkilerinin görülmesi halinde ilave önlemler alınabileceğini bildiren Yılmaz, şunları söyledi:
-KRİZ ETKİSİ ARTARSA EK ÖNLEM ALIRIZ-
“Bu doğrultuda Döviz Depo Piyasasında işlem yapma limitleri artırılabilecek, Merkez Bankası tarafından bankalara sağlanabilecek döviz depolarının vadesi uzatılabilecek ve faiz oranları düşürülebilecektir. Yabancı para zorunlu karşılık oranlarında sınırlı bir miktar daha indirime gidilebilecektir.
Dalgalı döviz kuru rejimi ile çelişmeyecek şekilde, döviz piyasasında derinliğin kaybolduğu dönemlerde döviz satım ihalelerine tekrar başlanabilecek, bu piyasada spekülatif davranışlar sonucunda sağlıksız fiyat oluşumunun gözlenmesi halinde ise piyasaya doğrudan müdahale edilebilecektir.”
Yılmaz, şokların etkilerinin azaltılması için mali disiplin ve yapısal reformların önemine de işaret etti.
-HEDEFİN ALTINDA ENFLASYON İŞSİZLİK DEMEK-
Toplantı sonunda basının sorularını yanıtlayan Yılmaz, hedefin üzerinde olduğu gibi hedefin altında kalan enflasyonun da istenmediğine işaret ederek, “Hedefin altında enflasyon az üretim ve daha fazla işsizlik demek. O nedenle söylediğimiz hedefin etrafında dolaşacağız” dedi.
Borç yapısının milli gelire oranı bozulmadan, vergi indirimi gibi üretimi artıracak önlemlere gidilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Yılmaz, “IMF bile iç talebi canlandıracak tedbirlere izin veriyor. Ülkelerin harcama alanına göre yatırımları artıracak harcamalara izin veriyor. Ama bizim ülkemizde bu imkan çok değil” dedi.