ABD Başkanı George Bush ve yeni başkan adaylarının üzerinde henüz uzlaşamaya varamadığı paket konusunda anlaşma çabaları sürerken, ABD’nin TMSF’si FDIC, ülkenin en büyük mevduat bankası Washington Mutual’a el koydu. FDIC el koyma işleminin hemen ardından WaMu’nun 188 milyar dolar aktifi bulunan mevduat bölümünü de 1.9 milyar dolar karşılığında JP Morgan Chase’e sattı.
ABD Başkanı George W. Bush önceki gece iki halefi Barrack Obama ve John McCain ile 700 milyar dolarlık kurtarma planı konusunda yaptığı görüşmeden eli boş dönünce, ABD’nin TMSF’si olarak bilinen FDIC de ülkenin en büyük mevduat bankası Washington Mutual’a el koyduğunu açıkladı. FDIC el koyma işleminin ardından WaMu«nun 188 milyar dolar aktifi bulunan mevduat bölümünü de 1.9 milyar dolar karşılığında hemen JP Morgan Chase«e sattı. WaMu için hisse başına 45 sent ödeyen JP Morgan, mart ayında WaMu’yu almak istediğinde hisse başına 8 dolar önermişti.
16.7 milyar dolar çıktı
FDIC, ABD’nin en büyük mevduat bankasına el koymasına gerekçe olarak 16 Eylül’den bu yana kaybolan güven nedeniyle WaMu müşterilerinin hesaplarından 16.7 milyar dolar çekmesini gösterdi. Mortgage krizi nedeniyle bugüne kadar varlıkları 19 milyar dolar eriyen banka geçtiğimiz hafta önce CEO’su Kerry Killinger’ı işten çıkararak yerine Alan Fishman’i getirmişi. Ardından da uygun bir alıcı aradığını açıklamıştı. Citigroup, Wells Fargo, Banco Santander, JP Morgan ve Toronto-Dominion olası alıcılar olarak öne çıkarken, ABD’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) olarak kabul edilen "Federal Deposit Insurance Corp" devreye girdi. FDIC’in Başkanı Sheila Bair, kurtarma operasyonunun banka hakkındaki spekülasyonlar ve müşterilerin sakinleşmesi için perşembe gecesi yapıldığını söyledi.
ABD’nin en büyük iflası
Gece, Washington Mutual’a el konulması, bankanın 119 yıllık bağımsızlık deneyimini sona erdirirken, bu el koyma ve satış işlemi Washington yönetiminin bankacılık endüstrisini tıkayan sorunlu mortgage kredilerini temizleme girişimlerindeki son tarihi adım olarak değerlendiriliyor. Mortgage kredilerinden kaynaklanan zararlardan ve küresel finansal krizden en fazla etkilenen bankalardan biri olan Washington Mutual’ın varlıkları 307 milyar doları, mevduatları ise 188 milyar doları buluyordu. ABD’de en büyük mwevduat bankası olan Washington Mutual’dan önce en büyük bankacılık iflası Continental Illinois National Bank & Trust olmuştu. Banka 1984 yılında çöktüğünde 40 milyar dolar varlığa sahipti.
Morgage’da 6’ncı sırada
Toplam kredi hacmi 230 milyar doları bulan Washington Mutual’ın elindeki çok riskli mortgageların değeri ise 19 milyar doları buluyordu. ABD’nin en büyük altıncı mortgage şirketi olan WaMu, 2006’da 11’inci büyük subprime veren firmaydı. Önmüzdeki 2, 2.5 yıl boyunca 19 milyar dolar zarar yazması beklenen WaMu’nun notu S&P tarafından da son 9 günde 2 kez düşürülmüştü. El konulmasıyla birlikte de Wamu müşterileri bugün normal işlemlerini yapabilecekler. ABD hükümetinin bankaya el koymasının, alternatifler üzerinde çalışan banka yönetim kurulu için sürpriz olduğu da belirtildi.
WaMu’nun yükselişi
WASHINGTON Mutual kriz nedeniyle görevden almak zorunda kaldığı CEO’su Kerry Killinger ile en iyi günlerini yaşamıştı. 1982 yılında Washington Mutual’a katılan Kerry 1988’den bu yana bankanın CEO’luk görevini üstleniyordu. O yıllarda 7 milyar dolarlık varlığı olan banka 1995’de Killinger ile agresif bir satın alım süreci yaşadı. 7 yılda 14 bankayı bünyesine katan Washington Mutual bu yolla varlıklarının hacmini 300 milyar doların üzerine çıkartmayı başardı. 1990 ile 2006 yılları arasında Washington Mutual hisseleri ikiye katladı. FDIC’nin el koyduğu ve JP Morgan’a satışın gerçekleştiği önceki gün ise hisselerin ddeğeri bir anda yüzde 95 oranında geriledi.
İsyancı Cumhuriyetçilerden ’sosyalist darbe’ eleştirisi
İSYANCI Cumhuriyetçiler, bankaların ve finans kuruluşlarının batık kredilerinin devlet tarafından devralınmasını öngören plana karşı çıkarak, pakete ’Sosyalist darbe’ diye eleştiri yağdırdı. Cumhuriyetçiler söz konusu kuruluşlara devletin sigorta imkanı sağlamasını öngören alternatif bir planı savunmaya başladı. Paket üzerinde anlaşmaya yakınlaşıldığının sanıldığı bir ortamda görüşmelerin çıkmaza girmesinden dolayı Demokratlar, Cumhuriyetçi aday McCain’i suçladı. Demokratlar, krizin çözümü yönünde çalışma yapmak üzere kampanyasına ara vererek Washington’a gelen McCain’in, isyancı Cumhuriyetçileri el altından destekleyerek görüşmeleri sabote ettiğini savundu.
Merkez bankalarından FED’e 290 milyar dolarlık destek
ABD Merkez Bankası (FED) dış piyasalara 290 milyar dolar kanalize etmeye hazırlanıyor. FED bu karar kapsamında dört merkez bankasıyla geçici döviz takas anlaşması da yaptı.
FED, yeni yaptığı takas hattı anlaşması ile Avustralya ve İsveç Merkez Bankalarına, 10’ar milyar dolarlık, Norveç ve Danimarka Merkez Bankalarına da 5’e milyar dolarlık döviz takası yapabilme imkanı tanıdı.
30 Ocak 2009’a kadar geçerli olacak takas işlemi, merkez bankalarından piyasalara, likidite sıkışıklığını gidermek için kısa vadeli dolar fonlamayı amaçlıyor.
FED, daha once de, Avrupa Merkez Bankası ile 110 milyar dolar, Japonya Merkez Bankası ile 60 milyar dolar, İngiltere Merkez Bankası ile 40 milyar dolar, İsviçre Merkez Bankası ile 27 milyar dolar ve Kanada Merkez Bankasıyla da 10 milyar dolarlık geçici takas anlaşmaları yapmıştı.
Amerika sosyalist Rusya kapitalist oldu
Dünyayı pençesine alan asrın mali krizi, ideolojik renklere boyanmaya başladı. ABD sosyalist, Rusya azılı kapitalist oluyor.
221 yılık tarihi boyunca kapitalizmin kalesi ABD, devletin kasasından 700 milyar dolar harcayarak, "Marksist-Leninist politekonomi" tarzında özel sektörü kurtarma operasyonu başlatmaya hazırlanıyor. Amerika’nın tersine, 17 yıl önce "Marksist-Leninist" komünizm ideolojisinden vazgeçen Rusya, şimdiki krizde kapitalist olarak ortaya çıkarak "Fırsat bu fırsat. Batan geminin malları bizi bekliyor" demeye başladı. Dünyanın tersine döndüğünü bariz bir şekilde gösteren ilginç bir yazı dünkü Vedomosti gazetesinde yayınlandı. İri puntolu "Batıya büyük hamle" başlığı taşıyan analiz haberde Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in ekonomiden sorumlu danışmanı Arkadiy Dvorkoviç, "Bu krizden Türkiye için fırsat çıkabilir" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan gibi, Rusya’nın bu krizden nasıl karlı çıkabileceğini irdeledi.
Dvorkoviç’e göre, Rus özel sermayesinin mali krizi fırsat bilerek taban yapan batı ülkeleri borsalarına milyarlarca dolarlık çıkartma gerçekleştirmesinin tam zamanı. Rusya’nın dünyadaki çalkantıdan etkilenmeyecek biçimde kasasının para dolu olduğunu söyleyen Dvorkoviç, "ABD’nin içinde bulunduğu mali durum Rusya için de kriz demek değil. Tam tersine fırsat. Batı dünyası eninde sonunda kendi piyasalarının çökmesine izin vermeyeceğine göre bizim özel sektör de Bir an önce batıdaki yabancı şirketlerin hisselerini satın almaya başlamalı. Yarın öbür gün kriz sona erince Rusya batı ekonomisi içine derin bir şekilde girmiş olacak" dedi.
Paulson diz çöküp Pelosi’ye yalvardı
ABD’deki mali krizin başkanlık ve Kongre seçimlerinin "en kritik" dönemine rastlaması çözümü güçleştirdi ve daha karmaşık hale getirdi.
Kongre’den, krizin büyümemesi için 700 milyar dolarlık paketin acilen kabul edilmesini defalarca isteyen Hazine Bakanı Henry Paulson, Beyaz Saray’daki toplantıda Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin önünde diz çökerek yalvardı. Başkan George W. Bush’un başkanlığında Beyaz Saray’da yapılan toplantıya Cumhuriyetçi Parti Başkan Adayı John McCain, Demokrat Parti Başkan Adayı Barack Obama, her iki partinin Kongre’deki liderleri ile ilgili bürokratlar üyeleri katıldı.
Sızan haberlere göre, içeride "bir mahalle kavgası" yaşandı. Buna göre, herkes birbirini suçluyor ve bağırıyordu. Beyaz Saray’daki toplantıda, Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi lideri John Boehner, kendi grubunun kurtarma paketine destek vermediğini açıkça söyledi ve "Oyları yaratamam" dedi. Obama ve Demokratlar, bir ara Beyaz Saray’ın bir başka odasına geçip durum değerlendirmesi yaptılar.
Bir noktada, Wall Street’te ayakta kalabilen iki büyük yatırm bankasından Goldman Sachs’ın eski CEO’su olan Hazine Bakanı Paulson, Nancy Pelosi’nin önünde diz çöktü ve "Ne olur bu planı imha etmeyin" dedi. Pelosi, şakacı bir üslupla, "Katolik olduğunuzu bilmiyordum" diye konuştu. John McCain ve Barack Obama, Beyaz Saray’dan hiçbir açıklama yapmadan ayrıldı.
McCain sorgulanıyor
Temsiciler Meclisi’ndeki muhafazakar Cumhuryetçiler paketin fiyatının çok yüksek olduğunu ve devleti piyasaların içine soktuğunu öne sürüyorlar. Sorunun çözümü için kampanyasını geçici olarak durduran ve Washington’a geçen John McCain de kesin bir tavır almıyor. Demokrat Parti ise, John McCain’in bu tutumuyla siyasi puan toplamaya çalıştığından kuşku duyuyor. McCain adına yapılan açıklamada, Beyaz Saray’ın paketine ABD halkının destek vermediği, mükelleflerin korunmadığı ve özverinin de Wall Street’ten değil halktan istendiği belirtildi.