İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Bağdat temasları sırasında Iraklı yetkililerden, PKK'nın Irak'taki bürolarının kapatılması ya da Türkiye'nin Irak ve ABD güçlerinin desteğiyle Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı harekât düzenlemesi talebinde bulunduğu bildirildi.
Denge Azad'ın dün Bağdat'ta yayımlanan El Zaman gazetesine dayanarak verdiği habere göre Atalay'ın, bu iki seçeneğin kabul edilmemesi halinde Türkiye'nin Irak'ı vuracağı tehdidinde bulunduğu ileri sürüldü.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Meclis Başkanlığı'na dün sunduğu soru önergesinde İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a "Mahmur Kampı'ndakiler geri dönüş için dün 10 maddelik şart ileri sürdüler. Bu şartları kabul edecek misiniz? TC Devleti'ne şart koşma pervasızlığını gösteren Mahmurluların Türkiye'ye gelmesini yararlı buluyor musunuz" diye sordu.
KUZEY IRAK
Kuzey Irak'ta Mahmur Kampı'nda incelemeler yapan eski DTP milletvekillerinin de içinde yer aldığı heyet Erbil'de Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından dün düzenlenen toplantıda Hasan Mustafa ve Hemin Mirani'nin eleştirileriyle karşılaştı. DHA'nın haberine göre gazeteci ve yazar Mustafa, "Türkiye'deki Kürtler zorluk çekti, bunu biliyor ve hak veriyoruz. Ancak Türkiye'deki Kürtler 3 ülkeye karşı (İran, Suriye ve Türkiye) cephe açmış durumda, savaşıyor. Bizi de mi bu savaşa, bu cepheye dahil etmek istiyorsunuz? Sizin niyetiniz bu mu? Bizim de kendi halkımıza karşı bir sorumluluğumuz var" diye konuştu.
Araştırma merkezinde siyasetbilimi üzerine araştırma yapan Mirani ise şunları söyledi: "DTP kapatıldıktan sonra Meclis'e istifa dilekçelerini vermeye hazırlanan milletvekilleri Öcalan'ın çağrısı üzerine bundan vazgeçti. Sayın Ahmet Türk de Meclis'te yaptığı konuşmada Öcalan'ın ifadesi üzerine Meclis'te kaldıklarını belirtti. Siz, kendi iradenizi ve milletin iradesini neden ortaya koyamıyorsunuz? Neden hep Apo şöyle dedi, Apo böyle dedi diyorsunuz. Biraz kendi iradenizle hareket etmeniz gerekmiyor mu?"
PKK
PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü geliştirilmezse, iç savaş riskinin olduğunu söyledi. Fırat Haber Ajansı'nın dünkü haberine göre Kalkan, son sokak gösterileri ve çatışmalarının iç savaşa dönüşmemesini Öcalan'ın "şimdilik" önlediğini ileri sürdü. Kalkan, Öcalan'ın bunu Kürt sorununun çözümü için yaptığını belirterek "Bugün bu durum engellense ve ertelense bile yarın ve gelecekte böyle bir tehdit ve tehlike Türkiye için var" diye konuştu. Kalkan, yaşanan savaşın ve uygulanan politikaların sonucu olarak Kürt gençliğinin her türlü yoz, pis, kirli işlerle uğraştığını da ileri sürdü. Kalkan şunları söyledi: "Kürt gençliğinin büyük bir kesiminin böyle olduğu ve bu doğrultuda en kirli ve kötü işlerde kullanıldığı tartışma götürmez bir gerçektir. Özel psikolojik, savaş Kürt gençliğini yozlaştırmış, dejenere etmiştir. Ama mevcut rejime karşı da büyük bir öfke ve tepki küpünü ortaya çıkartmıştır." Bu durumun sosyologlar ve aydınlar tarafından incelenmesi gerektiğini söyleyen Kalkan "Rejimin başına bela olmuş gençlik de bu gençliktir" dedi.
GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR
Atalay'a atfedilen sözler, aktarılış biçimindeki belirsizliklerden ayıklandığında Ankara'nın Kuzey Irak'taki PKK varlığını etkisizleştirmeye kilitlenmiş olduğunu teyit ediyor ve yine Ankara'nın baştan beri izlediği çizgiye paralel şekilde bu etkisizleştirmeyi öncelikle Irak'ın gerçekleştirmesi, bunun olmaması halinde Türkiye-ABD-Irak tarafından ortak biçimde yapılması, bu da olmazsa en son şık olarak Türkiye'nin tek başına harekât düzenlemesi anlamına geliyor.
Duran Kalkan'ın Öcalan'ın toplumsal sükûnet açısından rolünü öne çıkardığı ve PKK'nın "doğru ve ilkeli" olarak niteleyerek desteklediği ancak İmralı'nın talimatıyla değişmek zorunda kalan DTP'nin "sine-i millet" kararını "kim olsa aynı şeyi yapardı" havasında altan alta savunduğu uzun söyleşisinde asıl dikkat çekici noktayı Kürt gençliğine ilişkin bölüm oluşturuyor.
Kalkan, PKK tarafından ilk kez dile getirilen ve saflarına katılanlarda dahi gözlemlediği bu sosyolojik tabloyu öne çıkararak örgütün sokakları "kontrol" kabiliyetinin "güvenilir" olmadığını ve İmralı'nın "sosyal sigorta" işlevini hissettirmeyi amaçlıyor.