Ayrılıkçı Tamil Kaplanları olarak bilinen terör örgütünün hikayesi PKK ile büyük bir paralellik gösteriyor. Kısa süre önce Sri Lanka yönetimi büyük bir operasyonla 25 yıllık çatışmayı bitirdi.
Sri Lanka'ya ikinci gidişimde, yirmi beş yıldır çarpışmaların, tedhişin sürdüğü, birkaç ay önce ise güvenliğin sağlandığı bölgeleri görmeyi tercih etmiştim. Adanın doğu ve kuzey kıyılarını. Benimle birlikte yaklaşık iki hafta dolaşacak rehberim ve sürücüm de ülkesinin o yöresine on beş yıldır ilk kez gidecekti.
İlk ziyaretim sırasında zaten adanın önemli yerlerinin pek çoğunu ziyaret etmiştim; bu defa bu küçük, Kıbrıs'tan biraz büyük adanın tamamına yakınını görmeyi hedefliyordum.
Kolombo'dan adanın kuzeyine, Anuradhapura'ya, yani tarihi 2300 yıl eskiye giden Sri Lanka'nın başkentine gittim. Buda'nın gönderdiği Bo-ağacını ziyaret eden Budistlerin büyük kalabalıklar halinde doluşturduğu tapınağa sıkı güvenlik önlemleri arasında girdim. Birkaç noktada arama yapıyorlardı.
Çünkü Tamil Kaplanları, en acımasız saldırılarından birini buraya gerçekleştirmiş, yüzden fazla kişiyi katletmişti. Rehberim, eskiden güvenliğin daha da sıkı olduğunu belirtti.
Turistik büyük otellerin yalnızca bir tanesi açıktı, onda da ben dahil bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda yabancı vardık. Çevredeki kimi oteller yirmi yıldır kapalıydı, binaların dışları, içleri çürümeye yüz tutmuştu. Anuradhapura ayrılıkçı Tamil Kaplanları'nın egemenliğine girmese bile, sayısız terör eylemine sahne olmuştu. Bu noktadan sonra doğuya yaklaştıkça; güvenlik önlemleri, elleri tüfekli askerler, mevziler daha da çoğalmaya başladı. Milli parkların içinden geçerken, her yüz metrede, hatta her elli metrede, içinde iki askerin bulunduğu siperler vardı. Çünkü Tamil Kaplanları, çeyrek asrı bulan eylemleri sırasında, vahşi adanın milli parklarının derinliklerinde üslenmişlerdi. Buralardan çıkıp şehirlere, yakın ya da uzak Sinhali bölgelerine, buradaki resmi ve sivil hedeflere saldırılar düzenliyorlardı.
Bu vahşi yaşam alanlarında, filler, leoparlar, bu adaya endemik siyah ayılar, timsahlar ve başka yaban hayvanlarının arasında yaşıyorlardı. Sayıları beş binle on bin arasında değişiyordu. Buralarda parçalarını birleştirip ürettikleri küçük uçaklarla, adanın önemli mevzilerine, havaalanlarına, hükümet binalarına, limanlarına intihar saldırıları düzenliyorlardı. Her şeyi cangılda yapabiliyorlardı. Sri Lanka yönetiminin gücü onlarla baş etmeye yetmiyordu. Time dergisi bir makalesinde Tamil Kaplanları'ndan, dünyanın en örgütlü, en etkili ve acımasız terör örgütlerinden biri olarak söz ediyordu. İntihar yeleklerini onların icat ettiği biliniyordu. Dahası, iki devlet adamını intihar saldırılarıyla öldürmüş dünyadaki tek örgüttü.
Kaplanların direnişi
Tamiller, Hindistan'ın güneyinden adaya göç etmiş, Hint altkısanın en eski halklarından biri. Yirmi milyon nüfuslu adanın yüzde 12-15 arasındaki oranını Tamiller oluşturuyor. Adanın çoğunluğu olan Sinhaliler Budist iken, Tamil halkı Hindu inancına sahip. İlk çatışmalar, 1972 yılında Sri Lanka hükümetinin, ülke resmi dilinin Sinhalice, dininin de Budizm olduğunu ilan etmesinden sonra başladı. İşte o tarihte Velupillai Prabhakaran, Kaplanlar Örgütü'nü kurdu. Daha sonra adı Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) haline dönüştürüldü. İlk yıllarda Kaplanlar, birkaç direnişçi gruptan oluşuyordu. Ne var ki 1983 yılında EELAM'ın Sri Lanka güvenlik güçlerine başlattığı saldırılar, ülke çapında yüzlerce Tamil'in öldürülmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra Kaplanlar, tüm Tamil direnişçilerini egemenlikleri altına aldı. O tarihten bu yana Tamil teröristler çok vahşi saldırılar düzenlemeye başladılar. Bunların arasında 200'den fazla intihar saldırısı da bulunuyor. Resmi rakamlara göre on binlerce Sri Lankalı bu terör saldırılarda can verdi. Terörist Kaplanlar, kamu binalarını, otobüsleri, Budist tapınakları, köyleri bombalıyordu. İntihar saldırılar için de kadın ve çocuk eylemciler kullanıyorlardı. İntihar eylemcileri, ele geçirilme anlarında kullanmak üzerine boyunlarında siyanür hapları taşıyorlardı.
Hindistan yönetimi başlangıçta Tamil teröristlerine yardım etmişti, daha sonra bu yardımı durdurduğu gibi, Hint Okyanusu'nda Sri Lanka yönetimiyle ortak askeri tatbikatlar düzenlemeye de başladı. Buna tepki olarak Tamil Kaplanları, 1993 yılında Hindistan Cumhurbaşkanı'nı bir intihar saldırısıyla öldürdü.
Ana gelirleri uyuşturucu
Tamil Kaplanları'nın kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, soygunlar ve Batı Avrupa ile Kanada'da yaşayan Tamillerin yardımlarıyla yılda 200 milyon doları aşan bir bütçeye sahip oldukları tahmin ediliyordu. Savaşan taraflar arasında sık sık ateşkese gidiliyor, yine sık sık bu ateşkesler bozuluyordu. Son olarak 2008 Ocak ayında Sri Lanka yönetimi ateşkesten tek taraflı olarak çekildi ve teröristlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Ve bu yılın ocak ayında da Kaplanlar'ın 54 yaşındaki lideri Velupillai Prabhakaran öldürüldü. Daha doğrusu hükümet, Prabhakaran'ın askerler tarafından öldürüldüğünü söylerken, örgüte yakın kaynaklar, bunun siyanür hapıyla intihar olduğunu ileri sürdü. Böylece, yirmi beş yılda 70 bin insanın öldüğü, kimine göre "iç savaş" sona erdi.
Velupillai Prabhakaran, 2002 yılına gelindiğinde, ülkenin kuzey ve kuzey doğusunda 15 bin kilometrekarelik alanı kurtarılmış bölge ilan etmiş, burada kendi vergilerini koymuş, mahkemelerini kurmuş, yol açma, onarma işleri bile yapar olmuştu. Ayrıca, kendi imal ettikleri uçaklardan bir hava kuvvetleri, küçük teknelerden deniz kuvvetleri de vardı.
Velupillai Prabhakaran, 1975'te ülkenin en kuzeyindeki Jaffna kenti belediye başkanını öldürerek kendisinin ve örgütünün adını duyurmuştu. Ancak iç savaşın en kanlı sahnelerinden biri, belki de birincisi 1983 yılında meydana gelmişti. Velupillai Prabhakaran'ın 13 askeri pusuya düşürüp öldürtmesinin ardından başkent Colombo'da sivil Tamilleri hedef alan, Tamil işadamlarının işyerlerini ve evlerini hedef alan ve "Kara Temmuz" diye adlandırılan sistematik ve örgütlü çeteci kıyımlar sonucu 3000'den fazla Tamil öldürülmüştü. Bu olay, bütün Tamil direnişçilerini tek bir çatı altında toplamaya neden oldu. Tamil teröristleri, yaşları 10'a kadar inen çocukları ve kadınları intihar eylemlerinde kullanmaya başladı. Doksanlı yıllarda, öldürülen Kaplanlar'ın yüzde 40 ile yüzde 60'ı arasında değişen oranı çocuk ve kadınlardan oluşuyordu.
250 bini kamplarda
LTTE, 1987'de Kara Kaplanlar adlı ayrı bir birim meydana getirmişti... Çoğu kadından oluşan intihar eylemcileri, saldırı öncesi liderleri Prabhakaran ile baş başa özel bir akşam yemeği yedikten sonra eylemi gerçekleştirmeye başlamışlardı. Hindistan Cumhurbaşkanı Rajiv Gandhi de 1991'de, Tamil Nadu'ya bir ziyaret gerçekleştirdiği sırada Sri Lanka'dan gelen intihar bombacısı kadınlardan biri tarafından öldürülmüştü. Son iki yıl içerisinde LTTE, geç de olsa ABD, Avrupa ve pek çok ülke tarafından, yasadışı ve terörist ilan edildi.
Bugün 250 binden fazla sivil Tamil, temerküz kamplarında bekliyor. Sri Lanka yönetimi, teröristlerle bağlantısız oldukları kesinleşenleri evlerine yolluyor. Ama bu, oldukça yavaş bir süreç... Başkent Colombo'da çok fazla Tamil yaşıyor ve bunlar da güvenlik güçlerinin takibi altında. Meclisteki Tamil milletvekillerinin çoğu LTTE tarafından dışlanmıştı. Yine de Tamil Ulusal İttifakı Partisi'nin milletvekilleri, ülkede huzurun sağlanmasında anahtar rol oynuyor. Kaplanlar'ın, acımasız eylemleriyle birlikte artık bittiğine herkes inanıyor, ama bu dönemi fırsat bilip Tamil halkının özgürlüklerini elde etmesi gerektiğini söyleyenler, hem meclis içinde hem de uluslararası kamuoyunda bulunuyor.
Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın BM'de yaptığı son konuşmada, Sri Lanka yönetiminin teröristleri yok etme savaşında kadınlara tecavüzü bir yöntem olarak kullanmakla suçlaması ülkede büyük yankı yarattı. Orada bulunduğum sırada meydana gelen bu suçlamaya, resmi ağızdan ve basından tepkiler oldu. İntihar eylemcilerinin çoğunun kadın olmasıyla tecavüzlü intikam arasında korkunç bir ilişki bulunuyor ve bunun gerçeğinin ne olduğunu bilmek yazık ki benim için imkânsız. Ama kimi bağımsız ve uluslararası basın kuruluşlarının internet sitelerinde, Sri Lanka askerlerinin, sağ yakaladıkları ve çırılçıplak bıraktıkları bir grup LTTE teröristini öldürürken çekilmiş videolarını izlemek mümkün.
Teröre karşı zafer
Teröre karşı büyük zafer kazanması cumhurbaşkanının desteğini çok üst düzeylere çıkardı. Ama halk arasında eski yönetimi hiç de aratmayan yolsuzluklar, akraba kayırmaları büyük bir tepki topluyor. Örneğin pek çok kimse, başkanın yirmili yaşlardaki oğluna armağan edilen, 75 milyon rupi değerindeki Aston Martin marka otomobili konuşuyor.
Aslında ülkede Tamil Kaplanları'nın etkinliğinin bu kadar yıl sürmesinde bu yolsuzların da payı olduğu söyleniyor. Çünkü kimi intihar eylemleri, üst seviyede subay ve istihbarat görevlilerine verilen rüşvetlerle gerçekleştirilmiş. Zengin bütçeli Tamil Kaplanları, yüksek paralar vererek üst seviyede güvenlik uygulanan resmi yerlere, resmi araçlarla girmeyi başardılar ve buraları havaya uçurdular.
Komünistlerin çok güçlü olduğu güney bölgesi seçimleri geçen pazar yapıldı ve iktidar büyük bir zaferle çıktı. Adadaki desteğini, üçte iki seviyesine yükseltti. Hemen akabinde başkanlık ve genel seçimlerin erken ve birlikte yapılacağı duyuruldu. Başkan Mahinda Rajapaksa elde edeceği seçim zaferiyle anayasada istediği değişiklikleri gerçekleştirmek istiyor. Son olarak Rajapaksa kuzeyde yeni seçilen bölgesel temsilcilere, Tamil dilinde seslendi ve bölgede huzuru sağlayacağı sözünü verdi. Ancak muhalifler, bu "açılım"ın ne olacağının bilinmediğini söylüyor ve belirsizlik halini eleştiriyor. Sol parti, Tamil terörüne karşı çıkıyor, ayrı bir devlete de itiraz ediyor, ama dini ve dil özgürlüklerinin sağlanmasını savunuyordu. Kaplanlar ise kendi toplumları içinde kendilerinden başka muhalefeti yaşatmıyordu. Yani kelimenin gerçek anlamında öldürüyordu. Yine de ulusal mecliste Tamil kökenli milletvekilleri göreli bağımsız bir siyaset izleyebiliyordu.
Sri Lanka bayrağında aslan resmi bulunuyor. Buna karşılık Tamil teröristlerinin ismi Kaplan. Her iki hayvan da Sri Lanka'da bulunmuyor. Kaplan, Hindistan cangıllarında yaşıyor.