Başmüzakereci Ali Babacan, ''Sayın Başbakan Erdoğan'ın 'müzakereler durursa dursun' sözleri Türkiye'nin tavrını yansıtıyor. Kıbrıs konusunda Türkiye üzerine düşeni yapmıştır. Artık Türkiye'den adım atılmasını beklemek gerçekçi değil'' dedi.
Başmüzakereci Babacan, bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye'nin AB ile müzakere sürecine değinen Başmüzakereci Babacan, Kıbrıs konusunda kesin konuştu.
Ada'daki sorunun karşılıklı adımlar atılarak çözülebileceğini belirten Babacan, "Kıbrıs konusunun Türkiye'nin önüne yaptırım olarak gelmesi AB'nin tutumuna uymuyor. Türkiye-AB ilişkilerinin sadece Kıbrıs konusunda sıkıntıya girmesi çok kötü olur" dedi.
"Karşı taraftan hiçbir adım atılmadı" diyen Babacan, "biz üzerimize düşenin fazlasını yaptık. Hükümetimiz, Annan Planı sürecinde ciddi bir siyasi risk aldı. İdeal bir plan olmasa da, plana üzerinde mutabık kalınabilecek bir plan dedik. Kuzey plana 'evet' dedi. Güney 'hayır' dedi. Artık Türkiye'den adım atılmasını beklemek gerçekçi değil" diye konuştu.
"Türkiye-AB ilişkilerinin sadece Güney Kıbrıs'ın bu tutumuyla yavaşlaması Avrupa Birliği için yazık olur" diyen Babacan, Türkiye ile AB arasındaki bu gidişatın tıkanmasının sorumluluğunu kimsenin üstlenemeyeceğini, sebep olanın altında kalacağını söyledi.
"Erdoğan'ın sözleri Türkiye'nin tavrını yansıttı"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusuyla ilgili 'müzakereler durursa dursun' şeklindeki çıkışı için Babacan, Başbakan Erdoğan'ın daha önce de Türkiye'nin limanlar ve havaalanları konusunda geri adım atmayacağını vurguladığını belirterek, Kıbrıs konusunun sürekli Türkiye'nin önüne getirilmesinden rahatsızlık duyduklarını belirtti.
Kıbrıs'ın 30 yılı aşkın süredir devam eden bir konu olduğunu dile getiren Babacan, ''Kıbrıs, nihai ve kapsamlı bir çözüme ulaşmadığı sürece hep önümüzde önemli bir konu olarak duracak. Kıbrıs konusunun, teknik müzakerelerimize hiç karıştırılmadan kendi hattında devam etmesi gereken bir konuyken, müzakere sürecinde adeta bir pazarlık olarak kullanmak, açıkçası AB'nin temel ilkeleri ile de çok bağdaşmıyor" dedi.
"Takvimde aksama yok"
Babacanayrıca, 3 ekimde başlamış olan AB katılım sürecinin en ufak bir aksama olmadan devam ettiğini, özellikle ekonomik konularda herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığını söyledi.
Siyasi reform süreciyle ilgili eleştirilerin daha çok uygulamaya yönelik olduğunu ifade eden Babacan, ''uygulama konusunda yeterli hızı göremiyoruz, deniyor. Bu uygulamaların bir kısmı da hukuk alanında. Bu yeni yasaların özümsenmesi, bunun tam anlamıyla ortaya çıkması zaman istiyor" dedi.
Ekonomik gelişmeler
Türkiye'de yaşanan ekonomik gelişmelere de değinen Devlet Bakanı Babacan, 'ne olacak bu kurun hali?' diye soranlara, seçimlerden önce açıkladıkları programı hatırlatarak cevap verdi.
Kurlarda ve piyasalarda küresel etkenlerden kaynaklanan son hareketlenmelerin, enflasyon hedeflerini değiştirmeyeceğini söyleyen Babacan, "elin parasına karışmayacağız ama Türk parasını enflasyon karşısında eritmeyeceğiz dedik, bunun sözünü verdik ve bu sözün arkasındayız" dedi.
Küresel ekonomideki son hareketliliğin, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde enflasyon kaygılarının güçlenmesi üzerine Merkez Bankalarının faiz artırımına başlamasından kaynaklandığını hatırlatan Babacan, gelişmiş ülkelerde başlayan bu hareketin Türkiye de dahil bütün dünya borsalarında düşüşlere yol açtığını belirterek, bu küresel hareketin bu yıl için enflasyonun hedeflenenden yüksek çıkmasına yol açabileceğini ifade etti.
Türkiye ekonomisinin normalleşme sürecine girdiğini belirten Babacan, ''global hareketlilik Türkiye'de borsaların düşmesi, kurların ve faizlerin yükselmesi şeklinde yaşandı. Normal bir ekonomide yaşananlar yaşanıyor" diye konuştu.
Cari açık ve bütçe disiplini
Hükümetin, bütçe disiplininden asla vazgeçmemeye kararlı olduğunu anlatan Babacan, serbest kur rejiminin de sürdürüleceğini vurguladı.
Cari açığın kontrolünde mali disiplinden sapmamak gerektiğini belirten Babacan, ''bütçe disiplini bu işin temeli. Fazla gelirimiz olsa bile bunu harcamayacağımızı ilan ettik. Cari açığın kontrolünde de en önemli enstrüman yine bütçe disiplini. Cari açık bu kadar yüksek olmasa, bu kadar yüksek faiz dışı fazla sağlamamıza da gerek olmayacaktı. Serbest kur rejiminden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi.
İş dünyası ile istişare talebi
Babacan, iş dünyasının son günlerde dile getirdiği talep ve sıkıntılarla ilgili bir soruya karşılık olarak da, hükümet olarak tüm kesimlerle ''açıklık ve samimiyete dayalı'' ilişkiler istediklerini söyledi.
TÜSİAD'ın hazırladığı 10 maddelik raporu açıklamadan önce hükümetle istişare etmelerini beklediklerini söyleyen Babacan, "basın üzerinden duymak samimi bir destek mi yoksa bir pozisyon oluşturma mesajı mı, tereddüt yaşıyoruz" dedi.
Yunanistan'dan Kıbrıs için yeni çözüm hazırlığı
Öte yandan, Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Kıbrıs konusunda yeni bir çözüm önerisi hazırlığı içerisinde olduklarını söyledi.
Atina’da yayımlanan Elefterotipia gazetesine demeç veren Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, ‘Avrupalı Birleşik Kıbrıs Planı’ olarak adlandırdığı yeni çözüm önerisine değindi.
Bakoyanni çözüm önerisinin, BM mevzuatı çerçevesinde ve Genel Sekreter düzeyinde gerçekleştirilmiş çalışmaların verileri ile Rum kesiminin son 2,5 yılda, içinde bulunduğu AB gerçeği ve iki toplumun taleplerinin temellerine dayanan bir plan olacağını açıkladı.
Yunan Bakan, “Teknik heyetler düzeyindeki müzakerelerin bir an önce başlatılmasını dilerim. Söz konusu önerinin sunulmasının kolaylaştırılması için, özlü görüşmelerde ilerleme kaydedilmeli” dedi.
Bakoyanni, Rum kesiminin Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili fiili müzakerelerin başlatılmasına ilişkin tutumunu önceden bildiğini ve ortaya çıkan durumun kendisini şaşırtmadığını da belirtti ve “Atina ile Rum kesimi arasında Kıbrıs konusunda ortak strateji var; ancak taktikle ilgili konularda bazı görüş farklılıkları ortaya çıktı” diye konuştu.
.
Yayın Tarihi :
18 Haziran 2006 Pazar 14:16:42
Güncelleme :18 Haziran 2006 Pazar 14:32:56