Türkiye’nin müzakerelere başlayacak olmasını büyük ölçüde olumlu karşılayan AB basını, bugün Türkiye’yi bekleyen sıkıntıları dile getirdi.
GUARDIAN: "MUHALİFLERİN VETO KOZU HER ZAMAN SAKLI"
İngiliz Guardian gazetesi, Türkiye’nin üyeliğine karşı olanların 4 Ekim gününü sessiz geçirdiklerinin altını çizdi.
Gazete, bu duruma gerekçe olarak da "Türkiye’ye karşıtı ülkelerin veto hakkını istedikleri zaman kullanma haklarının bilincinde olduklarını" gösterdi.
Guardian gazetesi, Avusturya’nun, örneğin Türkiye’de yargı reformunun tartışılacağı bir oturumda sergileyeceği benzer bir muhalif tutumun, bu hafta Lüksemburg’ta yaşanan krizin tekrar yaşanmasına neden olabileceğini belirtti.
TIMES: "AVUSTURYA VE RUM KESİMİ’NİN VETO SİLAHI VAR"
İngiliz Times gazetesi de müzakerelerde her bölümün kapanması sürecinde bütün AB ülkelerinin veto hakkı olduğuna dikkat çekti. Gazete, Avusturya ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bu veto silahını kullanabileveğini belirtti.
IHT: "İKİ AB LİDERİ KIRMIZI BAYRAK ÇEKTİ"
International Heral Tribune gazetesi, iki AB ülkesinin Türkiye konusunda kırmızı bayrak çektiğini belirtti. Gazete, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun "Türkiye, Avrupa vatandaşlarının kalbini ve zihnin kazanmalı, çünkü Türkiye’nin üyeliğine karar verecek olan onlar" dediğin belirtti.
Gazete, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da "Türkiye’nin AB’ye girebilmesi için büyük bir kültürel devrim geçermesi gerekir. Buru başarabilir mi? Umuyorum ama emin değilim" sözlerini aktardı.
LİBERATİON: 25’LER YENİ BİR FİYASKOYU ENGELLEMEK İSTEDİ
Fransız Liberation gazetesi ise, "25’lerin, kendi kamuoyunlarının görüşlerine ters ancak stratejik bir vizyon ve siyasi cesaret ortaya koyan bir kararını çok alkışlamak isterdik ancak bunu en kötü biçimde yaptılar. İnandıkları için değil, yeni bir fiyaskoyu engellemek için" değerlendirmesini yaptı.
LE FİGARO: İNGİLTERE’NİN ZAFERİ
Diğer Fransız gazetesi Le Figaro ise, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin başlamasının AB Dönem Başkanı İngiltere’nin zaferi olduğunu belirtti. İngilizlerin "sert ancak her zaman şeffaf" bir yöntem uyguladıklarını, bunun bazı AB ülkelerinin tepkisine yol açtığını kaydeden gazete, İngiltere’nin Türkiye uğruna Uluslararası Mahkeme ile ilgili pozisyonundan vazgeçtiğini yazdı.
DIE PRESSE: "ZAFER KAZANDIK"
Avusturya’da yayınlanan Die Presse gazetesi, Avusturya’nın "Hırvatistan’la müzakerele başlamayı sağlamasının" bir zafer olduğunu belirtti. Gazete, Hırvatistan’la müzekerelere başlanması için Uluslarararası Savaş Suçları Mahkemesi ile de işbirliği şartının hiç getirilmemesi gerektiğini savundu.
Avusturya’nın Hırvatistan’a en çok yatırımı olan ülke olduğuna dikkat çeken gazete, Avusturya’nın "Türkiye üzerinden girdiği savaşta mutlak bir zafer kazandığını" belirtti.
DIE TAGESZEITUNG: "DÜRÜST OLMAK ÖNEMLİ DEĞİL"
Alman Die Tageszeitung, Avusturya’nın Hırvatistan politikalarına işaret ettiği yazısında bu durumun, Avrupa’da istediğini elde etmek için dürüst olmanın önemi olmadığını ancak pazarlık yapabilmenin yeterli olduğunu gösterdiğini ifade etti.
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG: "İNGİLTERE DEL PONTE’Yİ ARAMIŞ
OLABİLİR" Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi de İngiltere’nin Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi başsavcısı Carla Del Ponte’yi fikrini değiştirmesini söyleyek üzere aramış olabileceğini belirtti.
Türkiye bugün de manşetlerde
Avrupa basınında Türkiye haberleri hız kesmiyor.
İngiltere'nin en prestijli gazetesi The Times, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerine başlamasını değerlendirdiği haberinde Ankara'nın önünde zorlu bir dönem olduğunu belirtiyor:
"Türkiye, modern, ekonomik açıdan kalkınmış bir demokrasiye dönüşmek için çok büyük çaba harcama sözü verdi. Müzakerelere başlanmasının yarattığı coşku havasından sonra Avrupalı liderler, topraklarının neredeyse tamamı Asya'da olan, yarı gelişmiş Müslüman bir ülkeyi Avrupa standartlarına ulaştırmanın kolay olmayacağı mesajını vermeye başladılar".
Times, bu haberinde Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın "Türkiye'nin büyük bir kültürel devrim geçirmesi gerekiyor. Türkiye belki de üyeliğe asla hazır olmayabilir" dediğini aktarıyor.
The Guardian: Erdoğan tekrar değişir mi?
Guardian gazetesi ise Türkiye'de kesin üyelik garantisinin verilmediğine dikkat çekerek Ankara'yı bekleyen engelleri sıralıyor:
"Türkiye'nin üye olabilmesi için tüm üyeleri tatmin etmesi gerekecek. Herhangi bir ülke herhangi bir gerekçeyle müzakereleri derhal durdurulabilir.
Türkiye'de önemli reformlar yapılmasına karşın , İnsan hakları ihlalleri devam ediyor. İfade özgürlüğünün önünde engeller var. Kadınlara karşı işlenen suçlar hala yaygın. Azınlıklar ayrımcılığa uğruyor. Geçen yıl Erdoğan zinayı yasaklamayı denedi. Protestolar üzerine bundan vazgeçti. Bir Avrupalı diplomat, 'En büyük korkumuz, Erdoğan'ın gelenekçi tabandan gelen baskıyla tekrar değişmesi' diyor." Guardian, hükümetin Avrupa Birliği'nin yanı sıra kendi vatandaşlarını da ikna etmesi gerekeceğine dikkat çekiyor:
"Türkiye'de daha şimdiden birçok kişi, AB'ye fazla taviz verildiğini düşünüyor. Avrupa Birliği üyeliğine destek azalıyor.
Bu durum Türk hükümetlerinin işini daha da zorlaştıracak. Ankara Avrupa Birliği'nin istediği herşeyi yapsa bile müzakerelerin sonunda karşısında referandum yapacağını açıklayan Fransa ve Avusturya'yı bulacak."
'AB'deki seçkinler artık Avrupa halkına kulak vermeli'
Guardian yazarı Jonathan Freedland ise "Avrupalı seçkinler, halklarını daha fazla görmezden gelemez" diyor. Yazar şöyle devam ediyor:
"Fransa ve Hollanda'da Avrupa Anayasası için yapılan referandumlar, Avrupalıların, siyasetçilerin görüşlerini dikkate almamasından usandıklarını gösterdi. Türkiye'ye kapıların açılması doğru bir karardı. Ama hayal peşinde koşanlar çoğunluğun sesini dinlemezlerse, genişleme projesi başarısızlıkla sonuçlanacak.
Guardian yazarı Jonathan Freedland, Avrupa Birliği'nin, istenilen adımları atmaması halinde Ankara'ya üyelik kapılarını kapatması gerektiğini savunuyor:
"Türkiye konusunda karamsar olanlar, cezalandırılması gereken zihniyetin aksine ödüllendirildiğini düşünüyorlar. Ankara'da geçen hafta eşcinsel hareketine karşı dava açıldı. Muhalif olmak hala suç. Türkiye'nin 20'nci yüzyılda Ermenilere karşı işlediği suçları inkarına meydan okuma cesaretini gösteren Orhan Pamuk hakkında açılan davaya bakın.
"Türkiye'ye şüpheyle bakanlar, "Irak bölünür ülkenin kuzeyi bağımsız Kürdistan'a dönüşürse gerçek Türkiye'yi o zaman göreceğiz" diyorlar. İyimser görüşte olanlar ise üyelik perspektifinin dönüşüm konusunda Türkiye'yi teşvik edici rol oynayacağını söylüyorlar.
Financial Times: Yabancı sermaye girişi başlayacak
Financial Times ise üyelik müzakerelerin başlamasıyla Türkiye'nin yabancı yatırımcı çekme şansının artacağını vurguluyor.
Commerzbank, Deka ve General Electrics'ten uzman ve yöneticilerin görüşlerinin aktarıldığı haberde şimdiye kadar Türkiye hakkında doğru dürüst fikir sahibi olmayan birçok yatırımcının, Türk piyasalarına ilgi göstermeye başlayabileceği belirtiliyor.
Bu uzmanlardan biri, müzakerelere başlama kararının önümüzdeki 10 yıllık süreçte Türkiye'nin çok hızlı bir şekilde kalkınmasını sağlayacağını belirtiyor.
Le Soir: Avrupalılar ve Türkler kaderlerini belirledi
Lüksemburg'da resmen başlamasının ardından çeşitli yorumlara yer verdi.
"Le Soir" gazetesi, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin başlamasıyla, "Avrupalıların ve Türklerin kaderlerini belirlediklerini" yazdı.
"Gerçekten tarihi bir gün sonunda, tüm dünyanın ilgili bakışları önünde, geceyarısından sonra yapılan törenle başlayan müzakerelerin" önemine değinen gazete, "AB ülkeleri arasında tam bir uzlaşma ve fikir birliği olmadığını ve Türkiye konusunda iç kavgaların süreceğini" yazdı.
Müzakerelerin başlamasının, Türkiye'nin sonunda AB üyesi olacağı anlamına geldiğinin düşünülebileceğini, ancak sürecin zorlu olacağını belirten "Le Soir", Müzakere Çerçeve Belgesi'nde yer alan "ucu açık", "askıya alınabilir", "kalıcı derogasyonlar" gibi unsurlara dikkat çekti.
La Libre Belgique: Müslüman bir ülke AB'ye demirledi
Muhafazakar "La Libre Belgique" gazetesi, AB Dönem Başkanı İngiltere'nin, bir gecede Türkiye ve Hırvatistan ile müzakereleri başlatarak "bir taşla iki kuş vurduğunu" yazarken, "Müslüman bir ülkeyi AB'ye demirleyen tarihi bir uzlaşma" ifadesine yer verdi.
Lüksemburg kulislerini ve siyasi tartışmaların perde arkasını diplomatik kaynaklara dayanarak anlatan gazete, AB Dönem Başkan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'ı, oyunu iyi yöneten "maestro" olarak nitelendirdi.
İngilizlerin Türklerle uzlaşma sağladıkları metni son ana kadar AB ülkelerinden gizli tuttuklarını, AB'lilerin metnin son halini 3 Ekim akşamı saat 20.00'de gördüklerini, Çek Dışişleri Bakanı Cyril Svoboda'nın bu konuyu Çek başbakanıyla görüşmek ve bilgi verip onay almak için izin istediğini anlatan gazete, metin üzerinde uzlaşma sağlandığı haberinin "alkışlarla karşılanmadığını, ancak kimsenin söyleyebilecek bir şeyi de olmadığını" yazdı.
Tartışılan metinde bazı unsurların "göstermelik ifadelerle" herkesi tatmin edecek boyuta taşındığını belirten gazete, Belçika'nın AB işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Didier Donfut'un, "Yöntemlerini sevmesek bile İngilizler oyunu iyi oynadılar. Gerçekçi politika uygulamak durumundayız" sözlerine yer verdi.
Gazete, 3-4 Ekim gecesi, "bıyık altından gülen ve ışık saçan" Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, kazanılan zaferin ardında memnun ifadesini anlattı ve "Türkiye'nin katılımının AB'ye güç katacağına, Türkiye'nin her zaman bir Avrupa ülkesi olduğuna" ilişkin sözlerini yansıttı.
"La Libre Belgique", Türkiye ile müzakerelerin sonunda, Fransa'nın yanı sıra Avusturya'da da referandum yapılacağını ve halkın onayının isteneceğini yazdı.
"La Derniere Heure" gazetesi, "İp cambazlarının AB'si" başlıklı haberinde, 25'lerin yeni bir krizin yanından geçtiklerini, uzlaşmazlık ve rahatsızlık havasının devam ettiğini yazdı.
Kriz içindeki AB'nin üyelerinin masasına gelen her dosyanın, mevcut krizi derinleştirecek bir "saatli bomba" gibi olduğunu yazan gazete, "Türkiye için tarihi bir adım" ifadesine yer verdi.
Die Presse: Avusturya zafer kazandı
Almanya ve Avusturya basınında Hırvatistan'la ilgili tartışmalar öne çıkıyor.
Avusturya gazetesi, Die Presse, Viyana Hükümeti'nin Hırvatistan konusundaki ısrarının sonuç verdiğini yazıyor.
"Hırvatistan'la müzakerelere başlanması için Savaş Suçları Mahkemesi'yle işbirliği yapma şartı hiç gündeme getirilmemeliydi. Türkiye'yi bir kenara bırakalım, Hırvatistan, Avrupa Birliği üyeliği'ne Romanya ve Bulgaristan'dan daha hazır durumda. Avusturya Hırvatistan'da en fazla yatırımı olan ülke. Doğal olarak hükümet halkının çıkarlarımızı savundu ve Türkiye üzerinden Avrupa Birliği'yle girdiği savaşta gerçek bir zafer elde etti.
Die Tageszeitung: Brüksel'de tehlikeli oyunlar
Almanya'da yayımlanan Die Tageszeitung ise Hırvatistan'la Türkiye'nin görüşmelere başlaması arasında bağ kurulmasının rahatsız edici olduğunu belirtiyor.
Gazete "Brüksel'de Tehlikeli Oyunlar" başlıklı haberinde şöyle diyor:
Avusturya, Hırvatistan'ın savaş suçu zanlılarının iadesi konusunda Lahey'deki mahkemeyle gerçekten işbirliği yapıp yapmadığına bakmadan Türkiye konusunda uzlaşmaya varılmasını son dakikaya kadar engelledi.
Demek ki Avrupa sahnesinde istediklerinizi kabul ettirmek için güçlü argümanlar ya da dürüst talepleriniz olmasa da pazarlık gücünüzün olması yeterli"
Independent: AB, Ankara'ya baskıya hazırlanıyor
Independent gazetesi de Avrupa Komisyonu yetkililerinin kadın hakları, ifade özgürlüğü ve gayri azınlıklar konusunda Ankara'ya baskıya hazırlandığını belirtiyor.