19
Mart
2026
Perşembe
GÜNCEL

Gül dinleme olayına el koydu

Dinleme krizine el koyan Cumhurbaşkanı önce Adalet Bakanı Ergin sonra Yargıtay Başkanı'yla görüştü, 'Yargıyı zedelememe' uyarısı yaptı. Hükümet Sözcüsü Çiçek: Cezalar artırılacak.

Gül ile görüşen Yargıtay Başkanı Gerçeker çıkışta, Başbakan’a “Yargıya saygılıyız” mesajı yolladı. Ama dinlemelerin yarattığı sıkıntıya dikkat edilmesini istedi.

ANKARA - Yargıtay santralı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Metin’in dinlemesinin ortaya çıkmasının sonrasında patlak veren ‘dinleme krizi’ne Cumhurbaşkanı Abdullah Gül el koydu. Gül, önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i ardından Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’i kabul etti. Bu trafiğin ardından Bakanlar Kurulu’ndan dinlemeyle ilgili cezaların artırılacağı açıklaması geldi.
Gül, geçen hafta patlak veren ‘dinleme krizi’ ile ilgili olarak dün yaptığı görüşmelerde Ergin ve Gerçeker’den “Yargının zedelenmemesi, adaletle ilgili kuşku doğmaması için kanunların uygulanmasında herkesin azami hassasiyet ve özen göstermesini” istedi.

Müfettişlerin yetkisine itiraz
Görüşmenin ardından bir grup gazeteciye konuşan Gerçeker, Gül ile yaptığı görüşmede hâkim ve savcıların dinlenilmesine olanak tanıyan Teftiş Kurulu yönetmeliğine yönelik duydukları rahatsızlığı aktardı. Gerçeker, “Adalet Bakanlığı müfettişleri dinlemeler için karar alma yetkisi tanındı. Bunun doğru olmadığı kanısındayız. Teftiş Kurulu, Bakanlığa bağlı olarak görev yapıyor. Savcılık müessesesi devreden çıkarılmış oluyor. Halbuki savcılar bağımsız olarak görev yapıyor. Eskiden bir süzgeç görevi görüyordu. Talep hukuka uygun bir talep olduğu zaman mahkemeden talep ediliyordu. Şimdi ister istemez müfettişler bakanlığa bağlı olduğu için, müfettişlerin yaptığı bütün tasarruflar da Bakanlığın tasarrufu gibi ortaya çıkıyor” dedi.

‘Yasal da olsa sıkıntı yaratıyor’
Gül’e sistemin işleyişindeki yanlışlıkların neler olduğunu anlattığını belirten Gerçeker, “Yasal olarak da dinleseniz, toplumda böyle bir sıkıntı yaratıyorsanız, mutlaka burada bir arıza var demektir. Hiçbir kanun temel hak ve özgürlüklere aykırı olamaz. Olayın psikolojik yönü çok önemli (gazetecilere sorarak) Sizde de yok mu? Temkinli davranma kuşkusu. Bunlar tabi demokratik sistemde olmaması gereken şeyler” diye konuştu.

‘O, kurum telefonudur’
Gerçeker, Yargıtay yasasına göre hâkim ve savcıların ancak Yargıtay 1. Başkanlığı’nın izniyle hakkında dinleme yapılacağını hatırlatarak, “Şimdi o santralın ve telefonunun buradaki arkadaşımıza ait olup olmaması önemli değil. Sonuç itibarıyla o bir kurumun telefonudur. O telefon bugün o arkadaşa verilir, yarın bir başka arkadaşa verilir” dedi. Gerçeker ön inceleme kapsamında, santralın dinlenip dinlenemeyeceğinin tespiti için bilirkişi raporu isteyeceğini vurguladı.
Gerçeker’in verdiği bilgiye göre Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, dinlenirken başka hâkim ve savcının dinlenip dinlenmediği de araştırılıyor:
“‘Telefon yapısı nedeniyle dinlenemiyor’ denildi. Dinlenip dinlemediği konusunda araştırma yapıyoruz. O telefon dinlenirken, başka arkadaşların telefonları dinleme olanağı var mı, ona da bakıyoruz. Kurallara tam olarak uyulmuş mu uyulmamış mı, dinlemeler yapıldıktan sonra dinleme yapılan kişiye sonucu bildirilmiş mi? Dinlemeler iptal edilmiş mi?

Sıkıntı üçlü mekanizma
Gerçeker yargıda HSYK, Yargıtay ve Adalet Bakanlığı’nı kapsayan üçlü bir sistem bulunduğunu ve bu üçlü mekanizmanın sıkıntı yarattığını da savundu:
“Hâkim ve savcılar için soruşturma açılması izni Bakanlığa bağlı, kurulun da bir yetkisi yok. Sistemde bir karmaşa var. Üç başlı bir sistem var. Üç başlı sistem sıkıntı yaratıyor. Biz sistemden kaynaklı sıkıntıları arızaları ortaya koymaya çalışıyoruz. Zincirin bir halkasını düzeltmekle olmuyor ki. Sistemin tamamını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Sorun müfettişlerin doğrudan doğruya Adalet Bakanlığı’na bağlı olmalarından kaynaklanıyor. Bakanlık soruşturma görevi veriyor gidip soruşturuyorlar.”
Yargıtay Başkanı Gerçeker, Başbakan Erdoğan’ın “yargı mahkeme kararlarına uymalı” açıklamasına ise şu yanıtı verdi:

Başbakan’a yanıt
“Mahkemelerin verdiği bir karara uymamazlık edemezsizin. Eleştirirseniz de her makam ve merci uymak zorunda. Aksi söylenemez. O zaman hukuk devleti olmaktan çıkarız. Bizim araştırdığımız yasal olsa bile dinlemeler konusunda bir takım şeyler yasal prosedürü uygun mu değil mi? Ama mahkeme kararlarına uymama gibi bir şey söz konusu değil. Yanlış olsa bile ‘bu karar yanlış, bu kanun yanlıştır’ diye uymamazlık edemezsiniz.”

TİB eleştirisi
Başbakanlığa bağlı Telekominümasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) aslında telefon dinlemelerin tek elden toplanması için ‘iyi niyetle’ kurulduğuna dikkat çeken Gerçeker uyardı: “Bu TİB niye kuruldu. Dinlemeler bellidisipline bağlansın diye kuruldu. Gelişi güzel herkes herkesi dinlemesin diye kuruldu. Ama iyi niyetle yapılan şeyler hukuki ve yasal gerekleri yerine getirilmez, özen gösterilmezse, kötü sonuçlar doğurabiliyor.”

Ceza artırımı yolda
Konu Bakanlar Kurulu’nda da ele alınırken, toplantının ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ‘usulsüz dinlemeler’ konusunda TCK’nın dört maddesinde değişiklik yapılacağını duyurdu. Çiçek’in açıklamasına göre ‘Haberleşmenin gizliliğini ihlal’i düzenleyen TCK’nın 132. maddesi (1-3 yıl hapis), özellikle usulsüz bir şekilde ortam dinlemeleri yapanları yakından ilgilendiren ‘Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasıyla’ ilgili TCK’nın 133. maddesi (2-6 ay hapis, basın yoluyla işlenirse 6 ay-2 yıl hapis) ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’i düzenleyen TCK’nın 134 maddesi (6 ay-2 yıl hapis, görüntü ve ses ifşası halinde 1-3 yıl hapis) ve ‘Soruşturmanın gizliliğini ihlal’i düzenleyen TCK’nın 285. maddesinde (1-3 yıl hapis) değişiklik yapılacak. Bu maddelerdeki cezalarda artırım yapılacak.

Çiçek, ceza artırımı ile söz konusu suçlarda caydırıcılık amaçladığını ifade etti. Hükümet, ortam dinlemesi sonucu elde edilen konuşmaların internette yayımlanmasıyla ilgili olarak da özel bir düzenleme yapacak. Çiçek bu değişikliği şöyle anlattı:

“Yapılacak düzenlemeler sadece ceza artışından ibaret değil. Bir kısım suçlar klasik yöntemlerle işleniyor. Ama teknolojideki gelişmeler nedeniyle dün olmayan bir kısım faaliyetler insan hak ve özgürlüklerini rahatsız eder boyuta ulaştığı için özel bir düzenlemeye ihtiyaç var. Dinlemeler, ortam dinlemeleri de dahil yeni baştan konunun ele alınması gerekiyor.”

Çiçek geçen hafta patlak veren dinleme kriziyle ilgili ise ilginç bir yorumda bulundu:

“Dinlemeyi talep eden yargı mensubu, kararı veren yargı mercii, dinlenen kişiler de yargının mensupları. Bu üçü arasında olup biten şeydir. Bu konuyu bunun dışına çıkardığımız taktirde bu çok doğru bir değerlendirme olmaz.” 

.
Yayın Tarihi : 17 Kasım 2009 Salı 20:25:51


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
oviraptor IP: 78.175.17.xxx Tarih : 19.11.2009 22:51:53

Sayın Cumhurbaşkanımıza dinleme olayının düzgün aktarılmadığı kanaatindeyim dinleme olayı bir kap-kaç yada adi bir suç değil ki  cezası artınca bunu yapanlar vazgeçsin dinleme olayı devletin adalet bakanı izni ile onun görevlendirdiği yine adalet bakanlığından terfi alma umudu olan hakimlerin verdiği  usulsüz izinlerle yapılan bir olay bunu sanki halk yapıyormuş gibi lanse edip cezalar artacak ha bu suçu işleyenler ayağınızı denk alın demek anlamsız ve mantıksız  zaten o yasayı Cumhurbaşkanımız  çıkarmıyor ki oda ilginç cumhurbaşkanımız diyor ki dinleyenler yani adalet bakanı kabine yasa çıkaracak kendilerini cezalandıracak  böyle bir yasa çıksada aptal yerine konuyoruz  çıkmasada ya buzamana kadar dinlenip bir yere kaydedilen veriler ne olacak bu yasa onlarıda silip sıfırlayacak eskiler derdi muz cumhuriyeti muz cumhuriyeti diye ya derdin ne diyorsunuz ne güzel cumhuriyetimiz var   şimdi anlıyorum