Milliyet gazetesi köşe yazarı Fikret Bila, Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Faruk Cömert ile, hava kuvvetlerinin durumunu, Güneydoğu'da artan terörist faaliyetleri, Kuzey Irak'taki gelişmeleri konuştu. Bila'nın, "Güneydoğu insanı devletle barıştırılmalı" başlıklı yazısını aynen alıntılıyoruz...
"Güneydoğu insanı devletle barıştırılmalı"
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert, "Terörün artması askeri mücadelemizdeki zafiyetten kaynaklanmıyor" diyor ve ekliyor: "Bu topyekûn bir mücadeledir. Bölge insanının devletimizle barışık hale getirilmesi gereklidir"
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert'in makam odasındayız. Masasının hemen yanı başında büyük bir ekran var. Ekranda Türkiye'yi çevresiyle birlikte gösteren bir harita var. Anadolu'yu, Ege'yi, Akdeniz'i, Karadeniz'i kapsıyor. Haritanın üzerinde de değişik renklerde, hareket halinde onlarca uçak işaretleri. Merak edip soruyoruz:
Ekrana daha yakından bakabilir miyiz? Bu ekranın işlevi nedir?
Cömert Paşa ekranın başına gelip anlatıyor: Ekrandaki bu haritadan askeri ve sivil uçuşları aynı anda, gerçek zamanında izleyebiliyorum. Sadece askeri uçuşları da ayrı bir modla görebiliyorum. Sivil uçakların görüntüsü kaldırılıyor, sadece askeri uçaklar kalıyor.
Cömert Paşa, uçaklardan herhangi birini seçip bilgisayarın tuşuna basınca, o uçak uçuşu ve teknik özellikleriyle ilgili bütün bilgiler ekrana yansıyor.
Kırmızı görünenler hangi uçaklar?
Onlar Yunanistan'a ait uçaklar. Bu tabii büyük bir kolaylık veriyor hava kontrolüne. Eskişehir ve Diyarbakır'daki bölge harekât merkezlerimizde 24 saat tüm Türkiye'yi ve çevresini kontrol edebiliyoruz. AWACS'lar gelince tabii ki, kontrol özelliklerimiz ve kapasitemiz daha da gelişecek.
Komutan makam odasında Türk hava sahasını ve çevresini rahatlıkla kontrol edebiliyor. Sohbetimize, son dönemde tırmanan terör konusunu açarak devam ediyoruz.
Devletle barışmak
Terör saldırıları son dönemde artış göstermeye başladı. Bunu neye bağlıyorsunuz? Terörle mücadele konusunda yeni bir yaklaşımınız var mı?
Terör kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Terörü dışarıdan destekleyen faktörleri de göz önüne almamız gerekiyor. Özellikle ABD'nin Irak'a ikinci harekâtından sonra oluşan otorite boşluğu ve dış güçlerin terör örgütünü kullanmaları, coğrafi şartlardan kaynaklanan sınır kontrol sorunları, terör saldırılarındaki faktörlerdir. Terör örgütleri sansasyonel amaçla da bunu yapabiliyorlar. Terör örgütüne karşı gerekli tüm askeri tedbirleri alıyoruz. Profesyonel olmasa da profesyonel gibi eğitilmiş personelimiz var. Ama yine de tabii teröristler araziyi çok daha iyi biliyorlar.
Tabii, terörün artması askeri mücadelemizdeki zafiyetten kaynaklanmıyor. Asker bu konuda üzerine düşeni yapmış olmasına rağmen bu mücadeleye siyasilerin, sivillerin de katkıda bulunması gereklidir. Bu topyekûn bir mücadeledir. Bu mücadele kapsamında bölge insanının eğitimi, iyi yaşam koşulları, işsizlikle mücadele, istihdam yaratılması, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve dilimizin etkin bir şekilde öğretilmesi, nihayetinde bölge insanının devletimizle barışık hale getirilmesi gereklidir. Eğitim konusu bu işin anahtarıdır. Herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Lavaş arası francala
Ekonomik koşullar, Güneydoğu'nun geri kalmışlığı, terörün en önemli nedeni olarak sayılır. Sizin değerlendirmeniz nedir?
Konu kaynak aktarma sorunu değildir. Karadeniz'de bugün şartları Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden çok daha kötü durumda olan köyler vardır. Hatta benim memleketim Uzunköprü'de pazara gelen insanlar lavaşın içine francala koyarak katık ederlerdi.
Düşünün şartlar böyleydi. Bugün asfaltı Güneydoğu Anadolu köylerinden çok daha kötü durumda olan Karadeniz köyleri de bulunmaktadır. Bu insanların devletimizle bir sorunları yoktur.
Bütün bunlar Güneydoğu Anadolu'da ırka dayalı milliyetçiliğin insanı kullanıp istismar etmesiyle, bölge halkını yanlış anlamalara götürüp yönlendirmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu nedenle yarayı kaşımak değil tedavi etmek lazım. Bu sadece askeri tedbirlerle olmuyor. Bahsettiğim sivil tedbirler alınırsa terörün zemini ortadan kalkacaktır.
Kürt devleti kuruluyor
Kuzey Irak'taki gelişmelere nasıl bakıyorsunuz? Barzani, istediğimiz an bağımsızlık ilan ederiz, dedi. Irak bayrağını indirip Kürdistan bayrağını çektirdi...
Türkiye, Irak'la ilgisini maalesef geç anladı. Mesela Musul petrollerinin gelirinin bir kısmı bir zamanlar Türkiye'nin bütçesinde gösterilirdi. Çünkü böyle bir hakkı vardı. Irak'ta yaşamış bir imparatorluk geçmişimiz vardı. Irak'la her zaman, tarihimiz boyunca ortak sınırımız vardı.
Komşuluk ilişkileri çerçevesinde Irak'a ilgimiz daha farklı olabilirdi. Ama bugün aleyhimize bir durum olarak Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına çalışılıyor. Adım adım bir devlet kuruluyor. Tabii ABD burada kendi menfaatlerini düşünüyor.
Kerkük'ün demografik yapısının nasıl değiştirildiğini televizyonlardan birlikte izlemedik mi? Dış politika ciddi bir iştir, zaman zaman heyecanlanıp bırakmak olmaz. 1 Mart tezkeresinde keşke kabul etseydik, keşke girseydik deniliyor. İş işten geçti.
Masada bir şeylerin yapılması için daha önceden bir şeyler yapmak gerekir. Fakat birileri istiyor diye bir yerlere de gidilmez. Bunun Türkiye'nin menfaatlerinin doğrultusunda olması gerekir. Bugün yapılabilecek en önemli şey Kerkük için siyasi baskının artırılmasıdır.
Oğlundan komutana cevap
Org. Cömert'e askerlik mesleğini nasıl tarif ettiğini de sorduk. Tebessüm ederek şu yanıtı verdi:
Siz bütün hayatımı soruyorsunuz. Askerlik kendinizle ilgili hiçbir öncelik olmadan ailece fedakârlık yapılması gereken bir meslektir diye tarif edebilirim. Son zamanlarda komutanların görev devir teslim törenlerinde eşlerine, ailelerine teşekkür ettikleri yazıldı. Teşekkürü fazlasıyla hak ediyorlar. Onlar da bizimle askerlik mesleğini yaşıyorlar. Fedakârlık ailece yapılıyor. O bakımdan teşekkürü hak ediyorlar. Mesela eşim de asker gibi yaşıyor. Sabah 07.00'de faaliyetlere katılmak için güne başlıyor. Gerçekten zorlayıcı bir hayat. Bizim ne zaman hangi göreve gideceğimiz belli olmuyor. Bunlara göğüs geriyorlar.
Bir oğlum, bir kızım var. Mesela kızımın benim görevim nedeniyle eğitim hayatı etkilendi. Ankara'da iyi bir okulda okuyordu, ben Diyarbakır'a tayin olunca mecburen bu okuldan aldım ve Diyarbakır'da bir okula verdim. Üniversite hazırlık kurslarına orada gönderdim ama öyle bir ortamda iyi bir hazırlık mümkün değildi. Nitekim üniversite sınavına girerken, yurtdışında görev yaptığımız için İngilizcesi iyiydi, sadece dil eğitimine devam edebileceği bir fakülteye girmesi mümkündü. Öyle de yaptı. Oğlum ise yurtdışı görevindeyken orada üniversiteye başlamıştı, o nedenle Ankara'ya nakil yapabildi ve ODTÜ'den bilgisayar mühendisi olarak mezun oldu. Ona bir gün şöyle bir soru sordum. "Oğlum" dedim: "Benim yaptıklarımdan hangisini yapmazsın?" Verdiği cevap her şeyi özetliyordu. Şöyle dedi: "Çocuklarıma daha fazla zaman ayırırım."
Tezkerenin incelikleri Lübnan tezkeresini nasıl değerlendirdiniz?
Bugün Lübnan'da tezkere konusu gündeme gelirken tezkerenin mahiyeti fazla dikkate alınmadı. Burada en önemli husus, dost ve müttefiklerin her seferinde istediklerini ayrı ayrı değerlendireceğiz hükmünün tezkerede yer almasıdır. Mesela Güney Kıbrıs'ta limanlara yönelik bir lojistik faaliyet için tabii ki TSK görev almayacaktır. Uçuş riski varsa görev yapılmayacaktır. Bu nedenle tüm istekler ayrı ayrı değerlendirilir maddesi konmuştur. Diğer önemli husus, da Lübnan'a yapılacak insani yardımlar konusundadır. Tezkerede Lübnan'a yapılacak insani yardımların "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yapacağı yardımların korunması" çerçevesinde bu yardımların nereye ve nasıl yapılacağı şeklinde ele alınacaktır. Devletimizin yardımlarının dışındaki yardımların korunması görevi tezkerede yer almamaktadır. TSK görevi TBMM'den aldı, onun dışında görev verenler kendileri yaparlar.
Milliyet/Fikret Bila
Yayın Tarihi :
8 Eylül 2006 Cuma 10:40:26
Güncelleme :8 Eylül 2006 Cuma 10:57:51