TBMM AB Komisyonu’nun hafta içindeki Fransa ziyaretinde gündeme gelen, Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımına karşı yapmayı planladığı tarihi atağın ayrıntıları netleşiyor.
Lahey Adalet Divanı ile Lahey Uluslararası Daimi Hakemlik Mahkemesi (UDHM) seçenekleri üzerinde duruluyor. 2006’nın son aylarında dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün başkanlığında yapılan Asılsız Soykırım İddiaları İle Mücadele Koordinasyon Kurulu (ASİMKK) toplantısında, broşür, sempozyum, gazete ilanları gibi yöntemlerin sonuç getirmediği, Türkiye’nin haklılığının uluslararası bir yargı organının kararıyla onaylanmasının daha doğru bir seçenek olacağı görüşünde mutabık kalındı.
MAHKEME KARARI YOK Bunun üzerine Lahey Adalet Divanı ile Lahey Uluslararası Daimi Hakemlik Mahkemesi (UDHM) seçenekleri gündeme geldi. Fransa’nın 29 Şubat 2001’de aldığı sözde soykırım kararının hiçbir mahkeme kararına dayanmadığından hareket eden Ankara, bir ülke parlamentosunun böyle bir karar alabilmesi için uluslararası bir mahkemenin karar almış olması gerektiğini düşünüyor. Konuyla yakından ilgilenen CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, Hürriyet’e, "Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili hiçbir uluslararası mahkeme kararı yok. Fransa Parlamentosu mahkeme mi? Fransa, 1948 BM Sözleşmesi’ni hiçe saymış durumda" dedi.
HAKEMLİK SEÇENEĞİ UDHM seçeneği gündeme geldiğinde ise, sürecin özetle şöyle işleyebileceği hesap ediliyor: "Türkiye, sözde soykırım iddialarıyla ilgili UDHM’ye başvurulmasını önerecek. Türkiye ve Ermenistan, üçer hakem seçecek. Bu hakemler bağımsız ve tarafsız bir başkan belirleyecek. Türkiye’nin elindeki tüm arşivler ile, Boston’daki Taşnak Partisi arşivleri, patrikhane ve Türkiye’de o dönemki yabancı misyonların elinde bulunan arşivler toplanacak. Uzmanlar heyeti, bu arşivlerin doğru olup olmadığına karar verecek.
KÖŞEYE SIKIŞIRLAR Daha sonra yine o döneme ilişkin demografik yapıda bir değişiklik olup olmadığı, yaşanan hastalıklarla ilgili geniş çaplı bir adli tıp çalışması yapılacak. Tüm veriler toplanıp üzerinde çalışmalar tamamlandıktan sonra taraflar dinlenecek. Bazı yetkililer, bu durumda Ermenilerin, soykırım iddialarını şüphe taşımayacak şekilde ispatlamak zorunda kalacaklarını ileri sürerek, şu görüşü savundular: "Ermenilerin elinde bunu kanıtlayacak hiçbir belge yok. Türkiye’nin elinde ise tehcirin meşru müdafaadan kaynaklandığını gözler önüne seren çok kuvvetli belgeler bulunuyor. Bundan dolayı Ermeniler, UDHM’ye sıcak bakmazlar. Ancak Türkiye’nin bu yönde yapacağı atak, Ermenileri ve diasporayı ciddi şekilde köşeye sıkıştıracaktır."
Paris katılmazsa Türkiye tek gider
CHP milletvekili Şükrü Elekdağ, hafta içinde, Türkiye’nin 1948 tarihli Soykırımı Engelleme ve Cezalandırma Konvansiyonu’nun dokuzuncu maddesine dayanarak Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı planladığını Fransız muhataplarına aktardığını, Fransa’yı da Türkiye ile bu kuruma beraberce gitmeye davet ettiğini açıklamıştı. Elekdağ, Paris’in buna sıcak bakmaması halinde Türkiye’nin tek başına da Lahey’e gitmeye hakkı olduğunu, zira Fransa’nın 2001 yılında çıkardığı ve 1915 olaylarını soykırım sayan yasayla 1948 Konvansiyonu’nu ihlal ettiğini belirtmişti.