23
Mart
2026
Pazertesi
GÜNCEL

Kalplerimizi paramparça etme!

Başbakan Erdoğan'ın Rusya dönüşünde uçakta yaptığı "dershane" açıklamalara Gülen cemaatinden yine yanıt geldi. Gülen'in konuşmalarının yer aldığı herkul.org internet sitesinin editörlüğünü yapan Osman Şimşek, dün gece yarısı yine Twitter üzerinden açıklamalarda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben "Kalplerimizi kırdın, bari paramparça etme Usta" çağrısı yapan Osman Şimşek, Başbakan'ın cemaat hakkındaki "karşı taraf" nitelemesine de itiraz etti.

Şimşek, "Biz yerimizde duruyoruz; süratli bir arabaya binmiş hızla uzaklaşan biri varsa, o da ihtimal yanlış bilgilendirilen sayın Başbakanımızdır" dedi.

Dershane tartışmalarının en başında Twitter üzerinden "Hocamızın onayını aldım" diyerek, istenirse dershanelerin devredilebileceğini açıklayan kişi olan Osman Şimşek, 62 tweet olarak yayınladığı dünkü mesajlarında ise doğrudan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslendi.

Şimşek, "Biz okul, dershane, okuma salonu gibi müesseseleri doğru, faydalı ve gerekli görüyoruz; onların tek bir şubesinin tek bir taşına dokundurmama noktasında kararlıyız. Bu niyetimizin tahakkuku için elimizden gelen her meşru vesileyi değerlendirecek; illa bunlardan biri ya da birkaçı kapatılacak olursa, bu dünyada bütün hukuki yollara başvuracak ve ahirette mahkeme-i kübrada davacı olacağız" dedi.

Cemaatten "susmayacağız" mesajları

Osman Şimşek, Twitter'daki mesajları daha sonra ise düz bir metin olarak Herkul.org sitesinde de yayınladı.

Uzun süredir yurt dışında yaşadığından "usta" sözcüğünün olumlu mu, yoksa olumsuz anlamda mı algılandığını bilmediğini vurgulayan Şimşek, "Senelerdir Türkiye’den uzaktayım; 'usta' sözünün şimdilerde nasıl algılandığını, zemm mi yoksa medih mi kabul edildiğini iyi bilmiyorum" dedi.

Osman Şimşek, son dönemde ısrarla "Dış güçler tarafından sahneye sürülen 'Erdoğan’sız bir AKP' senaryosu" olduğunu, bu senaryoyla cemaatin de ilişkisi olduğunun ima edildiğini hatırlatarak, "Şayet biz öyle bir kirli oyunun içindeysek, Allah bizi helak etsin; fakat, birileri o iftiralarla asıl meseleyi gizliyorlarsa, Allah onları kahreylesin” ifadesini kullandı.

"Riyaset, ihsan ve ikram makamı değildir..."

İsim vermeden, Başbakan Erdoğan'ın Rusya dönüşünde "Cemaatin ileri gelenleri bugüne kadar Tayyip Erdoğan'a ne getirdiler de, Tayyip Erdoğan geri gönderdi?" sözlerine de atıf yapan Osman Şimşek şöyle dedi:

"“Ne istediler de yapmadık?!” denildiği ifade ediliyor. Riyâset, bir ihsan ve ikram makamı değil bir hizmet vasıtasıdır. Halkın haklı ve makul taleplerini karşılamak idarecilerin boynunun borcudur."

Yine Başbakan'ın cemaat hakkında kullandığı "karşı taraf" ifadesini de hatırlatan Osman Şimşek, şunları söyledi:

"Geceler boyunca kendisi için hâcet namazları kıldığımız, uğruna olmadık hakaretlere uğradığımız ve sadece bir oy katkıda bulunmak için bile saatlerce uçak seyahatine dahi katlandığımız bir insan ve bir siyasi hareket bugün bizi “karşı taraf” kabul ediyor; dahası çirkin bir komplonun parçası görüyor. (Allah şahit ki bunları başa kakmak için değil, nabzımızın atışını beyan kasdıyla söylüyorum.)Hayır, vallahi de billahi de tallahi de biz yerimizde duruyoruz; süratli bir arabaya binmiş hızla uzaklaşan biri varsa, o da ihtimal yanlış bilgilendirilen sayın Başbakanımız ve kılcallara nüfuz etmiş virüsler tarafından kalbi bozulan suizanlı insanlardır."

Şimşek, herhangi bir siyasi parti içinde yer almayan cemaatin, ilk defa bir siyasi hareket için ''ille de onlar'' dediğini vurgulayarak, "Şimdi bu insanlardan şefkat tokatı değil öyle nikmet tokatları (kahır şamarları; içinde hiç merhamet bulunmayan hiddet silleleri) yiyoruz ki, bir yönüyle dünyaya geldiğimize de geleceğimize de bin pişman haldeyiz'' dedi.

Şimşek, cemaatin dershaneler konusudaki mücadelesini tüm meşru yolları kullanarak sürdüreceğini de vurgulayarak, "Her şeye rağmen, biz okul, dershane, okuma salonu gibi müesseseleri doğru, faydalı ve gerekli görüyoruz; onların tek bir şubesinin tek bir taşına dokundurmama noktasında kararlıyız" diye yazdı.

"Hukuki yolları kullanacağız..."

Şimşek, dershanelerin kapatılmasında ısrar edilmesi halinde ise hukuki tüm imkanlarla buna karşı mücadele edeceklerini şu sözlerle ifade etti:

"İlla bunlardan biri ya da birkaçı kapatılacak olursa, bu dünyada bütün hukuki yollara başvuracak ve ahirette mahkeme-i kübrada davacı olacağız."

Şimşek, mesajlarını şöyle tamamladı:

"Şayet murad gerçekten eğitim reformu ise o ancak toplumun talepleri doğrultusunda ve istişare neticesinde yapılır. Yok, birilerine diz çöktürmek ve boyun eğdirmek isteniyorsa, bilinmelidir ki: Biz hakkaniyet ve makuliyete biat ettik, nefsaniyet ve enaniyete boyun eğmeyeceğiz. Mümin üslubundan ayrılmamak kaydıyla doğru bildiğimizi desteklemeye devam edeceğiz."

OSMAN ŞİMŞEK'İN AÇIKLAMASININ TAM METNİ ŞÖYLE:

"Lise yıllarımda kimi zaman ayakkabı boyacılığı yapar kimi zaman da bir parkta çay satar, dar gelirli sınıfından sayılan aileme destek olmaya çalışırdım. Bir gün elimdeki çay tepsisini bir yere mi çarptım fazla mı salladım bilemiyorum, bir bardağı düşürüp kırmıştım. Çay ocağının ustası öyle sert bakmıştı ki yüzüme, adeta yerin dibine sokmuştu beni onun nazarları. Sonra azar işitecek olmuştum ki; mahcup bir sesle “Ben en fazla bir bardak kırdım, sen ise kalbimi yaraladın; bari onu parçalama be ustam!” dedim.

Senelerdir Türkiye’den uzaktayım; “usta” sözünün şimdilerde nasıl algılandığını, zemm mi yoksa medih mi kabul edildiğini iyi bilmiyorum. Şayet kaba düşmeyeceğine inansaydım bugünlerde de aynı sözü tekrar ederdim: “Kalblerimizi kırdın, bari paramparça etme be usta!” Nasıl demezsin ki; sevdiğin, kendisi için dua dua yalvardığın, televizyonda gördüğünde ağabeyini görmüş gibi inşirah duyduğun bir insan sizin hakkınızda “para tatlı, kara propaganda, rantçı, komplocu, karşı taraf, nankör, paralel idare, kokutucu ve muhalefetin yemi…” gibi bir sürü hakaret sıralıyor.

Bir kere olsa, dil sürçmesi deyip sineye gömeceksin ama damara basmak istenircesine tekrar edilen kelimeler/cümleler duyuyorsun. Bu ithamların hepsine verilecek cevaplar vardır ve sözlerin muhatapları uygun zaman ve zeminlerde bazı hususları ifade ederler.

Müsaadenizle iki mevzuya dair işarette bulunacağım. Bazıları ısrarla, dış güçler tarafından sahneye sürülen “Erdoğan’sız bir AKP” senaryosundan bahsediyor; dahası, bir çirkin komplo teorisiyle, kendisini ülkeye, millete ve insanlığa adamış ruhları da oyunun bir parçası olarak anlatıyorlar. Şayet böyle bir komployu seslendirenler Allah’a ve ahirete inanmayan kimselerse, onlar hakkında doğrudan “müfteri”nin kendine yakışanı yaptığını söyleyeceğim; fakat mü’minler de aynı hezeyanları seslendiriyorlarsa, “Allah aşkına gayr-ı vaki bir hadiseyi hakikatmiş gibi sunup günaha girmeyin!” diyeceğim.

Hatta yetiştiğim ocak üslubunca câiz olsaydı; “Şayet biz öyle bir kirli oyunun içindeysek, Allah bizi helak etsin; fakat, birileri o iftiralarla asıl meseleyi gizliyorlarsa, Allah onları kahreylesin.” der ve sizin de “âmin”lerle iştirakinizi isterdim. Bu Hizmet’e gönül vermiş insanlar hiçbir zaman doğrudan bir siyasi hareketin yanında yer almamışlardır; ülkeye ve millete faydalı gördükleri kimseleri desteklemekten ve onlara oy vermekten de geri durmamışlardır.

Sayın Başbakanımıza karşı bir tavrımızın olması söz konusu değildir; bizim duruşumuz, yanlış gördüğümüz bazı hususları hatırlatmak ve toplumun sesine kulak verilmesini istemekten ibarettir. Şu katiyen bilinmelidir ki, Kitap ve Sünnet’e uygun olmayan hiçbir hareketin ve meselenin içinde bulunmamız mümkün değildir. Aynı zamanda, Kitap ve Sünnet’in hak dediği mevzularda da taviz vermemiz beklenmemelidir. Diğer taraftan “Ne istediler de yapmadık?!” denildiği ifade ediliyor.

Riyâset, bir ihsan ve ikram makamı değil bir hizmet vasıtasıdır. Halkın haklı ve makul taleplerini karşılamak idarecilerin boynunun borcudur. Hukuka aykırı olmamak veya özel bir muamele gerektirmemek şartıyla hiçbir ayırım gözetilmeden mümkünse her vatandaşın isteğini yerine getirmek idarecilerin sorumluluğudur.

Hizmet erlerinin hiçbir zaman hiç kimseden kanunlara aykırı veya imtiyaz ifade eden bir talepleri olmamıştır/olmayacaktır.Keşke yaşadıklarımız bir kâbus olsa ve keşke tez vakitte bu ölüm uykusundan uyanabilsek!..Heyhat, geceler boyunca kendisi için hâcet namazları kıldığımız, uğruna olmadık hakaretlere uğradığımız ve sadece bir oy katkıda bulunmak için bile saatlerce uçak seyahatine dahi katlandığımız bir insan ve bir siyasi hareket bugün bizi “karşı taraf” kabul ediyor; dahası çirkin bir komplonun parçası görüyor. (Allah şahit ki bunları başa kakmak için değil, nabzımızın atışını beyan kasdıyla söylüyorum.)

Hayır, vallahi de billahi de tallahi de biz yerimizde duruyoruz; süratli bir arabaya binmiş hızla uzaklaşan biri varsa, o da ihtimal yanlış bilgilendirilen sayın Başbakanımız ve kılcallara nüfuz etmiş virüsler tarafından kalbi bozulan suizanlı insanlardır.Başka günahlarımız vardır; fakat bu mevzudaki en büyük kusurumuz ancak Hazreti Üstad’ın, “Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir” kaidesiyle açıklanabilir. Biz sayın Başbakanımızı Osman Gazilerin, Sultan Fatihlerin, Yavuz Selimlerin çizgisinde mütalaa ettik; ilk defa bir siyasi hareket hakkında “ille de onlar” dedik; şimdi bu insanlardan şefkat tokatı değil öyle nikmet tokatları (kahır şamarları; içinde hiç merhamet bulunmayan hiddet silleleri) yiyoruz ki bir yönüyle dünyaya geldiğimize de geleceğimize de bin pişman haldeyiz.

Herşeye rağmen, biz okul, dershane, okuma salonu gibi müesseseleri doğru, faydalı ve gerekli görüyoruz; onların tek bir şubesinin tek bir taşına dokundurmama noktasında kararlıyız. Bu niyetimizin tahakkuku için elimizden gelen her meşru vesileyi değerlendirecek; illa bunlardan biri ya da birkaçı kapatılacak olursa, bu dünyada bütün hukuki yollara başvuracak ve ahirette mahkeme-i kübrada davacı olacağız. Şayet murad gerçekten eğitim reformu ise, o ancak toplumun talepleri doğrultusunda ve istişare neticesinde yapılır. Yok, birilerine diz çöktürmek ve boyun eğdirmek isteniyorsa, bilinmelidir ki: Biz hakkaniyet ve makuliyete biat ettik, nefsaniyet ve enaniyete boyun eğmeyeceğiz. Mümin üslubundan ayrılmamak kaydıyla doğru bildiğimizi desteklemeye devam edeceğiz."  

...
Yayın Tarihi : 25 Kasım 2013 Pazartesi 17:02:27
Güncelleme :25 Kasım 2013 Pazartesi 17:10:14


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
yasar ertas IP: 5.61.150.xxx Tarih : 25.11.2013 20:57:19

Oh be icinizi iyimi iyi dökmüsünüz bana bile oh dedirtiniz sag olun.  Bu özel dersanelere ne büyük pasta imiş,  bu büyük pastayi yapan ögencilerin ebeveyinlerine de tesekkür. Bu  pastayi yapmislar, yaparken bile bir kerecik tatmamislar. Buyrun agalar pasta sizin demisler. Şimdi bu pastada cok mu cok tatli herhalde... Bu agalar bu pastayi kendi aralarinda paylasamiyorlar hissi geliyor bana. Bu yazmalar,  bu konusmalarla Allah sonlarini hayir etsin. BU  pastanin etrafinda dolasirken birİleri birilerin ayagina  basmis gibi bagiriliyor bende neymis bu dersaneler diye sasiyorum.  Dersaneleri kapatma cok zor  veya özel okula cevirme bunun altinda bir büyük pasta varmi var gibime geliyor. Dünyada bunun örnegi yoktur ;  özel okul acin diye ne konusulur ne baska ne yol gösterilir...  Piyasada özel okula ihtiyac varsa bunda kar vs. varsa kapitalizm devreye otamatikman girer.  Açarda açar.  Bu da normaldir. Diğer yönden devlet memleketin yararina bir üretim vs.ve bu üretimde  disari baglilik varsa   bunu yapin yapana tesvik vs. vardir der ve yardimci olunur

Dersanelerin kapanmasi imtihan sistemini kaldir  sistemi degistir, karnelerdeki not ortalamasini  ayarla ve buna göre yüksek okula gidilsin otamtikman... Dersaneler kapanacaktir cünkü müsterisi  olmayan duruma düsecekler bu ise ne yatirim ne acilim yapacakalrdir

Dersaneler olmadan yüksek okul kazanilmiyor sistemine otamtikman girilmis veya sokmuslar dersaneler olmasa da cakil tasi gibi yüksek okul adaylari var farz edelim; dersaneler olmasa bunlardan illaki birileri bu okullara girecekt. Ama bu sefer ali degilde belkide veli girecektir  ama ne fark eder demek yerine bizde de illada benim  oglum kizim girsin o zaman buyrun  dersanelere bunu bilenler  islerini biliyor dersane aciyor mu aciyor.  Bu yasalda olduguna göre  müşteri de cok olduguna göre yakında bende bir dersane acayim da gel keyfim gel diyeyim ne ala memleket


ahmet IP: 88.241.1.xxx Tarih : 25.11.2013 18:08:24

 sayın hocam müslümanlığı yükseltmek için ve müslümanların her mevkide var olması için çok çalıştınız mevcut laik demokratik sistemin müslümana düşman olduğu  kanaatiniz ile bu yolda hep gayretle  size göre dindar  bir nesil varettiniz  sizi taktir etmek gerekir ve o gençlik şimdi devletin her mekanizmasında ama bir  yerde iş tersine döndü o zaman sizi dinleyen   ve sizin yerleştirdiğiniz memurlar yöneticiler bürokratlar  hükümet yanında olmak için size arkasını dönüyor dindar  gençlik kartı  artık işlemiyor işlemeyecekte bence hemen çalışmaya başlayın  yeni bir gençlik yetiştirin bu gençliği yetiştirirken Mustafa Kemal Atatürk önder seçin  laik demokratik bir gençlik gelsin ki  her türlü fikir demokrasi ortamında hayat bulsun yoksa demokrasi olmayan bir ortamda tek doğru vardır  diğer doğrulara yer  yoktur olmayacaktır da dün  her türlü mücadelelerle varolmak için çabaladığınız laik demokratik zemin  artık sadece kağıt üzerinde kaldı anayasa değiştiği gün  tarih olacaksınız