Ankara'nın su sorununa çare olacağı bildirilen Kızılırmak projesi için tüyler ürperten iddia.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Ahmet Göksoy, ''Kızılırmak suyu Ankaralıya ekonomik olarak külfetgetirecek, sağlık konusunda da ciddi sıkıntılar doğuracaktır'' dedi.
TMMOB İnşaat, Kimya, Çevre Mühendisleri odaları ile Ankara Tabip Odası tarafından, Kızılırmak suyuyla ilgili İnşaat Mühendisleri Odası Lokali'nde basın toplantısı düzenlendi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Ahmet Göksoy, burada Kızılırmak ve Kesikköprü Barajı'ndan su numuneleri alınarak ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'ne incelettirildiğini belirtti.
İnceleme sonucunda hazırlanan rapora göre, ''sülfat, sodyum ve klorür miktarının Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı'nın sınırlarının üzerinde olduğunu'' bildiren Göksoy, Kızılırmak suyundaki insan sağlığını tehdit edecek kadar yüksek sülfat, sodyum ve klorürün İvedik Arıtma Tesislerinde kullanılan teknolojiyle de aşağı çekilemeyeceğini ve zararlı maddelerin arıtılamayacağını öne sürdü. Göksoy, Kızılırmak suyunun, Kesikköprü Barajı yakınlarına kurulacak yeni bir tesiste arıtılmadan Ankara'ya getirilmemesi gerektiğini savundu.
ANKARALI SIKINTI YAŞAYACAK
''Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin aksini söylemesine karşın Ankaralıların hem sağlık hem de ekonomik açıdan gelecekte sıkıntılı günler yaşayacağını'' iddia eden Göksoy, şu görüşlere yer verdi:
''Yaşadığımız su sorunu bir kez daha açığa çıkardı ki Ankara kötü yönetilmektedir. Belediye yönetimi öngörüden yoksundur. Belediye alt ve üst geçitler dışında ihtiyacı karşılayacak yatırım yapmamaktadır. Kentsel kaynaklar
alt yapıya değil, vitrine dönük yatırımlar için harcanmıştır. Ankara'da ortaya çıkan su sorunun nedeni kuraklık değildir. Su politikası olmayan ve su yatırımlarını yapmayan belediyedir. Ankara'da su sıkıntısının yaşanması sonucunda ortaya çıkan pH değişimleri, biyolojik ve kimyasal kirlilik sorunları olağanüstü hal anlayışı çerçevesinde ele alınmalıdır.''
Kızılırmak suyunun Ankaralılara ekonomik külfet getireceğini ve sağlık konusunda ciddi sıkıntılar doğuracağını savunan Göksoy, Ankara'ya suyun Kasım ayı sonunda getirilmesinin de mümkün görünmediğini ileri sürdü.
Göksoy, projenin maliyetinin başlangıçta 250 milyon YTL olarak açıklanmasına rağmen 1 milyar YTL'yi bulacağını öne sürdü.
ÇAY TİRYAKİLERİ ETKİLENECEK
Ankara Tabip Odası Başkanı Önder Okay da ''sudaki sülfat, klorür ve sodyum değerlerindeki yüksekliğin hamileler ve bebekler başta olmak üzere tüm yaş ve cinsiyet gruplarında ileri derecede sindirim sistemi sorunlarına, gözler ve solunun yollarında tahrişe, sindirim sisteminde atipik yakınmalara, kansızlığa, bebek ve çocuklarda sinir sistemi bozukluklarına, yüksek hipertansiyon ve koroner kalp hastalıklarına neden olabileceğini'' ifade etti.
Kızılırmak suyunun çay için kaynatılması halinde buharlaşmanın etkisiyle içerdiği kimyasal madde yoğunluğunun daha da artacağına işaret eden Okay, bunun da çayın tadını farklılaştıracağını, tiryakilerin sağlığını olumsuz
etkileyeceğini söyledi.
SAĞLIK BAKANLIĞI DEVREYE GİRSİN
Oda yetkilileri daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. İshal vakalarıyla ilgili soru üzerine Okay, bu konuda kamuoyuna açıklanan verilerin bilimsel olmadığını, 1 haftalık verilere dayanarak yapılan açıklamalar yerine
Sağlık Bakanlığının daha geniş kapsamlı gözlem sonuçlarına dayanarak kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini kaydetti. Okay ayrıca, Sağlık Bakanlığının da Kızılırmak'tan getirilecek suyu inceletmesi ve kamuoyunu aydınlatması gerektiğini dile getirdi.
Bir soru üzerine Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçük, ''Kızılırmak suyundaki sülfat oranının diğer barajlardaki sularla bir yere kadar seyreltilebileceğini, ancak bu yöntemle kötü suyu iyileştirmek için eldeki iyi suyun da kalitesinin bozulacağını'' savundu.
bence Ankaraya bir an su gelse şu kızılırmaktan yoksa bu gidişte susuz kalcaz