Bir onay, üç mesaj
Kamuoyuna "AB için yapıldı", askerlere ise "Yetkileriniz alınmadı" mesajı veren Gül, Meclis'e de "tereddütleri giderme" görevi verdi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askerlerin özel yetkili sivil mahkemelerde yargılanmalarını içeren "anti - darbe" düzenlemesini, yasanın önüne geldiği 10'uncu günde 3 mesaj vererek onayladı. Gül kamuoyuna, "AB için yapıldı" derken, askerlere "yetkileriniz elinizden alınmadı" mesajı verdi, Meclis'e de "tereddütleri giderme" ödevi yükledi. Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları ile ilgili düzenleme üzerindeki tartışmalar devam ederken Köşk'ten dün akşam saatlerinde beklenen haber geldi. . Yasanın onaylanmasından sonra Gül'ün hassasiyetlerini dile getirdiği gerekli düzenlemelerin nasıl ve ne zaman yapılacağı önem kazandı. Meclis'in 4 Ağustos'ta Başkanlık seçimi için toplanacağı dikkat çekilirken, aynı gün Danışma Kurulu kararı ile çalışma kararı alınabileceği belirtiliyor.
KAMUOYUNA
Cumhurbaşkanı Gül, onay açıklamasında, Başbakanlığa gönderdiği yazının içeriğini de kamuoyu ile paylaştı. Yazı şöyle: "2008 yılında AB Komisyonu tarafından yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesi'nde yer verilen ve kısa vadeli öncelikler arasında bulunması sebebiyle 2009 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesinde yarar görülen 'Askeri mahkemelerin yetkisinin askeri personelin askerlikle ilgili görevlerine hasredilmesi' maddesi gereğince bu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır." Gül bu ifadelerle kamuoyuna, "Bu değişikliği Türkiye'nin bu yılın sonuna kadar yapması gerekiyordu. Bu, AB'nin bizden istediği bir değişiklik" mesajı verdi.
ASKERLERE
Gül, açıklamada Askeri Mahkemelerin Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu'na da atıfta bulundu. Kararda "Yapılan düzenlemenin 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 'genel görev' başlıklı 9'uncu maddesindeki askeri mahkemelerin "kanunlarda aksi yazılı olmadıkça" maddede belirtilen suçlara bakmakla görevli olduklarına ilişkin hükümle de uyumlu olduğu görülmektedir" denildi. Köşk'ün bu ifadeleri ilk bakışta basit bir atıf gibi görüldü ancak Gül bu cümlelerle askerlere, "size ait olan yargılama yetkisi elinizden alınmıyor, sakin olun" mesajı verdi.
MECLİS'E
Gül, kamuoyunca "anti-darbe düzenlemesi" olarak nitelendirilen yasayı onaylarken, başörtüsünün üniversitelerde serbest hale gelmesini sağlayan Anayasa değişikliğini onayladığı sıradaki yöntemi uyguladı. Gül, tıpkı o dönemde yaptığı gibi Meclis'e, "uygulamadaki tereddütleri giderme" ödevi verdi. Gül, "Bu düzenlemenin uygulanmasında askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin de yapılmasında fayda görülmektedir" dedi.
GÜL "İVEDİLİKLE" İSTEDİ
Gül yasayı onaylarken, AB'nin beklentileri ile demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve şeffaflık ilkelerini gözönünde bulundurdu, ancak askerin somut endişelerinin de giderilmesini 'ivedilikle'istedi. Askerin endişelerini açıklama metnine bizzat kendisi ekledi.
DEMİREL VE SEZER ÖRNEĞİ
Köşk kaynakları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yasayı onaylarken eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer'in izlediği yöntemleri de göz önünde bulundurduğunu belirttiler.
KRİTİK YASA YÜRÜRLÜKTE
Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını da içeren ''Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'', Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kanun, asker kişilerin, barış zamanında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri halinde, bu mahkemeler tarafından yargılanmasını öngörüyor. Savaş ve sıkıyönetim halinde işlenen suçlarda ise askeri mahkemelerin yargı yetkisi korunuyor.
Kanuna göre, barış zamanında asker olmayan kişilerin, Askeri Ceza Kanunu veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda, asker olmayan kişilere ilişkin soruşturmalar Cumhuriyet Savcıları, kovuşturmalar ise adli yargı mahkemeleri tarafından yapılacak. Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanacak.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu, uyarıcı madde imal ve ticareti ile bu suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçları; ağır ceza mahkemelerinde görülecek. Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen bir başka suçla işlenirse, uzlaşma hükümleri uygulanmayacak.
YURT DIŞINDA RÜŞVET VEREN TÜRK VATANDAŞI
Kanuna göre, rüşvet suçu, Türk vatandaşı ya da yabancının yurt dışında işlemesi halinde Türk kanunlarının uygulanacağı suçlar arasından çıkarıldı. Böylece bir Türk vatandaşı, yurt dışında rüşvet verirse, Türkiye'de bulunması halinde, kovuşturma için Adalet Bakanının iznine gerek kalmayacak.
Kanun, bir kişinin, suçtan elde ettiği veya suçun konusunu oluşturduğu eşyayı, suç tamamlandıktan sonra edinmesinde, iyi niyetli olup olmadığına bakılmadan elindeki eşyaya el konulmasının da önüne geçiyor. Suç teşkil eden eşya ve maddelerin müsadere edilmesi için eşyayı daha sonra edinen kişi, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan ''iyi niyetin korunması''na ilişkin hükümlerinden yararlanamayacak.
Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer mal varlığı değerini, bu suçun işlenmesine katılmayan ancak satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
YABANCIYA RÜŞVET, ETKİN PİŞMANLIK DIŞINDA
Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verenler, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacak.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamada öncül suçların alt sınırı, 1 yıldan 6 aya indirildi. Alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizleyen, meşru bir yolla elde edildiği kanaati uyandırarak çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak.
Kanunla, TCK'ya yeni bir suç tanımlaması eklendi. ''Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçunun konusunu oluşturan mal varlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak'' fiilleri ayrı bir suç olarak tanımlandı. Bu suçları işleyenlere, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
TÜZEL KİŞİYE DE CEZA
Bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, zimmet, kaçakçılık, petrol kaçakçılığı, terörün finansmanı gibi suçları tüzel kişinin yararına işlerse, tüzel kişiye de idari para cezası kesilecek. Bu suçların tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye 10 bin liradan 2 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezasına karar vermeye, bu suçlardan yargılama yapmakla görevli hakim yetkili olacak.
sayın cumhurbaşkanı meclisteki suçlularında yargılanabilmesi için caba gösterirse çok seviniriz