Uzmanlar, “terörle medya arasındaki ilişkiyi keserseniz, onu vanası kapatılmış bir musluk gibi söndürürsünüz” demişlerdir. Ama hiçbir güç bu ilişkiyi kesmeyi başaramamıştır.
Çünkü medyanın gayesi olayları geniş kitlelere ulaştırmaktır. Bu yönüyle de Barzani aleyhine yazdığımız yazılar ve gösterdiğimiz tepkiler onun davranışlarını büyük kitlelere ulaştırmıştır.
Hoparlörün Fonksiyonu
Hoparlör, bir konuşmayı yüksek sesle başkalarına duyurmak için kullanılan bir alettir. Bu manada, bir kimsenin söz veya eylemlerini geniş kitlelere ulaştıran vasıtaya da bu ismi verebiliriz. Bu yönüyle bakıldığı zaman, Barzani’nin eline zaman zaman hoparlör verdiğimizin farkında değiliz.
Terörle mücadele uzmanları terörün en büyük silahının medya olduğunda birleşirler. Bu sebepledir ki, kitleleri sarsan bir terör olayına sahiplenen pek çok kuruluş çıkar. Onu sahiplenmekle, ne kadar güçlü olduklarını ispatlamaya çalışırlar.
Uzmanlar, “terörle medya arasındaki ilişkiyi keserseniz, onu vanası kapatılmış bir musluk gibi söndürürsünüz” demişlerdir. Ama hiçbir güç bu ilişkiyi kesmeyi başaramamıştır. Çünkü medyanın gayesi olayları geniş kitlelere ulaştırmaktır. Medyanın gayesi ile teröristin maksadı arasındaki bu paralellik, onları biri birini besleyen iki eleman haline getirmiştir.
Barzani’nin Herzeleri
Son günlerde, Kuzey Irak’ta muhtar bir bölgenin başkanı olan Barzani, Türkiye aleyhinde bazı tehditkâr sözler sarf etmiştir. Bu sözlere gerek Türk kamuoyu ve gerekse, Türk devletinin yetkilileri sert tepki göstermişlerdir. Bu sert tepkiler birçoğumuzu memnun etmiştir. Fakat olayın bir de üzerinde durulması gereken yönü vardır.
Olayın seyrine bakalım. Şubat ayında, Barzani bir Arap televizyonuna Türkiye’yi tehdit eden, Türk vatandaşlarını tahrik eden bazı konuşmalar yapmıştır. Türk basını ve medyası bu konuşmaları manşet yapıncaya kadar bu sözlerden kimsenin haberi olmamıştır. Televizyonlarımız, radyolarımız ve gazetelerimiz bunu aradan birkaç ay geçtikten sonra duymuşlar ve okuyucularına manşetten duyurmuşlardır. İşte bu suretledir ki, bu sözleri sade Türkiye’de değil, dünyada duymayan kalmamıştır.
Barzani bir terör örgütü olan PKK’yı desteklediğini gizlememiştir. Yani teröre yataklık etmektedir. Bunun konuşmalarını yaymak, bir yönüyle PKK terörünün çıkarınadır. Şüphesiz, bu haberleri veren ve manşete çıkaranların, böyle bir maksadı yoktur. Ancak bu haberlerin ölçüsünü hesaplamakta dikkatsizlikleri vardır. Konu haberin verilip verilmemesinden ziyade, veriliş tarzındadır.
Rakibin İsmini Anmak
Bunun dışında deneyimli politikacıların bir tavsiyesi vardır. Akıllı insanlar, sevmedikleri kimselerin isimlerini anmamalıdır. Sevilmeyen insanlar elbette methedilmez. Amma onun aleyhinde de konuşsanız, başka kafalara bu ismi yerleştirirsiniz. Bu yönüyle de Barzani aleyhine yazdığımız yazılar ve gösterdiğimiz tepkiler onun davranışlarını büyük kitlelere ulaştırmıştır. Hasmın yani beğenmediğiniz kimsenin isminin anılmasının nasıl yanlış olduğuna dair politik hayattan verilecek pek çok misal vardır. Bunlardan bir tanesi çok tipiktir:
Fransa’da, bir dönemin Cumhurbaşkanı Mitterand ile Başbakanı Chirac, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde televizyon programına çıkmışlardı. Chirac, muhatabını küçük düşürmek için, Mitterand’a Cumhurbaşkanı demiyor, Bay Mitterand diye hitap ediyordu; Mitterand ise, Chirac’ın ismini anmaksızın Sayın Başkan diyordu.
Ertesi gün bu televizyon programında kazanan tarafın kim olduğu hususunda birçok köşe yazarı birleşiyordu. Gerekçeleri ise gayet açıktı: “Mitterand, muhatabının ismini hiç söylemedi. Chirac ise yedi defa onun ismini andı” diye yorum yaptılar. Nitekim bu seçimi Mitterand kazanmıştı.
Bu yönüyle bakıldığı zaman, gerek Barzani’nin saçmalıklarını manşete çıkarmak ve gerekse ismini sık sık anmak suretiyle onun hoparlörü olmuşuzdur. Bu söylediklerimiz hiçbir zaman muhatabımızı ciddiye almamamız ve onun yaptıklarına ilgisiz kalmamız manasına gelmez. Barzani hiçbir beyanatta bulunmasa bile, onun gerçek niyetini keşfedemez miyiz? Veya biz başka metotlarla bu konudaki kararlılığımızı ona bildiremez miyiz?
Yaptığımız yanlışlarla, Barzani’nin saçmalarını, sadece Türkiye’de yaşayanların değil, bütün dünyadaki dinleyicilerin kulaklarına ulaştırmış oluyoruz.
Yeni Dünya Gündemi
Yayın Tarihi :
24 Nisan 2007 Salı 00:55:54