19
Mart
2026
Perşembe
GÜNCEL

ODTÜ'nün konuğu Soyer

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi'nin düzenlediği Kıbrıs Konuşmaları Dizisi'nin 'Kıbrıs'taki Son Gelişmeler' toplantısına konuşmacı olarak katıldı.

Kıbrıs sorununu tarihsel bir perspektiften ele alma gereğini vurgulayan Soyer, Kıbrıs'ta 'Güç bende iken uzlaşmaya gitmeme' şeklinde bir ana kültür oluştuğunu dile getirdi.

KKTC'deki yeni hükümet sürecine de değinen Soyer, ''Bu hükümet krizine sürekli magazinsel yaklaşıldı ama şu soru sorulmadı: Bu hükümet neden çıkmaza girdi?'' diyerek, hükümetin bozulmasında üç temel hayati noktanın rol oynadığını söyledi.

Soyer, AB'nin mali yardım tüzüğünün kabulünün, Avrupa Parlamentosu temas grubunun Kuzey Kıbrıs ziyaretinin ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos arasında ilke anlaşmalarının imzalanması konusunda dönemin KKTC Dışişleri Bakanının hükümet politikalarının tam tersi açıklamalar yapmasının bu bozulmanın nedeni olduğunu açıkladı.

Türkiye'deki hükümetin bu sürece müdahil olduğu iddiaları konusunda ''Türkiye Hükümetinin Başbakanı bize bu hükümeti bozun, şunu alın diye bir sözü ne söyledi, ne de bizim böyle bir kültürümüz yok'' diyen Soyer şunları kaydetti: "Bizim dünya görüşümüz bellidir, Türkiye'de hükümette bulunan Adalet ve Kalkınma Partisinin de dünya görüşü bellidir ama Kıbrıs sorununun çözümü için, benden farklı düşünen insanlarla bir zeminde buluşmayı hiçbir zaman bir zul saymadım. Önemli olan ortak çıkarlarda yapıcı, yaratıcı ve topluma katkı sağlayan
sonuçları yaratmaktır."

-SORULAR-

"Belli bir tarihi ve tabanı olmayan Özgürlük ve Demokrasi Partisini nasıl içinize sindiriyorsunuz" şeklindeki soruya yanıt veren Soyer, 13 Aralık 2003 seçimlerinden sonra Annan Planına karşı olan DP ile koalisyon kurduklarında da benzer bir eleştiriyle karşılaştıklarını, siyasetin yaratıcılık sanatı olduğunu ve sonuç itibariyle o zaman pek çok kişinin içine sindiremediği bu koalisyon hükümetinin görüşmeleri başlattığını ifade etti.

"Özgür Parti ile kurulan koalisyon, Annan Planına dayalı, 24 Nisan referandumunun temel alındığı ve Talat'ın Papadopulos ile imzaladığı ilke anlaşmaları çerçevesinde çözüm üretmek temel mantığına dayalı olarak kurulmuştur" diyen Soyer, bunu ileriye götürmenin kendi yeteneklerine, halkın desteğine ve ortaklarının uyum göstermesine bağlı olduğunu kaydetti.

Yeni hükümetin Avrupa ile ilişkilere bakış açısı ve bu konuda Türkiye'deki hükümetle ortak politikaya sahip olup olmadıkları hakkındaki bir soru üzerine Soyer "Değişen koşulların farklılaşan noktasını ele almalıyız" diyerek, Güney Kıbrıs'ın artık AB üyesi olduğunu, Türkiye'nin ise müzakereleri sürdürdüğünü ve bu durumda Kıbrıs'ta çözümü AB üyeliğinin sonrasına ertelemenin mümkün olmadığını belirtti.

Soyer sözlerini şöyle sürdürdü: "AB'ye yönelik tavrımız, BM çözüm planına dayalı çözüm olgusunu AB'de sürekli gündeme getirip Güney Kıbrıs'taki hakimiyetçi anlayışı tartışılır kılmak, buna bağlı olarak izolasyonların kaldırılması ve mali yardım tüzüğünün işlemesi anlayışı temelindedir.

Türkiye'nin üyelik sürecinde Türkiye limanları açama yönünde bir hukuki taahhütte bulunmuştur, buna karşılık AB de izolasyonların kaldırılması için bir siyasi taahhütte bulunmuştur. Bu taahhütler karşılıklı gerçekleştirilmelidir."
aa
Yayın Tarihi : 4 Ekim 2006 Çarşamba 23:13:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?