19
Mart
2026
Perşembe
GÜNCEL

'Papaz' katili karanlıktan korkuyor

Trabzon'da Sancta Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santaro'nun, 5 Şubat 2006 tarihinde öldürülmesinin katil zanlısı O.A'nın, tutuklu bulunduğu Trabzon Ceza İnfaz Kurumu'nda terapisti olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Adem Solak, papaz cinayetini her yönüyle aldığı “Küresel Yolda Papaz Cinayeti” adlı kitap hazırladı.

Solak kitabının ilk bölümünde, 5 Şubat 2006 Pazar günü Santaro'nun öldürülmesinin ardından gözaltına alınan ve tutuklanarak Trabzon Ceza İnfaz Kurumu'na konulan O.A. ile tutukluluğunun 19. gününden başlayarak, her hafta 1.5 saat süreyle tekrar ettiği terapiler ile O.A'nın 18 yıl 10 ay ağır hapis cezasına çarptırıldığı karar sonrası yaptığı son terapide yaşanan ve konuşulanlara yer veriyor.

Kitabın bu bölümünde, cinayetin basında yer alınışı ve çizilen senaryoları ele alan Solak, bazı siyasi liderler ve profesörlerin konuya ilişkin değerlendirmelerine değiniyor.

Solak, ayrıca Santaro cinayetinin ardından Trabzon'da yaşanılanlara yer verdiği bu bölümde, Trabzon'un emniyet kayıtlarına da dayandırdığı suç potansiyelini, kendi değerlendirmesiyle nedenleri ve çözümlerine de ele alıyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise Solak, O.A'nın annesi Necmiye, babası Hikmet, ablası ve ağabeylerinin, O.A. nasıl bir çocukluk geçirdiğine ve nelerden etkilendiğine ilişkin anlatımlarına yer veriyor.

İTALYAN PROFESÖRLE CİNAYETİ DEĞERLENDİRME

Bu bölümde Solak, cinayet sonrası O.A'yı tanıyanların ve Sancta Maria Kilisesi çevresinde esnaflık yapanların düşünceleri, “Ankara Cinayeti” ile ”Papaz Cinayeti”, “Papa Suikasti” ile “Papaz Cinayeti” arasındaki benzerlikler ile İtalyan bir profesörle cinayete ilişkin değerlendirmesini ele alıyor.

Adem Solak, kitabın son bölümünde ise, O.A'nın cinayeti “din”, adına mı?, ”örgüt” adına mı?, “felsefe” adına mı?, gerçekleştirdiğini sorgulayarak, bir psikolog olarak kendi değerlendirmesini yapıyor.
Solak, O.A'ya terapilerde yönelttiği sorular yanında “kitap terapi” yöntemini de uygulayarak, düşüncelerini ortaya çıkarma çalışması yaptı.

O.A'ya okuması için verdiği kitaplarda beğendiği ifadelerin altını çizmesini isteyerek, O.A'nın ifade edemediği ya da etmediği düşüncelerinin açığa çıkmasını sağlamaya çalıştı.

Solak, bu yöntemi ilişkin kitabında, “Birey uzun bir kitapta istese de kendisini saklama tavrını sonuna kadar koruyamaz. Öte yandan kitap terapisi yoluyla elde edilecek verilerle, doğrudan elde edilen verilerin karşılaştırılması yoluyla keşini değişik ortamlardaki kendini ifade etmeleri arasındaki çelişkiler olup olmadığı rahatlıkla ortaya konabilir” değerlendirmesinde bulunuyor. Adem Solak kitabında, O.A'ya okuması için verdiği kitaplarda çizdiği bölümlere de yer veriyor.

Adem Solak, kitabının önemli bir bölümünü oluşturan terapilerin ilkinde karşılaştığı O.A'yı gördüğünde, “Hayır, bahsedilen olayın faili bu küçücük, sakin tavırlı, çelimsiz çocuk olamaz” diye düşündüğünü belirtiyor.

O.A'NIN EVDE GİREMEDİĞİ ODA

Cesur biri olup olmadığını sordum. 'Sanırım cesaretliyim ama gece korkarım” dedi.

Annesi oğlunun, evin bir odasına girmediğini, bunun da tuhaf bir huy olduğunu önceden söylemişti. Sanık bir şekilde bu konuya geldi ve bunu bunu yapmasının nedeni olarak korktuğunu, eskiye dönmekten kaygı duyduğunu ifade etti. ”Nasıl yani” dedim. Sanık, “Ben son bir yılda çok bilgi kazandım, kendimde büyük atılımlar gerçekleştirdim. O oda, çocukluk odamdı ve oraya girersem kazandıklarım kaybolur, çocukluk duygularıma dönerim diye korktum” dedi.

Ailesine birçok şeyi söylemediğini, örneğin; okuduğu ağır kitapları, kitaplığın alt gözünde sakladığını, yazıların da orada olduğunu belirtti.

KURTLAR VADİSİ DİZİSİNDEN NEFRET EDİYOR

“Kurtlar Vadisi” ve benzeri diziler şu sıralar gençleri en çok suça teşvik eden programlar olarak görülüyor. Oysa sanık bu ve benzeri şeylerden nefret eden, izlemeyen biri. Bu da bir sürü tuhaflık arasında başka bir tuhaflık.

O.A'NIN OKUDUĞU KİTAPLAR

Konuşmalarımız yine kitaplara geliyor ve “Kitap okumasına kısıtlama getirmeme kızıp kızmadığını soruyorum. “Hayır ama bana Bilim-Teknik Dergisi'nin eski sayılarını getirecektin, getirmedin” diyor. Ben de tekrar geldiğimde getirmeye söz veriyorum. Bunun arkasından geçmişten beri okuduğu tüm kitapların listesini yapmaya karar veriyoruz.
......
Liste şöyleydi; (Önce Otaokul dönemi) Allah'ın Askerleri, Komünist Rusya, Nasyonalizm ve Alman Milliyetçiliği, Bilimde İslam, Darwin'in Yalanları, Siyonistlerin Sonu, Peygamber Efendimizin Üstün Ahlakı, Şeriat ve Laiklik, Bilimin Üstünlüğü.....

Lise döneminde okuduklarının bazıları; Komünizm ve Sosyalizm, Türkiye ve Dış Politika, Atatürk ve Kemalizm, Ülkücülük ve Türk Milliyetçiliği, Darwinizm ve Marksizm, Hitler ve Siyasi Vasiyetim....

“CEPHANELİK GİBİ”

Adem Solak'ın O.A'nın okuduğu kitapları ilişkin değerlendirmesi ise şöyle:

“....Birçok kitap ama zamansız okunmuş birçok kitap. “Kaş yaparken göz çıkarmak” deyimi aklıma geliyor. Kafa karışıklığından öteye kafayı karmakarışık edecek bir karışım. Cephanelik gibi. Hele 13-14-15 yaştaki biri için. Kitabın üstündeki temel soruyu hatırlayın; örgüt mü, din mi, felsefe mi?. Bu soruya cevap ararken yukarıdaki kitap listesi üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor.”

“AİLELER ÇOCUKLARINI KENDİ HALİNE BIRAKMASIN”

Babası ile yapmayı tasarladığımız televizyon programını cuma gününü ertelediğimizi ifade edip hangi konulara değinilmesinin uygun olacağını soruyorum kendisine. İlk dediği şey, “Ailelere çocuklarını kendi haline bırakmamalarını
söylesin baba” oldu. “Sonra böyle bir olay sonrasında ailelerin çektiği sıkıntılardan bahsedebilir. Benim bir dava için böyle bir olay yaptığımı da açık olarak söylemesi gerekir” diye de ekledi.

“PAPAZIN VURULABİLECEĞİNİ BİRİLERİ BİLİYORDU”

Kendisine bu yönde fikir aşılayan kişilerin neden kendisiyle birlikte hareket etmediklerini, olaya onlar da gerçekten inanıyor idiyse niye kendini bu işe yalnız göndermeye razı olduklarını soruyorum, sadece susuyor. Ama düşüncelere dalarak bir susuş oluyor bu?

Papazı vurabileceğini birilerinin bildiğini, ancak o gün, o şekilde hareket edeceğini hiç kimsenin bilmediğini belirtiyor özellikle.

Adem Solak, 300 sayfalık “Küresel Yolda Papazi Cinayeti” ana başlığı, atında “Örgüt mü? Din Mi? Felsefe mi?” alt başlıklarını taşıyan kitabında, Trabzon'da öldürülen Rahip Andrea Santaro cinayetiyle psikolojik analizlerin yanı sıra, sosyolojik analizler ve eğitimle ilgili sorgulamalar yapıyor.
aa
Yayın Tarihi : 24 Kasım 2006 Cuma 12:16:21
Güncelleme :24 Kasım 2006 Cuma 12:37:04


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?