19
Mart
2026
Perşembe
GÜNCEL

Roche zararı ödemeyecek

Roche Türkiye Genel Müdürü George Nikolov Hadjiev, şirketin geçmişte Türkiye’de kötü niyetli uygulamaları olduğunu kabul etti, ancak davalar sonuçlanmadan kamuya verilen zararı ödemeyeceklerini bildirdi. Hadjiev, ayrıca Roche’un 2001’de 31 milyon YTL zarar ettiğini ve bu nedenle 2002 yılından beri kurumlar vergisi ödemediklerini de açıkladı.

Roche dün ilk kez basının karşısına çıktı ve iki yıldır süren skandallara ilişkin soruları yanıtladı. Daha doğrusu yanıtlamaya çalıştı demek gerek. Zira Nisan 2005’te Rusya’dan Türkiye’ye atanan Bulgar asıllı genel müdür George Nikolov Hadjiev, kendisinden önceki döneme ilişkin yeterli bilgiye sahip olmadığını ve geçmişte yaşananlardan sorumlu olamayacağını söyledi. Yine de gazetecilerin ısrarlı sorularına verilen bölük pörçük yanıtlarla üç yeni şey öğrenmiş olduk.


ROCHE 40 MİLYON YTL TEŞVİK ALMIŞ

Birincisi; Roche ilaç şirketinin Sağlık Bakanlığı’yla pazarlığa oturup Neupogen isimli ilacı nedeniyle oluşan 1 milyon 400 bin euro kamu zararını ödediği. (Şirket ilacın fiyatını olduğundan yüksek göstermiş ve bu durum Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun raporuyla belgelenmişti.)

İkincisi; şirketin 2001 yılında 31 milyon YTL zarar ettiği ve o tarihten bu yana kurumlar vergisi ödemediği. Üstüne üstlük 40 milyon YTL’lik bir yatırım teşviki aldığı. Yani Roche beş yıldır vergi ödemediğini itiraf etmiş oldu.

Üçüncüsü; Roche şirketinin, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda yer alan ve sadece Neorecormon adlı ilaçtan elde ettiği 8.3 milyon YTL’lik haksız kazanç da dahil olmak üzere kamuya verdiği zararı geri ödemeyeceği.


300 KİŞİNİN İŞİNE SON VERİLDİ

İki yıldır sayısız skandalla birlikte “çete oluşturmak ve ihaleye fesat karıştırmak” suçlarıyla açılan davaya konu olan Roche’un düzenlediği basın toplantısı, eşine az rastlanır nitelikteydi. Bir kere seçilen mekan gayet şık, gösterişli, gazetecilerin işini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmişti. İzzet ikrama diyecek yoktu... Halkla ilişkiler şirketinden kurumsal iletişim müdürlerine, otelin giriş kapısında konukları karşılayan elemanlara kadar herkes işini başarıyla ve organize bir şekilde yürütüyordu. Toplantıyı izleyecek gazeteciler için “asırlık ilaç devi” Roche hakkında ayrıntılı veriler içeren dosyalar titizlikle hazırlanmıştı. Hakkını teslim etmeli; bilançosundaki zarar nedeniyle beş yıldır kurumlar vergisi ödeyemeyen bir şirket olmasına rağmen hiçbir masraftan kaçınmamıştı Roche.

Türkiye’de 1.5 yıldır görev yapan genel müdür, köklü bir yeniden yapılanma sürecinde olduklarını söyleyerek başladı konuşmasına. Ciddi bir değişim süreci yaşadıklarını ve bu çerçevede yaklaşık 300 kişinin işine son verilerek yeni elemanlar alındığını bildirdi. Piramidin en tepesinden en alt basamaklara yayılmıştı değişim. 110 yıllık geçmişi olan ve 170 ülkede faaliyet gösteren Roche’un etik kurallara bağlı hareket ettiğini söyleyen genel müdür Hadjiev, “İlkelerimizden herhangi bir sapma Roche ile kesinlikle ilişkilendirilmemelidir. Bireylerin yanlış yorumlaması ya da kötü niyeti sonucu oluşmuştur” diye de ekledi. Eski genel müdür Faruk Yöneyman ve ekibinin kötü niyeti sonucu bugünlere gelindiğini söylemiş oldu yani. Şu andaki çalışma ilkeleriyle geçmiş arasında benzerlikler olmadığının altını çizdi. Bunun üzerine işgüzar bir gazeteci, “Yani geçmişte etik kurallar yok muydu” diye sordu. Yanıt alamadı.


POLİSE TEŞEKKÜR EDİYORUM

Swissotel’in Neuchatel salonundaki toplantıda, şirketinin faaliyetlerinden gurur duyduğunu ifade etti Hadjiev. Fakat ne yazık ki hâlâ manşetlerde yer almaktan kurtulamıyorlardı. Bu da üzüntü veriyordu tabii. Maziye sünger çekmeyi öneriyordu yeni genel müdür. “Biz yeni ve ilkeli bir ekibiz, öncesinden sorumlu değiliz” dedi defalarca. “Zaten yeterince bilgimiz de yok. Tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz ki, siz (yani gazeteciler) olayları bizden daha iyi biliyorsunuz, belgeler bizden önce size geliyor” dedi. Hatta bilmediği konularda kendisini aydınlatması ve işleri düzeltmesi için gazetecilerden yardım istedi.


Bir gazeteci, “Represant nedir” diye sordu. Hadjiev, “Ürettiğimiz ürünlere ilişkin bilimsel bilgileri, reçete yazan kişi ve kurumlara aktarmaktır” diye yanıtladı. Gazeteci, “Peki represantların, kendi şirketinin ilacını daha fazla yazdırmak için doktorlara çeşitli hediyeler vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Zira e-mail yazışmalarında doktorlara ne tür hediyeler verildiği ortaya çıktı” diye hatırlattı. Hadjiev, “Söylediğiniz şey doğru, ancak kurumsal bir anlayış değil” diyerek, e-mail yazışmalarını çözdüğü için polise teşekkür ettiğini söyledi. Roche içinde e-mail yazışmalarının kişisel olduğunu ve yönetimin bunlara erişemediğini söyleyen Hadjiev, “Kabul edilemeyecek bazı hususlar olduğu kesin ama sizin elinizde bizden daha çok bilgi var. Bize yardımcı olursanız seviniriz” dedi. Gazeteci, “Kendi içindeki yazışmalardan haberi olmayan şirkete ben yardımcı olamam” karşılığını verdi.

Hadjiev kişisel e-mail’lere erişemediklerini söyledi ama bu hiç de inandırıcı değildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan, mahkemelerde tanık olarak dinlenen nice Roche çalışanı, yaptıkları bütün işleri e-mail yazışmalarıyla yönetime bildirdiğini ifade etmişti. İki yıldır yazılan binlerce sayfalık raporlarda, mahkeme tutanaklarında, iddianamelerde ve polis sorgularında bu durum gayet sarihti.


1.4 MİLYON EURO ÖDEDİK, O KADAR!

Bir başka gazeteci, “Başbakanlık Teftiş Kurulu, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu raporları, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın iddianamesi ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü’nün inceleme tutanaklarında ortaya konan 10.7 milyon YTL’lik kamu zararını ödeyecek misiniz” diye sordu. Hadjiev, “Bunlar Rekabet Kurumu’nda devam etmekte olan bir süreç olduğu için bir şey söyleyemem” dedi. Gazeteci, “Bunun Rekabet Kurumu’yla ilgisi yok, kamuya verdiğiniz zararın karşılanmasını soruyorum” dedi. Hadjiev, “Bilgim yok” demekle yetindi. Bu bilgisizliği şaşırtıcı bulduğunu söyleyen gazeteci, “Ciddi bir değişim içinde olduğunuzu söylediniz. Bu değişim sadece sözle mi, yoksa kamuya verdiğiniz zararı ödeyerek mi özür dileyeceksiniz” diye sordu. Hadjiev, “Bir dava açılmışsa bu konuda görüş bildirmek istemem” dedi.


Hadjiev, ısrarlı sorular karşısında Sağlık Bakanlığı’yla pazarlığa oturduklarını ve sonuçta sadece Neupogen adlı ilaçta farklı fiyat bildirdikleri için oluşan 1 milyon 400 bin euro’luk zararı ödediklerini açıkladı. Ağzından kerpetenle alınan bu yeni bilgiyi neden bugüne kadar basına açıklamadığı sorulunca Hadjiev yine sessiz kaldı. “Madem dava sürerken kamu zararını ödemeyeceksiniz, bunu neden ödediniz” sorusunu da “Çünkü bu teknik bir hatadan kaynaklandı ve tazmin ettik, diğer kurumlar dava açtı ve bunlar sürüyor” diye yanıtladı.


BAKANLIK HESAP SORMADI Kİ…

Sıradaki soru, benzer bir pazarlığın Çalışma Bakanlığı’yla da yapılıp yapılmadığıydı. Zira Beşer Ecza Deposu’na 88 milyon TL’ye satılan ilacı, 230 milyon lira ödeyerek alan en büyük alıcı SSK, Çalışma Bakanlığı’na bağlı bir kurumdu ve uğradığı zarar ortadaydı. Yanıt, “Burası Türkiye” dedirtecek cinstendi: “Hayır, böyle bir şey olmadı.” Yani Çalışma Bakanlığı uğradığı zararın hesabını sormadı. Sorsaydı, belki de pazarlığa oturulurdu. Evet, kamuya verilen zarar pek çok belgede, raporda açıkça yazılıyordu. Evet, Hadjiev bunu inkar etmiyordu. Ama bunlar nihayetinde mahkemelerin konusuydu ve dava sonuçlanmadan bir kuruş ödemeye niyeti yoktu şirketin.

“Peki, söz konusu olan Neorecormon adlı ilacı 88 milyona satarak kâr etmiş miydi Roche?”

Hadjiev, cevap olarak ihale mevzuatına girmeye kalkıştı. Ama gazeteci, “Bunları boşverin, kâr etti mi etmedi mi?” dedi. Hadjiev, “O zaman cevabım, bilemiyorum. Kâr edemez” dedi. “Kâr etmeden nasıl sattınız” sorusu geldi. Yanıt gelmedi…


KAMU ZARARI FİLAN YOK!

Bir başka gazetecinin, bu “teknik hata”nın sadece Neupogen için değil, Roche’un 8 ilacı için daha söz konusu olduğunu ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu raporunda bunun yer aldığını hatırlatması üzerine şu tuhaf açıklamayı yaptı Hadjiev:

“İlginç bir şekilde Neupogen ayrı tutuldu. Roche bu ilaç nedeniyle adeta cezalandırıldı. Diğer ürünler için ise araştırma devam ediyor. Biz tüm yasal sorumluluklarımızı yerine getirdik. Bizden kaynaklanan bir kamu zararı söz konusu değildir.”


Bir gazeteci, asırlık ilaç devi Roche’un geçmişte İngiltere ve ABD’de benzer durumlar yaşadığını ve yarattığı zararı devlete ödeyerek yoluna devam ettiğini hatırlattı ve “Roche, Türkiye’de neden farklı davranıyor” diye sordu. Yanıt alamadı.


Gazeteci, toplantı boyunca sık sık bu soruyu tekrarladı. “Roche, 1999’da tekel oluşturduğu için 500 milyon dolar ceza aldı. Roche cezayı ödedi, yasadışı uygulamaları durdurduğunu ve sorumlu yöneticilerin işine son verdiğini bildirdi. ABD’deki yönetim tamamen değişti. İlkeli şirketiniz Türkiye’de de yönetimi değiştirdi. Peki kamu zararını niye ödemiyor?”

İki buçuk saat süren toplantı süresince bu sorunun yanıtı verilmedi.


VERGİ İÇİN TEŞEKKÜR MEKTUBU ALDIK

Bir başka gazeteci, hizmet faturası adı altında vergi kaçırıldığının belgelendiğini hatırlattı ve bu konuda ne yapacağını sordu ilkeli genel müdür Hadjiev’e. “Bu çok saçma bir şey bence. Başlı başına saçma!” diye başladı Hadjiev. “Dünyanın her yerinde tüm yasal vergilerimizi ödüyoruz. Söylediğinizin tam tersi, vergilerimizi ödediğimiz için teşekkür mektupları bile aldık” diye sürdürdü.

Tam Hadjiev verdiği yanıtla biraz rahatlamıştı ki sözü alan başka bir gazeteci sorunun devamını getirdi: “Ecza depolarına hizmet faturası kestiğiniz kendi çalışanlarınızın yazışmalarında var. Ne hizmet aldınız?” Hadjiev, Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nin raporunda yer alan iç yazışmaların vergi kaçırmaya delil olmadığını savundu. Sıradaki soru, “Kendi çalışanlarınızın yazdıkları sizin için yeterli delil değil mi?” şeklindeydi. Yanıt, “İki faturaya bakıp vergi kaçırıldığını nasıl söyleyebilirsiniz?” oldu.

Başka bir gazeteci sabırla açıkladı: “İskontolu satışla hizmet faturası arasında vergi matrahı değişiyor. Ecza depolarına iskonto uygulayıp hizmet faturası kesiyorsunuz, bunu vergiden düşüyorsunuz. Zaten vergi kaçakçılığı da budur.”

Hadjiev gerildi bu açıklama karşısında: “Bizim vergi danışmanlarımız hukukçulardır. Onların açıklaması bu değil. Matrah değişmiyor. Her şey Türkiye’deki sisteme uygun yapılıyor.”


BENİM MAAŞIM BUNUN YANINA YAKLAŞAMAZ

Gazetecilerin elindeki belge, bilginin haddi hesabı yoktu. Zarar eden bir şirketin, nasıl olup da yöneticilerine astronomik ödemeler yaptığını soruldu. Hadjiev, “Haberim yok” dedi. Eski genel müdür Faruk Yöneyman’a Şubat 2005’te ödenen 1 trilyon lira olduğunu hatırlattı soruyu soran gazeteci. Hadjiev belgeyi görmek istedi, gazeteci gidip gösterdi. Gülmeye başladı yeni genel müdür, “Benden öncekilere ödenen paraların muhatabı değilim” dedi. “Bunun içinde maaş paketi, primler, tazminat vs. var. Her şeyin karşılığı” diye açıklamaya çalıştı. Gazeteci, “Yine de ilginç gelmiyor mu bu miktar size? Bu ödeme, bir şeyin bedeli olabilir mi” diye sordu. Hadjiev, “Hayır” dedi ve elindeki kağıda uzun uzun bakarak ekledi: “İsterseniz benim maaş paketimden söz edebilirim. Faruk’a, yani Faruk Bey’e ödenen rakamın yanına bile yaklaşamaz!..”


Bunun üzerine “2003, 2004 ve 2005’te Roche ne kadar vergi ödedi” diye sordu başka biri. Belli ki hazırlıklıydı titiz genel müdür. Hemen bir çevirmen çağırdı ve önündeki kağıtlara bakıp cevabı yapıştırdı: “2003’te 18 milyon, 2004’te 17 ve 2005’te 16 milyon YTL.”

Basına dağıtılan “Ekonomik Verilerle Roche Grubu” başlıklı yazıda “2005 yılında satışlarda yüzde 20’lik bir artış sağlayan Roche Grubu 35.5 milyar İsviçre Frangı ile yılı kapatmıştır” diyen bir cümleye takıldı gazeteci. “Yüzde 20 artış sağladınız ama verginizde 1 milyonluk düşme mi oldu” diye sordu, ister istemez. İşte bunun üzerine beş yıldır vergi ödemediklerini itiraf etti Hadjiev:

“Size söylediğim, dolaysız vergiler. 2001 yılında 31 milyon YTL’lik zarar oluşmuştu. Bu nedenle 2002’den beri kurumlar vergisi ödemiyoruz!”

Bununla da kalmadı. Faaliyetleriyle gurur duyan asırlık ilaç devi Roche, ekonomik verilerle ne kadar başarılı bir şirket olduğunu sergilemeye çalışırken, bir yandan da zarardan bahsediyordu. Zavallı şirket zarar ettiği için 2004’te devletten 40 milyon YTL yatırım teşviki almıştı. Yani bütün bu skandalların ortaya çıktığı ve devleti trilyonlarca lira zarara uğrattığı belgelendiği sırada Roche, devletin zararını tazmin etmesi gerekirken kendi zararını karşılamak için üstüne bir de teşvik almıştı.


Bu kadarını kimse beklemiyordu. Herkes şaşkınlık içindeyken, Hadjiev son derece rahattı. Bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’ye ziyadesiyle uyum sağladığını gösteren şu cümleyi etti:

“Her şey Türkiye’deki yasal düzenlemelere uygun yapılmıştır!”


Bunun tercümesi şu: “Burası Türkiye. Olur böyle!..”
sansursuz.com/ Emine ALGAN
Yayın Tarihi : 18 Ekim 2006 Çarşamba 02:04:11
Güncelleme :18 Ekim 2006 Çarşamba 03:24:43


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?