19
Mart
2026
Perşembe
GÜNCEL

Sezer'den Kamu Mali Yönetimi Yasası'na veto

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bütçe hazırlama sisteminde bazı düzenlemeler içeren ve Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu`nda değişiklik yapan kanunun 8. ve geçici 1. maddelerini yeniden görüşülmek üzere Meclis`e iade etti. Ancak üst düzey bir yetkili, yasanın hükümetçe daha önce planlandığı gibi 1 Ocak`tan önce yeniden TBMM`den geçirileceğini belirtti.

Ancak Sezer`in veto ettiği maddelerin, bütçe yapısını düzenleyen hükümler ve yatırım araçlarının vergilendirilmesiyle ilgili aynı yasada yapılan düzenlemelerle bir ilgisi bulunmuyor.

Yasanın 1 Ocak`tan önce yürürlüğe girmediği takdirde 2006-2008 dönemini kapsayan Merkezi Yönetim Bütçesi`nin yasal dayanağı ortadan kalkmış olacak.

Söz konusu yasa aynı zamanda finansal yatırım araçlarının vergilendirilmesinde 1 Ocak`tan itibaren başlayacak yeni sistemde önemli değişikliklerle istisnaları da içeriyor. Yasa veto edildiği için diğer maddelerin yürürlüğe girmesi gibi bir durum söz konusu olmayacak.

Cumhurbaşkanlığı`ndan yapılan açıklamada yasanın atamalarla ilgili 8. ve geçici 1. maddelerinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaması nedeniyle yasanın yayınlanmasının uygun görülmediği ve bir daha görüşülmek üzere Meclis`e iade edildiği belirtildi.

Reuters`a açıklama yapan bir başka yetkili ise veto kararının sistemin bütününe yönelik olmadığını ve yabancı yatırımcıların vergilerle ilgili durumunu etkilemeyeceğini söyledi.

Eğer hükümet yasada herhangi bir değişiklik yapmazsa Sezer`in Anayasa`ya göre yeniden bir veto hakkı bulunmuyor ve 15 gün içinde yasayı onaylaması gerekiyor. Bu durumda yasa yürürlüğe girecek ancak Sezer`in doğrudan Anayasa Mahkemesi`ne yasanın ilgili hükümlerinin iptali için dava açma yetkisi bulunuyor.

Öte yandan yasada değişiklik yapılırsa Sezer bu düzenlemeyi yeniden veto etme hakkına sahip olacak.

VETONUN GEREKÇESİ Yasada veto edilen maddede muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere atanacakaların nitelikleri belirtiliyor.

Sezer bu değişikliğin yerel yönetimlere ``genel yönetim kapsamındaki kamusal etkinlik gösteren kurumlar olarak`` yer verdiğini ve Anayasa`nın 128. maddesine göre yerel yönetimlerdeki muhasebe yetkililerinin niteliklerinin yasayla belirlenmesi gerektiğini, oysa söz konusu yasada bu niteliklerin merkezi yönetim kapsamındaki diğer kamu kurum ve kuruşları muhasebe yetkililerinden farklı olarak Bakanlar Kurulu`nca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiğini kaydetti.

Gerekçede, yasanın veto edilen 1. maddesinin 12. fıkrasında bu maddenin yürürlüğe girdiği gün, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü`nde çeşitli görevlilerin Devlet Muhasebe uzmanlığına geçirilmelerinde hukuksal yola uyulmadığı belirtildi.

Sezer, ``Bu nedenlerle şube müdürlerinin gerekli öğrenim koşulu taşımadan ve sınava girerek başarılı olmadan birer kariyer meslek olan devlet bütçe uzmanlığı ve devlet malları uzmanlığına atanmalarına olanak sağlayan düzenleme, kariyer ve liyakat ilkeleri, hizmetin gerekleri ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesiyle ile bağdaşmamaktadır`` dedi.

VERGİ DÜZENLEMELERİ Yasayla, bu yılın sonuna kadar Sermaye Piyasası Kanunu`na göre kurulan yabancı menşeli yatırım fonlarına sağlanan vergi muafiyeti, portföylerinde bulunan hazine bonosu ve devlet tahvillerinin itfa edildiği tarihe kadar devam edecek. Ayrıca, 31 Aralık 2005 tarihinde portföylerinde bulunan hisse senetleriyle ilgili olarak da, bunların ilk defa elden çıkarıldığı tarihe kadar vergi muafiyetleri sürecek.

Düzenlemeye göre, 2005`ten önce ihraç edilmiş olan kamu kağıtlarının portföyde olmasa da 2006`dan itibaren alınıp satılmasında da vergi muafiyetinin korunacağını, hisse senetleri için ise muafiyetin ilk satış tarihine kadar uygulanacak.

Yasayala, aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde `ilk giren ilk çıkar` yöntemi kullanılmak suretiyle tevkifat matrahı belirlenirken, aynı gün içerisinde birden fazla alım işlemi yapılması halinde bu yöntemin kullanılması banka ve aracı kurumların sistemleri gereği operasyonel zorluklar yarattığından, gün içerisindeki işlemlerde ağırlıklı ortalama yönteminin kullanılabilmesine imkan tanınıyor.

Hükümet, finans sektörü temsilcileri ile yaptıkları değerlendirmeden sonra söz konusu yasada bazı değişiklikler yapmayı kararlaştırmıştı. Böylece gelecek yıl başından itibaren yürürlüğe girecek ve tüm yatırım araçlarına tek oran olarak yüzde 15 stopaj uygulayan düzenlemede, çeşitli teknik aksaklıkların giderilmesi amaçlanıyor.

Yapılan düzenleme ile stopajın yapılmasına yönelik bilgi akışı çerçevesinde her kurumun sorumluluğu, kendisine gelen bilgi-belge ile sınırlı hale getiriliyor.

Kabul edilen madde ile getirilen diğer düzenlemeler şöyle: - Hisse senedi ile her nevi tahvil ve bono üzerinde yapılanlar hariç olmak üzere, Türkiye’de faaliyette bulunan tam mükellef kurumların kendi aralarında veya yurt dışında yerleşik banka ve benzeri finans kurumlarıyla yaptıkları vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançların bu yeni düzenleme çerçevesinde vergilendirilmesi bir yıl süre ile ertelenecektir. Gerçek kişilerin türev sözleşmeleriyle ilgili işlemlerinin vergilendirilmesi ise mevcut yasada öngörüldüğü şekilde devam edecek.

- Türkiye’deki bankaların kendi aralarındaki mevduattan, aracı kurumların ise borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralardan elde ettikleri faizler tevkifat kapsamından çıkarılacak.

- Mevcut kanunda öngörülen hisse senedi alım satım kazançlarının tevkifata tabi tutulmaması için gerekli olan 2 yıllık süre 1 yıla indirilecek.

- Tevkifat yapmakla yükümlü olan banka ve aracı kurumlarla ilgili olarak banka kavramı içerisine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da dahil edilecek.

- Tam-dar mükellef ayrımı yapılmaksızın dileyen mükelleflere yıllık beyanname verme imkanı tanınacak.

Böylece birden fazla banka ve aracı kurumla çalışılması durumunda oluşacak kâr ve zararların, birden fazla dönemde doğabilecek kâr ve zararların ve aynı türden menkul kıymetlerden doğabilecek kâr ve zararlarının mahsubu yapılabilecek. Ancak zarar mahsubunun aynı tür menkul kıymet ve alım satım kazancıyla sınırlı kalması koşulu getiriliyor.

aa
Yayın Tarihi : 16 Aralık 2005 Cuma 21:08:05
Güncelleme :16 Aralık 2005 Cuma 21:38:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?