David Helfgott röportajına büyük bir heyecanla gittim. Çünkü Sergey Rachmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu dünyada eksiksiz çalan birkaç kişiden biri...
Geoffrey Rush’a Oscar ödülü kazandıran Shine filminin ilham kaynağı şizofreni hastası piyanistin nasıl biri olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Böyle büyük bir dahinin, bu kadar sevgi dolu ve sıcak olmasını beklemediğimi itiraf etmeliyim. 62 yaşındaki Helfgott’un en belirgin özelliği insanlara sarılma arzusu ki bunu fotoğraf çektirirken yakından gördüm. İnanılmaz hiperaktif, konudan konuya atlıyor, dikkati çok çabuk dağılıyor. En mutlu olduğu yer piyanonun başı. Hatta fotoğrafımız çekilirken, bana sarıldığında bile elini piyanonun tuşlarından ayırmıyor. Türkiye’de vereceği iki konserin biletleri de anında tükenen Helfgott’la müzik aşkını, Türkiye’yi ve hayatının mihenk taşı babasını konuştuk.
Biletlerin tükenmesine şaşırdım
Helfgott’a ilk sorum dün Aya İrini’de ve yarın Cemal Reşit Rey’deki Bilim İlaç’ın sponsor olduğu konser biletlerinin rekor bir sürede tükenmesi hakkındaydı. Ünlü piyanistin ülkemizde bu kadar hayranı olduğundan haberi yokmuş. “Benim için çok şaşırtıcı oldu, hayran kitlem olduğunu biliyordum ama bu kadar kısa sürede biletlerin satılacağını tahmin etmemiştim, mükemmel bir sürpriz oldu” dedi.
Ban annemin değil babamın oğluyum
Helfgott’un sahneye çıkmadan önce yaptığı bazı ritüelleri varmış. Sanatçı sahne hazırlığını “Sıcak suda yarım saat ellerimi ısıtırım, bir kahve içerim ve eşim Gillian’ı öperim” cümleleriyle anlatarak 25 yıllık evliliğinde eşine olan sonsuz aşkını bir kez daha gösterdi. Babasının baskısı, despotluğu ve kazanma hırsı yüzünden çok zorlu bir çocukluk dönemi geçiren Helfgott, çocukluğu boyunca katıldığı yarışmalarda hissettiklerini ise “Çok sinirli ve heyecanlı oluyordum, kazanmak için dua ediyordum” sözleriyle anlatıyor. Röportaj öncesinde babası ile ilgili soru sorulmaması ricasına rağmen David’in ağzından “Babam en önemli öğretmenim. Ben annemin değil babamın oğluyum” cümleleri dökülüyor.
İdil Biret ve Pekinelleri tanıyorum
Büyük bir müzik aşkıyla dolu olan David “Sadece çaldığımda kendimi tam hissediyorum, piyanoyu çalabildiğim için güçlü ve ayrıcalıklıyım” diyor.
Türk piyanistlerdense İdil Biret’i, bir de Güher-Süher Pekinel’i tanıyor.
Otellerden poşet çay topluyor
Onunla ilk tanıştığımda günde 125 tane sigara içerdi. 10 yıl önce Londra Havaalanı’ndaydık, bir tane sigarayı söndürdü, ’Bu sonuncu’ dedi ve bir daha da içmedi. Eğer şans verilirse günde 100 tane sallama çay içer. Otellerden çayları çalar. Havalimanından indiğinde ceplerini kontrol ederler, her zaman 50-100 tane çay çıkar.
David kimseden nefret edemez, herkesi çok sever. Babasıyla ilgili başkalarına söylemediği daha çok şey var. Geçmişi konuşmaktan hoşlanmıyor. Budistliğe çok yakın, anı yaşamaya inanıyor. Geçmişle hiçbir ilişkisi yok, çocukluk fotoğraflarına hiç bakmıyor.
Bir şeyi duyduğunda, çalmaması gibi bir olasılık yok
25 yıldır David Helfgott ile birlikte yaşayan büyük aşkı Gillian’ın oğlu Scott Murray, Helfgott hakkında bilinmeyen birçok şeyi bizimle paylaştı. Aslında David’in bir çocuktan farksız olduğunu vurgulayan Murray, “İlk tanıştığımızda çok zor buldum ama şimdi dünyanın en tatlı insanı olduğunu düşünüyorum” dedi. İşte kendisiyle arasında 4 yaş bulunan üvey oğlunun ağzından David’in hayatıyla ilgili çok özel detaylar:
Shine filmi tamamıyla gerçek hayat hikayesi üzerine kurulu, hikaye doğru ama Helfgott’un hikayesinin sadece bir kısmı anlatılıyor.
David’in müzik hafızası çok iyi, bir şeyi duyduğunda çalmaması gibi bir olasılık yok. Piyanodan uzak kaldığı dönem hayatının en üzgün yıllarıydı.
Rachmaninov’un 3’üncü konçertosunu Londra’da öğrendi ve ilk kez orada çaldı, hayatının en zor dönemiydi. David, sadece tutkuyla bağlı olduğu şeyi çalar, Rachmaninov’a da babasından dolayı öyle bağlı.”
Annem yıldız falına bakıp mükemmel çift olduklarını gördü
Gillian olmasa, David şu an dünya çapında çalıyor olmazdı. Annem çok güçlü ve pozitif bir kadın. David ile tanıştıkları anda birbirlerine aşık oldular, ertesi günü David evlenme teklif etti ve o andan itibaren Gillian’ın tek amacı David’i tekrar sahneye çıkarmak oldu. Konuştuğu herkes böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyledi ama o dinlemedi. Gillian tank gibi, korkusuz. David hep hayatında güçlü birine ihtiyacı olduğunu söylerdi. Bazen “Ben bir aslan değilim fareyim” der. Gillian, David’in kendi olmasına imkan veriyor.
Annem David’le tanıştı ve doğum gününü öğrendi, ertesi gün yıldız falı açtı ve birbirleri için mükemmel olduklarına karar verdi.
Evde 5 televizyon, 3 radyo açıkken piyano çalabiliyor
Onu hastalıklı olarak görmüyoruz, sadece farklı bir insan olarak görüyoruz. Evde 5 televizyon, 3 radyo açıkken aynı anda piyano çalabiliyor. Çok gürültü oluyor, tek korkum bu.
David herkese sarılır dışarıdayken. Tanıştıktan bir ay sonra bir konserinde çalarken onu dinledim ve ağlamaya başladım. İşte o zaman David’i anladım.
O günden beri dünyadaki en güzel ve tatlı insan olduğuna inanıyorum.
Sahneye çıkmadan önce hem Gillian’ı hem de odadaki diğer insanları öper. Gillian tanıştıkları günden beri tüm konserlerine gitti. Evliliklerinde toplasanız 6 günü ayrı geçirmişlerdir.
Enerjisi çok yüksek, günde 6 saat yüzdüğünü biliyoruz
Ona her gün sarılıyorum. David kendisini bir kedi olarak görüyor. Kediler özgürdür, başkasını dinlemez ama herkesi oldukları gibi kabul eder.
Evdeyken 2-3 saat yüzer. Hiç durmadan 6 saat yüzdüğünü bile biliyoruz. Çok yüksek bir enerjisi var. Her gün yürür, koşar ve sallama çaylarını almak için bütün komşularını ziyaret eder.
Yemek yemeyi hiç sevmez. Ona yemek yedirmeye çalışmak savaş gibi. Onu ‘Yemek zamanı’ diye kovalıyoruz. Kırmızı et, tavuk, ördek yemez.
Gece saatlerce piyano çalar. Akşam 20.00’den gece 03.00’e kadar. Gündüzleri sadece konser provası yapar. Aynı filmi 1000 kez izler.
Kıyafetlerini Gillian seçer ama sevmediği bir gömleği asla giymez.