Hıristiyanlardan Yahudilere, Türkiye kültürüne damgasını vurmuş farklı din mensuplarının dini ritüellerini anlatan Kardeş Bayramlar, Türkiye'deki farklı inanç gruplarına ait bayramları ve özel günleri bir araya getiriyor. Akdoğan Özkan'ın bu çalışması Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyor
Akdoğan Özkan, geçen iki yılda popüler olan Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey, İstanbul'da Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey kitaplarının yazarı. Daha önce yayıncılık ve bilişim teknolojileri alanında çalışmış olan Özkan, son beş yıldır sadece yazarlık yapıyor. Kardeş Bayramlar onun beşinci kitabı; kendi deyimiyle bu ülke için 'geç kalmış' bir kitap bu...
- Siz bir ilahiyatçı, dinler tarihi uzmanı değilsiniz. Neden Kardeş Bayramlar diye bir kitap yazdınız?
- 'Bir yığın ilahiyatçı var, sana mı kaldı böyle bir şey?' sorusundan daha şaşırtıcı olan bir şey var benim için: Bu topraklardaki farklı inanç bayramlarının aynı sayfalarda, tek bir ciltte daha önce bir araya getirilmemesi... Dünya kadar laf etmiş, hoşgörü, kardeşlik konularına geldiğinde mangalda kül bırakmamışız ama komşumuzun bayramını bilmiyoruz. Hiç ihtiyaç duymamışız bilmeye. Çoğunluk biziz ya! Kendi bayramımızı ona kutlatmaya tercih etmişiz. O nedenle bunları bir araya getirmek istedim. Bu bayramlar söz konusu cemaatlerde bilinmeyen şeyler değil. Ama farklı olan şu oldu... İlahiyat tarafıyla ya da Allah ile kul arasındaki ilişkiyi tanzim eden boyutuyla ilgilenmedim de, daha çok bu bayramların kültürel yansımalarını aktarmaya çalıştım. Evet, tarihçi değilim ama bunu kimse yapmadı; bana kaldı.
- Peki, nasıl bir yol izlediniz bütün bu bayramları bulmak için?
- Bildiklerimi kendim oluşturdum. Bilmediklerim için o cemaatlerdeki insanlara ve kaynaklara gittim. Literatür taraması işin bir kısmıydı. İşin, kültürel, antropolojik, folklorik tarafını da çıkardıktan sonra, cemaatlerin mensuplarına, temsilcilerine teyit ettirerek tamamladım. Ayrıca bu özel günlerin 2010 ve 2011 takvimini de koydum.
- Dinlerin karakteristik özellikleri bayramlarda nasıl ortaya çıkıyor?
- Bunları belirli sıfatlarla ifade etmek zor. Çünkü her dini kendi önermeleriyle sınamanız lazım. Ancak şundan söz edebilirim: İslamiyet, bütün bu dinler içerisinde sadeliğini bayramlarına aktarabilmiştir. Hıristiyanlık, paganların pek çok özelliğini de değişik şekillerde devam ettirdiği için renkliliğini korudu. Bu onların bayramlarını da renkli hale getirdi. Yahudilerin bayramlarında toprak takvimiyle, toprağı ekip biçmeyle ona getirilen adap ve disiplinle alakalı kökenler olduğunu görüyoruz. Yezidilerin bayramlarına baktığımızda ise daha ekolojik özellikler içerdiğini görüyoruz...
AYİOS YERGİOS VE HIDRELLEZ TÖRENLERİNİN İLGİNÇ BENZERLİĞİ
Farklı etnik ve dini aidiyetlere rağmen halkların ritüelleri arasındaki soru işareti yaratan benzerlikleri Akdoğan Özkan şöyle açıklıyor: "Rum Ortodoksların, Ayios Yergios adı verdikleri 23 Nisan'da kutladıkları bir yortu vardır. Bunun benzeri bizde Hıdrellez'dir ve 6 mayıs günü kutlanır. Ama 6 mayısta kutladığımız Hıdrellez'i Osmanlı döneminde Rumi takvimde 23 nisanda kutluyorduk. Yine baharın getirdiği bir şifa talebi, derman arayışına cevap veren farklı iki cemaatin 'farklı' bayramları... "Bu benzerliğin bir karşılığı daha vardır: Hızır ve İlyas sözcüklerinin birleşerek halk ağzında Hıdrellez şeklini aldığı ve bu günün de söz konusu iki peygamberin yeryüzünde buluştukları gün olduğu kabul edilir. Bazı batılı gezginlerin Osmanlı döneminde Çorum-Mecitözü arasındaki Elvan Çelebi Tekkesi'ne yaptıkları bir ziyarette çok şaşırıyorlar. Çünkü burada kendilerine anlatılan Hızır ve Baba İlyas menkıbeleri içinde ejderhayla mücadelelerin de yer aldığı Ayios Yergios menkıbeleriyle çok benzer. Şaşkınlıkla dinliyorlar ve sonuçta bu üç kişinin aynı kişiler olması gerektiğine hükmediyorlar. Gerçekten aynı kişiler mi, bunları benim bilmeme olanak yok ama burada farklı dini şemsiyeler altında kültürel, tarihsel bir süreklilik var."
ORTODOKSLAR DA ARALIK AYINDA KURBAN KESİYOR
- Müslümanlardan başka hangi inanç gruplarında kurban kesiliyor?
- Bir bayram değil ama Ortodokslar, Ayios Stefanos gününde 27 Aralık'ta kurban kesme geleneğini yaşatıyorlar. Şuna dayanır: Denizciler Aziz Stefanos'un naaşını İtalya'ya götürecekken, Yeşilköy açıklarında büyük bir fırtınaya yakalanıp karaya çıkmışlar. Aç kalmamaları için bölge halkı günlerce koyunlarını kurban kesip onlara ikram etmiş. Bu kurban kesme geleneği Ayios Stefanos gününde Yeşilköy'de Rumlar tarafından sürdürülüyor ve yoksullara dağıtılıyor.
GÜVENDE HİSSETMEK İÇİN SAHİP ÇIKIYORLAR
- Azınlık olmanın bayrama, geleneğe sahip çıkmakta nasıl bir etkisi var?
- Kuşkusuz azınlık olarak yaşayan cemaatler kendilerini daha güvende hissetme ihtiyacıyla bu günlerine daha fazla sahip çıkabiliyorlar. Bu kıymetli ve anlaşılabilir bir şey. Ama galiba asıl kıymetli olan, onları o güvensizlik hissinden çoğunluk olarak bizlerin çıkartması olur... Tabii bir de henüz bitmeyen ülkenin doğusunda, dibimizde başka bir savaş var. O savaşı tarihe gömmedikçe o coğrafyadaki kim, hangi bayramını coşkuyla kutlayabilir ki. Galiba en büyük bayram barış olacak!
- Bu kitap neye vesile olabilir; umduğunuz bir şey var mı?
- Bayramlara bakarak Anadolu'nun bir zamanlar nasıl zengin bir etkileşimler coğrafyası olduğunu da anlayabiliyoruz. Yeter ki o etkileşime girecek öğeleri daha fazla yitirmeyelim. Sadece "en dibine gömülmek için" bu topraklarda gözü olmuş bütün insanların ardından beraberce helva kavurmasını bilelim. Acılarımız insanlığın ortak acıları... Geçen zaman zarfında bu coğrafyada yitirdiklerimizle neleri kaybettiğimizi anlayabilirsek, bunlara birlikte üzülebilirsek, işte o zaman bayramlarımızı da birbirimize emanet edebiliriz. İşte ancak o zaman bizler kardeş, hayat bayram olur!
1 NİSAN'A DENK GELEN AYAK YIKAMA TÖRENİ
Sonu Paskalya'ya çıkan Çile (Elem) haftasının perşembe günü gerçekleştirilen bir tören... Bu yılki 1 Nisan'a denk geliyor. Hz. İsa'nın tutuklanmadan önceki, 'son akşam yemeğini' yediği gün olanlar anılıyor... "İsa o gün öğrencileriyle sofraya oturmadan önce bir kap su alıp kendisini ele veren öğrencisi de dâhil olmak üzere tüm öğrencilerinin ayaklarını da yıkamış ve bir bezle kurulamıştır." Yazar ayak yıkama töreninin hem Rumlarda hem Ermenilerde hem de Süryanilerde olduğunu söylüyor. Fotoğrafta töreni gerçekleştirense Süryani bir ruhani.