Sahne üzerinde geçen 60 yıl... Bir mesleğe adanan 60 yıl... Mesleğini yaşamına dönüştüren, kendini tiyatroyla özdeş kılan Yıldız Kenter, 60. sanat yılını bugün dolduruyor
Tiyatro zor bir sanat; meşakkatli, sabır isteyen, verdiğinden fazlasını almaya meyyal bir sanat... Ama ne gam, Yıldız Kenter yalnızca sahne üstünde değil, o sahnenin arkasında da, okulunda sürdürüyor görevini on yıllardır. Dile kolay; tiyatroda tam 60. yılını dolduruyor bugün.
Sınıf atlayarak bitirdiği Ankara Konservatuvarı’nın ardından 12 Aralık 1948’de Shakespeare’in “12. Gece” adlı oyunuyla ilk kez profesyonel olan Kenter, o gün bugündür gönlüne düşen tiyatro aşkını yeni kuşaklara taşıyor.
Havası suyu tiyatro
Sanatçı, on bir yıl Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra 1959’da kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile birlikte yepyeni bir maceraya atıldı; İstanbul’a gelip Kent Oyuncuları’nı kurdular. Kolay mı oldu? Elbette hayır... Ama direndi Kenter... Yıllardır da direniyor.
1968 yılında açtıkları Kenter Tiyatrosu’nda borca, harca, binayı satıp otopark yapmanın daha ‘akıllıca’ olduğunu düşünen ortaklara direniyor. Çünkü onun havası da suyu da tiyatro...
Öyle olmasa üç darbeli, bol çalkantılı Türkiye’nin her döneminde perde açabilir miydi? Tiyatro olmadan nefes alabileceğini düşünse, kapı kapı dolaşıp tiyatrosu için destek istemeye gönül indirebilir miydi? Aralıksız her sezon perde açıp, 100’ün üstünde oyunda rol alıp, bir o kadarını da yönetebilir miydi?
Pembe kadın ve Anadolu
Shakespeare, Çehov, Brecht, Ionesco, Harold Pinter, Edward Albee, Tennessee Williams, Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil Simon, Athol Fugard, Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü onun sesiyle hayat buldular sahnede...
“Pembe Kadın” oldu, “Ben Anadolu” oldu, Maria Callas oldu...
Bunca oyun, bunca rol, bunca prodüksiyonun ‘yan etkileri’ni de yaşadı ister istemez; zaman zaman yanlış seçimler yaptı, zaman zaman ‘olmadı’, yürümedi işler...
Hep parlayan yıldız
Yıldız Kenter’in tiyatroyla neredeyse eşanlamlı hale gelmesinde meslek yaşamının ilk yıllarından bu yana genç tiyatrocular yetiştirmesinin de etkisi büyük kuşkusuz... Çünkü bugün sahnelerde parlayan yıldızların büyük çoğunluğunda emeği var. Onların da bir parçası Yıldız Kenter... Alkışlarının bir bölümü, hocalarına gider sessizce.
Önce Ankara, sonra da İstanbul Konservatuvarı’nda hocalık yaptı Yıldız Kenter. Tatsız bir şekilde ayrıldığı İstanbul Konservatuvarı’ndan sonra da bırakmadığı eğitimciliği, Koç Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Akademi Kenter’de sürdürüyor bugün.
Oyunculuğu ve yönetmenliği de hiç ara vermeden devam ediyor. İki sezondur “Ben Anadolu”yu oynuyor yeniden. 20 yıl once efsaneleştiği rolde, bu kez yeni kuşak seyirci tarafından alkışlanıyor. Bir yandan da perdesini yarın açacak olan “Victoria”nın yönetmeni olarak çalışıyor gece gündüz demeden.
60. yılınızda sizi ve mesleğinize duyduğunuz büyük aşkı saygıyla selamlıyoruz Yıldız Hanım. Perdeniz hep açık, alkışınız bol olsun...