Türkiye gündeminin ufkunu saran Ergenekon soruşturması, Agarta efsanesi şeklindeki toz bulutunun dışına çıkıp sakin bir gün geçireyim düşüncesiyle hafta içi Sultanahmet’in yolunu tuttum. 
Amacım İbrahim Paşa Sarayı’ndaki Türk-İslam Eserleri Müzesi’nde açılan Farklı Kültürlerde Güzeli Arayış sergisini gezmek.
Gürol Sözen tarafından hazırlanan sergide Anadolu topraklarında güzeli arayışın 10 bin yıllık öyküsü anlatılıyor.
Duvarlara çizilen, taşlara oyulan, metale dövülen, kumaşa işlenen bazı simgelerin 10 bin yıldır nasıl da değişmeden geldiğini gösteren bir sergi bu. Kısaca simgeler dünyasında 10 bin yıllık bir yolculuk imkanı sunuyor.
Fakat ben gündemden kaçarken kendimi tam da gündemin içinde bulmayayım mı?
Çünkü sergi odalarından biri tamamen Gamalı Haç’a ayrılmış.
Yani Agarta’nın simgesi olduğu öne sürülen şekil. MÖ 4000-300 yılları arasındaki bir tarihi eserde bile bu şekli görmek mümkün, bir Osmanlı halısında da.
Sonra serginin Gürol-Zeynep Sözen tarafından hazırlanan kataloğunu alıp bu bölümü okudum. Bakın Gamalı Haç’ın uygarlık tarihindeki yeri neymiş?
"Gamalı Haç ya da Svastika... Sözlükler Gamalı Haç’ı tanımlarken, ’Sanskrit dilinde mutluluk getiren olarak bilinir. Erken Hıristiyan ve Bizans sanatlarının yanı sıra, Güney ve Orta Amerika’daki Mayalar arasında ve Kuzey Amerika’da da özellikle Navaholar arasında kullanılmıştır. Hindistan’da ise hálá Hindular. Caynacılar ve Budacıların en çok kullandığı uğur simgesidir’ der.
Aynı kaynaklar dört kolu da adlandırırlar: birincisi, bitkiler ve hayvanların dünyası; ikincisi, ruhlar dünyası; üçüncüsü, ölüm; dördüncüsü ise cehennem. Antik çağlarda ise, talih ve başarının adıdır svastika."
Kariye Müzesi’nin mozaiklerinde, Ayasofya’nın sütun başlarında, Antandros’un teras evlerinde, Selçuklu Hanı’nda, Apollon Tapınağı’nda, kısaca üzerinde yaşadığımız toprakların her katmanında Gamalı Haç karşımıza çıkıyor.
Ben de Güzeli Arayış sergisine gidip bula bula Agarta’nın simgesini buldum ya, pes artık.