Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmenliği konser sezonunun son ayında, çok konuşulacak 21 etkinlikle sanatseverlerin karşısına çıkacak.
Etkinliklerden bazıları:
Kulaklarınızın pası silinecek. Mayıs ayı “keşke hiç susmayıp hep söylese” dedirten Türk Sanat Musikisi üstadı Adnan Mungan’ın 1 Mayıs’taki konseri ile başlayacak.
Halk ozanından… Geçtiğimiz yıl yine CRR’de verdiği konserle hayranlarını sevindiren Neşet Ertaş, 2 Mayıs’ta bir kez daha sevenleri ile buluşacak. Burada, dinleyicilere küçük bir uyarı yapmakta fayda var Neşet Ertaş’ın konser biletleri satışa açıldıktan kısa bir süre sonra tükeniyor.
Müzik öğretmenleri sahnede. Uluslararası değer taşıyan çok sesli müzik eserleri ile Türk bestecilerine ait çok sesli eserlerin seslendirilmesi, yerli ve yabancı popüler müzik kültürünün tanıtılması amacıyla konserler veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, 3 Mayıs’ta İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Müzik Öğretmenleri Korosu ile sahne alacak.
Flamenko Yaşıyor… Mayıs ayı aynı zamanda flamenko severlerin ayı olacak. New York Times’ın “Ölümlü insanları kaygılarından uzaklaştırabilecek kadar etkileyici bir virtüoz. Dinleyici Peña’nın enstrümanıyla sergilediği ustalıktan daha mükemmelini bugüne dek hiçbir gitaristte gördüğünü hatırlamıyor.” dediği Peco Pena, aynı isimli topluluğu ile 2 akşam üst üste (4-5 Mayıs) CRR’de sahne alacak. Sanatseverlerin karşısına “Flamenco Vivo” isimli projesiyle çıkacak olan Flamenko profesörü Paco Pena, 3 yıl önce “A Compas!” (İlk Nabız) isimli projesiyle yine CRR’de sahne almış, dakikalarca ayakta alkışlanmıştı.
Flamenko Cumhuriyeti Tüm zamanların en ünlü kadın dansçılardan biri olarak dans dünyasında ayrıcalıklı bir yerde bulunan ve “Sonsuz Kollu Dansçı” olarak adlandırılan María Pages, Flamenco Republic (Flamenko Cumhuriyeti) ile 13 Mayıs’ta CRR’de sahne alacak. Flamenko Cumhuriyeti flamenko kurallarıyla yönetilen hayali bir ülke. Sahnede yedi farklı bölümde İspanya yakın tarihini görselliğe döken Flamenko Cumhuriyeti, Rosalía de Triana ve Vallejo “Por Seguiriyas”'ın yepyeni yorumu ile 20. yüzyılın efsane flamenko şarkıcısı La Nina de los Peines’i tekrar sahneye taşıyor.
Bu yılın en çok konuşulacak klasik müzik konseri… Lorin Maazel İstanbul’da! Çağımızın en itibarlı şef ve bestecisi Lorin Maazel Avrupa’nın ve ABD’nin en büyük orkestralarından gelen konuk sanatçıların oluşturduğu Symphonica Toscanini’yi yönetmek üzere 18 Mayıs’ta İstanbul’da!
Şef Maazel, kuruluşundan itibaren verdiği 14.000’i aşan sayıda konserle, dünyanın en verimli senfoni orkestrası unvanına sahip New York Filarmoni’nin altı sezondur müzik yönetmenliğini üstlenmekte ve İspanya’nın Valencia kentindeki Palau de les Arts Reina Sofia isimli opera binasındaki, yeni oluşmuş bir müzik organizasyonu olan “the spectacular” ın da müzik yönetmenliğini yapmaktadır.
Kazandığı madalyalar, fahri unvanlar ve ödüller arasında; Federal Almanya Cumhuriyetinin, Commander’s Cross of Merit, Fransa’nın Legion of Honor madalyası, İtalya’nın Knight Grand Cross madalyası ve Finlandiya’nın Commander of the Lion madalyaları yer almaktadır. Ayrıca kendisine Birleşmiş Milletler tarafından İyi Niyet Elçisi unvanı verilmiştir.
Grammy Ödüllü Diabete ilk kez Türkiye’de! Batı Afrika’ya özgü “kora” çalgısını tüm dünyaya tanıtan ve Afrika geleneksel müziklerini tüm dünyaya sevdiren Grammy Ödüllü Toumani Diabete İstanbul’a geliyor. Koranın dünyanın en bilinen enstrümanlarına rakip olabileceğini gösteren virtüöz ve yaratıcı sanatçı, 22 Mayıs'ta ilk kez Türk izleyicisiyle buluşuyor.
Son çalışması “The Mande Variations" ile yine Grammy adayları arasına girmeyi başaran sanatçı, 22 Mayıs tarihinde geleneksel Afrika müziklerini ve hem ritm saz, hem vurmalı, hem de solo bir enstrüman olarak kullanmayı keşfettiği korayı olağanüstü ekibi ile birlikte İstanbul’a getiriyor.
Rakipsiz Sarod virtüozu… New York Times’ın “Müziğiyle heyecan dalgaları yaratarak dinleyicilerini büyülüyor” dediği yaratıcı gücünün zirvesindeki rakipsiz müzisyen Amjad Ali Khan 17 Mayıs’ta “sarod”uyla İstanbullulara eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak. Amjad Ali Khan, 50 yıllık kariyeri sürecinde, tek başına Sarod’u Kuzey Hint geleneğindeki en popüler enstrümanlardan biri durumuna getirmiştir.