Dan Brown, yazacağı son kitabı için mekân olarak İstanbul’u seçebileceğine ilişkin ipucu verdi dün.Yazar bir sonraki kitabında Langdon’ı ‘Sırlarla dolu’ diye tanımladığı İstanbul sokaklarına bırakırsa şaşırmayın!
Yılbaşı yaklaşırken hediyesini almak için Noel ağacına koştuğunda orada hediye yerine şifre bulan bir çocuk. Sonra bir şifre, bir şifre daha... Ve hediyesine ulaşıyor. Bu çocuk ne olur? Şifrelerin cirit attığı romanları milyonlarca satan Dan Brown olur. Dün sabah basın toplantısında anlattığı hikâyelerden biri bu Brown’un. Türkiye’deki yayıncısı Altın Kitaplar’ın 50. yıl kutlamaları için İstanbul’da yazar... Son romanı “Kayıp Sembol”ün Türkçesi de dün raflara yerleşti.
‘Yazıp attıkların önemli’
6 yıllık bir çalışmanın ürünü “Kayıp Sembol”. Her sabah 4’te kalkarmış Brown ve yazma odasına kaparmış kendini. Öğleden sonraya kadar da harıl harıl yazarmış. Heyecanlı romanlar yazmanın formülünü de veriyor bu arada: “Yazdıkların değil, yazıp attıklarındır önemli olan. Kitaptaki her bir sayfa için 10 sayfa yazar, sonra da elerim”. Hemingway’in yazma tarzını buzdağına benzetmesini hatırlatıyor bu, “Suyun altındaki görünmeyen kısım, suyun üstündeki görünen kısımdan çok daha fazladır”. Ama Brown en sevdiği yazarlar arasında Hemingway’i saymıyor. Mizahı ve kelime oyunlarıyla Shakespeare’e, tasvirleriyle John Steinbeck’e, gerilimleriyle Robert Ludlum’a hayran. Ama okuma listesinin büyük bölümünü kurgu dışı kitapların oluşturduğunu da ekliyor. Romanın yazımına geçmeden önceki araştırma safhası da uzun sürüyor Brown için. Yazdığı konuyla ilgili yüzlerce kitap okuyor, seyahatlere çıkıyor.
“Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar” gibi “Kayıp Sembol” de sinemaya uyarlanacak. Üç kitabın da başkarakteri olan Robert Langdon’ı yine Tom Hanks oynayacak. Diğer 2 filmi olduğu gibi bunu da Ron Howard yönetecek. Senaryo yazılıyor, Brown’a göre iki yıl sonra görebileceğiz filmi.
Langdon aslında kendisi!
Robert Langdon’ın hayranlarına müjdesi var yazarın. Henüz tasarı aşamasındaki yeni romanının başkarakteri yine bu fiyakalı sanat tarihi profesörü olacak. Henüz hangi sırla, hangi gizli tarikatla uğraşacağı belli değil. Ama kesin olan bir şey varsa o da tvit ceketinden vazgeçmeyeceği. Aslında bu ceketten vazgeçmeyen Dan Brown’un kendisi, sayısız fotoğrafı olsa da hep aynı gün çekilmiş gibi duruyorlar bu değişmez giyim tarzı yüzünden. Dün sabah toplantı salonuna girdiğinde de her zamanki karelerinden birinden çıkıp gelmiş gibiydi Brown. Zaten Robert Langdon’u kendisine daha üstün vasıflar ekleyerek yarattığını itiraf ediyor. Langdon daha zeki ve hayatı daha heyecanlı, ama Dan Brown ile gizeme ve şifrelere duydukları tutku ortak.
TOPLANTIDAN SATIRBAŞLARI
Ağca’nın mektubundan haberim yok
* “Kayıp Sembol’de kahramanımı Türk hapishanesine soktum, çünkü karakterin transformasyonu için en doğru mekândı.”
* “Zamanda geriye gittikçe Doğu felsefesinin ne kadar evrensel olduğunu görüyorsunuz. Doğu tarihiyle ilgili bir kitap yazabilirim.”
* “Hıristiyanları kutsal metinlerin doğruluğu konusunda tartışmaya teşvik ettim.”
* “Kilisenin düşmanı var. O da ben değilim, kayıtsızlık. İnsanlar dinle ilgili çok az bilgiye sahip. Kitaplarımla din ilgilerini çekiyor.”
* “Mehmet Ali Ağca’nın bana mektup gönderdiğinden haberim yok. Kimseden fikir alıp yazmadım, kendi fikirlerim var.”
İstanbul’u dolaşacak
“Sırlarla dolu” dediği İstanbul’da birkaç gün kalacak Brown ve adını söylemediği bazı mekânları ziyaret edip araştırma yapacak. Belki de Langdon yeni romanda İstanbul sokaklarını arşınlayacak. Zaten toplantının sonunda sordu: “Türkiye’de geçen bir romanda mutlaka olması gerekenler nedir?” İstanbul, Ayasofya, Topkapı Sarayı, hisarlar ve surlar en çok oy alan cevaplar oldu. Bugün Brown’ı Rumeli Hisarı’nın tepesinde görürseniz şaşırmayın.
Atatürk’ü araştırmış
Brown, İstinye Parktaki D&R’da son kitabını imzaladı. 15 dakika imza dağıtan Brown’a D&R yetkilileri “Atatürk-The Rebirth Of A Nation” ve “Ottoman Empire” isimli kitaplar hediye etti. Brown, “Atatürk ve Osmanlı tarihini biliyorum. Birçok araştırma yapmıştım “ dedi.