19
Mart
2026
Perşembe
KÜLTÜR/SANAT

Geçmişten geleceğe üç kardeş

Birsen, Özcan ve Ayşen Ulucan kardeşler, ilk albümleri “Bir Ağaç Gibi”de hem klasik müziğin ustalarının hem de genç bestecilerin eserlerine yer veriyor

Türkiye’de son yıllarda yetişen en yetenekli klasik müzik solistlerinden üçü aynı ailenin mensubu: Birsen Ulucan (piyano), Özcan Ulucan (keman-viyola) ve Ayşen Ulucan (keman)... 

Ulucan kardeşlerin ilk albümü “Bir Ağaç Gibi”, Lila Müzik etiketiyle piyasaya çıktı. Bulgaristan’da, sanata büyük önem veren bir ailede yetişen, ardından 1989’da topluca Türkiye’ye göç eden Ulucanlar, çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Amerika ve Almanya’da sürdürdü. 

Albümün adındaki ağaç sembolünün Nâzım Hikmet’in şiiriyle ilişkili olduğunu belirten Birsen Ulucan, ağacın kendileri için ailevi bağların önemini ifade ettiğini söylüyor. Özcan Ulucan ise “Müziği ve sanatı, üç kardeş olarak hayatımızın felsefesi haline getirmiş olmak bizim için büyük mutluluk” diyor.

Bir kardeş de Almanya’da
Kaydı 2008 Şubat’ında Almanya’nın Saarbrücken kentinde yapılan “Bir Ağaç Gibi” geniş bir tarihsel ve coğrafi yelpazeyi kapsıyor: F. Schubert’ten “Arpeggione Sonatı” ve F. Liszt’ten “Dante Sonatı”yla açılan albümde, Fazıl Say’ın “Piyano ve Keman için Sonat”ı, genç besteci Zeynep Gedizlioğlu’nun Ulucanlar için yazdığı “Akdenizli” ve İnci Yakar’ın “Dertli Kaval” türküsüne getirdiği düzenleme de yer alıyor.

Farklı tarzlar bir arada
Özcan Ulucan “Albüm değişik müzik tarzları arasında köprüler oluşturuyor” diyor: “Schubert klasik ile romantik; Liszt ise romantik dönemle 20. yüzyıl müziği arasında köprü oluştururlar. Say bu sonatında Türk halk ögelerini, izlenimcilik ve cazla buluşturuyor; Gedizlioğlu da ‘Akdenizli’de modern, soyut bir anlatımla, Balkan ve Akdeniz kültürlerini...” 

Ulucanların, Gedizlioğlu ve Yakar gibi genç bestecilerle çalışmasının bir nedeni keman - viyola - piyano üçlüsü için çok eser olmaması. 

Birsen Ulucan, “Genç bestecilerimizle çalışmak bizim için ayrı bir önem taşıyor çünkü fikir alışverişinde bulunabiliyoruz” diyor. Albümdeki son eser özellikle anlamlı: Genç besteci Yakar’ın düzenlediği “Dertli Kaval” türküsünün girişini, Ulucanların dedesi seslendiriyor. Birsen Ulucan, “İlk albümümüzün programını tasarlarken, ta ‘gerilerden’ başlamak istedim” diyor: 

“‘Dertli Kaval’ dedemin çok sevdiği türkülerdendi. Albümdeki kaydı babam, 1980’li yıllarda amatör bir cihazla yapmış ve 1989’de göç sırasında en değerli eşyalarımızla birlikte Türkiye’ye getirmiş...” 

Kardeşlerin en küçüğü Ayşen Ulucan, halen Almanya’da sürdürüyor çalışmalarını. Müzisyen, Uluslararası Brahms Vakfı’nın bursunu kazanarak Baden-Baden’deki Brahms Evi’nde bir ay çalışma fırsatı bulmuş. Ayşen Ulucan, 25 Ocak’ta Mozart’ın “Re Majör Konçertosu”nu Baden-Baden Filarmoni Orkestrası’yla seslendirecek. 

Keman sanatçısı, Ekim 2008’deki 1. Nuri İyicil Keman Yarışması’nda En İyi Türk Bestesi Yorumcusu Ödülü’ne değer görülmüştü.
 
Ayşen Ulucan, “Genç Türk kemancılarıyla birlik olup, kültürümüzü dünyaya tanıtmak istiyorum... Kuşağımın diğer müzisyenleri, ressamları, sinemacılarıyla yakın ilişki içinde olsak birbirimizden ne çok beslenirdik” diyor.

Barış yıldırım / Milliyet
Yayın Tarihi : 1 Ocak 2009 Perşembe 21:54:51
Güncelleme :1 Ocak 2009 Perşembe 21:58:42


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?