C Yapım ve Film'in yapımcılığını üstlendiği "Güz Sancısı" filminin galası İstinye
Park AFM'de gerçekleştirildi. Sanat ve iş dünyasından ünlü isimlerin katıldığı gala gecesine, Ermeni ve Rum cemaatinden de katılım oldu. Yönetmen Tomris Giritlioğlu'nun 6-7 Eylül olayları panoramasında yaşanan bir aşk hikayesini konu alan "Güz Sancısı" 23 Ocak'ta vizyona giriyor. Çekimlerin tamamına yakını Beyoğlu ve çevresinde gerçekleşen filmde, İstanbul 1955 yılındaki haliyle beyazperdeye yansıtılıyor.
Güz Sancısı'nın İstinye Park AFM'deki gösteriminden önce kokteyl düzenlenirken, şıklıklarıyla dikkat çeken filmin oyuncuları Murat Yıldırım, Beren Saat, Okan Yalabık, Belçim Bilgin Erdoğan, İlker Aksum ve Tuncel Kurtiz, yürüyen merdivenden toplu halde inerek basın mensuplarına poz verdi ve geceye katılanların tebriklerini kabul etti.
Heyecandan izleyemedi
Gala gecesinde film 4 salonda birden oynatılırken, yönetmen Tomris Giritlioğlu'nun salonların dışında beklediği ve çok heyecanlı olduğu gözlendi.
"Çemberimde Gül Oya" ve " Hatırla Sevgili" gibi birbirinden başarılı projelere imza atan Tomris Giritlioğlu ve ekibi "Güz Sancısı" filmi ile bir kez daha geçmişi günümüze getiriyor.
1955 yılı İstanbul'u beyazperdeye yansıtılıyor
Giritlioğlu, 2002 yılından beri üzerinde çalıştığı bu proje ile 10 yıl aradan sonra
beyazperdeye geri döndü. Yılmaz Karakoyunlu'nun 'aynı' adlı eserinden
senaryolaştırılan filmin senaryosunu Etyen Mahçupyan ve Nilgün Öneş yazdı. Beyoğlu ve çevresinde gerçekleşen filmde, İstanbul 1955 yılındaki haliyle beyazperdeye yansıtılıyor. Dekor, kostüm ve aksesuarlar 1955 yılı İstanbul'unu yansıtacak şekilde hazırlandı.
23 Ocak'ta vizyona giriyor
''Suyun Öte Yanı'' ve ''Salkım Hanım'ın Taneleri''nin ardından, Tomris
Giritlioğlu'nun sinema kariyerinde hedeflediği tematik üçlemenin son filmi olma özelliği taşıyan "Güz Sancısı" 23 Ocak'ta sinemaseverlerle buluşacak.
Toprak ağasının muhafazakar oğlu Rum kızına aşık olunca
1955 yılında geçen "Güz Sancısı"nda milliyetçi, zengin bir toprak ağasının idealist oğlu olan Behçet (Murat Yıldırım), karşı komşusu Rum Elena'ya (Beren Saat) aşık olur ve 6-7 Eylül olaylarının panoramasında duygularıyla ve siyasi fikirleriyle bir iç hesaplaşmaya girişir. Behçet'in muhafazakar, sakin, ağırbaşlı, içe dönük aynı zamanda da hakkaniyete ve ahlaka önem veren bir yapısı vardır. Bu durum onun çoğu zaman siyaset dünyasındaki gelişmelerden rahatsız olmasına neden olmaktadır. Fakat temelde kendi milliyetçi bakışını doğru, adil ve gerçekçi bulur.
Aynı toprakta, farklı taraflarda kalan iki sevgili
Beyoğlu'na ağır ağır inmeye başlayan bu gergin siyasi atmosferin karanlığı altında Behçet ve Rum Elena arasındaki karşı konulmaz aşk, kendini savunmaya çalışmaktadır.
Behçet, militan bir kalemin günbegün koyulaşan renklerle çizdiği bir politik çizgide yürürken; 6 Eylül 1955 sabahına doğru attığı her adım, Elena'ya kavuşmasını zorlaştırır. Türk siyasi hayatının ağır yükünü sırtlarında taşımak zorunda kalan bu iki sevgili, aşkın topraklarında 'aynı', yaşadıkları ülkenin topraklarında 'farklı' taraflardadır.