19
Mart
2026
Perşembe
KÜLTÜR/SANAT

Halk oyunlarının yedi rengi

13 yıldır halk oyunları için gönülden çalışıyorlar. Masraflarını kendi ceplerinden karşılıyorlar. Birçok yarışmada ödül alıp, yurtdışındaki festivallerde Türkiye’yi tanıtıyorlar. Ama onların çalışabilecekleri bir salonları bile yok.



Geçmişini bilmeyen, öz kültürünü ve değerlerini tanımayan kuşaklar geleceğe de bir birikim bırakamayacağını, geleceğini kuramayacağını biliriz hepimiz. Biliriz de sahip çıkma, koruma ve yaşatma anlamında herkes üzerine düşen görevi yapar mı? Bu anlamda dünyaya sahip olduğumuz kültür birikimini yansıtacak faaliyetleri destekler miyiz? Öncelikle bireysel, sonra da toplumsal açıdan herkesin yapması gerekenler var. Bu bir görev olmasının yanı sıra bir bilinç çünkü. Halk oyunları da bu kültürel bilincin bir parçası.

27 Temmuz’da Macaristan’ın Salgotarjan kentinde bu yıl 13. kez yapılacak Nograd Uluslararası Halk Dansları Festivali’ne davet edilen Yedirenk Halk Oyunları Gençlik ve Spor Klubü Derneği başkanı Tezer Çelik’le buluştuk festivale gitmeden önce. Gönlünü ortaya koyan, zamanını ve ciddi anlamda emeğini veren dernek, en çok desteksizlikten şikayetçi. Bireysel çabalarla varlığını sürdürdüklerini ve yerel yönetimden destek alamadıklarını söyleyen Çelik, festivallere hazırlanacak, çalışma yapacak bir salonlarının dahi bulunmadığını, ancak bu zor koşullarda özveriyle hazırlanarak Türkiye adına ve Türkiye için çabaladıklarını anlatıyor. Bu tür zorlukların içinde öz kültüre, değerlerimize sahip çıkmak ve onları tanıtmak için ellerinden gelen herşeyi yapacaklarını dile getiriyor.

ÖZ KÜLTÜR KORUNAMIYOR

1995 yılında kurulan dernek, halk oyunları için gönülden çalışıyor. Dernek yöneticilerinin finansal desteği sağladığı, hem kursiyerlerin, hem teknik ekibin yine gönüllü olarak dernekte yer aldığı ortamda Çelik, en çok da yerel yönetimlerin desteğini alamamaktan şikayet ediyor. Çünkü çeşitli yarışmalarda ödül alan, festivallere davet edilen derneğin bir çalışma salonu dahi yok. Kadıköy Belediyesi’nin kapısını defalarca çalmışlar, defalarca belirtmişler isteklerini ancak çabaları sonuçsuz kalmış. Merkezi Kadıköy’de olan dernek, bir gün Ayazağa’da bir ilköğretim okulunda, bir gün Pendik’te, bir gün Üsküdar’da bir kültür merkezinde yürütüyor çalışmalarını. 16 kız, 16 erkekten oluşan 32 kişilik kadrosu ve sahne arkası ekibiyle bir semtten diğerine koşturuyorlar. Tüm bu zorluklara rağmen yılmayan dernek yine çalışıyor, yine halk danslarına emek veriyor. Ekibiyle, kostümüyle, ekibin masrafıyla aslında çok külfetli olan bu iş için istedikleri ise yalnızca bir sahne. Çalışabilecekleri, hazırlanabilecekleri bir salon.

Halk oyunları hem Türkiye için hem de Türkiye’nin yurtdışında tanıtımı açısından çok önemli. “Öz kültürümüze ait değerleri tanımıyoruz, tanıtmıyoruz” diyen Çelik, Türkiye’nin bu anlamda ciddi bir çalışma yapma gerekliliğine değiniyor: “Polonya’daki Nazi kamplarını, müze haline getirmişler ve yaptıkları kötü şeylerden para kazanıyorlar. Ya biz ne yapıyoruz? Macaristan’a gidiyoruz ama bize hiçbir maddi destek sağlanmıyor. Herkes kendi masrafını karşılamaya çalışıyor cebinden. Hem de böyle önemli bir amaç için. Yerel yönetimler bu tür topluluklara destek verseler herşey çok daha farklı olur.”

Çok çeşitli nedenlerle Türkiye tanıtımının yanlış yapıldığı aşikar. Turistik beldelerde çalan arabeski şarkılar, dansözler hep Arap etkisinin bir sonucu. Derneğin eğitmenlerinden Cihangir Kılıç, bize ait olmayan oryantal kültürün bizimmiş gibi gösterilmesinin de vahim bir hata olduğunu dile getirirken, “Dansöz Arap kültüründe var bizde yok ama her yerde kültürümüz tanıtılırken kullanılan yegane figür dansöz. Türk gecesi yaparken dansöz çıkarıyorlar, çünkü buradan para kazanıyorlar. Kendi kültürümüzden, değerlerimizden ödün veriyoruz. Salsa, tango kursları dolu. Evet onlara da gidilmeli ama önce kendi kültürümüzü tanımaya çabalamalıyız” diyor. Kılıç, Türkiye’nin dünyada zirvede olduğu ender alanlardan birinin halk oyunları olduğunu vurguluyor ve rüzgarı arkamıza alarak kendi kültürümüzü çok daha iyi bir şekilde yayabileceğimizi söylüyor.

Dernek başkanı Çelik’in verdiği rakam gerçekten dikkat çekici. Türkiye’de bu işle uğraşan yaklaşık 10 milyon kişi bulunuyor. Bu ciddi rakama karşılık, toplumda kendi kültürünü tanımayan çok sayıda insan da var. Derneğin eğitmenlerinden Serkan Şirin soruyor bir yandan: “Neden Türkçe’yi koruyamıyoruz? Neden insanlar dilini ve kültürünü koruyamaz?” Yine kendi yanıtlıyor sorusunu: “Uzak kalırlarsa koruyamazlar tabii. Popüler ortamın içinde, popüler kültürün parçası olur insan kültüründen uzaklaşırsa. Yabancılaşırlar... Kendi özüne uzak kalan toplum, tabii ki susar, karşı mücadele veremez.”

Halk oyunları ritmi ve hareket yapısı ile bireyin bedensel ve ruhsal gelişimine de katkıda bulunuyor. Birlikte hareket etmeyi, paylaşmayı, kendini ifade etmeyi öğrenen insan sosyal yaşama adapte oluyor, toplumsal ilişkileri gelişiyor. Şirin, ilköğretimin ikinci kademesinden itibaren SBS, ÖSS gibi sınavlarla çocukların ve gençlerin bir sınav maratonuna girdiğini ve tam da gelişme çağında sosyal faaliyetlerin kısıtlandığını söylüyor.

 

AMATÖR RUH VE GÖNÜLLÜLÜK

Tezer Çelik, ilkokul yıllarında annesinin elinden tutup kursa götürmesiyle başlamış halk oyunlarına. Yıllarla birlikte de hiç uzak kalmamış. Halk danslarının genellikle küçük yaşta ailelerin, arkadaşların ya da öğretmenlerin yönlendirmesiyle yaygınlaştığını söylüyor. Derneklerin genelinde ticari kaygı yok. Çelik, çalışmalarına pos makinesi götürüp çay, çorba satanlardan söz etse de, derneklerin genelinde aidat alınmadığını, bu işin daha amatör bir ruhla, gönüllülük esasıyla yapıldığını söylüyor. Çelik “Anadolu Ateşi bir halk oyunları grubu değil. Kendileri de bunu söylediler zaten. Tabii ki ülkeyi tanıtmak açısından önemli. Ancak beslendikleri kaynak halk dansları olsa da yöresel olarak çok da renk yok” diyor.

ZUHAL AYTOLUN - CUMHURİYET
Yayın Tarihi : 13 Temmuz 2008 Pazar 21:39:31
Güncelleme :13 Temmuz 2008 Pazar 21:46:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
oğuzetyemez IP: 85.96.214.xxx Tarih : 21.08.2008 00:56:39

yaptıklarımız yapacacaklarımızın ilk adımlarıdır...geliyoruz geleceğiz yakındır...


süleyman kılıç IP: 193.243.207.xxx Tarih : 17.07.2008 14:01:19

Gerçekten bu işi tam anlamıyla yapan nadir ekiplerden biri olan Yedirenk Halk Oyunları Gençlik ve Spor Klubü Derneği 2 senelik kurulumundan bu yana gerek oyunların özlüğü ve kalitesiyle gerek ekip içindeki arkadaşlık ve sıcak dostluklarıyla kıskanılan bir ekip haline gelmiştir.(yanlış anlamayın kıskanılan kelimesiyle) Ben de bu ekibin bir parçası oldugum için gurur duyuyorum. teşekkürler