Malumunuz 2010 İstanbul ve Türkiye için çok önemli bir yıl. İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti oluyor. Ve bu yılda Türkiye’ye özgü hatıralık eşya olarak fes ve dansöz kıyafeti satılmasını istemiyoruz. Bunun içindir ki genç tasarımcılar hararetle çalışıyor.
İstanbul’a gelenlerin hatıralık eşya olarak alabileceği belli alternaternatifler vardır; fes, dansöz kıyafeti, Çin işi çanta ve biblolar... Bir kaç çeşit Hint işi eşarp ve şal da bulunabilir. İşçilikleri basit ve ucuz Kütahya çinilerini ise yabana atmamak gerek! Ama artık hem yerli hem de yabancı turistler bu otantik ve nostaljik objelerden sıkıldı. Yeni ve özgün hatıralıklar istiyor. Bu istek sadece turistler için geçerli değil. Türkiye’nin tarihî ve turistik kentlerinde yaşayanların da böyle bir talebi var. Kim yaşadığı ve sevdiği şehri temsil eden özgün bir objeye sahip olmak istemez ki!

Malumunuz 2010 yılı İstanbul ve Türkiye için çok önemli bir yıl. İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti oluyor. Ve bu yılda Türkiye’ye özgü hatıralık eşya olarak fes ve dansöz kıyafeti satılmasını istemiyoruz. Bunun içindir ki genç tasarımcılar hararetle çalışıyor. Zanaatkârlar ise genç tasarımcılardan gelecek her yeni ve özgün tasarımı büyük bir heyecanla üretiyor. Tüketici ise tabiri yerindeyse yapılan yeni her ürünü kapışıyor.

Ottoman Empaire bir tişört markası. Osmanlı’yı çağrıştıracak figürleri tişörtler üzerine basıyor ve bu tişörtleri gören herkes çok beğeniyor. Hatta şu sıralar Ottoman Empaire tişörtü trendi bile var. Öne çıkan bu markanın taklitleri de var. İstiklal caddesi ve Kapalıçarşı’da bunları görmek mümkün.

Take Away İstanbul ise şehre özgü hatıralık objeler üreten bir marka. Markanın sahibi Seda Ertem, genç tasarımcılarla çalışıyor. Onlar da İstanbul’un bugünkü yaşantısını yansıtacak esprili ve özgün işler çıkartıyorlar. Karanfil, lale ve İstanbul Boğazı şeklindeki aynalar, taşınabilir bellekler ve birçoklarının yurtdışına giderken dahi yanından ayıramadığı dönerci Dursun yastığı... Muzur, kullanışlı ve İstanbul’da yaşayanlar için anlamlı birçok objeyi burada bulmak mümkün. Mesela İstanbul silüetli koli bandı New York Times’ta haber olacak kadar ilgi çekmiş. Markanın ürünleri maalesef şimdilik Kanyon Alışveriş Merkezi’nde satılıyor.

Nuriosmaniye’de Kapalıçarşı’ya birkaç metre mesafedeki Design Zone tasarım dükkânında ise İstanbul’un ve Türkiye’nin otantik unsurlarına modern yorumlar katan birbirinden özgün tasarımlar satılıyor. Buranın sahibi tasarımcı Özlem Tuna, Türk kahve fincanına yeni ve özgün bir yorum getirmiş mesela. Yine hilal şeklindeki mumları, lale yüzükleri, çintemani desenli modern aksesuarları ile Desing Zone, Türk kültürünü modern tasarımlarda zevkli bir tarzda kullanıyor. Desing Zone’de sadece Tuna’nın tasarımları satılmıyor. Birçok tasarımcının çalışmaları burada yer alıyor. Tuna, yerli ve yabancı turistlerin yoğunlukla geldiği bir bölgede satış yapıyor. Ve gözlemlerine dayanarak insanların otantik ürünler almaktan bıktığını söylüyor. Yeni ve özgün yorumlara ihtiyaç olduğunu düşünen Tuna, Türkiye’ye dair yeni hatıralıklar tasarlamakta tasarımcıların çok hevesli, üreticilerin ise gayretli olduğunu anlatıyor. Çünkü üreticiler klasik ve nostaljik ürünler üreterek daha fazla satış yapamayacaklarının ve tüketicinin yeni şeyler arayışında olduğunun farkında. Talep var, üreticinin hevesi var, tasarımcı da var, iş sadece bu potansiyeli kullanacak girişimcilere kalıyor. İstanbul, tasarımcıların yoğun yaşadığı bir şehir olduğu için şanslı. Fakat diğer turistik kentler için akıllı bir girişimcinin tasarımcıları harekete geçirmesi gerekiyor. Konya, Mardin, Urfa, Efes Antik Kenti gibi yerlerdeki kültürel altyapıyı düşününce muhteşem tasarımlar çıkacağını öngörmemek mümkün değil.