İki yıldır İş Sanat Kibele'deki retrospektif sergiye hazırlandığını söyleyen ressam Teoman Südor, 'İtalya yılları benim Rönesansım oldu. Orada ışığın altyapısını araştırmayı öğrendim. Kendi resmime, dünyama ışığımı soktum' diyor
İş Sanat Kibele Galerisi, sezonu çağdaş resim sanatının önemli temsilcilerinden Teoman Südor’un retrospektif sergisiyle açtı. 25 Kasım’a kadar sürecek sergide Südor’un desen, özgün baskı ve yağlıboyadan oluşan 150 civarında eseri yer alıyor. Hayli kapsamlı bir kitabın da eşlik ettiği sergi süresince izleyiciler, Kültür Üniversitesi öğrencilerinin, Ertuğrul Karslıoğlu’nun katkılarıyla hocaları Teoman Südor’un yaşamını konu alarak hazırladığı 20 dakikalık ‘Kocaman Eller Işığın Ressamı’ adlı belgeseli de izleyebiliyor. Tam iki yılı, bu geniş kapsamlı sergi için kitap, belgesel film ve yapıtların derlenip toplanması gibi işlerin içinde hummalı bir çalışmayla geçiren Südor’la Feneryolu’ndaki atölyelerinde görüştük.
Sanatçının, retrospektif sergisinin en önemli yapıtlarından biri 1949 yılında henüz 6 yaşındayken annesi için yaptığı resim. Yeşillikler içinde duran koca ağacın hikâyesini Südor’un kendi ağzından dinleyelim: ‘‘Annem o dönem rahatsızdı ve bir süre hastaneye yatmak mecburiyetinde kalmıştı. Ona yazdığım mektupların içine kendi çizdiğim resimleri koyardım. Bu resmi de o zaman çizmiştim. O dönem içinde bulunduğum durumu çok iyi anlatıyor.’’
Bedri Rahmi’nin öğrencisi
Teoman Südor’un annesi Fahrünnisa Südor da Akademi’nin heykel ve resim bölümünden mezun bir sanatçı. Doğal olarak oyun oynarcasına resim yapmaya küçük yaşlarda başlayan Südor; annesi için çizip- boyadığı ve bu sergide ilk kez altmış yıl sonra gün yüzüne çıkan bu suluboya resme baktığında; bugün yaptığı resme çok yakın olduğunu söylüyor. Hatta bu sergi için kitabın yazılmasına katkı sağlayan Prof. Ayla Ödekan ve Prof. Nükhet Güz de bu benzerliğe vurgu yaptılar.
Resim çizmeye ne kadar meraklı olsa da Teoman Südor’un akademi yolculuğu maceralı olmuş. Konu ailenin tek çocuğu ve bir de erkek olunca işi zor olmuş. ‘‘Ailem sanatı seven köklü İstanbullu bir aile olmasına rağmen benim ressam olmamı pek istemiyordu. Matemetiğe, bilime olan merakımı da bildiklerinden bu dallarla ilgili bir meslek seçmemi istiyordu.’’
Südor, önce İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik Bölümü’ne kaydını yaptırır ardından 1961 yılında tekrar sınava girerek İTÜ Mimarlık Fakültesi’yle İstanbul Hukuk’u kazanır. İki yıl Hukuk’a devam eden Südor’un sanata olan tutkusunu anlayan ailesi onu mesleki tercihler konusunda özgür bırakmaya karar verir. Bu zorlu yılların ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nin yetenek sınavına girer ve hayallerini gerçekleştirir. Bedri Rahmi Atölyesi’ne giren Südor hocaları ve kişisel merakı sayesinde mesleki anlamda farklı kapılar aralar. Hocası Bedri Rahmi ile iyi ilişkiler kurmayı başaran Südor, akademide onun çömezi gibi olduğunu söylüyor.
‘‘Resimsel alanda iki büyük derdim var, derinlik ve ışık’’ diyen Südor sözlerine şöyle devam ediyor: ‘‘Resim yaparken konuyu seçmiyorum, hayal ediyorum. Benim dünyam bu. Ben buna resmin içinde yaşam diyorum. Resmi yaparken kendi içimde ne hissettiğim önemli. Varolan dünya üç boyutlu ama ben bunun dört boyutlu olduğunu söylüyorum. En, boy ve derinliğin yanı sıra zaman çok önemli kavram.’’ Hayallerini gerçekleştirdiği akademinin bir başka anlamı da var Südor için; orası aynı zamanda hayatının aşkı ressam Gülseren Südor’u bulduğu yerdir.
İlk yıl ki galeri çalışmasından sonra, B. R. Eyüboğlu atölyesini seçen Teoman Südor bu sayede gelecekte nasıl sanatçı olabilirim, nasıl sanatımla hayatımı kazanabilirim konusundaki açmazlarına da cevap bulduğunu söylüyor. ‘‘Tam kırkbir yıldır hiç duraksamadan, aynen akademide dönem atlama sınavlarındaki heyecanla ve istekle resim yapıyorum’’ diyor ressam Südor ve ekliyor: ‘‘Tabii ki bu denli uzun zaman boyutunda araştırmalarım, teknik bilgilerim yaşamın getirdiği bilgi, görgü birikimim artıkça resimlerim değişiklikler oldu. Ama hep kendi özgün sanatsal yorumum olsun ve olmalı diyerek ürettim, üreteceğim...’’
Bedri Rahmi’nin atölyesinden mezun olan Südor çifti, hocalarının öğrettiklerini belleklerine kazıdıklarını ama hocalarının sanatsal takipçisi olmadıklarını, kendi özgün işlerini üretme yolunu seçtiklerini söylüyor. Teoman Südor sözlerine söyle devam ediyor: ‘‘Zaten hocamız da bunun böyle olmasını isterdi. Bugün biliyoruz ki bizim gibi aynı atölyeden mezun olan Orhan Peker, Nedim Günsür, Mehmet Pesen, Alaatin Aksoy, Utku Varlık’ın resimlerinde de Bedri Rahmi resmini anımsatan hiçbir şey göremezsiniz. Bu hocayı yadsımak değil bilakis öğretilerini can kulağıyla dinlemektir bana göre.’’
Mitoloji ve doğanın gizemi
Teoman Südor ‘‘Kendi Rönesansımı gerçekleştirdim’’ dediği İtalya yıllarının ona mesleki anlamda çok şey kattığını söylüyor: ‘‘Işığın altyapısını araştırmayı öğrendim. Kendi resmime, dünyama ışığımı soktum’’.
Südor, İtalya’da kaldığı süre içinde, Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde iki yıl resim ve bir yıl dekor eğitimi görür. Tüm bu eğitimler sanatçının dediği gibi ona farklı ufuklar ve yollar açar. İtalya dönüşü resminde soyutlamaya önem veren sanatçı, konusal olarak efsanelerden, mitolojiden ve doğanın gizeminden etkilendiğini söylüyor.
Baskı, gravür, yağlıboya ve desen gibi farklı arayışlar içine giren Teoman Südor’a göre algılayışın önemli bir konumu var: ‘‘Görmekle bakmak, bakmakla görmek bunlar tam gerçekleştiği zaman algılama gerçekleşmiş olur’’ derken, izleyiciyi kendisi yönlendirmeden özgür bir şekilde resmin içine sokarak onun içinde dolaşmasını istiyor. Bugüne dek pek çok sergi açan ve ödül kazanan Südor çifti, İtalya Çağdaş Sanat kataloğuna girmeyi başardılar. Ayrıca her yıl belli zamanlarda, İtalya’nın Udine kentine giden ikili, ressam Giancalo Caneva ile ortak olan gravür atölyelerinde gravür çalışıp sürekli olarak orada sergiliyorlar.
Teoman Südor retrospektifi 25 Kasım’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.
Tel: 0212 316 15 80