63. Avignon Festivali'nin önemli gösterilerinden biri de Wajdi Mouawad'ın projesiydi. Yaklaşık 1500 tiyatro izleyicisi, battaniyelere bürünüp, sabahın ilk saatlerine kadar oyunları seyretti
Saat akşamın sekizi. Güneşin batmasına çok var daha. Mistral rüzgarının serinlettiği Papalar sarayının cephesi sapsarı, sımsıcak. Kısa Avignon gecesinde uzun bir tiyatro serüveni yaşamaya hazırlanan kalabalık ana kapıdan avluya akıyor, oluk oluk... Her izleyici, Mistral’in yalayıp durduğu iç avludaki 1970 koltuğun üzerinde özenle katlanmış büyük bir battaniye buluyor. Sabahın yedisine kadar sürecek olan, sahnesi sıcak, havası serin bir tiyatro maratonu başlamak üzere. Gong çaldığında tek boş yer yok. 63.Avignon Tiyatro Festivali’nin programını, yöneticileriyle birlikte ortaklaşa oluşturan konuk sanatçı Wajdi Mouawad’ın on yıldır kaleme aldığı dörtlemenin ilk üç parçasını oluşturan ‘Kıyı’, ‘Yangınlar’ ve ‘Ormanlar’ı ardarda izlemeye hazırız...
Gece boyunca yorgun düşenler, verilen aralardan yararlanıp usulca aramızdan ayrılarak battaniyelerini üşüyenlere bırakıyorlar. Çoğunluk bir şeyler yiyip içerek bir sonraki oyunu da gözünü kırpmadan izleyebilmek için enerji toplamaya çalışıyor. Sabahın yedi buçuğunda, güneş neredeyse avlunun içine dek girmişken, geriye kalan yaklaşık 1500 tiyatrosever tek bendenmişçesine ayağa kalkıyor. Quebec’li oyuncuların inanılmaz performansları yanında, çok kültürlü tiyatro sanatçısı Wajdi Mouawad’ın anlatı gücünü ve mizansen dehasını içtenlikle, uzun uzun alkışlıyoruz...
Wajdi Mouawad 1968 yılında Lübnan’da doğmuş. Dokuz yaşındayken, savaştan kaçan ailesiyle birlikte Paris’e gelmişler. Fransa beş yıl sonra oturma izinlerini artık yenilemeyeceğini söyleyince, Kanada’ya göç ederek MontrÈal’e yerleşmişler. Genç sanatçı, savaş ortamında yollarda ve birbirinden çok farklı toplumlarda geçen yaşamı boyunca damıttığı sanatını, doğunun masal dünyasından batının materyalist felsefesine kadar geniş bir kültürel yelpaze içinde yoğurmuş. Sorguladığı insan gerçeğini, yaşamın kahredici anlamsızlığı gerisinde bir tutam iç tutarlılık arama çabalarını, kapanmayan savaş yaralarından sızan kanların kızıllığı yanında, herşeye karşın insanoğlundan umudunu yitirmeyen bilinçli hümanist yaklaşımın dingin aklığıyla birlikte ele almış. Tiyatroseverler, Wajdi Mouawad’ın dörtlemesinin son bölümü olan ‘Gökler’i (Ciels) 18-29 Temmuz tarihleri arasında ilk kez Avignon’da izleyebilecekler...
Wajdi Mouawad, 2004’te festivalin yönetimini devralan Hortense Archambault ve Vincent Baudriller ile birlikte yaptığı iki yıllık hazırlık çalışmalarına temel oluşturan yazışmaları, tartışmaları ve düşünceleri ‘Yolculuk’ adlı bir kitapçıkta toplamış. Satılmayan, isteyene verilen 100 sayfalık bu beyaz kitapçıkta anlatı sanatının yerini, önemini ve yeni biçimlerini sorgulayan Wajdi Mouawad, her sanatçının gerçeklere kendi penceresinden, her an değişen farklı gözlerle baktığını vurgularken gündeme getirdiği birçok soruya, felsefi derinlik içeren yanıtlar getiriyor...
Avignon Festivali’nin başarısının gerisinde, işte bu tür uzun soluklu çabalar var: Tiyatroyu, farklı pencerelerden bakarak düşünmek, sorgulamak; seyriciyle tiyatro arasındaki diyaloğu geliştirmek; tiyatroyla diğer sanat dalları arasındaki köprülere yenilerini eklemek... Ve beş yıldan bu yana, bir sanatçıyı da bu çabalara ortak ederek, programın oluşumunda farklı duyarlıkların izdüşümlerini yakalayabilmek...
Avignon, sanatın kutsal olduğu çok pencereli bir mekân.