19
Mart
2026
Perşembe
KÜLTÜR/SANAT

Üç efsanevi kadın aynı CD'de

Çoktandır heyecanla beklediğimiz CD kaydı sonunda çıkageldi. Hem de ‘görsel şölen’ olarak nitelendirilebilecek bir iç-dış tasarımla.

‘Zarfı bırak, mazrufu anlat’ diyecek olursanız, ‘İçerik de çok sağlam olmuş’ derim. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO), müzik direktörü Sascha Goetzel yönetiminde, klasik müzik dünyasının önde gelen bağımsız kayıt markalarından Onyx için doldurduğu yeni CD kaydından söz ediyorum. Borusan Kültür Sanat’ın son haftalarda ardı ardına patlattığı bombalar (Cem Yılmaz’ın şefliği, Müzik Evi, Salzburg konseri) arasında kaynaması muhtemel bir gelişme bu çünkü, malum Türk klasik müzik camiası, kayıt kültürü, kayda verilen önem bakımından hâlâ yeterli seviyeye gelebilmiş değil. Sıklıkla dile getirmeye çalıştığım gibi, bu ülkede klasik müzik adına bir şey yapılmak istendiğinde konser ve festival yapmak gibi ‘flaş’ etkinliklere imza atmak öncelikle akla geliyor.

Bilkent’in yıllar önce kendi markasını oluşturarak girdiği kayıt pazarına Borusan’ın girişi hayli geç oldu ama böylesi ‘özgün’ bir ürünün ortaya çıkması için demek biraz daha beklenmesi gerektiği düşünüldü. 1999 yılında kurulan BİFO, 10 yılın makul bir bekleme süresi olduğuna kanaat getirmiş olacak ki, geçenlerde İstinye’deki Borusan Oto’da düzenlediği görkemli tanıtımla duyurduğu CD kaydıyla birlikte ‘kayıtlı orkestralar’ kervanına katıldı.

‘CD kaydının tanıtımı neden bir otomobil teşhir mekânında yapıldı’ diye sorabilirsiniz. Çünkü CD’de yer alan üç eserin kaydı altı gün boyunca bu devasa mekânda yapıldı.

İhtiraslı bir çalışma
Klasik müzik endüstrisinin 20. yüzyılın son 10 yılı içerisinde alt üst olan şartları gereği, dev senfoni orkestralarının birkaç gün boyunca stüdyoya kapanıp kayıt yapmaları olanaksız hale geldi. Kayıt yapmaktan vazgeçme lüksüne sahip olmayan orkestralar olağan konserlerinin kayıtlarından devşiriyorlar artık piyasaya verdikleri CD’leri. BİFO’nun kaydı sırf bu bağlamda bile günümüz şartlarında ihtiraslı bir çalışma.

Bu kayıt için bir araya getirilen eserlerin birbirleriyle oluşturdukları ahenk ise az bulunur cinsten. Hatta BİFO büyük olasılıkla yüz yıllık kayıt tarihinde bu üç esere aynı kayıtta yer veren ilk orkestra unvanına sahip olmuş oluyor.

Respighi’den ‘Saba Melikesi Belkıs’, Hindemith’ten ‘Weber’in Bir Teması Üzerine Senfonik Metamorfozlar’ ve Schmitt’ten ‘Salome’nin Trajedisi’, kayıtta yer alan üç senfonik eser. Doğu dünyasının üç efsanevi kadın karakterine can veren üç eser bunlar. Belkıs ve Salome’nin yanına, Hindemith’in operasından temalar kullandığı Weber’in Turandot karakteri de yerleşivermiş. Müziğin ressamı Respighi’nin ‘Saba Melikesi Belkıs’ adlı, muazzam büyüklük ve çeşitlikte bir orkestra gerektiren eseri 1932 yılında neredeyse 1000 kişilik bir kadroyla ilk kez çalınmıştı. Her yerde çalınabilmesi amacıyla iki yıl sonra eserini kabul edilebilir bir kadroya çekmişti İtalyan besteci.

Müzikseverlerin, bakır üflemelilerin fanfarları ve davulların gümbürtüleriyle görkemli bir tınıya sahip olan ‘Süleyman’ın Rüyası’ adlı ilk bölümüyle çok yakından tanıdıkları eserin ‘Orjiastik Dans’ adlı dördüncü bölümü -genelinde arabesk bir ses evreni yaratsa da- rahatlıkla ‘Köçekçe’nin bestecisi Ulvi Cemal Erkin’e de mal edilebilecek karakterde bir bölüm (Goetzel en sevdiği Türk eseri olan ‘Köçekçe’yi BİFO’nun Salzburg konserinde de yönetecek). Kayıt bu eserin icrasında bir orijinallik barındırıyor. Eserde aslında yer alan ama daha önce hiçbir kaydında rastlanmayan ‘Arap davulu’ ilk kez BİFO’nun Onyx kaydında solo görevde kullanılmış.

Kaydın en ilginç dakikaları, bırakın Türkiye’yi dünyada da çok tanınmayan bir Fransız besteci olan Florent Schmitt’in (1870-1958) Anadolu’nun mistik havasından esinlenerek yazdığı ‘Salome’nin Trajedisi’ adlı eserine ayrılmış. Herod ve Herodias’ın kızları olan Salome’nin İncil’e dayanan öyküsünün Anadolu’yla doğrudan alakası yok elbette ama bu, 1900’lerin başında çıktığı uzun yolculuklar sırasında yolu Anadolu’ya da düşen Schmitt’in eserine tasavvuf ezgilerini ustaca yedirmesine mani olmamış. Öyle ki, tıpkı ezoterik filozof-besteci Gürciyev gibi Schmitt’in de Osmanlı Anadolu’sunda ve İstanbul’da gezerken yolunun tekkelere düşmesi ve buralardaki zikir törenlerini izlemiş olması kuvvetle muhtemel. Schmitt’in son yıllarda daha popüler hale gelen bu ilginç eserinin mistik ezgisi, şimdiye dek dinlediğim bazı yorumlarda kadınlar korosu tarafından ‘terennüm ediliyordu’. BİFO kaydında koro bulunmuyor ki bu, bölümün uhreviliğini az da olsa yitirmesine sebep olmuş ama ezgi bu haliyle bile bana kalırsa yeteri kadar sersemletici.

BİFO’ya kapıları açacak
10 yaşındaki BİFO’nun dünyaya açılma projesinin bu yılki Salzburg konseriyle birlikte diğer önemli ayağı sayılabilecek Onyx kaydı, bunlar gibi daha pek çok zenginlik içeriyor. Borusan bu kayıtla birlikte hem çoktandır yapması gereken bir işe imza attı hem de değerli bir kartvizite sahip oldu.

Hiç şüphe yok ki bu özenli kayıt, BİFO’nun bir öncü kuvveti gibi dünyayı dolaşıp hem orkestraya hem de Türk klasik batı müziği dünyasına kimbilir hangi kapıları açacak! Üstelik BİFO akıllılık edip, örneğin Beethoven senfonileri gibi bugüne dek belki yüzlerce kez kaydedilmiş klasikleri değil de sık seslendirilmeyen ve yeni tanınmakta olan eserleri kaydetmekle, Batılı eleştirmenlerin kaçınılmaz ama kaybedilmesi kuvvetle muhtemel kıyaslamalarından da kendini korumuş oluyor.

Serhan Bali - Radikal
Yayın Tarihi : 19 Ocak 2010 Salı 19:56:09


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?