Venedik’in ütopyaları İstanbul’da
Fransız sanatçı kolektifi M/M, 50. Venedik Bienali ‘Ütopya İstasyonu’ bölümünde sergiledikleri posterleri Akbank Sanat’taki sergide İstanbul bağlamında yeniden ele alıyor. Sergi, ‘harf devrimi’ne odaklanıyor
M/M verdiği ilk izlenim gibi yanlızca şekerleme adı değil, 1992 senesinden beri bir arada üreten Michael ve Mathias’ın oluşturduğu Paris menşeyli bir sanatçı inisiyatifi. Uzmanlık alanı, felsefe ve sanat olan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyoloji Bölüm Başkanı Ali Akay, iki sene önce yaptığı Paris ziyareti sırasında, galericileri aracılığıyla M/M ile tanışıp, İstanbul’da sergi yapma teklifi getirmiş. Sergiye adını veren ‘Yankı Odasında Bir Aşk Kelimesi’, köklerini altı sene önce 50. Venedik Bienali’nde gerçekleştirilen ‘Ütopya İstasyonu’ bölümünden alıyor.
Tasarladıkları ütopik metinler içeren bir dizi poster ‘Ütopya İstasyonu’nda’ sergilendikten sonra, İstanbul bağlamında çeşitlendirilerek sergilenme yoluna gidilmiş. Michael’a göre, bu projelerin Venedik ve daha sonra İstanbul’da gerçekleştirilmesi birbirini tamamlar nitelikte. Mathias, serginin İstanbul’da yer almasını ütopya kavramıyla şöyle ilişkilendiriyor, “Ütopya İstasyonu bildiginiz gibi serginin ana hattını duvarları kaplayarak oluşturan posterlerin tümü. Bu sergiyi gerçekleştirme isteme nedenim, projenin İstanbul için anlamlı olduğunu düşünmem. Çünkü ütopya hakkında fikir üretenlerle tarihin katmanlarına ve dile ilişkin. Bu bir biçimde İstanbul’u görme biçimimin portresi ya da yansımasını oluşturuyor. Daha önce İstanbul’da hiç bulunmamıştım ancak İstanbul hakkında bu çeşit bir imgeleme sahiptim. İstanbul’u tasavvur etme biçimim, bir anlamda İstanbul’u bu proje gibi düşünüyor oluşuma denk geliyor. Türkiye’nin bir anlamda köklü ve tarihe dayalı bir ülke olduğunu düşünüyorum. Ama aynı zamanda ütopya kavramı da mevcut.”
İçinde edebiyat da var
10. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında Hou Hanru’nun da sorunsallaştırdığı Türkiye’de modernleşme süreci, tekrarlanagelen bir kavram olmakla birlikte, ‘Yankı Odasında Bir Aşk Kelimesi’ sergisi aynı konunun farklı ele alınış biçimlerini gösteren bir çerçeve sunuyor. 1928 yılında üç ay içinde gerçekleştirilen harf devrimiyle, sergide kullandıkları tipografi arasında paralellik kurmaya çalıştıklarından söz eden sanatçı, ütopyanın ancak gerçeklik kazandığı zaman ilginç olduğuna inanıyor.
Sergi, video, halı, hoparlör, tabure ve poster gibi nesnelerin yarattığı görsel kaosun anlamlı bir düzende bir araya getirilmesiyle inşa edilmiş. Uzaktan bakıldığında salt bir ‘şey’mişçesine görülüyor, ancak içine girip, onu açmaya başladığında birbirinden farklı tarih ve okumalar çözülüyor. M/M, ütopya fikrini sergiye yedirirken, farklı disiplinleri de müdahil ediyor: Marguerite Duras’nın yazdığı ‘Hiroşima Sevgilim’ ve ‘Yaz Yağmuru’ adlı romanlarından uyarlanan oyunların kesitleri yeniden kurgulanıp bir video çalışması hazırlanmış. Serginin merkezini oluşturan video, oyunlardan sonra yapılmış bir filmden alıntı.
Diyaloglar, her ne kadar bütünüyle hayali izlenimi veriyor olsada, iki sene önce Avignon’da gerçekleşmiş bir hikâyeyi de içinde barındırıyor. Böylelikle, gerçek ve hayali olan, serginin harikalar diyarını kuran görselliğinde ikili bir anlatım kazanıyor.