'Es-Es' dizisinin 'Selmin'i Derya Alabora, "İnsanlar piyano çalayım, resim yapayım, roman yazayım demiyor, film çekiyor. Son dönemde bir sürü film çekildi ama giden seyirci yok" dedi
Eskişehir'de çekilen 'Es-Es' dizisinde fekadar anne 'Selmin'i oynayan Derya Alabora, alt kültürden gelen insan öykülerinin kendisine çekici geldiğini söyledi. Canlandırdığı karakteri çok sevdiğini belirten Alabora, birlikte rol aldığı genç oyuncuları da övdü: "İşlerini çok ciddiye alıyorlar, rollerine kafa yorup, düşünüyorlar..."
Dizi projelerini seçerken oldukça seçici davranıyorsunuz. 'Es-Es'i tercih etmenizin sebebi neydi?
Senaryosu çok gerçekçi gelmişti. Alt kültürden insanların hayatı bana her zaman cazip gelir. Hayatın içinde kaybolan ve mücadele eden insanlar, seyircinin de ilgisini çekiyor. Uç noktada karakterler oynamak her zaman tercih sebebim.
ESKİŞEHİR'E ALIŞTIM
Eskişehir'e alıştınız mı?
Evet. Bence çok sıcak, tam bir ögrenci şehri... Gençler fazla olunca enerji de yükseliyor. Konserler ve festivaller oluyor. Porsuk nehri kıyısında çok güzel yerler var. E durum böyle olunca, alışmak da kolay oluyor.
Canlandırdığınız 'Selmin' karakterini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok fedakar bir anne olarak görüyorum. Çocukları için birçok şeye katlanıyor, onları asla yalnız bırakmıyor. Kendi hayatını hiçe sayıp, başkaları için çok şey yapabilecek biri... Hayatta çok şeyle karşılaşmış, o yüzden sertleşmiş bir kadın ama sevdiklerine son derece yumuşak. Bence tam olması gereken bir anne.
Dizide birçok genç oyuncuyla çalışıyorsunuz. Oyunculuklarını nasıl buluyorsunuz?
Hepsi çok iyi oynuyor. Çünkü işlerini çok ciddiye alıyorlar. Rollerine kafa yorup, düşünüyorlar. Aslında bu kadar işini ciddiye almak günümüzün değerleri arasında pek değil. Bizimkiler nasıl olup biraraya geldiyse...
İNAN TEMELKURAN BAŞARILI
Şu zamana kadar birçok rolde karşımıza çıktınız. Fakat içinizde ukte kalan bir karakter var mı?
Çok var. Genel olarak bütün iyi yazılmış karakterleri oynamak isterim.
Türk Sineması'nın gidişatı nasıl?
Hem iyiye hem de kötüye doğru bir gidiş var. Bir taraftan çok parlak sinemacılar çıkıyor, öbür taraftan her önüne gelen film çekmeye başladı. İnsanlar piyano çalayım, resim yapayım, bir roman yazayım demiyor film çekiyor. Seyredilme oranlarından da anlayabilirsiniz; son dönemde bir yığın film çekildi ama giden seyirci yok... Televizyon starları sinemada çok kullanılıyor. Seyirci, her gün evinde izlediği bu insanlar için neden kalkıp sinemaya gitsin. Buna karşılık çok başarılı olanlar da var. Mesela son zamanda beğendiğim en parlak yönetmenlerden biri İnan Temelkuran.
Sinema ile tiyatro oyunculuğunun birbirinden farkı nedir?
Araya teknik girmesi... İkisinde de bir dünya yaratıyorsunuz ama biri canlı seyirci karşısında, öbürü çok fazla tekniğin kullanıldığı bir ortamda... Tabii ki sinemanın olanakları, tiyatroya oranla çok daha fazla. Gerçekçilik duygusu, ses, ışık, oyuncuyu kullanmadaki olanaklar bence çok etkileyici. Kalıcı olması bakımından da tiyatroya oranla çok daha avantajlı. Ama seyirciyle canlı paylaşımın verdiği haz da sinemada yok. Sonuçta oyuncu olarak ikisinde de bir karakter yaratıyorsunuz.
BİZDE BAŞARISIZ OYUNCULAR REVAÇTA
Türkiye'deki yeni nesil oyuncuları başarılı buluyor musunuz?
Başarılı olanlar da olmayanlar da var. Ama ne yazık ki bizde başarılı olmayanlar daha revaçta... Oysaki oyunculukta derinlik gerekir. Sadece güzellik yetmez. İnsanın iç enerjisinin yüksek olması gerekir. Duygularını içinde biriktiren insanlar daha iyi oyuncu olurlar. Ama bizde sıradan karakterler, sıradan oyuncular tarafından canlandırıp baş tacı ediliyor.
Türkiye'de ve yurtdışında hangi oyuncuları beğeniyorsunuz?
Al Pacino, Javier Bardem, Kate Winslet, Kate Blanchett, Uğur Yücel ve Demet Evgar.
MAGAZİNİN NEYİ ÇEKİCİ HİÇ ANLAMIYORUM
Magazin ve şov dünyasından daima uzak kalmayı tercih ediyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Magazin dünyasının neyi çekici gerçekten hiç anlamıyorum. İnsanların burnunun içine girip, taciz etmenin nasıl bir cazibesi olabilir? Belki de ben algılayamıyorum. Biraz daha kendimi iyi hissedeceğim şeyler yapıyorum.
Türkiye'de sizce özgürce sanat yapılabiliyor mu?
Bizim gibi ülkelerde kendimizi ifade edebilmemiz gerçekten oldukça zor. Yasaklarımız çok fazla olduğu için, sanatta da ne yazık ki müthiş zorluklarla karşılaşıyoruz... Müstehcen bulunan heykellerimiz, yasaklı şarkılarımız ve şarkıcılarımız var... Nereye baksanız beyinsiz insanlar çoğunlukta... Sanki gizli bir güç, yaratıcı insanları yok etmeye çalışıyor.