30
Ocak
2026
Cuma
SAĞLIK

KAR YAĞAR, YOL KAPANIR, ANNELER AĞLAMAZ

Günlerce yağan kar ve doğuda kapanan köy yolları... Ve doğumu yaklaşan bir annenin karın soğuğunda rüzgara karışan sesi... Onu bir an önce kilometrelerce uzaktaki hastaneye yetiştirmeye çalışan köylülerin gayreti... Yukarıda anlatılan manzara çok değil 6-7 yıl önce Türkiye'nin gündeminden düşmüyordu.

Bu manzarayı o bölgede yaşayanlar gözleriyle, batıdakiler ise televizyonları karşısında yıllardır seyretti. "Ne zaman son bulur?" soruları hep soruldu. Cevap da 'Sağlıkta Dönüşümün' içinden verildi. Sağlık Bakanlığı bu çağ dışı manzaralara son vermek için ciddi bir proje başlattı. Kış aylarında ulaşımı zorlaşan köylerdeki hamile kadınların, doğumdan önce şehirde misafir edilmesi. Yaklaşık on gün önceden şehir merkezlerine getirilen anneler, doğum sırasında ortaya çıkabilecek risklerden kurtuluyor. Projeyi bütün Türkiye'ye yayan bakanlık, bu konuda risk bölgesi olarak gördüğü Kuzeydoğu Anadolu'daki beş ilde (Erzurum, Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan) çalışmaya büyük önem veriyor. Anne adaylarının doğumları devlet hastanelerinde yapılırken, tüm masrafları devlet tarafından karşılanıyor.

İllerden biri olan Erzurum'da her yıl kış bastırmadan riskli bölgeler için ciddi çalışmalar yapılıyor. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Ana-Çocuk Sağlığı Merkezleri (AÇSAP) Şube Müdürü Selvihan Tapanoğlu, geçen yıl bu şekilde üç gebenin şehir merkezinde misafir edildiğini söyledi. "Bu sene de gebeleri önceden tespit ettik. Buna göre bir risk haritası çıkardık. Doğuma 10 gün kala şehir merkezlerinde misafir edeceğiz. Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi'nde doğumları gerçekleştireceğiz." diyor. Ebelerin en ücra köşelere kadar çalışmalarını devam ettirdiğini anlatan Tapanoğlu, her şeye karşı hazırlıklı olduklarını belirtiyor.

Iğdır İl Sağlık Müdürlüğü AÇSAP Şube Müdürü Elvan Aras, şu anda üç riskli gebelerinin bulunduğunu belirtiyor. Aras, "Anne adaylarıyla gidip görüştük. Hepsi doğum öncesi gelmeyi kabul etti. Ama önemli olan eşlerin kabul etmesidir. Eşler bazen kabul etmek istemiyor. O zaman yazılı kağıt alıyoruz." şeklinde konuşuyor. Babaları ikna etmek için köylere tekrar gideceklerini kaydeden Aras, özellikle riskli gebeleri 4 hafta önceden misafir ettiklerini, bunun da gerekli olduğunu vurguluyor. Aras, bu gebeleri tanımlarken, bir tanesinin 1978 doğumlu ve 14'üncü çocuğuna hamile olduğunu ifade ediyor. Başka bir gebenin de 1972 doğumlu 8. çocuğuna hamile olduğu bilgisine yer veriyor. Köylerin Iğdır şehir merkezine uzaklığı paletli ambulansla 1,5 saat sürüyor.

60 köyden 20 anne Bolu'ya gelecek

Doğu'da kış aylarında ulaşımı zorlaşan köylerdeki hamile kadınların, doğumdan önce şehirde misafir edilme uygulaması, Bolu'da da yapılıyor. Bu sene kışın ulaşım sıkıntısı çekilen 60 köyden, 20 civarındaki anne adayının Bolu'ya getirilmesi planlanıyor. Bolu İl Sağlık Müdürü Dursun Koç, gebelerin aile hekimlikleri tarafından sürekli takip edildiğini belirterek, "Hamileliklerinin son günlerinde ambulansla gidip alacağız, kent merkezine getirerek misafir edeceğiz. Sağlıklı bir doğumun ardından tekrar köylerine gönderilecek." dedi.

Bölgede ayrıca misafir edilmeyecek anne adayları için de ciddi çalışmalar yürütülüyor. Bu illerde ebeler aracılığı ile tüm gebelerin envanteri çıkarılıyor. En ücra köylere giden ebeler sene boyunca doğum yapacak anneleri sıkı takibe alıyor. Gerekli eylem planlarının hazırlanmasına yardımcı oluyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri anne ölümlerini engellemenin sadece sağlık hizmetleriyle gerçekleşmediğine dikkat çekerek, hizmetlere ulaşmak için bu çalışmaların gerekliliğine vurgu yapıyor.

Öte yandan Türkiye'de anne ölümlerinin en önemli nedenini kanamalar oluşturuyor. Türkiye'de yılda 1 milyon 400 bin kadın doğum yapıyor. Batı illerindeki anne ölümleri, Avrupa ortalamasının altına düşerken, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde bunun üzerinde bulunuyor. Türkiye'de anne ölümleriyle ilgili Cumhuriyet döneminin tek bilimsel çalışması olan Türkiye Anne Ölümleri Araştırması, 1 Haziran 2005-31 Mayıs 2006 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmaya göre, anne ölüm oranının yüz binde 28,5 olduğu tespit edildi. Türkiye'deki anne ölümlerinin takip edildiği 'Anne Ölümü Veri Sistemi'ne göre ise 2007 yılında anne ölüm oranı 100 binde 21,3. Hedef ise 2008'in sonunda anne ölümlerini yüz binde 18 ve 2010 yılında ise yüz binde 15'in altına indirmek. Bunun yanında yenidoğan ölüm oranına bakıldığında 2008'de bu oranın binde 16,7'lerden binde 11,4'e düştüğünü görüyoruz. 2012'de ise hedef binde 7.

Akdağ: Bunu lütuf olarak değil, hizmet için yapıyoruz


Sağlık Bakanı Recep Akdağ, özellikle Doğu'da kış şartlarında anne adaylarının sağlıklı doğum gerçekleştirmesi için birçok tedbir aldıklarını söylüyor. Geçmişte bu yerlere zamanında ulaşılamadığı için birçok anne ve bebeğin hayatını kaybettiğini belirten Bakan Akdağ, önlem için çoğunluğu bu bölgelerde hizmet veren 75 tane kar üstünde hareket edebilen araçlar alındığını söyledi. Bunun yanında helikopter ambulans hizmetlerinin de başladığını anlatan Akdağ, "Buna rağmen öyle yerler var ki bu araçlar bile ulaşamıyor. Biz de bu yerlerdeki gebe anneleri ilgili ilçe ve şehir merkezlerine götürüyoruz. Oralarda misafir ediyoruz. Doğumu yaptıktan sonra da köyüne geri götürüyoruz. Aldığımız önlemlerle anne ölümlerinde azalmalar artarak devam edecek. Bu çalışmaları da insanımıza bir lütuf olarak sunmuyoruz. Bunu hizmetin gereği olarak gerçekleştiriyoruz."

Hürriyet
Yayın Tarihi : 7 Aralık 2008 Pazar 16:55:32


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?