19
Mart
2026
Perşembe
SAĞLIK

LEPRA HASTANESİ KAPATILMASIN

Birlikte çalıştığım, sizlerin de yakından tanıdığınız, en azından “cüzzam hastalığı” ile ilgili çabaları konusunda takdir ettiğinizi sandığım, önemli bir başarının öncüsü, bugün kapatılmak istenen sağlık kurumunun kuruculuğunu ve yöneticiliğini yapan Türkan Saylan adına sizlere sesleniyorum.

Cüzzamın kontrolü ülkemizdeki çok önemli ve “yüz akı” işlerden birisidir. Bu mücadele onun önderliğinde, toplumun birçok kesiminin katkılarıyla gerçekleştirildi. Yapılan, insanları sakat bırakan ama daha önemlisi toplumun dışına iten, çağdışı bir hastalığın bitirilmesiydi. Bu çabalarla “artık yeni bir hastanın ortaya çıkmaması” noktasına ulaşıldı. Dr. Saylan ve ekibine bilimsel ve toplumsal bir çabayla 2000’li yılların başlarında başarıyla sonuçlanan bu çabaları nedeniyle ancak teşekkür edilebilir.

Ancak bu hastalığı yaşamının bir döneminde yaşayan, onun izlerini taşıyan, yarattığı kimi olumsuzluklarla baş etmeye çalışan ve gereken hizmetten yararlanmadıklarında en azından çevreleri açısından “hastalığın yeniden ortaya çıkması” riski taşıyan 2000’in üzerinde insanın hizmet gereksinimleri ise halen sürüyor ve asıl olarak oradan sağlanıyor.

Onlar bugün kapatılmak istenen sağlık kurumunda, “kendilerini, hastalıklarını ve durumlarını bilenlerin ve tanıyanların” sunduğu “özel sağlık ve destek hizmetiyle” yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Bu kurum kapatıldığında onlar ve yakınları bu hizmetten mahrum kalacaklar ve mağdur olacaklar.

Bu kurum yaklaşık 35 yıldır, İstanbul’da şimdi “büyük rant” getirecek bir halde olan, ama başlangıçta yolu bile olmayan bir yerde kurulmuş “İstanbul Lepra (Deri ve Zührevi Hastalıklar) Hastanesi”dir. Tüm olanaksızlıklara karşın bugün hizmetini sürdürüyor.

Yaklaşık 10 yıldır söz edilen bir olasılık bugün bu hizmeti ortadan kaldırma, hizmete gereksinimi olanları ise mağdur ve mazlum bırakma pahasına yeniden ifade ediliyor, hastalar, yakınları ve onlara hizmet verenleri kaygılandırıyor. Henüz vefatının üzerinden bir yıl bile geçmeden Dr. Saylan’ın kurduğu ve var ettiği bu kurumun kapatılması ülkemiz açısından bir kayıp olacaktır.

Dr. Saylan sağlığında da benzer öneri ve talepler gündeme geldiğinde, hemen ilgili ve sorumlu kesimlere ulaşarak durumu ve bu kurumun neden gerekli olduğunu anlatırdı. Bugün ne yazık ki bunu yapacak durumda değil. Onun öğrencisi olma ve onunla çalışma onuruna ulaşmış, bu kurumda 27 yıl aktif olarak çalışmış, kendiminki dahil emeğe sahip çıkan bir insan olarak, emeğe saygı, hizmeti ve onu vermekle yükümlü olan devletin sürekliliği temelinde sizlere yönelik bu bilgilendirmeyi yapmayı ve hastalar ve yakınları adına bu talebi sizlere iletmeyi kaçılmaz bir görev sayıyorum.

Onlar adına
Bu “açık mektup” sizleri bilgilendirmeyi amaçlıyor. Emekli bir “lepracı” olarak, ne orada verilen hizmetten ne de bunun sağlayacağı sonuçlardan doğrudan bir çıkarım var. Dahası bilgi ve deneyimime gerek olduğunda bunları, inancım, doğrularım ve gönüllülük temelinde bir hizmet olarak sunmayı da halen sürdürüyorum. “Rantın ve para”nın, tüm değerlerin önünde ve üstünde geldiği bir dönemde, bu görevi yapmamın somut durumu değiştireceğine dair inancım da, başka benzer örnekler nedeniyle ne yazık ki yok. Belli ki bu kurumdan da çoktan vazgeçilmiş. Ancak bunları ifade ve talep etmek 27 yıl hizmet verdiğim insanlara yönelik, aslında tüm toplum ve geçmişimizde bu konuda yapıl(a)mayanların sorumluğunu üstlenmek anlamında cüzzamlılara yönelik olarak bir “tarihsel” bir görev ve “vicdan” borcum.

Mektubum size ulaştığında eğer sonuç değişmezse, onların maddi ve manevi anlamda, vicdani yönden sorumlu sayacakları kişiler artık sizler olacaksınız. Çünkü Molieré’in şu sözü hepimiz için geçerlidir: “En az yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.”

Sizler inançlı insanlar olarak sıkça yinelediğiniz, mazlum ve mağdurların “ah”larının sonuçlarını benden çok daha iyi biliyor, muhtemelen pek çok örnek de yaşıyorsunuz. Cüzzamlılar da çeşitli inanç sistemleri ve dinsel metinlerde de dile geldiği gibi “özel” bir duruma sahip “özel insan”lardır. Hastalıkları bir mikrop tarafından meydana getirilir olmasına karşın, bunun başka nedenlere bağlanması sonucu toplumun büyük kesimi tarafından dışlanmış, ayrımcılığa maruz kalmış, çoğu yerde yok edilmiş ve görmezden gelinmiş bir insan topluluğudur. Bunun sorumlusu hastalık ortaya çıktığından bugüne kadar onlar için bir şeyler yapan insanlar dışındaki tüm insanlık, inanç sistemleri, hatta o inanç sistemleri içinde “inançlı” olan insanlar, ama daha da çok topluma yönelik hizmet verme göreviyle yükümlü ve görevli kişilerdir.

Bizler görevli ve gönüllüleri olarak, bu insan topluluğuna karşı bu anlamda daha önce yapılmayanları yerine getiren bir hizmet ve görevle yükümlü, onları yaşamlarının sonuna kadar bu toplumun birer unsuru, vazgeçilmez birer bireyi sayan insanlarız.

Arazinin büyüklük ve değerini bilen, ama cüzzamı ve cüzzamlıyı bilmeyen, kimi yetkililer şimdi bu hizmeti, aslında hem hastalığı hem de hizmeti verecek bilgi ve donanıma sahip olmayan kişilerin yapacağını söyleyerek, bu hastaneyi kapatmaya karar vermişlerdir.

Söz konusu karar, kuşkusuz sizlerin olur ve onayıyla gerçekleşecektir. Bu olur ve onayı verirken bir kez daha düşünmenizi, eğer burada yazdıklarım sizlerde en azından bir küçük soru işareti uyandırdıysa, ben de dahil, konuyu bilenlerin bilgisine başvurarak, kararınızı bir uzlaşma temelinde vermenizi tüm hastalar ve geçmişte bu başarıya katkıda bulunanlar ama en çok da Dr. Saylan adına istiyorum.

Bu ülkenin bir yurttaşı olarak, bu topraklarda yaşayan, bazı kişi ve kesimlere yönelik olarak geçmişte ve bugün yapılan kimi olumsuz davranışlar nedeniyle dünyanın özellikle “insan hakları, barış ve demokrasiden yana ve her düzeyde ayrımcılığa karşı olan bazı kesimleri”nin haksız ve negatif tutumlarına, bir de cüzzamlıları mağdur ve mazlum ettiğimiz için maruz kalmak istemiyorum. Sizlerin de dileğinizin ve çabalarınızın bu yönde olduğunu sanıyorum.

Kararınızın ve tutumunuzun, yalnız “cüzzamlılar” ve onlara hizmet edenler için değil, tüm ülkenin, insanlığın ve geleceğimizin iyiliği için olmasını diliyorum.
Teşekkür ve saygılarımla.

MUSTAFA SÜTLAŞ: Cüzzam Hastanesi’nin eski çalışanı, hasta hakları aktivisti

Radikal
Yayın Tarihi : 31 Aralık 2009 Perşembe 22:15:06


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?