Temel işlevi öğretim, eğitim ve araştırma yapmak ve uzman yetiştirmek olan eğitim ve araştırma hastanelerine, şef ve şef yardımcısı olarak atanacak kişiler belirlenirken, akademik unvana sahip olsun ya da olmasın, uzman, başasistan ve şef yardımcısı hekimlerin tümüne atanma olanağı tanınmalı
Nitelikli sağlık hizmetine erişim en temel insan haklarından birisidir. Tıpta uzmanlık eğitimi sürecinin nitelikli olmasının, iyi hekimlik uygulamalarına ve dolayısıyla toplum sağlığının geliştirilmesine katkı sağladığı biliniyor. Ülkemizde tarihi yüzyılı aşan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, uzman hekimlerin yaklaşık üçte ikisini yetiştiriyor. Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’nde, nitelikli bir uzmanlık eğitimi ve sağlık hizmeti verilmesinin en önemli unsurlarından biri, kuşkusuz, klinik yöneticisi ve eğitici vasıflarıyla şefler ve şef yardımcılarıdır. Bu nedenle de, söz konusu hastanelerde eğitim kadrolarının belirlenmesi, bilimsel ve eğitimin temel ilkelerine uygun, siyasi tercihlerden uzak olmalıdır. Bu hedefe de, ancak, adaylar arasında bilimsel birikim ve yeterliliğin, bilgi ve becerinin nesnel olarak belirleneceği sınavlarla ulaşılabilir.
Oysa ki, hukuka aykırı olduğu mahkeme kararlarıyla ortaya konan ve hekimler arasında mesleki haklar açısından eşitsizliğe yol açan, şeflik ve şef yardımcılığı kadrolarına yapılan sınavsız atamaların, hekim kamuoyunun tüm muhalefetine karşın, 10 yıldır giderek arttığını görüyoruz. Sadece doçent ve profesör unvanına sahip hekimlerin başvurusuna açık tutulan şeflik ve şef yardımcılığı kadro ilanları ve sonrasındaki uygulamalarla, olağandışı koşullarda zorunlu olunca yapılması gereken sınav dışı eğitici seçme yöntemi kural haline getirildi. Bu uygulamaların son örneklerine geçtiğimiz aylarda tanık olduk. Sağlık Bakanlığı tarafından Haziran ayında, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’ne profesör ve doçentlerden klinik şefi ve klinik şef yardımcısı atamak üzere 201 kadro ilan edildi. Bu atamaların büyük bir oranda gerçekleştirilmesinin ardından, bu kez de Ekim ayında, 221 profesör ve doçentin klinik şef ve klinik şef yardımcılığı kadrolarına atanacağı duyuruldu.
Nasıl bir atama sistemi?
Şef ve şef yardımcılıklarıyla ilgili kadro ilanları ve atamalar konusunda yapılan uygulamalara kısaca bir gözatmak, sürecin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir. İlan edilen kadroların önemli bir kısmı, son iki yıl içinde devlet hastanesi iken mevzuata aykırı bir biçimde eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülen ve eğitim kurumu özelliği taşımayan hastanelere ait. Diğer bir ifadeyle, önce bir hizmet hastanesi eğitim hastanesine dönüştürülüyor, yeni kadrolar oluşturuluyor, ardından bu kadrolara sınavsız olarak atamalar gerçekleştiriliyor. Bu arada atamaların nasıl gerçekleştirildiği sorusu akla gelebilir. Evet, jüriler oluşturuluyor. Ancak, jüri üyeleri kura yöntemiyle belirlenmiyor, jürilerin oluşturulması ve adayların bilimsel çalışmalarının ve eğitici niteliklerinin değerlendirilmesinde hangi ölçütlerin temel alınacağı, bu kurulun değerlendirmelerini hangi esaslara göre yapacağı açıklanmıyor. Başka bir şekilde ifade edersek, atama yapılacak kadronun gerektirdiği eğitici niteliklerini, bilimsel ve nesnel olarak ölçecek bir değerlendirme yöntemi oluşturulmadı.
İş bununla da kalmıyor; jüri değerlendirme sonuçları, başvuran bütün adayları içerecek, şeffaf bir biçimde ilan edilmiyor, adaylara ilişkin jüri raporları açıklanmıyor. Aynı kadroya başvuran çok sayıda adayın değerlendirme sonuçları ilan edilmeden atamalar gerçekleştiriliyor. Adaylar, kendileri hakkındaki değerlendirme sonucunu, başvurdukları kadroya başka bir hekimin atandığını görerek öğrenebiliyor.
Nesnel, bilimsel ve şeffaf olma
Bu atama sisteminin, şeffaf olmadığını, nesnel ve bilimsel ölçütlere dayanan bir sınav sistemini içermediğini, hekimler arasında adil olmayan bir rekabet ortamına ve hak kayıplarına neden olduğunu, hatta bir adım daha ileri giderek, tıpta uzmanlık eğitimi ve hizmet kalitesini düşürerek toplum sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz.
Atamalarda kullanılan yöntemin, Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlüğü durdurulan 5413 sayılı yasa uyarınca yapılan atamalarla aynı özelliği taşıdığını; Danıştay’ın, bu yasaya göre yapılan atamaların, yasa maddesinde öngörülen yetkinin hiçbir hukuki sınıra tabi olmaksızın kullanılması anlamına geldiğini ifade ederek, hukuka aykırı olduğu kararına vardığını da belirtelim.
Temel işlevi öğretim, eğitim ve araştırma yapmak ve uzman yetiştirmek olan eğitim ve araştırma hastanelerinde, şef ve şef yardımcısı olarak atanacak kişiler belirlenirken, akademik unvana sahip olsun ya da olmasın uzman, başasistan ve şef yardımcısı hekimlerin tümüne atanma olanağı tanınmalı, bunun için de nesnelliği ve bilimselliği temel alan bir ölçme ve değerlendirme sistemi kullanılmalıdır.
RAŞİT TÜKEL: Prof. Dr., TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Başkanı