3
Mart
2026
Salı
SİYASET

CHP: SEÇİM ŞOVU MU, DEĞİŞİM Mİ

Yerel seçimlere doğru gidilirken siyasetin dili de değişti. Katı laiklik politikasının temsilcisi CHP'nin, çarşaf açılımına Kuran kursu ve tarikatları da eklemesi bir 'rota değişikliği mi', 'seçim şovu mu' tartışmalarını alevlendirdi.


Türkiye son dönemlerin en çekişmeli ve tansiyonu en yüksek yerel seçimlerinden birine doğru yol alıyor. AK Partili belediyeler ve adaylar, iktidar desteğine vurgu yaparak "hizmetlerin devamı ya da daha iyi hizmet için" seçmenden oy istiyor. Muhalefet ise "belgeli siyaset" dönemini başlatan CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olmasının da etkisiyle seçim çalışmalarının birinci raundunda yolsuzluk dosyalarıyla öne çıkmaya çalışıyor.
29 Mart'ta yapılacak yerel seçimler "yolsuzluk dosyası" savaşlarının yanı sıra şimdiden Türk siyasi tarihine "sağda sol rüzgârlar", "solda ise sağ rüzgârlar" estirmesiyle de yerini aldı. Yıllardır sol siyasete mal edilen "Nâzım Hikmet'e vatandaşlık verilmesi, Kürtçe TV (TRT-Şeş), Alevilere bazı hakların tanınması, 301. maddenin kaldırılması" gibi açılımlar AK Parti hükümeti döneminde hayat buldu. Böylesine radikal adımlar atılmasında CHP de AK Parti'den aşağı kalmadı. Muhafazakâr siyasetin en önemli argümanı olan başörtüsü, çarşaf serbestisi ve Kuran kursları konularında kendisinden beklenmeyen adımlar atan CHP, bu tavrıyla toplumun tüm kesimlerinde şaşkınlık yarattı.

Tekin faktörü etkili oldu
CHP'deki bu değişimde İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in girişimleri etkili oldu. Tekin'in İstanbul'da muhafazakâr kesime ulaşma stratejisi çerçevesinde öncelikle Eyüp ve Sultanbeyli'de çarşaflı üye kayıtları başlatıldı. Toplu katılım törenlerinde çarşaflı kadınlara parti rozetini bizzat CHP Genel Başkanı Deniz Baykal taktı. Çarşaflı üye atağı hem muhafazakâr kesimde hem de sosyaldemokratlarda büyük bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Baykal eleştirileri, "Biz kılık kıyafet zaptiyesi değiliz" söylemiyle göğüslemeye çalıştı ve CHP'nin toplumun bir kesimini baştan reddetme gibi lüksünün olmadığını söyledi.

Çarşaftan sonra Kuran kursu

CHP'nin çarşaf açılımının sorgulanmaya başladığı noktada devreye Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Sefa Sirmen girdi. Sirmen'in "Her mahalleye bir Kuran kursu" vaadi kamuoyunda fırtınalar koparırken yeni bir tartışmanın fitili de ateşlenmiş oldu. Aralarında Haluk Koç, Yaşar Ağyüz ve Fatih Atay'ın da bulunduğu milletvekilleri "Temel ilkeler tahrip ediliyor. Dini söylemler siyasette referans olmamalı" diyerek CHP'yi "özüne dönmeye" davet ederken CHP yönetimi ise çarşaf ve Kuran kursu açılımına son olarak tarikatları da ekledi. İstanbul Sultanbeyli'de Kadiri Tarikatı'nın önde gelen isimlerinden Abdül Hafız Aydın CHP'ye katıldı. Üstelik beraberinde tarikattan 1000 kişiyi de CHP'ye getireceğini söyleyerek... Bu arada, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da oy istemek için yakında Fatih'te İsmailağa Cemaati'nin kapısını çalacağını da unutmamak gerekiyor.

Son sözü sandık söyleyecek
CHP'nin bu "açılım"larının seçmen üzerinde ne kadar etkili olduğunu 29 Mart yerel seçimleri ortaya koyacak. Ancak, yapılan kimi anketler CHP tabanının bu adımlara çok da sıcak bakmadığını ortaya koyuyor. Muhafazakâr kesim üzerinde ne ölçüde etkili olunduğu da şimdilik bir muamma ama kafaların karışık olduğu da bir gerçek. Travma yaşayan muhafazakâr kesimle ilişkiye geçtiğini söyleyen Baykal, "Onların hayal kırıklıklarını tamir edeceğim. Amacım muhafazakâr kesimle cumhuriyeti buluşturmak" diyerek "bu yoldan dönüş yok" mesajları veriyor.
Akademisyen ve gazetecilere göre bu açılımların kaderini bir ölçüde seçim sonuçları belirleyecek. Bir görüşe göre CHP, seçmenin vereceği tepkiye göre yeni açılımların da kapısını aralayacak ya da en başa dönecek. Karşı görüşe göre ise vaatler verildi ve geri dönüş artık çok zor.


Prof. Dr. Beril Dedeoğlu (Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı)
İÇSELLEŞTİRİLMİŞ BİR HAMLE DEĞİL

CHP'nin "türban ve Kuran kursu açılımı" olarak adlandırılan politikaları inandırıcılıktan uzak bir girişim. Çünkü bu söylemler, geniş kapsamlı bir demokratikleşme zemini içine yerleştirilmiş ya da bu zeminden gelen eylemler olmadığı için iğreti duruyor. İçselleştirilmiş bir demokratikleşme hamlesi gibi görünmüyor. Oysa dini açılımlar tabana dayanmalı. Burada, AK Parti iktidarına karşı tereddüt içinde olan "muhafazakâr ve dindar kesimden ne kadar oy alırız. Dini eğilimleri nasıl kendi çizgimize çekeriz" hesabı yapılıyor. Ortada tutarlı bir muhalefet etme anlayışı yok. CHP'nin inandırıcı olabilmesi için söylemlerini genel bir siyasi perspektife dayandırması gerekiyor. Örneğin İngiltere'dekiler gibi çağdaş sosyaldemokrat politikalar üretilmeli. Örnekleyecek olursak, farklı kesimlere eşit yaklaşılmalı, şiddet ve ayrımcılık politikalarından uzak durulmalı, ulusalcı/milliyetçi vurgular yerine yurttaşların çıkarlarına sahip çıkılmalı ve sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket edilmeli.


Prof. Dr. Ayhan Kaya (Bilgi Üniversitesi)
DİNSEL SÖYLEMLE PRİM YAPILIYOR

CHP'nin bu tür taktiklerine şaşırmamak gerekiyor. Hatırlanacağı üzere CHP, 2000'li yılların başlarında Tony Blair'in Üçüncü Yol yaklaşımından hareketle Anadolu Solu şeklinde bir söylem üretmek suretiyle Şeyh Edebali türü Sünni İslam unsurlarını kullanmıştı. Son yıllarda dünya genelinde sosyal demokrasi, hep göz ardı ettiğini düşündüğü dinsel olanı içine alma eğilimi göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında CHP de diğer Alman sosyaldemokratları veya İngiliz sosyaldemokratlarından çok farklı bir şey yapmıyor. Ancak aradaki temel fark, Almanların veya İngilizlerin bunu yaparken çok ayrıntılı akademik ve sosyolojik çalışmaların ardından programlı bir şekilde açılıma gitmesi, CHP'nin ise sadece pragmatik ve günlük kaygılarla bu tür sözde açılımları yapmasıdır. Bütün mesele Başbakan'ın uzun yıllardan bu yana yaptığı gibi, dinsel söylemin prim yaptığını gören CHP bu söylemi yeniden üretmek suretiyle ve bana kalırsa çok da acemice bu tür manevralar yapmaktadır.


Prof. Dr. Fuat Keyman (Koç Üniversitesi)
AÇILIMLARIN KADERİ SEÇİMLERE BAĞLI

Daha çok seçime yönelik açılımlar gibi gözüküyor. Ancak çok önemli adımlar olduğu için bunun geri dönüşü de bu saatten sonra çok zor olur. Yerel seçimlerde CHP'nin alacağı oya göre işin hangi noktaya kadar vardırılacağı ya da bırakılacağı belli olacak. CHP yerel seçimlerde AK Parti'yi zorlarsa farklı alanlara da dönüp açılımlarını genişletebilir. Örneğin kadınlar, Kürt sorunu ve gençlere dönük yeni adımlar atabilir. Bu durum daha ilkeli adımlar atılmasını da beraberinde getirir. Ancak seçimde beklenenin altında oy alır ve Çankaya, İzmir, Eskişehir gibi sosyal demokratlar açısından önemli yerleri kaybederse CHP için bu açılımların bedeli çok ağır olur. Parti içinde iktidar kavgası başlar. Özetle, bu açılımlara seçim öncesi ve seçim sonrası olmak üzere iki ayrı pencereden bakmak gerek. Seçim, açılımların kaderini belirleyecek.


Ali Bulaç (Yazar / Zaman Gazetesi)
TEPKİLERE ALDIRMADAN YOLA DEVAM EDİLMELİ

Hem AK Parti hem de CHP cephesinden gelen açılımları olumlu buluyorum. "Seçim yatırımı, samimi değiller" gibi eleştiriler getiriliyor ama demokrasilerde samimiyet aranmaz. Eğer bir vaatte bulunulmuşsa, muhatapları bunu takip eder ve sorgular. Sağcı ve muhafazakâr partiler dindar seçmene CHP'yi bir korku unsuru gibi gösterip oy topluyor. "Katı laikçi bir CHP var. Eğer CHP gelirse tek parti iktidarı dönemine dönülmüş gibi olunur" denilerek sağcı kesim dindar partilerin gettosuna hapsediliyor. Oysa toplumun ihtiyaç duyduğu açılımlar siyasetin dışına çıkartılmalı ve bu konularda mutabakat aranmalı. Böylece Türkiye'nin temel sorunlarına da sıra gelmiş olur. Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliği, yoksulluk, eğitim, sağlık ve kültürel haklar gibi alanlarda ciddi sorunları var. Bunları sağcı milliyetçi partilerin çözmesi mümkün değil. Ancak gerçek bir sosyaldemokrat parti bu sorunları çözebilir. İnşallah CHP bu işi geliştirir ve bir adım öne götürür. Tepkilere itibar edilmemeli, çünkü sayısal olarak Türkiye'deki sosyaldemokrat taban CHP'yi iktidara taşımaya yetmez.


Mahmut Övür (Yazar / Sabah Gazetesi)
KATI LAİKÇİ POLİTİKANIN TÜRKİYE İLE YÜZLEŞMESİ

CHP'nin katı laikçi ve ulusalcı çizgisi nedeniyle "İslamcı" kesimle buluşmasında sıkıntılar vardı. Şimdi atılan adımlar görüntüde "çarşaf ve Kuran kursu açılımı" gibi ortaya çıksa da CHP'nin "ötekileştirilmiş" kesimle buluşma girişimleri olarak değerlendirilebilir. Muhafazakâr kesimin tekelindeki argümanları alma gibi bir rota izleniyor. Ancak CHP'nin katı laikçi tutumu nedeniyle bunu lanse etmekte ve kendi içlerinde denge kurmakta sıkıntı yaşıyorlar. Bu nedenle de önce "Kuran kursu" dediler sonra "Diyanet'in talebine göre odalar sağlanabilir"e dönüştürdüler. Sorun CHP'nin temel politikalarında. Kendisine sosyaldemokrat diyen bir parti ülkenin temel sorunları için politikalar üretmeli. Sonuçta, seçime dönük yanı olsa da siyaseten çok önemli bir argüman var ortada. Altı dolu olmasa da bir siyasi akıl var. Ulusalcı, katı laik eksenli siyaset Türkiye gerçeği ile yüzleşiyor ve bu siyasi proje olarak sunuluyor.

Radikal
Yayın Tarihi : 15 Şubat 2009 Pazar 03:23:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?