Erdoğan ile Baykal arasındaki uzlaşmazlık sürüyor... Erdoğan yeni Cumhurbaşkanının Meclis içinden seçileceğini söylerken, Baykal, seçilecek yeni Cumhurbaşkanı'nın Meclis dışından olması gerektiğini savundu.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısından ''11'inci cumhurbaşkanını Meclis seçsin'' görüşü çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma arayacağını tekrarladı. Ancak Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu kez de ''uzlaşma''nın tanımında uzlaşamıyor.
Baykal'a göre uzlaşma parlamento dışı bir isimde olmalı. Başbakan ise cumhurbaşkanının Meclis içinden seçilmesinde ısrarlı.
Başbakan Erdoğan, "Uzlaşma arayalım eyvallah ama uzlaşmadan ne anladığımızda önemli. Eğer uzlaşma benim dediğimi kabul ederseniz olur mantığıysa bu uzlaşma olmaz. Ama demokratik parlamenter sistemde belli bir sayısal üstünlüğe sahip bir partinin düşüncelerinin kabul görmesi gerekir" dedi.
Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda "Elimde liste kapı kapı dolaşır uzlaşma ararım" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın bu sözlerine CHP lideri Baykal'ın yanıtı gecikmedi. Baykal verdiği demeçlerde "Uzlaşma olacaksa Meclis dışından olsun" dedi.
Baykal, "Uzlaşma, hiçbir isim telaffuz etmeden masaya oturmaktır. Geçen dönemde cumhurbaşkanlığı makamı çok tartışıldı. Bu tartışma toplumu çok gerdi. Cumhurbaşkanlığını bu tartışma dışına çıkaracak bir isim bulmalıyız. Onun için bu döneme mahsus bir çözüm aramalıyız" ifadesini kullandı.
"Cumhurbaşkanı Meclis içinden olmalı"
İki lider arasındaki "uzlaşma" tanımı ile ilgili tartışma bu açıklamalarla sınırlı kalmadı. Başbakan Erdoğan partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısında konuştu.
Edinilen bilgilere göre Erdoğan, cumhurbaşkanının Meclis içinden seçilmesi görüşünde ısrarcı.
Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Meclis içinden seçilmeli. Meclis dışından birinin gündeme gelmesi parlamentonun itibarını zedeler" şeklinde konuştu.
Merkez Yürütme Kurulu toplantısında Başbakan, seçim sonrası Meclis'te çıkacak aritmetiğe göre, uzlaşı arayacaklarının bir kez daha altını çizdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda AK Parti'nin hukukçularına hazırlattığı raporda konuşuldu. Raporda da, öncelikli olarak Meclis organlarının seçilmesi ve ardından cumhurbaşkanı seçimi yapılması önerildi.
MYK üyelerinin önemli bölümü, cumhurbaşkanını yeni oluşacak Meclis'in seçmesi görüşünü savundu. Toplantıda 12'nci cumhurbaşkanının ise halk tarafından seçilmesinin daha uygun olacağı üzerinde duruldu.
Baykal: Cumhurbaşkanı meclis dışından seçilmeli
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanı uzlaşma ile seçilmesinin uygun olacağına" ilişkin ifadelerini "Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış yaptığını Başbakan da ifade etmiştir" sözleriyle değerlendirdi. Baykal, seçilecek yeni Cumhurbaşkanı'nın Meclis dışından olması gerektiğini savundu.
Deniz Baykal, Bartın ve Kastamonu mitingi öncesinde, CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda değerlendirmelerde bulunan Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "uzlaşı" çağrısını yorumladı.
Türkiye'nin ilk kez Cumhurbaşkanlığı seçimini gerçekleştiremeyen bir parlamento ile seçime gittiğini hatırlatan Baykal, seçim kampanyalarının başlangıcından şu ana kadar Cumhurbaşkanlığı tartışmaları etrafından şekillendiğini belirtti. Baykal, "Cumhurbaşkanı seçilemedi. Kimin sorumluluğu var? Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda kim ne yanlış yaptı? Bundan sonra ne yapmak lazım. Bu tartışmalar Türkiye'de seçim kampanyasının merkezine oturtuldu" dedi.
Türkiye'nin önünde çok ciddi sorunlar bulunduğunu ifade eden Baykal, bu konuların ele alınması yerine Cumhurbaşkanlığı konusunun tartışılmasını eleştirdi. Baykal, "Onları bir yana bıraktı iktidar partisi. Türkiye'yi Cumhurbaşkanlığı seçimi etrafında bir tartışmaya, seçim kampanyası süreciyle soktu" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, "Cumhurbaşkanının önümüzdeki parlamentoda uzlaşmayla seçilmeli" şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Baykal, bu açıklamanın çok önemli olduğunu kaydetti. Baykal, şunları söyledi:
"BAŞBAKAN YANLIŞ YAPTIĞINI KABUL ETTİ"
"Yepyeni bir yaklaşım. Başbakan bugüne kadar uzlaşma da demedi. Uzlaşma Anayasanın neresinde yazıyor diyordu. Anamuhalefet partisiyle oturup konuşmayı zaman israfı sayarım diyordu. Bizim çoğunluğumuz var, biz bildiğimiz gibi Cumhurbaşkanını seçeriz diyordu. Bırakın bizimle uzlaşmayı kendi partisiyle bile adayını önceden söyleme gereğini duymuyordu. Şimdi geldiğimiz noktada bu anlayışı, bu yaklaşımı, bu değerlendirmeyi Başbakanın bıraktığını görüyoruz. Şimdi yeni bir aşamaya gelmiştir. Şimdi diyor ki, 'Evet Cumhurbaşkanı uzlaşma ile seçilmelidir'. Bunu ben milletimizin takdirine sunuyorum.
Başbakan şimdi söylediğini aylar önce benimsemiş olsaydı, şimdi Türkiye Cumhurbaşkanını seçmişti. Ülke, cumhurbaşkanlığı etrafından bir gereksiz tartışmaya, bir kutuplaşmaya sürüklenmiyor olacaktı. Cumhurbaşkanı istismarı, cumhurbaşkanlığı tartışması Türkiye siyasi hayatından çekilmiş olacaktı. Gelinen noktada şimdi yanlış yaptım diyor Başbakan.
Başbakanın uzlaşmayla Cumhurbaşkanı seçilebilir demesi, 'Ben Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda geride bıraktığımız dönemde yanlış yaptım' demenin bir ifadesidir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış yaptığını Başbakan da ifade etmiştir. Biz başından beri bunu söylüyoruz."
TÜRKİYE KARALAMA KAĞIDI OLMAMALI
Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili gecikmiş olarak gerçeği gördüğünü ifade eden Baykal, Türkiye'nin, Başbakanın "yaz boz tahtası" olamayacağını belirtti. Baykal, "Başbakanın müsvette defteri olmamalıdır Türkiye. Yani Başbakan, öğrenecek diye Türkiye'nin bu kadar sıkıntıyı yaşamasını kabul etmek doğru değildir. Bunu üzüntüyle tespit ediyorum" diye konuştu.
Uzlaşma anlayışının bundan sonraki gelişmeler için ne ifade ettiği konusunu anlatan Baykal, öncelikle uzlaşma anlayışının gerçek niteliğinin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Baykal, "Eğer Başbakan düşünüyorsa ki, ben bir değil, üç-dört isim belirlerim, bunu diğer partilere sunarım. O partiler o üç-dört isimden birisini seçerler böylece uzlaşmış oluruz anlayışı içindeyse bunun hiçbir şekilde uzlaşma tanımı içine girmeyeceğini ifade etmek isterim. Böyle uzlaşma olmaz. Bu seçenekli dayatmadır" dedi.
Uzlaşmanın dayatma dışında bir metodu benimsemekle mümkün olacağına işaret eden Baykal, şunları söyledi:
"Uzlaşma, içinde bulunduğumuz ortamda, koşullarda Anayasanın öngördüğü anlayışı içine sindirmiş, Anayasa ile kavgası olmayan, gizli gizli Anayasayı değiştirmeyi amaçlamayan, Anayasanın laik, demokratik Cumhuriyet Anlayışını benimsemiş, tarafsız, dürüst, ahlaklı ve saygın bir ismin seçilmesi konusunda da muhalefet partileri ile bir arayışa girmeyi kabul etmek demektir. Seçimden kimin iktidar partisi olarak çıkacağı belli değildir. Ben bu tarifi bizim iktidar partisi olma ihtimalini de dikkate alarak söylüyorum. Eğer CHP olarak biz yalnız başımıza ya da parlamento içinde bir çoğunluk şekillendirerek önümüzdeki dönemde bir iktidar partisi konumunda olursak, buradan açıkça ifade ediyorum, Cumhurbaşkanını bu söylediğimiz tanıma uygun olarak seçeceğiz. Hiçbir Cumhurbaşkanı ismi dayatmaması arayışında olmayacağız."
"MECLİS DIŞINDAN OLMALI"
Baykal, yeni seçilecek Cumhurbaşkanının yaşanılan son tartışmaların ardından, "siyasi kimliği doğrultusunda oraya gelen birisi olmamasının" önem taşıdığını düşündüklerini söyledi. Baykal, "Çok fazla Anayasa tartışması yaptık, çok fazla siyaset tartışması yaptık. Cumhurbaşkanlığı konusu çok yıpratıldı. Şimdi Cumhurbaşkanlığına bir sıcak siyasi çatışmanın içinden bir ismin getirilmesinin Türkiye'deki sorunları sıkıntıları aşmaya yardımcı olamayacağını düşünüyorum. Oraya siyasi kimliği değil, ama kişisel nitelikleri, Anaysa karşısındaki konumu önem taşıyan saygın bir ismin getirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanının parlamento dışından seçilmesine de CHP olarak açık baktıklarını ifade eden Baykal, önemli olanın cumhurbaşkanlığı görevini yapacak "saygın, dürüst, Anayasanın ilkelerini içine sindirmiş ve partiler karşısında tarafsız konumu ile güven veren" bir kişinin Cumhurbaşkanı olması olduğunu belirtti.
Bu nitelikte kafasında şekillenmiş bir isim bulunmadığını anlatan Baykal, "Olmasına da gerek yok. Bunu hep beraber arayacağız. Türkiye ile birlikte arayacağız. Medyamızın önerilerine açık olacağız. Sivil toplum kuruluşlarının önerilerine açık duracağız. Siyasi partilerin bu konudaki anlayışlarına açık duracağız ama bunun için her partinin kendi özel tercihini kabul ettirme çabası içinde olmamasına ihtiyaç var. Açık kafayla aramak lazım" diye konuştu.
"ESKİ İSİMLER OLMAMALI"
İsim konusunda başında beri belli bir yaklaşımın içine çekilmek istendiğini iddia eden Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in adaylığı konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:
"Sayın Şener, saygın bir isimdir. AKP hükümeti içinde yer aldığı dönemde de kendi kişisel yaklaşımını ortaya koymayı başarmıştır. Kendisi hakkında olumlu değerlendirmelerim kişisel olarak vardır. Ama bu ayrı bir iştir. Cumhurbaşkanlığı konusu tamamen farklı bir iştir. Artık geçmiş cumhurbaşkanlığı tartışmalarında onun uzantısı niteliğinde olmayan, yeni bir Cumhurbaşkanı arayışına girmek durumundayız. Gerçekten yeni bir Cumhurbaşkanı ismi ortaya atılmalıdır. Yani bir parti bağlantısının dışında olması temel ilkedir.
Gerçek bir uzlaşma sağlandığı taktirde Cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılması konusunun da gündeme gelebileceğini belirten Baykal, öte yandan Başbakanın yetkilerinin güçlendirilmesi konusuna Türkiye'de ihtiyaç olmadığını söyledi. Baykal, "Başbakanın yetkilerinin güçlendirilmesinden mesela Anayasa Mahkemesi'ne başbakanın üye ataması kastediliyorsa bu doğru değildir. Ben Türkiye'de Cumhurbaşkanının yetkileri ile ilgili yeni bir düzenleme yapılabileceğini düşünüyorum. Ama bu Başbakanın yetkilerinin güçlendirilmesi anlamına gelmez" dedi.
AKP İLE KOALİSYON
Baykal, CHP ile AKP'nin seçim sonrasında koalisyon yapıp yapmayacağına ilişkin bir soruyu ise "Şimdi hepimiz tek başımıza gelmeye çalışıyoruz. AKP de aynı doğrultuda çalışıyor, diğer partiler de çalışıyor. Önce bir tabloyu görelim. Mevlam neyler, neylerse güzel eyler... Seçim bir ortaya çıksın. Ondan sonra hepimiz sorumluluk duygusu içinde Türkiyemize sahip çıkmak için ne gerekiyorsa üzerimize düşeni yaparız" sözleriyle değerlendirdi.
Laik ve ahlaklı olsun, türban sorun değil
CHP lideri Deniz Baykal, Çankaya Köşkü’nde türbanlı eşe sarı ışık yaktı. Cumhurbaşkanı olacak kişinin taşıması gereken nitelikleri ve uyması gereken kriterleri sıralayan Baykal, eşinin başının kapalı olması ihtimalini ise “Kriterlerime uyulması halinde benim için sorun yoktur” dedi. Baykal, “Kafamda isim yok. İsmi Türkiye ile birlikte arayacağız” diye konuştu.
Sarı ışık
Baykal, Başbakan Erdoğan’ın için “Uzlaşırım” mesajı vermesi üzerine CHP Genel Merkezi’nde uzlaşma koşullarını açıkladı. Baykal, “Cumhurbaşkanının eşinin başı kapalı olursa bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Benim için önemli olan kriterlere uymasıdır. Anayasayı içine sindirmiş olmalıdır, anayasanın özü ile sorunu olmamalıdır. Dürüst, saygın ve ahlaklı biri olmalıdır. Herhangi bir siyasi partinin uzantısı olmamalıdır. Kriterlerimi söyledim . Uyulması halinde benim için sorun yoktur.”
Baykal’ın, cumhurbaşkanı seçilecek ismin taşıması gerektiğini söylediği nitelikler şöyle:
* Anayasa’nın öngördüğü anlayışı içine sindirmiş, Anayasa ile kavgası olmayan, gizli gizli Anayasayı değiştirmeyi amaçlamayan bir isim olmalı.
* Anayasayı içine sindirmiş olmalı, anayasanın özü ile sorunu olmamalı.
* Tarafsız, dürüst, ahlaklı, saygın bir isim olmalı.
* Sıcak siyasi çatışmanın içinden birisi olmamalı.
* Siyasi kimliği doğrultusunda oraya gelen birinin olmamalı.
* Siyasi kimliği değil kişisel nitelikleri önem taşımalı.
* İktidar kim olursa olsun, o iktidarla Anayasa içinde çalışacak biri olmalı.
* Parlamento dışından biri olmalı.
* Partiler karşısında tarafsız kalması ile güven veren biri olmalı.
* İyi niyetli bir işbirliği içinde olmalı.
* Hiçbir partinin gizli adamı, uzantısı olmamalı.
Şener olmaz
Baykal, Abdüllatif Şener’in cumhurbaşkanı adaylığı sorulunca “Sayın Şener saygın bir isimdir. AKP hükümeti içerisinde yer aldığı dönemde kişisel yaklaşımını ortaya koydu. Ama bu ayrı bir iştir. Parti bağlantılarının dışında biri olmalıdır” dedi.
CHP lideri, Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçiminin kilitlenmesinden sonra “uzlaşırım” deme noktasına gelmesine ise “Günaydın” diye karşılık verdi.