*50 yıl önce savaştan çıkan bir kıtaya barış ve refah getirmek idealiyle bütünleşmeye giden Avrupa ülkelerinin bu ana hedefi, yalnızca birliğe üye olan ülkeler için gerçekleşti. AB yaşadığı hızlı genişlemenin ardından bugüne kadar "başarı öyküsü" olarak kabul ettiği genişleme projesini yavaşlatma yoluna gitti.
Avrupa Birliği 50. yaşına yeni bir ideal arayışıyla giriyor. 25 Mart Pazar günü AB Dönem Başkanı Almanya'nın başkenti Berlin başta olmak üzere Avrupa genelinde 1957 yılında imzalanan Roma Anlaşması'nın 50. yıldönümü bir dizi etkinlik çevresinde kutlanacak. Ellinci yaşına dış politikada en etkin ve başarılı araçlarından biri olarak kabul edilen genişlemeyi yavaşlatma kararıyla giren AB, bugün sınırları, kimliği ve geleceği konusunda büyük bir kafa karışıklığı içinde. 2005 yazında Fransa ve Hollanda'da yapılan AB Anayasası referandumunda "Avrupa Projesi" nin darbe almasıyla AB için uzun soluklu bir "düşünme dönemi" de başlamış oldu. AB'nin içinde bulunduğu durumu, Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker 'in referandumların hemen sonrasında yaptığı yorum en iyi şekilde açıklıyor: "AB krizde değil, çok derin bir krizde" .
Birlik neyi kutluyor?
Elli yıl önce savaştan çıkan bir kıtaya barış ve refah getirmek idealiyle bütünleşmeye giden Avrupa ülkelerinin bu ana hedefi yalnızca birliğe üye olan ülkeler için gerçekleşti. Avrupa'nın "arka bahçesi" sayılan Balkanlar'da 1990'da başlayan ve dokuz yıl süren savaşı engelleme konusunda AB etkin bir rol oynamayı başaramadı. Odönem daha çok Sovyetler Birliği'nin dağılışının ardından kendi üyeleri arasında bağların güçlendirilmesiyle meşgul olan AB Yugoslavya'nın kanlı bir savaşla parçalanışını izledi. AB kendi halkı için özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve eşitlik gibi değerleri güvence altına aldı. Vatandaşlarının Avrupa genelinde dolaşım, çalışma ve ikamet özgürlüklerini sağlayarak sınırları kaldırdı. "Avrupa Sosyal Modeli" ile halkının refah düzeyini bugüne kadar korumayı başardı. Dünyanın en büyük serbest ticaret alanını yaratarak tek pazar ve ortak para birimi getirdi. Tüketicilerin korunması konusunda ortak standartlar belirledi. Çatışma ve felaket bölgelerine insani yardım sağladı.
Neleri başaramadı?
AB yaşadığı hızlı genişlemenin ardından "başarı öyküsü" olarak kabul ettiği genişleme projesini yavaşlatma yoluna gitti. 15 Aralık 2006 doruğunda yeni genişlemelerde katı koşulluluk ilkesinin benimsenmesi, birliğin hazmetme kapasitesinin göz önüne alınması ve aday ülkelere üyeliğe yönelik net tarihler verilmemesi gibi bir dizi kararla yeni bir genişleme stratejisi belirlendi. AB aynı gün Türkiye ile 3 Ekim 2005'te başladığı üyelik müzakerelerini Kıbrıs bahanesiyle 8 başlıkta askıya aldı. Bu kararla AB, Ortadoğu ve Güneydoğu Avrupa bölgesinde çıkarlarını da tehlikeye atmış oldu. AB ayrıca Mayıs 2004'te bölünmüş bir Kıbrıs'ı içine alarak kendi ilkeleriyle çelişti ve sorunun çözümsüzlüğüne katkı sağlar hale geldi.
Ticari gücüyle adından söz ettirmeyi başarsa da ortak dış ve savunma politikasının yaratılmasında geç kaldı. ABD'nin 2003'te Irak'ı işgaline sırasında yaşanan görüş ayrılıkları birliğin dış politikada tek sesle varlık gösteremediğinin en somut örneğini oluşturdu. Ticari gücüne karşılık AB, bilgi teknolojileri, buluşlar, araştırma ve geliştirme alanlarında Amerika ile yarışta hızlı davranamadı. Bugün "Avrupa Sosyal Ekonomik Modeli" ni korumakta zorlanan AB, yüksek işsizlik oranı, yaşlanan nüfus, küreselleşen dünyada yeni çıkan ekonomik güçler, yavaş büyüme gibi konularla köşeye sıkıştı. Yaşayacağı enerji darboğazını aşmak için çok geç harekete geçti ve enerji arzında dışa bağımlılıktan kurtulamadı. Avrupa'daki göçmenleri ya eritti ya dışladı. Kendi içinde kapıları açarken dış kapılarını yoksul yabancılara kapadı. Ortak bir göç politikası oluşturamadı. AB anayasasını geçirmeyi başaramadı. Avrupa halkı ile arasındaki uçurum giderek açıldı.
Gelecek 50 yılda yeni hedefler
Ellinci yaşında bir iç hesaplaşmaya giren AB'nin son dönemdeki kaygısını yeni hedefler yaratmak oluşturuyor. Küresel ısınmayla mücadelede liderlik rolüne soyunan AB, 9 Mart 2007 doruğunda sera etkisi yaratan karbondioksit gazı salınımının 2020 yılına kadar en az yüzde 20 oranında azaltılması, yenilenebilir enerji ve biyo-yakıtların kullanımının zorunlu olması gibi bir dizi önlem kararı aldı. AB, güvenli enerji yolları ve alternatif kaynaklar konusunda somut adımlar atması gerektiğini biliyor. Dünyada önemli bir aktör olabilmek ve kendi halkının refahı için genişlemeyi sürdürmesi gerektiğinin de bilincinde.
AB'nin en büyük başarısızlığı, bir bürokrasi makinesine dönüşerek vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılayamaz olmasından kaynaklanıyor. Anayasa darbesi Avrupa halkının giderek kendinden uzaklaşan ve ağır bir bürokratik yapıya dönüşen Avrupa Projesi'ne duyduğu kızgınlığın bir ifadesiydi.
Son dönemde anayasa projesine odaklanmış ve giderek içine kapanan bir AB, bundan sonraki süreçte halkıyla arasında açılan uçurumu azaltma konusunda somut adımların ihtiyacı içinde. Bundan 50 yıl önce Avrupa için getirilen "barış ve refah" ideali sayesinde AB bugüne kadar gelebildi. 21. yüzyılın AB'si ise yeni bir idealin peşinde kaybolmuş görünüyor.
Cumhuriyet
Yayın Tarihi :
24 Mart 2007 Cumartesi 01:33:50