Ufuk Güldemir’in Teşvikiye Camii’ndeki cenaze töreninde, Tayyip Bey’in özellikle Amerika ile ilişkilerini düzenleyen danışmanlarından biri de vardı.
Çok aktif olduğu bilinen bu danışman ister istemez iş ve medya dünyasının önde gelen isimleri tarafından çevrilmişti. Konu çok konuşulan son gelişmelerdi doğal olarak.
PKK terörü hızla tırmanıyor, Silahlı Kuvvetler ulusal güvenliği sağlamak için hükümetten yetki bekliyor.
Danışman çevresindekilere “Bugün yapılacak terör zirvesini bekleyin” diyor sadece.
Cenazeye katılanlar o sırada Tayyip Erdoğan’ın “İçerideki 5 bin PKK’lıyı hallettik de sıra dışarıdaki 500’e mi geldi?” sözlerini henüz bilmiyorlar.
Şimdi geriye gidelim. Aralık ayı içinde Kürt lider Barzani Amerika’ya gitti. Başkan Bush tarafından da kabul edildi. Belirtildiğine göre Barzani bu görüşmede Türkiye’nin PKK’yı sorun yaptığını, bu nedenle sıkıntıda olduklarını söyledi.
Yine belirtildiğine göre Bush “Sen merak etme, onlar (PKK) bizim çocuklarımız, dokundurtmayız” dedi.
Barzani döndükten sonra PKK yöneticilerine bu konuştuklarını anlattı. Ardından da en önemli sözünü söyledi: “Şu anda Türkiye’nin başında işimize en çok yarayan adam var, ona zarar gelmemesi için elinizden geleni yapın.”
Ardından da PKK’nın “ateşkes” kararı alındı. Türkiye buna hiçbir tepki göstermedi.
Ancak mart ayının ortalarında Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olamayacağı, bunun da ötesinde göstereceği bir adayın, hatta bir AKP’linin asla Çankaya’ya çıkamayacağı anlaşılmaya başladı.
PKK eylemlerinin tırmanması da bu sırada oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri gelmekte olan tehlikeyi fark ederek uyarısını yaptı. Hükümet buna kulak tıkadı.
Askerin duyarlılığı Amerika’yı telaşlandırdı. Çünkü Türkiye’nin Kuzey Irak’ta bir operasyon yapması Amerika’nın Orta Doğu politikasının iflası anlamına gelecekti.
Başbakan’ın danışmanı Amerika’ya çağrıldı. Ona “Ne yapıp ne edin, 22 Temmuz’a kadar orduyu Irak’tan uzak tutun. Ondan sonra zaten giremez.”
Danışman da alelacele Türkiye’ye döndü ve durumu anlattı.
Dönelim tekrar cenaze gününe. Danışman, cenazeye katılanlar bilmese de Tayyip Bey’in yapacağı açıklamayı biliyordu. Aynı akşam yapılacak terör zirvesinden de önemli bir açıklama gelmeyeceğini tahmin ediyordu.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir gövde gösterisi yapılacaktı.
Belli ki bu gövde gösterisi yapıldı. Silahlı Kuvvetler’in hükümetle “birlik ve beraberlik içinde olduğu” açıklandı.
O günden beri de Irak’a yönelik operasyon konuşulmuyor.
Peki öyle mi olacak?
Bunun için 8-10 gün daha beklemek gerek.
*****
Eczacıların derdi büyük
Tayyip Erdoğan miting meydanlarından halka sesleniyor. “İşçimiz, memurumuz, Bağ-Kur’lumuz artık istediği eczaneye gidip ilacını alabiliyor değil mi?” Kalabalık da “Evet” diye cevap veriyor.
Bilgi doğru mu? Evet, artık ilaç almakta bir sorun kalmadı. Ama bu kez de eczacılar çok dertli. Çünkü onlar vatandaşa istedikleri ilaçları veriyorlar da, parasını almaya gelince devletten dirsek yiyorlar.
Bir eczacı yakınım “Devletle 90 günlük sözleşme yapıyoruz. Ama bize paramızı 90 değil 180 günde ödüyorlar. Yani 6 aylık vade. O da düzenli ödenmiyor. Zaten ödense de geçen süre içinde yüzde 11 olan kârımız da erimiş oluyor” dedi.
Söylediğine göre en büyük aksaklık SSK’dan oluyormuş. Bağ- Kur ise sözünde en çok duran kurummuş.
Vatandaşın ilacını rahatlıkla alması çok güzel de, bunun parasını ödemezseniz, bir gün gelir bu kez hiç kimse ilaç alamaz hale düşer. Tabii seçime giderken 10 bin eczacı yerine 10 milyon seçmeni sevindirmek daha cazip. Tamam da ülke böyle yönetilmez ki.
*****
Cihan Demirci’den iki yeni fıkra daha
Cihan Demirci uzun yıllarını mizaha vermiş, bu konuda çok iyi yetişmiş isimlerden biri.
Mizah dergilerindeki yazılarıyla milyonları hem güldüren hem de düşündüren Cihan Demirci’nin çok sayıda basılı kitabı da var.
Demirci son olarak “RTE Garantili Fıkralar” kitabını piyasaya çıkardı. AKP dönemindeki baskı ve sindirmeler nedeniyle, mizah da yapılamadığını belirten Demirci, “Baskıcı iktidarlara karşı en iyi muhalefet mizahla yapılır. Demokratik ülkelerde mizahla yapılan bu eleştiriler elbette iktidarı yıpratır ama iktidarlar da demokratik olgunluk içinde buna hoşgörü ile bakarlar. Oysa AKP iktidarı öylesine baskıcı davrandı ki, mizah bile muhalefet yapamaz duruma geldi” diyor.
Ünlü mizahçı çıkardığı kitapla 4.5 yıllık bu yanlışa da son verdiğini belirtiyor. “RTE Garantili Fıkralar” kitabında çok sayıda fıkra var. Ama Cihan Demirci son günlerin gelişmeleri ışığında iki yeni fıkra daha üretmiş. Kitapta olmayan bu fıkraları da size ben aktarayım;
- Siyaseti camiden başlatan bir zihniyet, şehit cenazelerinde yükselen protestolardan rahatsız olunca halkın camiye girişini engellemişti. Böylesi günlerde bir şehit cenazesinde protesto bile yapamayan vatandaşlar caminin dışında toplanıp hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar: “RTEEEE, sen onu annarsın yaaaaa!..”
- Başbakan RTE, bir seçim mitinginde, arkasında sayıları her geçen gün artan koruma ordusunu vatandaşlara gösterip, kasılarak konuşmuş: “Bak vatandaş, ben bu ülkede, tek bir ordu tanırım o da benim koruma ordumdur!..”
*****
Borsa’da CIA parası
Her gün borsa ile yatıp borsa ile kalkıyor ya ekonomi dünyası, aslında borsadaki paranın yarıdan fazlası bizim değil.
Dünya borsalarında milyonlarca küçük yatırımcı geleceklerini güvence altına almak için borsada yatırım yaparken, bizim borsa büyük para devlerinin Türkiye’nin parasını götürme yeri oldu. Şu anda borsacıların dediğine göre paranın yüzde 67’si yabancı fonların denetiminde.
Bu paranın 15 milyar dolarının ise CIA tarafından kurdurulan fonlar tarafından yönetildiği söyleniyor. CIA eğer Türkiye’de istemediği bir gelişme olursa bu parayı çekerek ekonomiyi sıkıntıya sokmayı planlıyormuş. İktidar da her yerde “Biz gidersek istikrar bozulur, ekonomi batar” diye propaganda yapıyor.
Paralar danışıklı dövüşle çekilirse olur tabii. Ama Amerika’ya da çok güvenmemek gerek diyorum. AKP’nin gitmesi halinde “Böylesi daha iyi” diyerek kriz çıkacağını sananları yanıltmasın sakın.
Can Ataklı/VATAN
Yayın Tarihi :
19 Haziran 2007 Salı 07:15:36
Güncelleme :19 Haziran 2007 Salı 07:28:34