Türkiye'nin 2003'ten itibaren gıpta edilecek bir büyüme ve yabancı yatırım merkezi olmasında iki çıpa etkili oldu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB). Son iki yıldır ise her iki çıpanın da esamesi okunmadı. Küresel krizin patlamasıyla bu iki cankurtaran simidini yeniden hatırlıyoruz.
Hükümet zoraki olsa da IMF ile anlaşıyor, AB konusunda bundan sonra harekete geçeceğini ise Başmüzakereci ile Dışişleri Bakanlığı şapkalarını ayırarak gösterdi. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Başmüzakerecilik şapkası AKP Milletvekili Egemen Bağış'a geçmiş oldu. Şimdi soru, "kesilen nefes yeniden canlanacak mı?"
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) de Başmüzakereciliğin çok önemli bir kurum olduğunu savunan örgütlerden biriydi. Dernek bir açıklama yaparak Egemen Bağış'ın bu göreve getirilmesini olumlu bulduğunu açıkladı. Bundan sonraki beklentilerini ise TÜSİAD'ın Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve aynı zamanda Tanıtım Komisyonu Başkanı olan Ümit Boyner'le konuştuk.
TÜSİAD Tanıtım Komisyonu üç yıldır AB ülkelerinde "Türkiye'yi ve Türkleri" tanıtan çalışmalar yürütüyor. Boyner, Bağış'ın yeni göreve gelmesini her şeyden önce gündemden düşen AB konusunun yeniden tartışılmaya başlanacağının sinyali olarak görüyor. "Uzun zamandır AB konuşmaz olmuştuk. AB konusu şimdi hiç olmazsa gündeme girecek" diyen Boyner, iki şapkanın ayrılmasını "geç alınmış bir karar" olarak görse de son derece doğru bir karar olarak yorumluyor.
2009 kayıp bir yıl
Ancak bazı öneri ve kaygılarını da şöyle sıralıyor: "Egemen Bağış diplomat değil. Bu nedenle iyi bir koordinasyona ihtiyaç var. Bundan sonrası için sivil toplum örgütleriyle iyi bir istişare sağlanmalı. Çünkü AB süreci iş dünyasını çok yakından ilgilendiriyor. Alınan kararlar, uygulamalar iş dünyasını yeniden dizayn ediyor. Bu nedenle iletişim sağlıklı olmalı. Bu sürecin tekrar rayına oturtulması gerekiyor."
Boyner, yaşanan global kriz nedeniyle de AB sürecinin çok önemli olduğunu belirtiyor ve "AB yeniden bir çıpa olmalı. 2009 çok acayip bir yıl olacak. Kayıp bir yıl... Ben 2010'un ikinci yarısından önce bir hareket beklemiyorum. Türkiye'de hareket olması için ABD ve Avrupa'da olması gerek. O ülkelerin toparlanması da zor. Üretim düşüşleri, istihdam kayıpları korkutucu" diyor.
Bağış'ın göreve gelmesi Brüksel'den de olumlu algılanıyor. 2009 Türkiye-AB ilişkilerinde kilit bir yıl. Yeni bir heyecan yaşanır mı, göreceğiz?