Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Teröristlere af beklentisi için uygun bir iklim oluşmasına çalışılması, terör örgütünün bölücü hedeflerine ulaşılmasında siyasi payandalık yapmakla eş anlamlıdır" dedi.
PKK'nın siyasi amaçlarına hizmet edecek ve etnik bölücülüğün cesaret kazanmasına yol açacak beyanlarda bulunurken herkesin çok dikkatli olması gerektiğini savunan Bahçeli, "Terörle müzakere edilerek dağdaki teröristleri Meclis'e taşıyarak, terörle mücadele edilemeyeceğini herkes anlamalıdır" diye konuştu.
Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, iç ve dış gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye'nin bugün hangi siyasi düşüncede olursa olsun, bu vatanı gönülden seven herkesi isyan ettirecek çok ağır şartlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Bahçeli, yaşanan bunalım döneminin her alandaki tahribatının korkutucu boyutlara ulaştığını öne sürdü. Kangren haline gelen sorunlar ve sıkıntıların Türk milletinin sabrını taşırma noktasına geldiğini savunan Bahçeli, "İçinde bulunduğumuz bu vahim şartlar, önümüzdeki dönemde korkarız ki daha da ağırlaşacaktır. Türkiye'yi, içerde ve dışarıda, çok büyük risk ve tehlikelerle dolu zor günler beklemektedir. Her alanda topyekün bir milli seferberlik gerektiren böylesine ağır şartlar karşısında, Türkiye iç çekişme, tartışma ve çatışmalarla kan kaybetmektedir. Türkiye'nin karşısındaki badirelerin idraki ve bilinci içinde olmayan siyaset kurumu, bu tehlikeli gidişatı önleyecek tedbirler yerine, sürekli kriz ve gerginlik üretmekle meşguldür. Türkiye'nin içinde bulunduğu bu hassas dönemde, Türk demokrasisi ve iktidarı ve Meclis'te temsil edilen muhalefetiyle, siyaset kurumu çok kötü bir sınav vermektedir. Türkiye, böyle bir gerilim ortamında, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim sürecine girmiştir" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin milli ve manevi değerleri, devletin kuruluş yapısı ve ilkelerinin bugün siyasi tartışma ve çatışma konusu haline getirildiğini anlatan Bahçeli, devlet ve toplum hayatının hemen her alanında yaşanan kutuplaşma ve cepheleşmelerin giderek derinleştiğini ileri sürdü. Türk milletini birleştiren ve Türkiye'nin temel harcı olan bu ortak değerlerin, bugün toplumsal gerginlik ve ayrışma dinamiğine dönüştüğüne dikkati çeken Devlet Bahçeli, "Bu değerlerin cephe hattı olması ve bunlar etrafında oluşturulan çatışma alanlarının genişlemesi, Türkiye'yi çok tehlikeli bir kriz sarmalının, bir kısır döngünün içine hapsetmiştir. Bunun yanı sıra, milli birliğimizi ve güvenliğimizi hedef alan iç ve dış tehditler ağırlaşarak sürmekte, bu yöndeki tahrikler bilinçli olarak tırmandırılmaktadır. Yeni senaryolarla sahneye çıkan etnik bölücüler ve siyasi kundakçılar, Türkiye'yi bir çatışma ortamına sürüklemek için yarış içine girmişlerdir. Son dönemde siyasi ortamı gerginleştiren tartışma ve tahrikler iki ana eksen etrafında gelişmiştir. Birincisi, laiklik ve din ve vicdan özgürlüğü tartışmaları, ikinci eksen ise, özellikle terör örgütünün sözde ateşkes ilanı sonrası yoğunluk kazanan siyasi çözüm ve teröristlere af tartışmaları olmuştur. Etnik köken ve inanç temelinde ayrışma senaryolarına dayanan her iki tartışmanın da çok ciddi bir çatışma potansiyeline haiz olduğu bir gerçektir. Din ve laiklik tartışmalarının kontrolden çıkması, rejim sorununa dönüşebilecek ciddi bir siyasi bunalıma yol açma riskini taşımaktadır. Etnik tahriklerin ise, karşımıza toplumsal bir çatışma ortamını çıkaracağı ortadadır. Türkiye, bu tartışmaları geride bırakmak ve hem laiklik ilkesini hem de Türk milletinin inanç ve değerlerini sürekli kavga, gerginlik ve çekişme konusu olmaktan çıkartmak mecburiyetindedir. Türkiye'nin milli ve manevi değerlerinin iç siyaset malzemesi olarak görülmesinden vazgeçilmeli, bu değerler üzerinden siyaset yapılmasının Türkiye'ye kötülükten başka hiç kimseye yarar sağlamayacağı artık idrak edilmelidir. Türk milletinin din ve inanç temelinde kamplara bölünmesinin, laiklik yanlısı ve karşıtı, inançlı-inançsız gibi tasnife tabi tutulmasının karşımıza bir husumet cepheleşmesi çıkaracağını herkes görmelidir. Dini inançlar Cumhuriyete ve devlete meydan okuma aracı olarak kullanılmamalı, devlet ve kurumları da samimi inançlarla kavgalı duruma düşmemeye, böyle bir görüntü vermemeye özen göstermelidir. Türkiye, karanlık hevesler peşinde koşan ve Cumhuriyet'in temel değerleriyle kavgalı olan marjinal gruplara amansız mücadelesini sürdürürken, bu değerlere yürekten sahip çıkan temiz ve samimi Müslümanları incitmemeye özen göstermek durumundadır" açıklamasında bulundu.
"MİLLİYETÇİ HAREKET HER GEÇEN GÜN ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR"
Bahçeli, Türk milletini husumet kamplarına bölmeyi amaçlayan etnik tahriklerin son dönemde hız kazandığını belirterek. böyle bir ortamda teröristlere af ve siyaset yolunun açılması tartışmalarının Türkiye'nin gündemine taşınmasının, PKK'nın siyasi amaçlarına hizmet edecek talihsiz bir gelişme olduğunu savundu. "PKK'nın siyasi amaçlarına hizmet edecek ve etnik bölücülüğün cesaret kazanmasına yol açacak beyanlarda bulunurken herkes çok dikkatli olmalıdır" ifadesini kullanan Bahçeli, terör örgütü PKK'nın siyasi bir manevrası olan sözde ateşkes ilanının bir dizi şarta bağlandığının bilinen bir gerçek olduğunu vurguladı. Bahçeli, PKK'nın siyasi gündeminin ilk hedefinin, askeri operasyonların durdurulması, etnik kimlikle siyaset yapma ve örgütlenme özgürl0toplumsal gerginlik ve ayrışma dinamiğine dönüştüğüğünün sağlanması ve siyasi af çıkartılarak PKK dağ kadrolarının siyasal ve toplumsal yaşama katılmaları sürecinin önünün açılması olduğunu söyledi. Terör örgütünün bu siyasallaşma projesinin özünün, dağdan inip siyaset sahnesine çıkmak ve Türkiye'yi silah zoruyla böyle bir süreci başlatmaya zorlamak olduğunun altını çizen Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu gerçekler ortadayken, teröristlere af beklentisinin yaratılması ve bunun için uygun bir iklim oluşmasına çalışılması, terör örgütünün bölücü hedeflerine ulaşılmasında siyasi payandalık yapmakla eş anlamlıdır. Terörle müzakere edilerek dağdaki teröristleri Meclis'e taşıyarak, terörle mücadele edilemeyeceğini herkes anlamalıdır. Bizim bu konulardaki görüşlerimiz çok net ve açıktır. Zamana ve şartlara göre değişmeyen düşüncelerimizi, 'Türkiye, etnik bölünmeyi amaçlayan silahlı bir terör sorunuyla karşı karşıyadır. Terör örgütünün nihai hedefi Türkiye'nin milli birliğini ve üniter yapısını yıkmaktır. PKK'nın amaçları bugün de aynıdır. Silahlı terör ve siyasi yöntemler birbirini tamamlayan vasıtalar olarak kullanılmaktadır. Siyasallaşma stratejisi ile silahlı eylem stratejisi aynı amaca yönelik yöntem ve araçlardır. Bu gerçekler karşısında, terörün siyasallaşması ve bölücü gündemle siyaset yapılması konularında terör örgütüyle uzlaşma arayışlarına girmek, bu yönde ümit ve beklenti yaratmak, devletin terör karşısında teslim olması anlamına gelecektir. Teröristler için siyasi af çıkartılması, siyaset yolunun açılması, barış ve diyalog süreci adı altında terör örgütüyle doğrudan veya dolaylı pazarlık yapılması hiçbir şart altında mümkün değildir. PKK'nın ve silahlı militanlarının önündeki tek çıkış yolu, terör eylemlerine önkoşulsuz ve kesin olarak son vermeleri, silahlarını bırakarak dağdan inmeleri ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim olarak Türk adaletinin vereceği hükme razı olmalarıdır' şeklinde açıklayabiliriz. Türkiye'nin önüne çıkartılan hain tuzakların boşa çıkarılması ve içine hapsedildiğimiz bu kısır döngünün kırılması, Türk milleti için bir beka meselesi haline gelmiştir. Türkiye, bunu yapacak güce ve kudrete sahiptir. Bugün yaşanan kriz dönemi ve darboğazlar mutlaka aşılacaktır. Bu sürecin siyasi adresi de Milliyetçi Hareket'tir. Türkiye'nin hapsedildiği bu hain kuşatmayı kıracak ve bu milli hesaplaşmayı sonuna kadar yapacak olan yegane siyasi güç, Milliyetçi Harekettir. Tek başına iktidara yürümekte olan Milliyetçi Hareket buna hazır ve kararlıdır. Herkes, yaklaşmakta olan bu siyasi mahşer gününe şimdiden hazır olmalıdır. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Meclis dışında kalan Milliyetçi Hareket, geçtiğimiz dört yıl içinde ortaya koyduğu siyaset anlayışıyla milli vicdanın sesi olmuştur. Türkiye'nin milli varlığını, birliğini ve milli çıkarlarını tehdit eden tahrikler karşısında dik, ilkeli ve onurlu bir duruş sergileyen Milliyetçi Hareket, Aziz Milletimize gerçekleri göstermek ve AKP iktidarını uyarmak için büyük bir mücadele vermiştir. MHP'ye karşı, basın sansürüne varacak derecede uygulanan ambargo ve ablukaya rağmen, ortaya koyduğumuz siyasi vizyon flumsal gerginlik ve ayrışma dinamiğine dönüştüğhedefine ulaşmıştır. Türk milleti şimdi gerçekleri görmekte, milli teveccühün merkezi haline gelen Milliyetçi Hareket her geçen gün bir çığ gibi büyümektedir".
"HEDEFİMİZ TEK BAŞINA İKTİDAR"
Milliyetçi Hareket'in tek başına iktidar yürüyüşünde son dönemece girdiğini öne süren Bahçeli, 19 Kasım 2006 günü yapılacak olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin 8. Büyük Kongresi'nin, karanlık bir dönem yaşayan Türk milleti için bir ümit ışığı, aydınlık günlerin ve onurlu bir geleceğin müjdesi olacağını söyledi. Bahçeli, Türk milletinin karartılmak istenen geleceğine sahip çıkmaya ve Türkiye'yi ayağa kaldırmaya kararlı olan Milliyetçi Hareket'in hedefinin, Anayasa'yı değiştirecek çoğunlukla tek başına iktidar oluğunu tekrarladı. Büyük kongrenin, Milliyetçi Hareket'in bu kutlu hedefe yürüyüşünde tarihi bir dönüm noktası olacağını ifade eden Bahçeli, "Büyük Kongremiz, Milliyetçi Hareket'i tek başına iktidara ulaştıracak merkez yönetim kadrolarını seçecek ve partimizin Türkiye'nin geleceği vizyonunu ortaya koyacaktır. Kongre'de alınacak kararlar, önümüzdeki seçimler sonrası oluşacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 23. dönem kadrolarının belirlenmesinde rol oynayacak, aynı zamanda Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında "Lider Ülke Türkiye" hedefine ulaşılmasında önemli bir kilometre taşı olacaktır. Milliyetçi Hareket, tek başına iktidar yürüyüşünde, temiz ve vatansever kadroların katılımıyla giderek güçlenmektedir. 19 Kasım Kongresi sonrası seçimlere gidilen süreçte bu teveccüh sürecek ve Milliyetçi Hareket yeni katılımlarla her geçen gün daha da büyüyecektir" şeklinde konuştu.
MHP'ye katılımların büyük bir hızla devam ettiğini anlatan Bahçeli, "Bugünkü toplantımızda çok değerli arkadaşlarımızın aramıza katılmalarının mutluluğunu yaşamaktayız. Bu vesileyle Milliyetçi Harekete katılarak bizlere güç veren; bölücü teröre karşı mücadelede önemli görevler almış, değerli bir komutan olan emekli Tümgeneral sayın Erdal Sipahi'ye, Rumeli Eğitim Vakfı Genel Başkanı, sanayici ve işadamı sayın Lütfü Türkkan'a, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı eski Müsteşarı sayın Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu'na, Maliye Bakanlığı teşkilatında üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunan, İstanbul eski Defterdarı sayın Kadir Boy'a, aramıza hoş geldiniz demek istiyorum. Milliyetçi Hareket'in saflarında şerefli yerlerini alan bu değerli arkadaşlarımıza çalışmalarında üstün başarılar diliyorum" şeklinde sözlerini tamamladı. Bahçeli, basın toplantısı sonunda MHP'ye katılanlara rozetlerini taktı.
iha
Yayın Tarihi :
15 Kasım 2006 Çarşamba 15:24:16
Güncelleme :15 Kasım 2006 Çarşamba 16:37:35