Takoz değilim, adalet önündeki takozları kaldırma peşindeyim
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Başbakan ’Ben savcısı değilim’ demeye başladı.
Bana diyor ki, ’Sen de takoz olma. Bu davaya, Danıştay davasına takoz olma.’ Ben takoz değilim, adaletin önündeki takozları kaldırma peşindeyim" dedi. Baykal, Antalya’da katıldığı Yerel Yönetimler Toplantısı’nda şunları söyledi:
Dokulunmazlık da bir takozdur
Başbakan, bir süre önce ’Savcısıyım’ dediği Ergenekon soruşturmasına ilişkin ’Davanın hiçbir şeyi değilim’ şeklinde açıklamalar yaptı. Bu olumlu bir gelişme. Başbakan ’Ben savcısı değilim’ demeye başladı. Bana diyor ki, ’Sen de takoz olma. Bu davaya, Danıştay davasına takoz olma.’ Ben takoz değilim, adaletin önündeki takozları kaldırma peşindeyim. Adaletin önünde gerçekten takozlar var. Hem de az, buz değil, bayağı ciddi, büyük takozlar var, engeller var, onları kaldırmamız lazım. Onlardan bir tanesi mesela milletvekili dokunulmazlığıdır. Adaletin önündeki takozdur.
Deniz Feneri’nde ifade bile alınmadı
Ergenekon soruşturması ile ilgili olarak, fikirlerinden, düşüncelerinden, inançlarından, anlayışlarından dolayı iktidarın hoşuna gitmiyor diye sabahın 04.30’unda, 05.00’inde insanların kapıları çalınıyor, evlerinde ne var ne yoksa ortalığa dökülüyor, utanç verici baskılar, muameleler sergileniyor. Ama Türkiye’de açıkça yolsuzluk yaptığı Alman savcılığının resmi yazısıyla ifade edilmiş olan kim olduğu belirli insanların doğru dürüst ifadesi alınmıyor. Bilgiler, belgeler takip edilmiyor, soruşturulmuyor. Türkiye’de çok ciddi bir hukuk sorunu var.
Kendi yandaşının yolsuzluğuna destek
İktidarın yolsuzlukla mücadelede güven veren bir tavrı yok. Hükümet, yolsuzluklar meselesini ’doğru anlamıyor.’ Yolsuzluk meselesi çifte standartla ele alınacak bir konu değil. Yolsuzluk ya vardır, ya yoktur. Kendi yandaşlarının yolsuzluklarına sahip çıkan, onları destekleyen bir anlayış içindedir. Yığınla, nereye bakarsanız bakın, belediyelere bakın belediyelerde, merkezi idareye bakın merkezi idarede, devletin attığı her adımda, özelleştirmede çok ciddi yolsuzluklarla karşı karşıyayız. Buna kaşı mücadele vermek lazım. Yolsuzlukların çözülmesi için dokunulmazlıkların kaldırılması gerekiyor. Siyasetçileri yolsuzluk yapma imtiyazından çıkarıp sade insan haline dönüştürmek gerekiyor. Ama hükümet yolsuzluk konusunda ikiyüzlü bir politika izliyor.
Çoğunluk bende Anayasa’yı çözeyim
Hükümet son dönemde yeniden Anayasa değişikliğini gündeme getirmiştir. Bu konu yeni bir siyasi gerilime neden olabilir. Parlamentoda her aklına esen, ’Yeter çoğunluk var, şu konuyu şöyle değiştireyim’ diye yola çıkarsa, ülkede siyasi kargaşa, siyasi belirsizlik kendini gösterir, istikrar çok ciddi şekilde tehdit altına girer. Anayasaya saygı göstermek, temel çerçevesini sahiplenmek, ülkenin barışı ve istikrarı açısından en temel konudur. Anayasa değiştirme sancısı içine AKP’nin girdiğini görüyoruz. Birdenbire ’Parlamentoda yeterli çoğunluğum var, bu çoğunluğun ne kadar devam edeceği belli değil. Seçimler bu çoğunluğun elimde kalmayacağını gösterdi. Bir an önce parlamentodaki çoğunlukla denk getireyim parti olarak benim meselem olan bazı konuları Anayasa değişikliğiyle çözüvereyim’ anlayışına girdiğini görüyoruz.