Harp Akademileri 2006-2007 eğitim ve öğretim yılı açılışında konuşan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, irtica, bölücü terör örgütü ve TSK’ya yönelik yapılan eleştirilere sert yanıt verdi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükantı, Harp Akademileri'ndeki törende konuştu. Büyükanıt, konuşmasını üç başlık altında topladı. Önce genel bir değerlendirmede bulunan Büyükanıt, ardından irtica ve bölücü terör ile TSK'ya yönelik soruşturmalar konusunda açıklamalar yaptı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kıldığını vurgulayarak, “Bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil tüm kurumlarıdır. Harp Akademilerimiz, verdiği eğitim ve öğretimle yalnız Silahlı Kuvvetlerin değil, aynı zamanda Cumhuriyetin güçlü muhafızlarını da yetiştirmektedir” dedi.
İRTİCA TEHDİDİ VARDIR
Orgeneral Büyükanıt, Başbakan Erdoğan'ın, "İrtica tehlikesi yoktur" sözlerinin tersine, "İrtica tehlikesi vardır" dedi. Büyükanıt irtica konusunda şunları söyledi:
"İrtica ve bölücü terör konusuna da değinmek istiyorum. Kuvvet Komutanlarımız yapmış olduğu konuşmalarda TSK'nın görüşlerini net olarak dile getirmişlerdir. Tamamen ben de katılıyorum.
"LAİKLİĞİ YENİDEN TANIMLAYALIM DİYENLER" YOK MUDUR
Bazı sorular sormak istiyorum. Her fırsatta 'laikliği yeniden tanımlayalım' diyenler yok mudur, bunlar devletimizin en üst kademelerinde yer almıyor mu? Cumhuriyetin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil mi? Her fırsatı TSK'ya saldırı için kullananlar kimlerdir? Bu listeyi uzatmak mümkün. Bu sorulara hayır Türkiye'de bunlar yoktur diyebiliyor muyuz? Diyemiyorsak irtica tehdidi vardır ve buna karşı her türlü önlem alınmalıdır."
TEK TERÖRİST KALMAYANA KADAR MÜCADELE SÜRECEK
Büyükanıt, "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), tek terörist kalmayacağına kadar mücadelesini sürdürecektir. Bazı ülkeler terör örgütlerinin faaliyetlerine seyirci kalıyor" dedi. Büyükanıt şöyle devam etti:
SANKİ ÇATIŞAN İKİ ÜLKE VAR
"TSK'nın terörle mücadelede taraf olduğu defalarca açıklanmalıdır. Bir süredir sanki çatışan iki ülke varmış gibi ateşkes sözü kullanılmaktadır.
TÜRK ADALETİNE SIĞINSINLAR
Geçtiğimiz hafta da Irak Devleti Başkanı sıfatı taşıyan kişi tarafından terör örgütünü ateşkese ikna edeceği açıklaması yapılmıştır. TSK silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadelesini sürdüreceğini çeşitli defalar açıklamıştır. Terör örgütü için tek çare silahını kayıtsız şartsız bırakıp Türk adaletine sığınmasıdır."
TSK'YA SALDIRILAR
Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılar, dıştan olduğu kadar içeriden de desteklenmektedir" diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
"Terörle mücadelenin bir başka boyutu da terör örgütüne sağlanan dış destektir. NATO tarihinde ilk defa hem AB hem de NATO, PKK'yı terörist örgüt ilan etmiştir. Yine her iki kuruluş kendilerine de doküman yayınlamışlardır. Hal böyle iken bu kuruluşlara üye olan bazı devletler kendi topraklarında terör örgütünün kendi topraklarında serbestçe faaliyet göstermesine seyirci kalmaktadırlar. Ülkesinde yakaladıkları teröristleri yargılamamakta ya da kaçmalarına müsaade etmekte ya da terör örgütüne geri göndermektedir. Bir TV kanalının yayının önlenmesi ile ilgili ülke, durumu ifade özgürlüğü kapsamına sokarak müttefikinin değil teröristlerin yanında yer alabilmiştir.

Bazı kesimlerce TSK'yı yıpratmak için sürdürülen kampanyaya değinmek istiyorum. TSK tenkitlere her zaman açıktır. Hatta bunlar bilime, mantığa ve gerçeklere dayandığı takdirde istifade etmesi kaçınılmazdır. Bir süredir Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini sorgulama amaçlı kampanyalar sürdürülmektedir. Saldırının dozu ne kadar artarsa bu demokratikleşme yönünde atılmış o kadar büyük adım olarak kabul edilmektedir. TSK da bu kampanyanın en önemli hedeflerinden biri haline getirilmiş, ordumuzun toplum içindeki yerini sorgulamaya ve TSK'yı demokratikleşmenin önünde engel olarak göstermeye başlamışlardır. Bu saldırılar dıştan olduğu gibi içimizden de destek bulmuştur. TSK'ya yapılan eleşteriler nezaket sınırlarını aşmıştır.
MADDİ HATALARLA DOLU BELGE

Dost ve müttefik ülkenin genelkurmay başkanı üzerindeki üniforma ile Türkiye'ye gelip yanlışlarla dolu eleştirilerde bulunabilmiştir. TSK'nın konumu konusunda içeriği pek çok maddi hata ile dolu yeni bir belge yayınlanmıştır. Bu belgenin tanıtımı 22 Eylül'de yapılmıştır. Bu toplantıda yerli yabancı konuşmacıların sözleri her türlü tahammül sınırını aşmıştır. Bu konuşmacılar TSK'nın kanunlardan aldığı yetkileri 'ülkenin hukuki ve kurumsal yapısına saygısızlık' olarak tanımlamışlardır.
Bütün bu mesnetsiz açıklamalara devletin hiçbir kademesinden açıklama gelmedi. Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için azami çaba gösteren TSK'nın AB paravanı arkasına saklanılarak yapılan saldırılara karşı kendini korumak da en tabi hakkıdır. Bizi savunan olmuyor, kendimizi savunmaktan çekinmeyeceğiz.
TSK HEDEF TAHTASI OLAMAZ
TSK bazı çevrelerin hedef tahtası olamaz. Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur. Ancak güvenlik ve rejim ile ilgili temel mülahazalarımızdan rahatsızlık duyanlar varsa bu onların rahatsızlığıdır.
Bay Krestchmer 22 Eylül'de yapılan tanıtım toplantısında 'TSK ulusal güvenlik konusunda geniş perspektiften bakarak açıklamalar yapıyor. Bu açıklamalar halk üzerinde geniş etkiler yapıyor" tesbitinde bulunuyor. Bu tür ifadeleri açık Türkçeye çevirmek istiyorum.
Sözü geçen AB temsilcisi neden rahatsız oluyor. TSK'nın sözlerinden halkın etkilenmesinden neden rahatsız oluyor? Yoksa TSK'nın söylemleri bu sözleri söylenlerin gizli ajandalarını mı zorluyor?
İçinde polis teşkilatından üyelerin de bulunuğu rapor hazırlanmıştır. Yargıya intikal etmiş münferit olayları tek merkezden yönlendiriliyor olduğu gösterilmiştir. Bu beyanları Kasım ayında AB tarafından yayınlanacak İlerleme Raporu öncesinde yayınlamak da TSK'yı cevap vermeye zorlamak istedikleri de aşikardır. Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için büyük gayret göstermektedirler. TSK kimsenin hedef tahtası değildir, olamaz. TSK, AB üyeliğini tamamen destekliyor. Sözü geçen AB görevlisi neden halkın TSK'ya güveninden neden rahatsızlık duyuyor.

RAPORLARIN KİMLERİN DESTEĞİ İLE YAPILDIĞINI BİLİYORUZ
Bu raporların kim veya kimlerin desteği ile yapıldığını biliyoruz. Bu raporlar daha da artarsa belgelerle açıklama yapacağız. Bu raporun açıklanmasına Türk yetkililer de katılmış konuşma yapmışlardır.
GENELKURMAY BAŞKANI KİME BAĞLI BELLİDİR
TSK'yı demokratikleşmenin önünde engel olarak göstermeye çalışıyorlar. TSK AB üyeliğini destekliyor. Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur. TSK'nın demokrasi dışı hangi söylemleri vardır? Genelkurmay Başkanı'nın kime bağlı olduğu bellidir."
“DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Büyükanıt, bir ulusun ulus yapan değerlerin başında gelen dilin bozulduğunda ulusun yapısı da bozulacağını ve ülkede kimliksizleşmenin baş göstereceğini belirterek, “Bir halk kitlesini, ulus haline getirmenin üç temel öğesi vardır. Bunlar ortak tarih, ortak kültür ve ortak dil bilimidir. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bu üç unsuru güçlendirmeye çalışmıştır. Bu vatan topraklarında hür ve bağımsız yaşayacaksak, bu üç temel değere sım sıkı sarılmalıyız. Kültürümüze, tarihimize ve dilimize sahip çıkmalıyız. Çünkü yaşadığımız günlerde üç temele de saldırılar vardır” diye konuştu.
Org. Büyükanıt'ın sözünü ettiği Almanak

Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın Harp Akademileri açılış konuşmasının son sölümünde üzerinde durduğu Almanak, TESEV tarafından 22 Eylül'de Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Kretschmer'in de katıldığı toplantıyla tanıtılan “ALMANAK: Tirkiye Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” isimli kitap.
TESEV'in sitesinde kitap şöyle tanıtılıyor:
'Türkiye'de sivil-asker ilişkisi önemli tartışma alanlarından birisidir. Son yıllarda AB uyum sürecinde yapılan yasal düzenlemeler, olumlu adımlar olsa da, hiç kuşku yok ki, bu süreçte daha kat edilmesi gereken uzun bir yol var. Ayrıca son dönemde, Şemdinli skandalı, Danıştay saldırısı gibi gelişmeler nedeniyle, gerek hükümet ile diğer devlet kurumları, gerekse de, güvenlik sağlayan kurumlar arasında anlaşmazlıklar olduğu iddiaları gündemi meşgul etti. Aynı zamanda da, Terörle Mücadele Kanunu nda yapılan planlanan değişiklikler sivil toplumda kaygı yaratmaya devam ediyor.
Ülkemizde ne yazık ki “sivil (hükümet) - asker ilişkisi” kavramının dar ve kafa karıştıran sınırlarına hapsedilen ve çok hararetli tartışmaların yaşanmasına, çeşitli çatışan kutupların oluşmasına neden olan bu konuya, aslında, çok daha soğukkanlı bir şekilde ve bilimsel olarak yaklaşmak gerekmektedir. Nitekim dünyada, güvenlik sağlayan tüm kurum ve kuruluşlar (silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri, özel güvenlik vb.), “Güvenlik Sektörü” çatısı altına yerleştirilerek tartışılmakta, bu kurumların etkin, hesaplı, saydam ve demokratik olarak denetlenebilir bir şekilde ve insan hak ve özgürlüklerini koruyarak çalışması yönünde adımlar atılmaktadır.
2004'ten beri (Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurucu üyesi olduğu, Büyükelçi düzeyinde temsil edildiği) Cenevre'deki Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Denetimi Merkezi (DCAF) ile birlikte çalışan TESEV, sivil-asker kutuplaşmasının ötesine geçerek, yalnızca devlet değil, insan için de güvenlik vurgusunu benimsiyor. Sivilleşme yolunda tüm güvenliğin saydamlaşması ve demokratikleşmesi amacıyla soğukkanlı ve güvenilir bir bilgi kaynağının oluşmasını hedefliyor.

Bu amaçla, uzmanlar tarafından bir yılı aşkın bir süredir titiz araştırmalarla hazırlanan Almanak'ın yurttaşlar, milletvekilleri, medya mensupları ve güvenlik personeli için bir başucu kitabı olacağını umuyoruz.
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünden Prof. Dr. Ümit Cizre başkanlığında hazırlanan ve her yıl yayımlanmaya devam edecek bu kaynak kitap Cumhuriyet tarihinde Güvenlik Sektörüne ilişkin yayımlanan “ilk” Almanak olma özelliğini taşımaktadır.
Bu eser, 2005 yılını temel alarak; Güvenlik Sektörü içinde yer alan birimlerin örgütlenme biçimlerini, bilinen ve bilinmeyen çalışma ilke ve faaliyetlerini, bağlı oldukları sivil otoriteyi, yasal çerçeve ve benimsedikleri temel anlayışları, 17 Aralık 2004'ten bu yana daha sağlam bir umuda dönüşen Avrupa Birliği'ne tam üyelik kapsamında geçirilen değişimler ve darboğazları objektif ve güvenilir bir bilgi ve analiz formatında sunmaktadır.
Bu Almanak 'ta, Silahlı Kuvvetlerin Kara, Hava, Deniz ve Jandarmadan oluşan dört kuvveti, Polis, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Polis ve Jandarma İstihbarat örgütleri ve Özel Harekât birimleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, Milli Güvenlik Kurulu, Yasama ve Yürütmenin güvenlikle ilgili faaliyetleri, Askeri Yargı, Köy Korucuları, Özel Güvenlik, Sivil Toplum-Güvenlik ve Medya-Güvenlik bağlantısı, konuların uzmanları tarafından objektif veriler temelinde, siyasetle, tarihle, sosyal gelişme ve uluslararası konjonktürle bağlantılandırılan dinamik ve analitik bir çerçevede incelenmektedir.
Almanak , bir ilk hedefi yakalamak istiyor: güvenlik kurumları üzerindeki gölge ve sır perdesini aralayarak bilgiyi güvenilir bir biçimde ve her kesime sunmak ve bu bilginin, uzman ya da sıradan, iç ya da dış tüketicilerini ve yorumcularını yaratmak ve beslemek, yani bilgiyi yayarak yalnızca görüneni değil görünmeyen iktidar ilişkilerini ve dinamiklerini görünür kılarak güvenliği demokratikleştirmek ve saydamlaştırmak. '

10 TV CANLI YAYINLADI
Maslak’taki Harp Akademileri Komutanlığında düzenlenen törene, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, askeri ve mülki erkan ile sivil müdavimler katıldı. 10 televizyon kanalı canlı yayınladığı töreni, aralarında yabancı basın mensupları ile köşe yazarları ve medya yöneticilerinin de bulunduğu yaklaşık 150 basın mensubu izledi.
Org. Büyükanıt'ın konuşmasının tam metni...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kıldığını vurgulayarak, "Bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil tüm kurumlarıdır. Harp Akademilerimiz, verdiği eğitim ve öğretimle yalnız Silahlı Kuvvetlerin değil, aynı zamanda Cumhuriyetin güçlü muhafızlarını da yetiştirmektedir" dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığının 2006-2007 eğitim ve öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, 2 yıl öğrenci subay, 5 yıl öğretim üyesi olarak hizmet ettiği Türk Silahlı Kuvvetlerinin en yüksek eğitim ve öğretim kurumunda yeni bir öğretim yılının açılış töreninde bulunmanın, sadece kendisine onur değil, aynı zamanda büyük heyecanı da beraberinde getirdiğini söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, bugün yapacağı konuşmayı son yıllarda sıkça gündeme getirilen sivil-asker ilişkileri başta olmak üzere güncel bazı konulardaki düşüncelerini de paylaşmak için bir fırsat olarak kullanmak istediğini vurgulayarak, "Bir açılış töreninde daha çok akademik konulara değinmek isterdim. Ancak son yıllarda, özellikle son günlerde gündeme getirilen bir konu, silahlı kuvvetlerin bu konudaki görüşlerinin açıklanmasını zorunlu hale getirmiştir" diye konuştu.
Konuşmasının 3 bölümden oluştuğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, ilk bölümde Harp Akademilerinin yeni eğitim ve öğretim dönemine başlaması nedeniyle genel bir değerlendirme ve genel güvenlik sorunları üzerinde silahlı kuvvetlerin görüşlerini açıklamaya çalışacağını, ikinci bölümde ülkenin geleceğini bilgilendiren irtica ve bölücü terör konusuna değineceğini, üçüncü bölümde ise son zamanlarda bazı kesimlerce silahlı kuvvetlere yöneltilen ve hiçbir objektif dayanağı olmayan bilimsel araştırmalardan yoksun saldırılar ve suçlamalar konusunda görüşlerini ifade etmeye çalışacağını bildirdi.

CUMHURİYETİN GÜÇLÜ MUHAFIZLARI YETİŞİYOR
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkemizin dünyanın en hassas bölgelerinden birinde bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenle içinde yaşamakta olduğumuz coğrafyada gelecekte neler olabileceğini sürekli değerlendirmemizin önemini vurgulamak istiyorum. Çünkü bu coğrafyada tarih, öngörülemeyen, ancak barındırdığı uluslara acı yaşatan ve ibret alınması gereken olaylarla doludur. Bu sebeple Türkiye gibi etrafı çok sayıda istikrarsızlıklarla dolu bir coğrafyada yaşayan bir ülkenin güvenliğini sağlamak ve ulusal menfaatlerine yönelik tehditleri caydırmak için her bakımdan güçlü olması gereken silahlı kuvvetlerin, gelecekteki komutanlarının yetiştirildiği Harp Akademilerimizde icra edilen eğitim ve öğretim çok büyük önem taşımaktadır.
Yaşadığımız coğrafya, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kılıyor. Bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil tüm kurumlarıdır. Harp Akademilerimiz, verdiği eğitim ve öğretimle yalnız Silahlı Kuvvetlerin değil, aynı zamanda Cumhuriyetin güçlü muhafızlarını da yetiştirmektedir." Orgeneral Büyükanıt, içinde yaşadığımız bilgi çağı ile birlikte düşünce ve bilgi öne çıktıkça insan unsurunun, kurumların en önemli sermayesi haline geldiğini belirterek, başarılı olmak için de öncelikle çağın gerektirdiği insan kaynaklarına sahip olmak gerektiğini vurguladı.
Bilgi, beceri ve entelektüel düşünce gücü bakımından gelişmiş ve teknik anlamda yeterli personelin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin daha ileri seviyelere yönlendirilmesi için bir araya gelmesinin şart olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademilerinin bir bilgi ve strateji üretim merkezi olarak bu yönlendirmeyi sağlayacak liderleri yetiştirmekte olduğunu ve bundan sonra da yetiştirmeye devam edeceğini kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt, bilgi çağının insanının, "kendini tanımaktan, ifade etmekten ve düşündüklerini açıklamaktan korkmadan edindiği bilgiler aracılığıyla görevleri ve geleceği arasında ilişkin kurarak yeni bilgiler üretebilen insan" olduğunu belirterek, "Peter Drucker’a göre, ’bilgi mutlaka üretime dönük olmalı ve sonuçlara odaklanmalıdır.’ Bu anlamda bilgi çağının gereklerine göre yetişmemiş olanlar zaman içinde küçülerek etkisizleşecek ve kaybolacaklardır. Bu bağlamda Harp Akademilerimizin bilgi çağının ihtiyacı olan yalnız askeri konuları değil, uluslararası güvenlik konularını da bilen subayları yetiştirmek zorundadır" diye konuştu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye’de irtica tehdidi bulunduğunu ve bu tehdide karşı her türlü önlemin alınması gerektiğini bildirdi.
Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığında 2006-2007 eğitim öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmasında, "İrtica ve bölücü terör" konusuna değindi.
"İrtica" konusunda kuvvet komutanlarının harp okullarının yeni öğretim yılı açılış törenlerinde yapmış oldukları konuşmalarda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüşlerini net olarak dile getirdiklerini, bu görüşlere kendisinin de katıldığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
"Ancak ben de bu konuda birkaç hususa değinmek isterim. Türkiye’de her fırsatta ’laikliği yeniden tanımlayalım’ diyenler yok mudur? Bu kişiler devletin en üst düzeylerinde yer almıyorlar mıdır? Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün yalnız şahsı değil, düşünce sistemi Cumhuriyet rejimimizin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil midir? Her fırsatı Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak için kullananlar kimlerdir? Toplumsal yapımızı bozarak insanımızı çağ dışı bir görünüme sokmak isteyenler yok mudur? Bu listeyi uzatmak mümkün. Ben şunu ifade ediyorum. Bu sorulara ’Hayır, Türkiye’de bunlar yoktur’ diyebiliyor musunuz? Eğer diyemiyorsanız Türkiye’de irtica tehdidi vardır ve bu tehdide karşı her türlü önlem alınmalıdır."

TERÖRLE MÜCADELE
Orgeneral Büyükanıt, terörle mücadeleye ilişkin de, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadeledeki kararlılığı ve terörle mücadelede taraf olduğu defaatle açıklanmıştır. Bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Benim dikkatlerinize sunmak istediğim konu, bir süreden beri devam eden ve adına da sanki çatışan iki ülke varmış gibi ateşkes denen bir sürecin başlamış olmasıdır. Bu evvela yurt içinde çeşitli şahıs, kuruluş ve gruplarca gündeme taşındı. Bilahare Avrupa Parlamentosunun bazı üyelerinden ve bazı devletlerden benzer çağrılar yapıldı. Geçtiğimiz hafta da Irak Devleti Başkanı sıfatını taşıyan kişi tarafından terör örgütünü ateşkes yapmaya ikna ettikleri açıklandı.
Dün de terör örgütü sözde ateşkes ilan etmiştir. Buraya kadar arz ettiklerim bu konunun ne kadar geniş çaplı bir kurgu içinde ele alındığını göstermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadelesini sürdüreceğini çeşitli kereler ilan etmiştir. Bu tutumuzda değişiklik yoktur, olmayacaktır da. Terör örgütü için tek çare silahını kayıtsız şartsız bırakıp Türk adaletine sığınmaktır." Orgeneral Büyükanıt, geçmişte yaşananların, bunun dışında bir çözümün mümkün olmadığını gösterdiğini vurgulayarak, terör örgütünün dilediği anda tekrar silaha sarıldığını, hatta birtakım isteklerinin karşılanması için devletle pazarlık yapmaya, muhafaza ettiği silahlarla devlete baskıya tevessül ettiğinin görüldüğünü kaydetti. Orgeneral Büyükanıt, tipik örneğinin, 1993’de yaşandığını, o sürecin 33 kişinin şehit olmasıyla sona erdiğini söyledi.
TERÖRE YAPILAN DIŞ DESTEK
Terörle mücadelenin bir başka boyutuna da dikkat çeken Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Bu da terör örgütüne sağlanan dış destektir. Bildiğiniz gibi NATO, tarihinde ilk defa terörle dünya çapında mücadele için Washington Anlaşmasının kolektif savunmayı öngören 5. maddesini yürürlüğe sokmuş, bu amaçla Akdeniz’de bir harekat başlatmış, hem AB, hem de NATO PKK’yı terörist örgüt ilan etmiştir.
Yine her iki kuruluş terörle mücadele konusunda BM tarafından alınmış kararlara ilave olarak kendileri de çeşitli kararlar almışlar, dokümanlar yayınlamışlar, özel personel görevlendirmişler ve yeni teşkilatlanmalara gitmişlerdir" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, hal böyle iken bu kuruluşlara üye bazı ülkelerin, kendi topraklarında terör örgütünün serbestçe faaliyet göstermesine, para toplamasına ve Türkiye aleyhine çeşitli çalışmalar yapmalarına seyirci kaldığına dikkat çekerek, "Bunun da ötesinde ülkelerinde yakaladıkları teröristleri ya yargılamamakta, yargılasa da 30 küsur güvenlik görevlisinin kontrolünde iken kaçmalarına müsaade etmekte ya da onu Türkiye’ye iade etmeden silahlı kuvvetlerimize karşı kullanılmak üzere terör örgütüne geri göndermektedir" diye konuştu.
DEMOKRATİK DEĞERLER VE HAKLAR
Büyükanıt konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bir televizyon istasyonunun yayınlarının önlenmesinde ilgili ülke maalesef tamamen şiddete yönelik ve terör örgütünün propagandası maiyetindeki yayınları ifade özgürlüğü kapsamına sokarak, müttefikinin değil, teröristlerin yanında yer alabilmiştir. Örneğin AB Adalet Divanı dahi PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılıp çıkarılmamasına ilişkin olarak açılan bir davayı gündemine almıştır. Şu soruyu soruyorum, peki nerede sizin terörle mücadele için aldığınız kararlar?
Nerede alınan bu kararlar gereği terörle mücadele için iş birliğiniz.
Demokratik değerlere ve demokratik hakların kullanılmasına hiç kimse karşı olamaz. Bu konu yakın geçmişte ülkemizde de gündeme gelmiş ve halen terör örgütünün aktif üyesi olan bazı eski milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir takım kişilerin seçimlere katılmasını anayasal ve demokratik bir hak olduğu ve bunun önlenemeyeceği yolunda görüşler dile getirmiştir.
Şurası açıktır ki, Anayasal hak talep etmek için evvela o Anayasayı tanımak ve kabul etmek gerekmektedir. Anayasayı değiştirmek için eline silah almış veya silah alanları desteklemiş olanlar değiştirmeye çalıştıkları Anayasadaki hakları talep edemezler. Aynı şekilde yıkmaya çalıştıkları demokratik düzenin sağlayacağı imkanlardan istifade etme hakları da kesinlikle yoktur." Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerini ve değerlerini sorgulama ve aşındırma çabalarının artarak devam ettiğini bildirdi.
Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığındaki konuşmasında, bazı kişilerce Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma yönünde sürdürülen bir kampanya bulunduğuna işaret etti.
Daha önceki konuşmalarında da bu konuya değindiğini hatırlatan Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tenkitlere her zaman açık olduğunu ve bu tenkitlerden bilime, mantığa ve gerçeklere dayandığı takdirde istifade edebileceğinin de şüphesiz ve kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Yaşar Büyükanıt, sözlerine şöyle devam etti:
"Ancak ne yazık ki bir süredir Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel niteliklerini ve değerlerini sorgulama ve aşındırma çabaları artarak devam etmektedir. Bu saldırılar, maalesef bazı kişi ve çevreler tarafından muteber olmanın bir ön şartı olarak görülmekte, saldırının dozu ne kadar artarsa, bu demokratikleşme yolunda atılmış o kadar büyük bir adım olarak kabul edilmektedir.
Yüce Türk ulusunun sevgi ve güvenine en güvenilir kurum olarak mazhar olmuş Türk Silahlı Kuvvetleri de bu kampanyanın en önemli hedeflerinden biri haline getirilmiş, kampanya yeni şekil ve boyutlar alarak ordumuzun toplum içindeki yerini sorgulamaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerini demokratikleşme yönünde bir engel olarak göstermeye kadar ulaşmıştır. Bu noktaya gelinceye kadar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yaşam biçimi olan Atatürkçülük sorgulanmış ve bunun Türkiye’nin önünü kapayan, gelişmesini engelleyen bir husus olduğu resmi raporlara dahil edilmiş, Atatürkçülüğü savunanlar ise bağnaz ve tutucu olarak nitelendirilmiştir. Üzülerek ifade ediyorum bu saldırılar dıştan olduğu gibi içimizden de destek bulmuştur.
Diğer taraftan dost ve müttefik bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Genelkurmay Başkanlığının Türkiye Milli Savunma Bakanlığına bağlanması yolunda almış oldukları karara gerekçe tespit etmek için, yerli ve yabancı kuruluşların katıldığı toplantılar icra etmiş ve raporlar yayınlamıştır. Hatta aynı ülkenin Genelkurmay Başkanı üzerindeki üniformayla Türkiye’ye gelip, Türkiye’deki sistemi tenkit eden ve maddi hatalarla dolu bir konuşma yapmıştır. Böylesi bir girişim Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez gerçekleşmiştir. Bu durumu ’askerler her konuda beyanatta bulunuyor’ diyenlerin dikkatine sunuyorum." Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, "Bu gayretlerin devamı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin konumu konusunda içeriği pek çok maddi hatayla dolu yeni bir belge, almanak yayınlandığını" belirterek, "Bu belgede dikkat çeken en önemli konu dokümanı oluşturan 22 bölümden 9’unun polis akademisi tarafından yazılmış olmasıdır. Bu kurumsal iş birliğine en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, devletin önde gelen kurum ve kuruluşlarının bu tür çalışmalara katılmalarının nasıl bir fayda sağlayacağını da takdirlerinize bırakıyorum" dedi.
Orgeneral Büyükanıt, söz konusu raporda, ağırlıklı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin işlevlerinin ele alındığını belirterek, raporun ön sözünde yer alan "İtaat kültürünün yerine itiraz kültürünü yerleştirmeyi amaçladığı" yolundaki ifadelerin, raporun gerçek niyetini açıkça ortaya koyduğunu bildirdi.
BELGENİN TANITIMI
Orgeneral Büyükanıt, bu belgenin tanıtımının, 22 Eylül 2006 tarihinde düzenlenen bir toplantıda yapıldığını anlatarak, şunları kaydetti:
"Yani daha birkaç gün önce icra edilen bir toplantıyla yapılmıştır. Bu toplantıda yerli ve yabancı konuşmacılar tarafından yapılan bazı beyanlar, her türlü teamül, nezaket ve tahammül sınırını aşmaktadır. Bu konuşmacılar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüce Türk milletinin Anayasa ve kanunlarla tartışılmaz bir şekilde kendisine vermiş olduğu görevlerini sahiplenmesini, ’ülkenin hukuki ve kurumsal yapısına saygısızlık’ olarak nitelemekte, yargıya intikal etmiş bazı münferit olayları tek merkezden kontrol eden geniş çaplı ve planlı uygulamalar olarak göstermekte ve kullandığı her türlü mali kaynağın tahsisi harcanması ve son kuruşuna kadar denetlenmesinin devletin ilgili kurumları tarafından yapılmakta olduğunu göz ardı ederek, ’şeffaflıktan uzak ve hesap verilebilirlikten muaf olduğu’ iddiaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin de ötesinde, onu en güvendiği kurum olarak bağrına basmış olan asil milletimize de saygısızlık yapmışlardır.
Bu beyanların, Mayıs 2006’da yayınlanmış bir belgenin yaklaşık aylar sonra yapılan tanıtım toplantısı vasıtasıyla, Kasım ayında AB tarafından yayınlanacak ilerleme raporu öncesine denk getirilmesinin amacının da, silahlı kuvvetlerini cevap vermeye zorlamak ve hazırlanacak olan bu rapora bu cevabi beyanatımızı bir gerekçe olarak dahil ettirmek olduğu aşikardır. Bu bilinçle bu sözlerimi ifade ediyorum." Orgeneral Büyükanıt, bu mesnetsiz beyanlara devletin hiçbir kurum ve kuruluşundan kamuoyundan herhangi bir açıklama ve tepki gelmediğini de ifade etti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, "AB paravanası arkasına gizlenerek yapılan ithamlara karşı kendini savunma hakkı bulunduğunu" belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetleri, bazı çevrelerin hedef tahtası değildir" dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye’nin AB üyeliğini tamamen desteklediğinin daha önce müteaddit defalar beyan edildiğini kaydetti.
Bu nedenle bu açıklamasının, Türkiye’nin AB üyeliği ile ilişkilendirilmesinin yanlış olacağını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, "Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için azami gayret gösteren Türk Silahlı Kuvvetlerinin, AB paravanası arkasına gizlenerek yapılan bu ithamlara karşı kendini savunma hakkını kullanması da en tabii hakkıdır" diye konuştu.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sözlerine şöyle devam etti:
"Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri, bazı çevrelerin hedef tahtası değildir. Ben bir askerim ve yasaların bana verdiği görevleri yerine getiriyorum.
Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur. Ancak güvenlik ve rejim ile ilgili temel mülahazalarımızdan rahatsızlık duyanlar varsa bu, onların kendi rahatsızlıklarıdır. Şimdi bu konuyla ilgili düşüncelerimi açıklamak istiyorum.
Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili olarak AB yetkilisi bay Kretschmer bir ipucu veriyor: ’Silahlı kuvvetlerin ulusal güvenlik konusuna çok geniş perspektiften bakarak kamu hayatının hemen her yönüyle ilgili, örneğin din eğitimi, kültürel haklar, üniversite gibi hususlarda açıklamalar yaptığı, bu açıklamaların, halk üzerinde büyük etkisi olduğu, silahlı kuvvetlerin halktan en çok saygı gören en istikrarlı kurum olarak değerlendirilmesi gerçeğinden cesaret alarak, bu açıklamalarda bulunmayı meşru gördükleri’ tespitinde bulunuyor.
Bu tür ifadeler demokratik söylem açısından kulağa hoş gelen söylemler olabilir. Ancak, ben bu söylemleri açık Türkçe’ye çevirerek yorumlayacağım. Din eğitimi, kültürel haklar, üniversite derken sözü geçen AB görevlisi, nelerden rahatsızlık duyuyor? Türk Silahlı Kuvvetlerinin halktan en çok saygı gören gücünden... Halkın bu söylemlerden etkilenmesinden neden rahatsızlık duymaktadır?
Türk Silahlı Kuvvetlerinin demokrasi dışı hangi söylemi vardır? Yoksa Türk Silahlı Kuvvetlerinin söylemleri, bu yorumları yapanların gizli ajandalarının hedeflerini mi zorluyor? Bunları iyi bilmeliyiz."
GENÇ SUBAYLARA DOĞRU VE OBJEKTİF BİLGİ
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bu konuyu burada gündeme getirmesinin bir anlamı olduğunu ifade ederek, "Bugün bu salonda öğrenci subay olarak bulunan genç subaylar, gelecekte bizim yerlerimizi alacaklardır. Bu kişilere doğru ve objektif bilgi vermemiz gerekmektedir. Temel bilgileri alacakları yer bu kurumdur. Bu kurumdan yetişecekler, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetini korumaya da muktedir olanlardır ve olacaklardır" dedi.
Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
"Silahlı kuvvetlerin demokratik kontrolünün ne anlama geldiği ve bu amaçla ne tür uygulamalar yapılabileceği, konuyla ilgili dokümanlarda kural olarak benimsenebilecek neler yazdığı, ayrı bir konudur. Gerek olursa bu konudaki görüşlerimizi de açıklarız. Ancak burada önemli olan, yapılan bu çalışmaların bilimsel verilere ve bulgulara dayanması ve gerçekleri yansıtmasıdır." Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin konumu konusunda ortaya açılan belgenin 52. sayfasında "Genelkurmay Başkanının görev ve yetkilerini kime bağlı olarak yürüttüğü hususu, Anayasada mevcut değildir" denildiğini vurgulayarak, "Anayasanın 117/4’üncü maddesi, Genelkurmay Başkanının görev ve yetkilerinden dolayı kime karşı sorumlu olduğunu açıkça belirtmiştir" dedi.
Belgenin 12. sayfasında ise "Mevcut durumda zorunlu askerlik, sivil demokratik kültür yerine askeri değerleri şekillendirici bir laiklik ve milliyetçilik anlayışını toplumsallaştırmaktadır. Askeri kararlar üzerinde parlamenter denetim tam olarak oluşturulamamaktadır" ifadesinin yer aldığını kaydeden Orgeneral Büyükanıt, bu şekilde belgenin, laiklik ve milliyetçilik anlayışının zorunlu askerlikten kaynaklandığını ifade ettiğini söyledi.
TÜRK ORDUSUNUN PROFESYONELLEŞMESİ
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, şunları kaydetti:
"Bu ifadelerden, zorunlu askerlik yerine profesyonel ordunun kurulmasının Milli Savunma Bakanlığının bütçesine getireceği yük hakkında bilgi sahibi olunmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu konuda bir açıklama yapmak isterim. Türk Silahlı Kuvvetleri, tamamen profesyonel bir yapıya geçerse, sadece personel maaşları ve sosyal yardım giderleri bugünkü Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin 3 katı olacaktır. Buna silah alımları dahil değil. 2005 yılında 11 milyar YTL olan maaş ve özlük hakları, 33 milyar YTLY’ye çıkacak. Hal böyle iken bu dokümandaki ifadeleri bilimsel kabul etmek mümkün müdür?" Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, belgenin 54. sayfasında yer alan "Üst düzey komutanlar düzenli olarak gerek iç, gerekse dış politika konularında görüşlerini açıklamayı sürdürmektedirler" ifadesine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Buna örnek olarak Şemdinli olaylarında yer alan bir astsubay hakkında benim söylediğim, ’Tanırım, iyi askerdir. Ancak suç işlemişse cezasını alır’ cümlemi gerekçe göstermiştir. Bu cümlenin iç ve dış politika ile ilgisi nedir?
Ayrıca sarf ettiğim cümleyi tam olarak yazma dürüstlüğü dahi gösterilmemiştir.
Yine belgenin 56. sayfasında, ’bir basın mensubu şöyle yazıyor: Bir general bana dedi ki, Milli Güvenlik Siyaset Belgesini biz hazırladık. Başbakanlığa basılması için gönderdik. Böylece bu belgenin askerlerce yazıldığı teyit edilmiştir’ diyor.
Böyle gerçekle ilgisi olmayan ifadelerin hangi kritere uygun olduğunu anlamak da mümkün değildir.
Bu tür raporlar kimlerin desteğiyle hazırlanıyor bilmiyorum. Bir kısmını sadece tahmin ediyorum. Ancak bu tahminlerim bu raporların kimler tarafından desteklendiğini gördükçe gerçeğe dönüşüyor ve bundan ziyadesiyle rahatsız oluyorum."
BELGENİN TANITIMINDA SARF EDİLEN SÖZLER
Bu tür raporların gelecekte de yayımlanması durumunda daha açık ve net belgeleri kamuoyu ile paylaşacağını da dile getiren Orgeneral Büyükanıt, şunları söyledi:
"Konuşmamın son bölümünü üzülerek ifade ediyorum ki, kendi içimize yönlendiriyorum. Bu anlamsız raporun tanıtım konferansına Türk yetkililer de fiilen katıldı ve konuşma yaptılar. Basında yer alan bu konuşmalardan bazı ifadeleri takdirlerinize sunuyorum. ’Türk aleminin 200 senedir siyasetle çözemediği en çetin problemlerden bir tanesi, Türk ordusunun silahlanmasıdır.
Nereden elde ediyor bu silahı. Hangi imkanlarla’. Sanki Türk ordusu silah kaçakçılığı yapıyor. Gizli gizli silah sokuyor ülkeye... ’Savunma bütçemiz şeffaf değildir. Milli Eğitim Bütçemizde birbirimizin gırtlağına sarılırız. Savunma bütçesi geldiği gibi gider’. Savunma bütçesi bir yılda hazırlanıyor. 15-20 filtreden geçiriliyor. ’Silahlı Kuvvetleri üzerinde yasama, yürütme ve yargı bağlamında hiçbir organın denetleme yetkisi yoktur’. ’Milli Güvenlik Siyaset Belgesi bakana imza karşılığı verildi. Utanarak söylüyorum milletvekiliyim.
İçinde ne olduğunu bilmiyorum’.
Bunlar gerçekleri yansıtmayan, Silahlı Kuvvetleri incitecek beyanlar olduğu için burada ifade ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yapısı, bu yapı içindeki kurumların ve bir bütün olarak sistemin işleyişi konusunda içimizdekilerin bu hayret verici bilgi noksanlığı karşısında neredeyse biraz önce eksik bilgileri nedeniyle tenkit ettiğim yabancılara haksızlık ettiğimi düşüneceğim." Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Bu vatan topraklarında hür ve bağımsız olarak yaşayacaksak, bu üç temel değere sımsıkı sarılmalıyız. Kültürümüze, tarihimize ve dilimize sahip çıkmalıyız" dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı konuşmada, bugün Barışı Destekleme ve İnsani Yardım Harekatı nedeniyle dünyada hiçbir problem sahasının sadece sorunlu 2 ülke ile sınırlı kalmadığını vurguladı.
Diğer ülkelerin de doğrudan ya da dolaylı olarak problemin sonuçları itibarıyla söz konusu probleme bir şekilde taraf olduğunu belirten Büyükanıt, "Günümüzde sıkça karşı karşıya kalınan bu görevler için komutanlar, geleneksel askeri harekat görevlerine ilave olarak, müşterek icra edilen bu tip görevlerin gereklerini de önceden dikkate almak zorundadır" diye konuştu.
"Mevcut eğitim ve öğretim sistemimiz değerlendirildiğinde müşterek-birleşik eğitim, Harp Akademilerimizin dışında arzu edilen şekilde verilmemektedir" diyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
"Bu nedenle Harp Akademilerimizdeki öğretimin, kuvvet temel yeteneklerinden fedakarlık yapmaksızın geleceğin liderlerini, mesleklerinin başından itibaren müşterek harekat içinde yetiştirecek şekilde olması önemlidir. Kısaca geleceğin liderleri çok uluslu operasyonlar ve daha karmaşık müşterek harekatta becerilerini en yüksek düzeyde gösterecek eğitimi Harp Akademilerinde almak durumundadırlar. Ayrıca, Silahlı Kuvvetlerimizin yöneticilik kademelerine gelecek bu liderlerimize Harp Akademilerimize kalıcı barışı elde etmek için yumuşak güç olarak cazibe ikna yeteneğinin gerekli olduğu öğretilmeli ve yumuşak gücü geliştirebilecek bilgi birikimine de sahip olmaları sağlanmalıdır.
Bilgi çağındaki eğitim ortamları, sorgulamaya dayanan eğitici ve eğitimin tartışma ortamı içerisinde bulunduğu bir yapıda olacaktır. Bu yapıda ’öğrencileşen öğretmen’ ve ’öğretmenleşen öğrenci’ kavramları ön plana çıkacak ve ’öğrenmeyi öğrenme’ eğitim sisteminde önemli bir yer alacaktır."
"UZMANLIK BİLİMSEL BİR KARİYERDİR"
Orgeneral Büyükanıt, insanların gençliklerinde öğrendikleri bilgileri yaşamları boyunca kullanmaları yönündeki savın artık geçersiz hale gelerek yerini, "yaşam boyu öğrenme" anlayışına bıraktığına işaret ederek, yaşadığımız çağda bilginin çok çabuk bayatlayan bir tüketim malzemesi haline geldiğini söyledi.
Konuşmasında Harp Akademisi öğrencilerine de seslenen Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sizler, Harp Akademilerinde aldığınız eğitimle sınırlı kalmayarak eğitiminizi sürekli faaliyetleriniz içinde düşünmeli ve bu konuda uzmanlaşmalısınız. Uzmanlık bilimsel bir kariyerdir. Bu eğitim öğretim yılından itibaren akademilerden yalnız kurmay diplomanızla değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri yönetimi ve liderlik dalında yüksek lisans diplomanızla mezun olacaksınız. Bu diplomanızı daha yüksek seviyedeki eğitimlerin alt yapısında kullanmak sizin iradenizdedir.
Diğer taraftan bilginin çığ gibi aktığı ve devamlı yenilendiği süreçte öğretilmesi gereken bilginin miktarının artması, öğrenim görecek personel miktarının artmasına neden olmaktadır. Artan eğitim ihtiyacı, eğitime ayrılması gereken kaynağı da artırmaktadır. Kısıtlı bütçe ile örgün eğitim sistemimizi destekleyecek ilave yöntemler de kullanmalıyız. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri olarak başladığımız uzaktan eğitim çalışmaları, eğitimin kalitesini artırmak, faaliyetlerin yürütülmesinde süratle ekonomik güç sağlamak ve teknolojiden daha fazla yararlanmak maksatlıdır. Uzaktan eğitim bazı üniversitelerimizin de başlattığı gibi lisans üstü eğitim boyutunu da kapsayacak şekilde düşünülmelidir."

"ASTLARINI TEŞVİK EDEN LİDERLER BAŞARILI..."
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, başarının zorlu bir çalışmanın sonucunda oluştuğunu dile getirerek, yalnız karmaşık stratejik taktikler, modern harp ve silah araçlarına sahip olmakla başarıya ulaşılamayacağını söyledi.
Tarihin bu konuyla ilgili örneklerle dolu olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
"Modern ve tam donanımlı orduların lider eksikliğinden dolayı başarıya ulaşamadığını veya tam aksine küçük, yeterli silah ve teçhizata sahip olmayan orduların kendisinden güçlü ve modern orduları liderlerinin yetenekleri ve kabiliyeti ile perişan ettiklerini bilmekteyiz. Bu nedenle başarı için modern harp ve silah araçlarına sahip olmanın yanı sıra, görevini tam anlamıyla yerine getirme istek ve azminde olan, liderlik sorumluluklarını benimseyen yönetici kademesinin bulunması şarttır." Orgeneral Büyükanıt, günümüzde başarının tüm personelin performansına, göreve gönülden bağlılıklarına ve liderin bunu sağlamada göstereceği etkinliğe bağlı olduğunu anlatarak, astlarını teşvik edebilen, destek olabilen, onlara önemsendiklerini hissettiren ve gelişmeleri yönünde onlara yeni ufuklar açabilen liderlerin başarılı olacağını vurguladı.
LİDERLİK ANLAYIŞI
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bunun için liderlik anlayışının ödül, ceza gibi alış veriş içeren kavramlar yerine, liderin sahip olduğu inanç ve değerlerin astlarını harekete geçirme gücü üzerine kurulması gerektiğini söyledi.
Bu gücün lider ve astların ulaşmayı arzuladıkları yüksek hedeflerin tek bir potada eritilmesini sağlayacağını dile getiren Orgeneral Büyükanıt, ancak tüm bu lider-ast dokusunun temelinde iletişimin etkin bir şekilde kurulması ve kullanılması bulunduğunu vurguladı.
Orgeneral Büyükanıt, liderlerin sorumluluğunun, iletişimi sağlıklı ve sürekli kılmak olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"Günümüzde kurumlar ve uluslar arasındaki ilişkiler, sürekli bir belirsizlik ve değişim süreci içinde son derece karmaşık hale gelmiştir. Bu bağlamda yöneticilerin daha titiz ve dikkatli bir yönetim tarzı uygulaması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Toplumsal hayattaki değişmelere ilave olarak iletişim vasıtalarındaki baş döndürücü gelişmeler, yaşanan bu değişim sürecini ve belirsizlik ortamını kurumsal etkinliğin sağlanmasındaki temel değişkenler olarak ortaya çıkarmıştır.
Böyle bir ortam, belirlenen kurumsal hedeflerin elde edilebilmesi için karşılaşılabilecek risklerin geleceğe ait hazırlanan senaryolar çerçevesinde önceden tahmin edilmesini, değerlendirilmesini ve olumsuz etkilerinin azaltılmasını veya yok edilmesini içeren kurumsal bir risk yönetimi mekanizmasının tesis edilmesini ve uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Unutmayınız ki geleceği tahmin etmenin en sağlıklı yolu, onu yaratmaktır.
Risk ve risk yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri için yeni bir kavram değildir. Risk alma, askerlik mesleğinin doğasında vardır. Ülke savunması gibi oldukça ağır, ancak çok önemli ve kutsal bir görevin sorumluluğunu üstlenen üstün disiplin anlayışı, fedakarlık ve feragat gerektiren askerlik mesleğini bir yaşam biçimi olarak seçen ve özümseyen asker kişiler, her zaman ve her koşulda risk altındadır. Hem muharebe sahasında hem de barış döneminde günlük faaliyetlerin icraatı esnasında alınan kararlar, genellikle çeşitli riskleri ihtiva eden belirsizlik ortamında verilmektedir."
"VİZYONUMUZU SÜREKLİ GELİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ"
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, bu noktada konunun önemini vurgulamak açısından Falih Rıfkı Atay’dan bir anekdotu aktarmak istediğini belirterek, şöyle devam etti:
"Amerikalı bir gazeteci Atatürk’e ’İşlerinizde nasıl muvaffak oluyorsunuz?’ diye sorar. Atatürk de, ’Ben her işte nasıl muvaffak olacağımı düşünmem. O işi başarmama neler engel olabilir, diye düşünürüm. Engeller ortadan kalktıktan sonra iş kendiliğinden olur’ şeklinde karşılık verir.
Karar verici için önemli olan hangi riskleri kabul edip veya etmeyip bir faaliyetin başlatılmasını veya başlatılmamasını onaylamaktır. Hangi risklerin kabul edileceği ve hangilerinin göze alınamayacağı konularında doğru karar verilebilmesi, ancak yeterli bir risk yönetimi, eğitimi ve uygulamasıyla mümkündür. Yaşadığımız yüzyılda birey ve ülke olarak içinde olduğumuz yarışta başarılı olmak için vizyonumuzu sürekli geliştirmek, güncelleştirmek ve derinliğini artırmak zorundayız. Dar kalıplara sıkışıp kalmış bir vizyonla, silahlı kuvvetlerimizi geleceğe hazırlayamayız. Bunu sağlamak için yaratıcı bir düşünme ortamının tesisine ihtiyaç vardır. Çünkü vizyon, yaratıcılığı gerekli kılar."
TÜRKÇE’NİN ÖNEMİ
Orgeneral Büyükanıt, askeri sistemlerde yaratıcılığın önemli olduğunu, kuralları önceden belirlenmiş olmasının yaratıcılığı zorlaştırdığının söylendiğini ve kendisinin bu düşünceye katılmadığını ifade etti.
Kuralların yol gösterici olduğunu ve geleceğin engelleyicileri olmadığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, "Şu gerçeği hiç unutmayın, esasen yaratıcılık tüm canlılarda vardır. Yeter ki biz yönetsel engellerle yöneteceğimiz insanlarda yaratıcılığı kısıtlamayalım" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, subayın, "düzenli ve mütevazi bir yaşamının milletine karşı örnek olma sorumluluğu" bulunduğunu belirterek, bu kutsal görevi yerine getirebilmek üzere her subayın kişisel ve toplumsal psikoloji, eğitim, davranış bilimleri ve sosyoloji konusunda bilgi sahibi olması, bu birikim ve niteliklerini yüksek bir iletişim becerisiyle yazılı ve sözlü olarak aktarırken de Türkçe’yi doğru ve etkin bir şekilde, ifade zenginliklerinden yararlanmanın inceliklerini bilerek kullanabilmeleri gerektiğini bildirdi.
Orgeneral Büyükanıt, bir ulusu ulus yapan değerlerin başında "dilin" geldiğini vurgulayarak, "Dil bozulduğunda ulusun yapısı da bozulacak ve ülkede bir kimliksizleşme baş gösterecektir. Dil bayrağımız olan Türkçemizin kirlenmemesi adına gerek yazılı, gerek sözlü ifadelerinizde özel bir çaba sarf etmelisiniz. Bu da ulusal bir görevinizdir. Bunu asla unutmayınız. Tekrar etme gereği duyuyorum, bir halk kitlesini ulus haline getirmenin üç temel ögesi vardır. Ortak bir tarih şuuru, ortak kültürü, ve dil bayrağıdır" diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt, Atatürk’ün Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ümmetten millete geçiş süreci içinde bu üç unsuru güçlendirmeye çalıştığını ifade ederek, Dil ve Tarih Kurumu ile "Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür" sözlerinin hep bu düşüncenin yansıması olduğunu söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, "Bu vatan topraklarında hür ve bağımsız olarak yaşayacaksak, bu üç temel değere sımsıkı sarılmalıyız. Kültürümüze, tarihimize ve dilimize sahip çıkmalıyız. Çünkü yaşadığımız günlerde her üç değerimize saldırılar ve aşındırmalar vardır" dedi.
Ajanslar
Yayın Tarihi :
2 Ekim 2006 Pazartesi 12:37:02
Güncelleme :2 Ekim 2006 Pazartesi 16:29:11
Yorumlarınız
ayhan isikar IP: 88.240.93.xxx Tarih : 2.10.2006 22:17:13
Komutanimizin yazisini bir solukda heyecanla okudum.Türkiyenin uzun zamandir icinde oldugu hali bütün acikligiyla ortaya sermistir,tabiiki hükümetten gene birsey olmamis havasi estirecekler.Etrafin sakinlesmesini bekliyecekler yollarina devam.Ama biz vatanimizi kültürümüzü,bizi biz yapan dilimiz sahip cikmaliyiz.Askerimizin cok duygulu bir sekilde dedigi gibi; "Bu vatan topraklarında hür ve bağımsız olarak yaşayacaksak, bu üç temel değere sımsıkı sarılmalıyız. Kültürümüze, tarihimize ve dilimize sahip çıkmalıyız. Çünkü yaşadığımız günlerde her üç değerimize saldırılar ve aşındırmalar vardır" dedi. SEVGILER;SAYGILARIMLA
selcuk tarakci IP: 85.108.24.xxx Tarih : 2.10.2006 14:53:14
duyanlar duymayanlara alatsın duyursun türkiye sahipsiz değildir. türk genci her koşul ve şartta atasının mirasını sonsuza dek kanı canı ve malıyla koruyacaktır. sayın paşa halkın dileklerini istek ve arzusunu en yüksek mercilere iletmiştir. bu sözlerden rahatsız olanlar bu ülkenin kuruluş felsefesini içine sindirememiş olanlardır. biz içimize sindirdik paşamızın sözlerini türk halkı yanındadır paşam saygılarımla