CHP yönetimi; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından CHP lideri Deniz Baykal’a gönderilen ve Kürt açılımı konusunda yaşanan randevu krizinin aşılması açısından kritik öneme sahip olan mektuba, partinin kırmızı çizgileriyle yanıt verilmesini kararlaştırdı.
Randevu konusunda yetki Baykal’a bırakıldı. Ancak Baykal’ın Erdoğan ile görüşme eğiliminde olduğu öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre dün yapılan CHP MYK toplantısında Baykal, mektubu CHP üst yönetimine okuyarak, kurmaylarının görüşlerini aldı. CHP’nin sürece çekilmek istendiğini belirten parti üst yönetimi, yazılacak yanıtta, CHP’nin 1989’dan bu yana Kürt sorunuyla ilgili olarak ortaya koyduğu kırmızı çizgilere dikkat çekilmesini istedi. Toplantıda randevu talebiyle ilgili son sözün Baykal tarafından verilmesi kararı alınırken, Baykal’ın da Erdoğan ile görüşme eğiliminde olduğu kaydedildi.
Kibar ve uygun bir üslup
Baykal toplantıda, “Mektup kibar ve uygun bir üslupla kaleme alınmış, biz de aynı üslupla yanıt vereceğiz. Bu mektupla da açılımın içe-riğini öğrenme imkânı bulamadık. Ama biz sürece niçin, hangi noktalarda karşı olduğumuzu, açılımın yanlışlarını ayrıntılı şekilde yazacağız” dedi.
Baykal toplantıda, henüz CHP’de değerlendirilmeden mektubun iktidara yakın bazı gazetelere sızdırılmasından duyduğu memnuniyetsizliği de ifade etti. Kulislerde Baykal’ın oluşturacağı taslağı son aşamada kurmaylarıyla değerlendireceği ve pazartesi günü mektubun Erdoğan’a gönderileceği konuşuluyor. 1989 Kürt Raporu’nun de mektubun ekinde gönderilebileceği belirtiliyor.
Erdoğan’ın Baykal’a yazdığı mektup ana hatlarıyla şöyle:
...Böyle bir sürecin, geniş bir toplumsal mutabakata, özellikle de siyasi partilerimiz arasında gerçekleşecek asgari bir diyalog zeminine dayanmasında büyük yarar vardır.
CHP’nin ve onun Genel Başkanı olan şahsınızın bu konularla ilgili görüş, öneri, talep ve eleştirilerini almak, birikimlerinden istifade etmek bizim için ziyadesiyle mühimdir. Demokrasinin temeli; diyalog, müzakere ve tartışmayla ortak aklı harekete geçirmektir. Sürece ilişkin gelinen noktayı aktarmak, değerli görüş ve önerilerinizi almak üzere zat-ı alinizi ziyaret etmek arzu ve niyetindeyim.”
Mektuplu siyasete aşinayız
Mektup yöntemi Türk siyasi hayatında daha önce de kullanılmıştı.
- Başbakan Süleyman Demirel, Çiğli’de saldırıya uğramasından dört gün sonra 1977’de Ecevit’e bir mektup yollayarak, 3 Haziran’daki Taksim mitinginde ateş edileceği istihbaratını verdi.
- Cumhurbaşkanı Demirel, 1997’de, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a, ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın kendisine gelerek Emniyet Özel Harekât Dairesi ile ilgili anlattığı iddiaların araştırılması için mektup yazdı.
- Kasım 1998’de DTP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, hükümet ortaklarına ve muhalefet parti liderlerine, TBMM’den çıkarılmasını istedikleri yasa tekliflerini anlatan birer mektup göndererek, yol haritası çizmek için görüşme talep etti.