19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Danıştay'la Sivas'ın farkı yok!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 1 Mayısı'nın hafızalara kazınacağını belirterek, dün Taksim'deki dayanışma tablosunun, Türkiye'nin çetelerle ve hukuk dışı örgütlenmelerle mücadelesinin bir eseri olduğunu söyledi. Erdoğan, "Önceki gece Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde, dün Lice'de Mehmetçiğe tetik çeken zihniyetle 1977'de Taksim'de işçinin üzerine kurşun yağdıran zihniyet arasında hiçbir fark yoktur" dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmaya Tunceli'nin Nazımiye ilçesi ve Diyarbakır'ın Lice ilçesinde terörist saldırılar sonucu şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralı askerlere acil şifa dileyerek başladı. Bu tür saldırıların, hükümetin terörle mücadele azim ve kararlılığını daha da güçlendireceğini, bu noktada atacağı adımları daha da güçlü hale getireceğini vurguladı.

 

"TAKSİM MEYDANIYLA İLGİLİ KARAR AK PARTİ İKTİDARINA NASİP OLDU"

Dün Türkiye genelinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün tam bir bayram havasında kutlandığına işaret eden Erdoğan, 32 yıl aradan sonra dün Taksim Meydanı'nın 100 bini aşkın işçiyi, memuru ağırladığını, Taksim'de tarihi bir gün yaşandığını vurguladı. Yaşanan küçük olumsuzlukları istisna tuttuğunu dile getiren Erdoğan, onların nereden kaynaklandığının belli olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan şöyle konuştu:

"Oradaki gelişmelerle ilgili kimin ne dediği bizi çok ilgilendirmiyor ama biz 33 yıl aradan sonra böyle bir zemini hazırlamanın mutluluğu içindeyiz. Bugünün bir emek ve dayanışma günü ilan edilmesi, tatil olarak ilan edilmesi AK Parti iktidarına nasip oldu. Taksim Meydanı'yla ilgili verilen karar AK Parti iktidarına nasip oldu. Oradan bazıları şu anda nemalanmak istiyor. 'Kopara kopara aldık, şöyle yaptık, böyle yaptık' filan. Kimsenin kalkıp da bu iktidardan kopara kopara aldığı bir şey yok. Kopara

kopara bu kadar alma güçleri varsa bunlar 1977'den iktidarımız dönemine kadar neredeydiler, niye böyle bir şey alamadılar? Şu anda 'bunu biz hallettik' diyenlerin de iktidarı oldu bu ülkede. Niçin o zamanlarda bunu çözmediler? Bütün bu gerçekler ortada. Bunu benim milletim çok iyi biliyor. Olaylara objektif yaklaşabilenler, olaylara sükunetle yaklaşabilenler, AK Parti iktidarının nasıl bu ülkede tereyağından kıl çeker gibi bir takvim içinde sorunları çözmenin gayreti içinde olduğunu görüyor. Her şeyin zamanı

var. Zamanı geldikçe de birçok sorunu bu ülkede çözdük. Bunlardan bir tanesi de 1 Mayıs'la ilgili atılan bu adımlardır."

 

"TÜRKİYE BU BAYRAM HAVASI İÇİN 32 YIL BEKLEMEK ZORUNDA KALDI"

Emek hareketi adına, sendikal hareket adına, çalışanlar adına, Türkiye ve Türk demokrasisi adına son derece umut verici bir tablo izlediklerini ve bu tabloyu bizzat yaşadıklarını kaydeden Erdoğan, 33 yıl önce 1977'de Taksim meydanında yaşanan acı hadisenin ardından ilk kez bu alanın resmi bir kutlamaya ev sahipliği yaptığını belirtti. Orada hayatını kaybedenlerin saygıyla anıldığını, hayatını kaybedenlerin eşleri, çocukları, torunları, dostları ve kardeşlerinin bir nebze olsun gönül rahatlığına

kavuştuğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, dün Taksim Meydanı'nda yaşanan o tarihi anın, asla bir tesadüfün eseri olmadığını kaydetti. 2010 yılı 1 Mayıs'ının mutlaka hafızalara kazınacağını, tarihte kendisine unutulmaz bir yer bulacağını ifade eden Erdoğan, "Zira 2010 yılı 1 Mayıs'ı Türkiye'nin nasıl değiştiğinin, nasıl olgunlaştığının, tabularını nasıl yıktığının, statükoyu nasıl aştığının, tahrik ve provokasyon korkularından nasıl sıyrıldığının somut bir abidesi olmuştur. Türkiye bu manzara için, bu

bayram havası için tam 32 yıl beklemek zorunda kalmıştır. Ama dün 32 yıl sonra bu nihayet gerçekleşmiştir. Taksim'deki dostluk, kardeşlik ve dayanışma tablosu, Türkiye'nin çetelerle mücadelesinin bir eseridir aslında. Hukuk dışı örgütlenmelerde mücadelesinin bir eseridir. Demokratikleşme mücadelesinin bir eseridir" şeklinde konuştu.

 

"ÇORUM'U, MARAŞ'I, SİVAS'I KANA BULAYAN ZİHNİYETLE DANIŞTAY'DA KAN DÖKEN ZİHNİYET FARKSIZ"

Başbakan Erdoğan, aynı tarihi tabloyu bundan 1.5 ay önce Nevruz kutlamalarında gördüklerini hatırlatarak, 2010 yılı Nevruz kutlamalarında tıpkı 1 Mayıs gibi umutları artıran, kardeşliği pekiştiren, dayanışmayı yücelten bir olgunlukta cereyan ettiğini söyledi. Türkiye'nin bugün artık sadece üzerindeki yüklerini, korkularını atmakla kalmadığını, cesur bir şekilde Çorum olaylarını, Kahramanmaraş olaylarını, 1 Mayıs 1977'yi, Sivas olaylarını, Gazi Mahallesi olaylarını, faili meçhulleri konuşur, tartışır ve sorgular bir hale geldiğini dile getiren Erdoğan şunları kaydetti:

"Önceki gece Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde, dün Lice'de Mehmetçiğe tetik çeken zihniyetle 1977'de Taksim'de işçinin üzerine kurşun yağdıran zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. Çorumu, Kahramanmaraş'ı, Gazi Mahallesini, Sivas'ı kana bulayan zihniyet ile Danıştay'da kan döken zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. İsimler farklı olabilir, etiketler farklı olabilir, sıfatlar farklı olabilir, tetikçiler de farklı olabilir ama her birinin ortak amacı Türkiye'nin kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, huzur ve istikrarına kastetmektir. Türkiye'nin büyümesinden, kalkınmasından, ilerlemesinden, demokratikleşmesinden rahatsızlık duyanlar, farklı kisveler altında topluma korku salmak için çirkin oyunların içine girmişlerdir. Ben burada bu kirli senaryoların sahiplerine ve tetikçilerine bir kez daha seslenmek istiyorum. Başaramayacaksınız. Hiçbir şey elde edemeyeceksiniz. Yakın tarihimizde uygulamaya konulan o karanlık senaryoların tamamı bugün sorgulanıyor, tamamı gün yüzüne çıkıyor. Belki Taksim'in 32 yıl kapalı kalmasını sağladınız ama nihayetinde Türkiye işte Taksim'de işçisiyle, memuruyla kucaklaşıyor. Bütün cinayetlere, bütün tahriklere, bütün nifak faaliyetlerine bu millet göğüs gerecek ve kendi elleriyle aydınlık yarınları inşa edecek. Ben tüm Türkiye'nin bu kirli senaryoları görmesini istiyorum. Türkiye'nin kardeşliğine kasteden o kirli odakları herkesin çok iyi tanımasını istiyorum. Başımızı öne eğmeyeceğiz. Yeise, umutsuzluğa kapılmayacağız. Türkiye'nin düşmanlarını asla ve asla sevindirmeyeceğiz. Düşmana inat kardeşliğimizi yüceltecek, düşmana inat birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza edecek, Allah'ın izniyle kenetlenmiş şekilde aydınlık yarınlara yürüyeceğiz."

İHA
Yayın Tarihi : 2 Mayıs 2010 Pazar 12:15:01
Güncelleme :2 Mayıs 2010 Pazar 14:13:26


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
KEMAL ÖZKAN IP: 85.105.182.xxx Tarih : 2.05.2010 14:48:44

evet işte bu söze katılmamak mümkün deyil sıvasda çorumda maraşda hep aynı zihniyet 77 taksim olayları  öldürülen yüzlerce genç faili meçhul onlarca cinayet  elinde silahıyla  kahve haneyi tararken yakalanan ülkücüyüm diye geçinen [ halen istanbulda yaşıyor ismi belli] ama beraat eden  kişi.bana sağcılar  terör yapıyor dedirtemezsiniz diyen bir başbakan  taksim olaylarını  bildiği halde gerekli önlemi almıyan bir hükümet geceleri kahveleri basıp sağcıların solcuları dövdüğü bir polis teşkilatı kırsal bölgede sözde ülkücülere silah eğitimi veren bir  komiser yakalanınca ceza yerine terfi ettirilen bir idarenin  ve o idareden bu güne gelen dünün küçükleri bu günün büyükleri  kimlerdir dersiniz  yada o büyüklerin çocukları bu gün hangi kuruluşların hangi idarelerin başında seksen ihtilalini yapan darbecileri yargılamayı düşünenler acaba eksen öncesi gençlere silah veren zihniyetide ortaya çıkarmağa niyetlimi sanmıyorum böyle bir niyet olsa önce dokunulmazlık zırhından sıyrılır kendini temize çıkarmadan başkası temizlenemez önce kendinden başlıyacaksın o zaman senin arkandan deyil gelmek koşarız bu gün yargılamağa kalkdığın subay o gün göreve yeni başlıyordu o günki polis verilen emri uyguluyordu sen emri uygulayanı deyil emri vereni bulmalısın sende biliyorsunki ast üsdün emrini yapmakla mükellefdir bazı kararları almakla övünme sekiz yıla yakın bu ülkenin tam yetki ve idaresi sende bu denli kararlıyıdın geçen yıl neden uygulamadın ellerini bağlıyanmı vardı sende bilmekdesinki herşey zamanı gelince olgunlaşınca yenir  bakın biz yaptık olduyla olmaz  siz herşeyden evvel olay çıkmamasını vatandaşın sağduyusuna borçlusunuz iyileri sen kötüleri başkası zihniyeti yanlış bu ülkede iyiyide kötüyüde bizim eserimiz dediğiniz an  bir yerlere varırsınız  ordunun yada bir futbol takımının galibiyeti komutanın yada teknik direktörün mağlubiyeti başarısızlığı askerin  veya oyuncuların dersen ancak kendini kandırırsın peşine takdığın kitle ancak senin düzeyinde  olanlardır herkitleyi peşine  takabilenlerse dürüstlüğüne ve kişiliğine saygı duyulanlardır  kendini hakkıyla eleşdirmedikce  asla başkasını eleşdirme hakkına sahip deyilsin ve bazen gerçekler öyle acıdırki ne yenilir ne yutulur ve nede bazıları tarafından unutulur birileri bir zaman memurun işçinin bu maaşla nasıl geçinilir gördükçe utanıyorum derken bu gün aynı kategorideki insanların artık çöpden ekmek toplıyacak hale geldiğini görmemezlikden geldiğini  dünün garibanın çocukları başkaları tarafından okutulurken bu gün mal varlığının çığ gibi büyüdüğünü görmiyenler ne vatandaşın derdini ne devletin sorunlarını ne ülkenin uçuruma gitdiğini görmesi imkansızdır onlar sadece isdediklerini kendi işlerine geleni görürler 60 yılınen az 50 yıldan fazlasını sağ ikdidar yönetti bunu görmeyip hala 8/10 yılı oda koolasyonla yöneten c.h.p ye yüklemek bilmem ne kadar dürüstlükle bağdaşır akli selim olan bunu biraz düşünür sizin söylediğiniz dürüstlük doğruluk anlayışı bu ise yandığımızın resmidir  kolay gele saygılarımla.