Mersin'de iş adamlarına seslenen Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye'nin ekonomik anlamda büyümesi için çalışmalar yapılırken, bir taraftan da Türkiye'nin birçok alanda engellenmeye çalışıldığını belirterek, "İçinizi karartmayın, bu son yaşanan sıkıntılardan etkilenmemenizi istiyoruz.
Demokrasi uzun bir maraton. Tüm kurum ve kuruluşlarla iyi bir şekilde anlaşabilip, çok iyi bir şekilde kullanılabilmesi için çok emek sarf etmek gerekiyor" dedi.
Bakan Tüzmen, 3. Tarım Fuarı'nın açılışı için geldiği Mersin'de, Akdeniz Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin (ASİAD) Taksim Otel'de düzenlenen yemeğine katıldı. Yemekte iş adamlarına hitaben bir konuşma yapan Tüzmen, çok kısa zamanda Afrika ile, Asya Pasifik ülkeleriyle ve Türk Cumhuriyetleri ile önemli köprüler kurulduğunu ve 5 milyar dolarlık bir ek ticaret hacminin oluşturulduğunu söyledi. Bu köprülerin kolay kurulmadığına işaret eden Tüzmen, "Burada çok emek var. Geceli gündüzlü bir çalışma var.
Bizler ticaret köprüsü kurmaya çalıştık ancak, biz başka ülkelerin yaptığı gibi, o ülkelerle olan ticarette sadece onların kaynaklarını sömürmek veya tamamıyla kendi ülkemizi düşünmek anlamında değil, tüm insanlığı düşünerek hareket ettiğimiz için, onlarla gönül köprüleri kurduk" diye konuştu. Bakan Tüzmen, önümüzdeki dönem Türkiye'nin imajının bütün dünyada çok daha iyi anlaşılacağı bir dönemin yaşanacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Daha çok işimiz var. Türkiye bu çalışmaları yaparken, bir taraftan da Türkiye'nin engellenmeye çalışıldığı birçok alan var. İçinizi karartmayın, bu son yaşanan sıkıntılardan etkilenmemenizi istiyoruz. Amacımız kişi başına gelir seviyemizi 15-20 bin dolarla getirmek. O seviyeye geldiğimiz zaman, bazı konulara cevap vermedeki zorluklar ortadan kalkacaktır. Onun için çok gayret etmeliyiz. Bu işin bir yolu var, kişi başı gelirimizi arttırarak, ülke kaynaklarını akılcı bir şekilde kullanarak, dünya liginde
ilk sıralarda yer alabilecek ülke konumuna gelmek. Demokrasi uzun bir maraton. Tüm kurum ve kuruluşlarla iyi bir şekilde anlaşabilip, çok iyi bir şekilde kullanılabilmesi için çok emek sarf etmek gerekiyor. Belli bir gelir seviyesine ulaşmadan da, ne o bilgi birikimine ne o akla, ne de o olgunluğa ulaşabiliriz. O bilgi birikimine ulaşacağımız zaman, o zenginliğe ulaşacağımız günler de çok uzak değildir".
"Şunu unutmayınız ki; bizler çok zengin bir ülkenin evlatlarıyız" diyen Bakan Tüzmen, Türkiye'nin 250 yıl önce dünyanın en zengin ülkesi olduğunu unutmamak gerektiğini kaydetti. Bakan Tüzmen, "Tarih boyunca devlet bilinciyle yaşamış bir ülkenin evlatlarıyız. Ecdat, dünyanın dört bir tarafından kendisinden habersiz iş yapılmayan bir imparatorluk bize bırakmıştır. Bu millet bilinci bizde olduğu sürece, bu devlet bilinci bizde olduğu sürece geleceğe umutla bakmalısınız. Bugünler de geçer. Dünya dönüyor, hep beraber yolumuza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İhracat rakamları arttığında, demokrasinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla, bütün erkleriyle çok iyi bir şekilde uyumlu çalıştığı ortamın da yakalanabileceğinin altını çizen Tüzmen, ihracatın Türkiye'de demokrasinin de çıkışı olduğunu vurguladı.
Bakan bey sen artık akp lisin hala mhp li gibi görünüyorsun kafanın içi mhp,dışı akp ,ülkücülükten yana isen neden bu partiye geldin.Seçilemeyeceğini anladığın için değil mi?O halde bıyıklarını ülkücüler gibi uzatma
Demokrasi uzun bir maroton klasik bir deyimdir. Ancak dünyada demokrasi ve islam'ın bir arada huzur içinde yaşayamamaları da inkar edilemez bir realitedir. Çünkü demokrasinin kişisel özgürlük alanları, İslam dininin durmak bitmeyen bireyin ve toplumun sosyal, hukuksal ve yönetimsel haklarının kullanılmasını elgelleyici kuralları ile kuşatılmaya çalışılır. Evrensel hukuka karşı kendi hukukunu uygulamaya çalışan, evrensel özgürlük kavramlarına karşı kendi kurallarını savunan ve demokrasiye karşı antidemokratik yönetim anlayışını savunan bir din, tarihi boyunca demokratik normlara uyamamıştır. Atatürk bu dini laiklik ile denetlemeyi düşünmüştür. O zaman Laik Cumhuriyet, İslam için büyük düşman olarak görülmüş ve yıkılmaya çalışılmıştır. Bu düşünce, Cumhuriyetin ilk yıllarında silahlı isyanlarla hayata geçirilmeye çalışılmış. Başarı sağlanamayınca son 50 yılda da Cumhuriyetin kurumları içten çökertilmeye çalışılarak amaca ulaşılmak istenmektedir. Demokrasi gerçekten uzun bir maratondur, ancak sabote etmeye kalkıldığında tamamlanması zor bir maratondur.