Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'da "Ermeni soykırımı"nı inkara para ve hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısının kabul edilmesinin Türkiye'de bir şeyi değiştirmeyeceğini, ancak Fransa için çok şeyin değişeceğini söyledi. Erdoğan, Fransa'ya, dünyanın artık sömürgeler kampusu olmadığını hatırlattı.
Erdoğan, AKP Meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada, Fransa'da yasalaştırılmak istenen tasarıyı eleştirdi. Söz konusu yasa tasarısının gerçeklere dayanmadığını belirten Erdoğan, Fransa'da bu mesnetsiz iddiaların kanun yoluyla kurumsallaştırılmak istendiğine işaret etti.
Erdoğan, Fransa'nın yapmak isteğinin Avrupa Birliği değerlerine ters düştüğünü ve bunun AB'ye de meydan okumak anlamına geldiğini vurguladı.
“Bugün Fransa'da iç politika malzemesi olarak siyasette kullanılan saçma sapan iddialar ne kadar tarihi gerçeklere aykırıysa akla da mantığa da aykırıdır” diyen Erdoğan, Türkiye'ye yönelik çirkin iddianın ne kadar çürük ve mesnetsiz olduğunu göstermesinin de manidar olduğunu kaydetti.
"AKIL TUTULMASI OLAN FRANSA, AB DEĞERLERİNE MEYDAN OKUYOR"
Adını anmak istemediği bir yalanın, bir iftiranın yaşamasının kanunla sağlanmak istediğine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“İnsanlığın çektiği büyük acılardan sonra kurulan AB, kendi geleceği için önemli üyelerinden biri olan Fransa'daki bu aklın tutulmasına karşı mutlaka tavır almak zorundadır. Tarihi bir yalanı Fransa'nın kanun haline getirme girişimi ve bir yalanı kurumsallaştırma çabası, elbette AB'nin temel değerlerine karşı büyük bir meydan okumadır. Kopenhag siyasi kriterlerinin öncelikli ilkesi, maddesi, ifade ve düşünce özgürlüğüdür.
Peki bir bilim adamının çıkıp da 'bu, bilime aykırıdır; bu, tarihi gerçeklere aykırıdır' demesi veya bir siyasetçinin bu tespitlerden ve bu belgelerden hareketle 'aykırıdır' demesi suç telakki edilecekse bu, ifade özgürlüğünün neresinde yer almaktadır? Acaba, bunu Fransa, dünyaya neyle izah edecek? Kaldı ki Türkiye ile Ermenistan arasındaki bir sorun için Fransa; durumdan vazife çıkarma anlayışı ne zamandan beri sizin göreviniz olmuştur?”
"DÜNYA ARTIK SÖMÜRGELER KAMPUSU DEĞİL"
Dünyanın artık sömürgeler kampüsü olmadığını, özgürlüklerin mücadelesini vererek bugünkü noktaya geldiğini anlatan Erdoğan, bunun lezzetini, tadını alırken böyle bir ortamda kalkıp da konuyu gündeme sokmanın, ancak Fransa'da yaşayan bir miktar Ermeni'yi tatmin edeceğini, dünyayı tatmin etmeyeceğini kaydetti.
"TÜRKİYE İÇİN BİR ŞEY DEĞİŞMEZ, FRANSA İÇİN ÇOK ŞEY DEĞİŞİR"
Erdoğan, “Bu konuda, ayın 12'sinde atılacak yanlış adım, şunu söyleyeyim ki Türkiye için, bizim için hiçbir şeyi değiştirmez ama Fransa için çok şeyi değiştirir. Yalana yalan demeyi suç saymanın hiçbir hukuki mantığı olamaz, aklın izahı olamaz. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti olarak, bu sistematik yalan makinesini bozmaya, bu dezenformasyon bulutlarını dağıtmaya bizler muktediriz."
ERMENİSTAN'A ÇAĞRI
Konuyla ilgili çağrılarını Ermenistan Cumhurbaşkanı'na yaptıklarını, mektup yazdıklarını, ancak olumlu cevap alamadıklarını anlatan Erdoğan, “Gelin bunu tarihçilere bırakalım, tarihçiler bunun araştırmasını yapsınlar, sanat tarihçilerini, arkeologları, siyaset bilimcileri, hukukçuları bunun işine katalım. Çalışsınlar, hazırlasınlar, getirsinler önümüze, ondan sonra konuşalım” dediklerini, ancak yanıt alamadıklarını hatırlattı.
“Türkiye ile Fransa gibi iki büyük ülkenin ilişkilerini yaralayacak olan bu yanlış hesabın, bu siyasi arızanın Paris'ten mutlaka dönmesini bekliyoruz” diyen Erdoğan, propagandanın gerçeği değiştiremeyeceğini, aklın yolunun propagandaya feda edilemeyeceğini belirtti.
Popülist ve ucuz bir siyasi bakışla tarihi gerçeklerin ortaya getirilmesi halinde ne adalet ve barış yolunda ilerlemeye çalışan bugünkü dünyayı anlayabileceklerini ne de geçmişi doğru analiz etmiş olacaklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dogmalarla, önyargılarla savaşılmasaydı, eğer insanlık bu yolda mesafe almış olmasaydı, bugün iki büyük dünya savaşından geçen, taş üstünde taş bırakmayan Avrupa milletleri, soruyorum sizlere biraraya gelebilir miydi? Bu iddiamızın aksini ispat edecek olanlar varsa, kendi yakın tarihlerine şöyle bir bakıversinler. Çünkü bizim şan ve şereflerle dolu tarihimiz asla başkalarıyla mukayese edilemez. Bizim de iddiamız budur. Biz, bağımsızlık ve istiklal dediğimizde, tüm insani değerlerimizi, tarihimizi birlikte hatırlar ve birlikte sahip çıkarız. İftira ve yalan makineleri, kendi tarihlerine baksınlar.
“CEZAYİR'DE NE OLMUŞ, BAKSINLAR”
Yürekleri kendi tarihlerini konuşmaya eğer yetiyorsa, insanlığa hakkaniyetle yaklaşsınlar diyorum. İki dünya savaşının acılarını ve yıkımlarını bir yana bırakıyorum ve asla bir mukayese kastıyla söylemiyorum. Baksınlar, 20. yüzyıl boyunca Nijerya, Senegal, Tunus, Cezayir, Moritanya, Kamerun, Gine, Çad, Cibuti, Ruanda, Benin'de neler olmuştur? Bir bunlara baksınlar.
1 Kasım 1954 ile 19 Mart 1962 tarihleri arasında Cezayir'de neler olmuş bir baksınlar. Ne kasıtla söylüyorum ne de tarihin küllendirdiği bir öfkeyi kabartmak istiyorum.”
HASSASİYET TAVSİYESİ
Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili olarak parti grubuna ve teşkilatına hassasiyet tavsiye ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“(Efendim Fransa'da bunlar böyle yaptı, biz de aynen yapalım) Hayır biz aynını yapmayacağız. Biz, pisliği pislikle temizleyenlerden değiliz. Biz pisliği temiz suyla temizleyenlerdeniz. Bizim farkımız bu... Bu bir defa böyle bilinsin. Yüzyıllar boyunca bizimle birlikte yaşayan farklı inanç ve dinlere mensup olanlar da bunu gayet iyi bilir.
Bizim tarihimizde engizisyon yoktur. Önce bunun hesabını versinler. Böyle bir karanlık Ortaçağ yoktur. Sömürgecilik, kolonyalizm düzeni, ırk savaşları yoktur. Evrensel insani değerleri yücelten, demorasiyi, hukukun üstünlüğünü insan hak ve hürriyetlerini kaynaştırmış modern Türkiye Cumhuriyeti... Evrensel değerleri yükseltmek için, muasır medeniyet hedefimizi gerçekleştirmek için başkalarının yanlışlarına göre adımlarımızı atmayız. Bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun, güvenin, adaletin, demokrasinin teminatı olmaya devam ediyoruz. Tarihin en acımasız saldırılarına maruz kaldığımızda... Açıkça söylüyorum; biz medeniyet ve devlet tecrübemizi, başka kavimlerin, başka milletlerin kanları üzerinde de elde etmedik.
(Birileri tarihte böyle bir hadise olmamıştır) dediği için, onları acımasızca cezalandırmak. yeniden Ortaçağ karanlığına dönmek demek değil mi?
Bir zamanlar dünyanın tepsi biçiminde olduğunu inkar edenlerin cezalandırılması gibi. bugün yine olmayan bir şeye yok deme hakkının insanların elinden alınması, taa oralara dönmek demek değil mi?”
“AYNI NOKTADAYIZ”
İnsanların gerçekleri söylemeye değil de yalana teşvik edilmesi halinde medeniyet olarak ilerlemenin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, “Avrupa'nın aydınlanmasının öncüsü sayılan Fransa, Ortaçağ karanlığına dönmek istemiyorsa, mutlak suretle bu yasayı düşürmelidir” dedi.
Dünyanın yuvarlak olduğunun söylenmesinin suç sayıldığı Ortaçağ'da, “Dünya yuvarlıktır” diyen Kophernik ve Galille gibi bilim adamları olmasaydı Avrupa'nın bu kadar ilerlemesinin mümkün olup olmadığını soran Erdoğan, şunları kaydetti:
“Dünyanın yuvarlak olduğu gerçeği, bilim adamlarınca söylendi. Tarihi meseleler konusunda verilecek kararlar da bilim adamları tarafından verilsin, bunlara bırakalım bu işi. Bizim önerimiz budur... Gelin tarihte olup bitenleri bir kenara koyalım, biz geleceğin dünyasını en güzel şekilde nasıl kuracağız bunu tartışalım. Bunun mücadelesi içindeyiz. Biz böyle bir çalışmaya, arşivlerimizi açmaya ve her türlü katkıyı vermeye hazırız. Bunu daha önce söyledik. Ermenistan yönetimine çağrıda bulunduk, 'Gelin, gerçekleri ortaya çıkarılım. Bizim korkumuz yok' dedik. Bugün de aynı noktadayız. Açık ve şeffafız. Ama bu işi siyalasallaştıranlar, bu iyi niyetimize rağmen tarihi gerçeklerin ortaya çıkmasından korkuyorlar.”
Erdoğan, Türkiye'nin tezlerini dikkatle dünyaya anlattıklarını ve anlatmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Hiçbir komplekse kapılmadan, alnımız ak olarak medeniyet yolundaki yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Her kim başkalarının kendi karın ağrılarını, iç politikalarında kullandıkları malzemeleri Türkiye'nin zaafı olarak algılarsa, hem Türkiye Cumhuriyeti'ne hem de kendi aklına haksızlık etmiş olur. Başkalarının değil, milletin, ülkenin siyasetini yürütüyoruz” dedi.
aa
Yayın Tarihi :
10 Ekim 2006 Salı 14:24:26
Yorumlarınız
abdullah er IP: 88.233.38.xxx Tarih : 10.10.2006 15:02:37
bence avrupa ve fransa ayagını denk atsınlar belki ayın 12'inde alacakları karar onların geleceklerini belirleyebilir.. başbakanımızın dedigi gibi bizim için bişey degiştirmez ama fransa için cok şey degişir..