19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Erdoğan'a sert sözler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “bölücülükten sabıka yemiş, milletimizin hiçbir değerine riayet etmemiş bir siyasetçi” diyerek, Şırnak Havalimanı’na Şerafettin Elçi’nin isminin verilmesine tepki gösterdi. Bahçeli, “Başbakan Erdoğan terörist başının ismini nereye verecek, mesela İmralı Adası’na bu caninin ismini koyacak veya üçüncü köprünün ismini yeniden ele alacak mıdır” diye sordu.

Bahçeli, Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısında yeni anayasa çalışmalarına değinerek, TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında, anayasa hazırlığıyla ilgili çok gayretli bir sürecin yaşandığını, MHP olarak da bugüne kadarki çabaları takdirle karşıladıklarını ve mutlaka sonuca ermesini istediklerini vurguladı.

“PKK’nın belirlediği, İmralı canisinin onay verdiği, AKP’nin boyun büktüğü üç aşamalı sözde terör planı”nın birinci safhasının önce toplumun ikna edilmesine yönelik hazırlık dönemi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Meydanı boş zannedip, milleti çaresiz görüp partimizi dikkate almadan AKP-BDP-PKK ve İmralı canisinin başlattığı bölücülüğe ve teslimiyete razı etme çalışmalarının yaşandığı bu dönem içinde kamuoyu hissiyatı köreltilmek istenmiştir. Sözde akiller bölücü terör elçiliğine bu dönemde görevlendirilmiştir. TBMM’de Çözüm Komisyonu bu devrede iş başı yapmıştır” dedi.

“PKK’NIN SİLAH BIRAKMASI UÇUK BİR RÜYA”
PKK’nın geri çekilmesi ya da silah bırakmasının asla gerçekleşmeyeceğini belirten Bahçeli, “Her şey ortadadır ki, PKK’nın silah bırakması, yıkımdan sorumlu Başbakan Yardımcısının kanatsız uçması kadar imkânsız, tövbe ederek milliyetçi-vatansever olması kadar uçuk bir rüyadır” dedi.

“HİPOKRAT YEMİNİ ETMİŞ TÜM DOKTORLARIMIZA HAKARET”
Bölgesel dengesizlik ve risklerin, Başbakan’ın sunduğu geniş imkânların, Suriye’nin kuzeyinde yeni özerk bir yapının her an ortaya çıkma ihtimalinin PKK’yı daha da şevklendirdiğini ifade eden Bahçeli, “İmralı’daki bebek katilinin süreklilik halini alan baskı ve dayatmaları da Başbakan ve hükümeti tarafından dikkat ve özenle izlenmektedir. Canibaşının, ‘Sürecin merkezinde ben varım. Çağrıyı ben yaptım, ben başlattım. Çat diye kalbim durursa süreç ne olacak?’ sızlanmasının cevap bulması da yakındır. Nihayetinde bağımsız doktor heyeti marifetince caninin tedavi edilmesi bile dayatılmış, malum bölücü isimler bunun sözcülüğüne memur edilmiştir. Bağımsız doktor talepleri de her şeyden önce görevlerine başlarken Hipokrat Yemini etmiş tüm doktorlarımıza hakarettir. İmralı canisinin serbest kalması için tüm şartlar bir bir olgunlaştırılmaktadır. Hastalık raporuyla affedilmesi bile mümkün ve ihtimal dâhilindedir” dedi.

“BAŞKA VATANIMIZ YOK”
Bahçeli, sözde terör planının ikinci safhasının da “PKK’yı memnun edecek yasal ve anayasal hazırlık evresi”nin olduğunu ifade ederken, “Şayet bu safha planlandığı gibi yürütülürse, Türkiye ve Türk milletinin bölünmesi tam kıvamına gelecektir” dedi.

Üçüncü safhanın ise “İmralı canisinin özgürlüğüne ulaşarak PKK’nın tam manasıyla siyasallaşmasına zemin ve fırsat açacağını” ileri süren Bahçeli şöyle devam etti:

“Türkiye üç aşamalı etnik temelli bölücü terör planının hedefindedir. Başbakan Erdoğan da bunlara onay ve seve seve izin vermektedir. Bu gidişle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri, kurucu iradesi yerle bir edilecektir. Özerklikten federasyon ve konfederasyona ve daha sonra da bağımsız Kürdistan’a giden yolun parke taşları bu şekilde döşenecektir. Bu yıkımdır, çöküştür ve acı bir sondur. Bu Türk milleti için yok oluştur.”

HAVALİMANINA ELÇİ İSMİNE TEPKİ
Şırnak Havalimanı’na Şerafettin Elçi’nin isminin verilmesine de tepki gösteren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Başbakan Erdoğan yaşarken bölücülükten sabıka yemiş, milletimizin hiçbir değerine riayet etmemiş bir siyasetçinin ismini hangi akla hizmet Şırnak’taki havalimanına vermektedir? Bu handikap, bu hezimet, bu zulmet dolu karar; ‘süreç tıkandı, tıkanıyor’ diye bas bas bağıran dağ çetesi elebaşlarına göz kırpmak, gönüllerini almak, merak etmeyin arkası gelecek demek değil midir? Başbakan Erdoğan terörist başının ismini nereye verecek, mesela İmralı Adası’na bu caninin ismini koyacak veya üçüncü köprünün ismini yeniden ele alacak mıdır? Türk milletinin alın teriyle yapılmış bir havalimanına hıyanetten dolayı milli ruhlarda hüküm giymiş birisinin adını vermek tam olarak hıyanete iştiraktir ve affı da bu dünyada kesinlikle olmayacaktır.”

“BAŞBAKAN’IN İLERİ DEMOKRASİSİNDE VİCDANSIZLIĞIN ZİRVE İSİMLERİ VAR”
Başbakan’ın asıl şiddet yanlılarına karşı “korkak, pısırık ve yandan çarklı” olduğunu, ancak söz konusu masum gençler olunca “palalı elemanlarını, kiralık sopacılarını, satır bıçak taşıyan piyonlarını” devreye soktuğunu ileri süren Bahçeli, “Başbakan’ın ileri demokrasisinde elinde pala ve silah bulunan, sonra da tepkiler keskinleşince Fas’a kaçırılan vicdansızlığın zirve isimleri vardır. Başbakan Erdoğan bu palacıları, kadınlara tekme sallayan bu haşaratları kim ya da kimlerin görevlendirdiğini muhakkak ki açığa çıkarmalıdır. Taksim’in göbeğinde pala savuran saldırgan kime güvenmekte, kimlerden destek almaktadır” diye konuştu.

KIPKIRMIZI ÇİZGİLER
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun 48 maddenin değişikliğinde görüş birliğine vardığını ancak, komisyonun milli bekayı doğrudan doğruya ilgilendiren, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tam manasıyla etkileyen maddeler hakkında fikir ve düşünce mutabakatı sağlayamadığını belirtti.

Bahçeli, daha önce de altını çizdiği “Her türlü anayasal çalışmanın, hazırlığın ve çerçevenin özü ve ilkesi; devletimizin Türkiye Cumhuriyeti, adımızın Türk milleti, başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu kararlılığına, sözüne ve değiştirilemeyecek iradesine bağlı olmalıdır. Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temellerin tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak ve tek dil ülküsü olduğu benimsenmelidir. Bunun dışındaki her yol, yöntem, teklif ayrılıkta, bölünmede, çözülmede, dağılmada mutabakat arayışıdır ki, bizim de buna evet dememiz, onay vermemiz kendimizi inkardır, Türk milletini yok saymaktır” şeklindeki sözlerini hatırlatırken, “Tekraren belirtmek isterim ki, bunlar yalnızca MHP’nin değil aynı zamanda büyük Türk milletinin kıpkırmızı çizgileridir. Aşılması, geçilmesi, heba edilmesi, anlamsızlığa sürüklenmesi, terk edilmesi söz konusu olmayacaktır. Bizim anayasadan anladığımız bunlardır” dedi.

“48 MADDEDEN ÖNCE NEREYE VARMAK İSTEDİĞİNİ AÇIKLAMALI”
Bahçeli şöyle devam etti:

“Başbakan Erdoğan öncelikle 48 maddenin hemen Meclis’ten çıkarılmasını istemek yerine, anayasa değişikliyle nereye varmak istediğini ve neyi amaçladığını açıklamalıdır. Uzlaşılan 48 madde yabana atılmayacak kadar önemlidir. Ancak şu günkü şartlarda Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nu fiilen bitirecek ve sakatlayacak adım ve yaklaşımlardan uzak durulması da bilhassa Başbakan Erdoğan bakımından ciddiye alınması gereken siyasi bir sorumluluktur. Şunu iyi biliyoruz ki, Başbakan her fırsatta anayasa yapım sürecine vadeler biçmiştir. BDP’yle işbirliğinden bahsetmiş, referandum alternatifini ileri sürmüş, başkanlık sistemini anayasanın merkezine koyarak aslında uzlaşma kanallarını tıkamıştır. Başbakan Erdoğan’ın anayasa değişikliğinde gözettiği amaç; başkanlık koltuğuna oturmak, PKK’yı memnun etmek, bölücülerin statü taleplerini karşılayarak teminat altına almak olarak şekillenmiştir. Bizim şu günkü ortamda; Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nu tökezletecek bir eğilimin içinde olmamız şöyle dursun; Başbakan’ın iftar programlarında kafasına estiği gibi atıp tutmasına, hezeyanlar içinde seslendirdiği çağrılarına kulak asmamız mantıklı ve makul bir tercih değildir. Bu nedenle 48 maddenin Meclis Genel Kurul’a getirilmesi çok erken, çok zamansız ve çok da gereksizdir.”

“BAŞBAKAN’IN MASADAN KALKMASINA MANİ YOK”
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in de, Meclis’te grubu bulunan siyasi parti liderleriyle temasının bölük pörçük anayasa yapımına esasen ters olduğunu ifade eden Bahçeli, “Başbakan Erdoğan’ın, arzu ederse uzlaşma masasından kalkmasına bir mani hal yoktur. Oslo’dan beri PKK’yla anayasa yapma hedefini kimse unutmamıştır. Şayet AKP-PKK arasında anayasa konusunda tam bir söz ve fikir birliği sağlanmışsa, Başbakan’ın kimseyi suçlamadan, kimseyi töhmet altında bırakmadan Uzlaşma Komisyonu’ndan ayrılmasında bizce bir sakınca olmayacaktır. Böylelikle Türk milleti her şeyi ayan beyan görecek ve anayasa üzerindeki karanlık hesapları fark edecektir. Zaten Başbakan’ın kafasının bir köşesinde BDP-PKK’yla anayasa hazırlayarak ilk etapta referanduma götürme gayesi fazlaca yer etmiştir” diye konuştu.

“AŞAĞILIK YAFTASI”
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun, sonuna kadar çalışarak mutabakat sağlanan maddeleri çoğaltması gerektiğini de vurgulayan Bahçeli şöyle devam etti:

“Üzerinde uzlaşılamayan maddelerin de 2015 yılında yapılacak Milletvekilliği Genel Seçimlerinin arkasına bırakılması, milletimizin takdir ve tercihine emanet edilmesi en çıkar ve sağlıklı yoldur. Bizim açımızdan Başbakan’ın samimiyeti, inandırıcılığı ve dürüstlüğü hiç kalmamıştır. İftar programlarını bile istismara, aldatmaya ve dedikoduya alet eden birisine güven duymak, itibarından bahsetmek nafile bir çabadır. 10 Temmuz 2013 günü yandaş bir sendika olan Memur-Sen’in iftarında; aldatmayı ve aldanılmayı çok aşağılık bir hareket olarak gördüklerini söyleyen Başbakan unutmasın ki, kendisinin söz ve icraatları bir aldatma markası olduğundan aşağılık yaftasını çoktan hak etmektedir.

 

anka
Yayın Tarihi : 14 Temmuz 2013 Pazar 16:37:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?