Başbakan Erdoğan, Sakarya Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, "Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. HSYK, onlar da burada suç işlediler" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Üniversitesi Kültür Merkezi'nde, teknokent binası ile yapımı tamamlanan tesislerin açılışı ve fahri doktora tevdi törenine katıldı.
Sakarya Üniversitesinin başarılarının, geleceğe yönelik çok farklı, nitelikli, inançlı, kararlı bir nesli yetiştirmek suretiyle ülkenin yarınlarını aydınlatacağına inandığını ifade eden Erdoğan, bütün bu olumlu gelişmelerin, olumsuzluktan, bataklıktan yani istikrarsızlık ve güvensizlik ortamından kazanç sağlayanları, fırsatçıları rahatsız ettiğini söyledi.
Türkiye'nin 30 yıldır terörle mücadele ettiğini belirten Erdoğan, "Biz ülke olarak bu meseleyi çok konuştuk. Her gün yüreklerimiz yandı, her gün acılar yaşadık, her gün 'bu terörü nasıl bitiririz, nasıl sona erdiririz' diye münakaşalar, istişareler yaptık. Ama terör, biz çözüm sürecini hayata geçirene kadar bitmedi. Hem can almaya hem de Türkiye'ye ağır faturalar ödetmeye devam etti" diye konuştu.
Daha partilerini kurarken terör meselesi konusunda teşhislerini de ortaya koyduklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Terörün bir tek güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğinin altını çizmiştik. Yeterli değil. Bunun yurt içinde ekonomik boyutu var, sosyolojik boyutu var, psikolojik boyutu var, diplomatik boyutu var, bütün bunları anlatmıştık, kültürel boyutu var. Ama en önemlisi de terörün uluslararası bazı rant çevrelerini zengin eden bir boyutunun olduğunu da defalarca ifade etmiştim. Terör varsa silah satabiliyorlar, terör yoksa bu kadar silah satamazlar.
Dün çok enterasan, Libyalı bir dostum yanımdaydı. Gece uzunca dertleştik. Bir ifade kullandı bana, ne dedi biliyor musunuz? 'Şu anda Libya'da 22 milyon silah var' dedi. Halkta olan silahı konuşuyorum, orduyu konuşmuyorum. Libya'nın nüfusu ne biliyor musunuz? 6 milyon. Bu ne demektir? Libya her an Allah göstermesin, çok ciddi bir tehdit altında. Yani orada herhangi bir fitilin ateşlenmesinde, Libya şu anda güya 'demokratikleşmeye geçiyoruz' diye düşündükleri dönemde birçok şeyi tamamıyla kaybedebilir. Onun için terör varsa mesela turist Türkiye'ye gelmez, başka yerlere kaçar. Terör varsa istikrarsızlık oluyor, güven ortamı zedeleniyor ve faiz yüksek kalıyor. Faizden kazanıyorlar. Yani meselenin içerideki ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal boyutlarını çözseniz, diplomatik boyutlarını çözseniz bile bir de bu bataklıktan beslenenler boyutunu çözmeniz gerekiyor."
"Önümüzde iki seçenek var"
Türkiye'nin bugün böyle bir yol ayrımına geldiğini anlatan Erdoğan, "Önümüzde çok net olarak iki seçenek var. Ya eski Türkiye devam edecek, Türkiye kaybedecek birileri kazanacak ya da yeni Türkiye kurulacak, Türkiye kazanacak işte o birileri kaybedecek. Şu anda Türkiye'nin önünde böyle bir tercih, böyle bir seçenek var" dedi.
Son zamanlarda yolsuzluk adı altında başlatılan operasyonların yeni Türkiye'yi inşa etmenin önüne çıkarılan bir engelleme olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Burası çok anlamlıdır, bunun üzerinde iyi durulması lazım. Birçok şeyler yavaş yavaş gündeme gelecek, hepsi ortada. Burada yolsuzluğa bulaşmış olanlar varsa bunlar zaten ortaya çıkar. Eğer devletin malını, kalkıp da yetimin malını birileri kalkıp da hakikaten alıyor, söğüşlüyorsa onun hesabını önce biz sorarız. Ancak şunu da ortaya koyayım, 'İftira at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla olmayan şeyleri olmuş gibi gösterenleri de kusura bakmayın ifşa etmek bizim görevimizdir" değerlendirmesinde bulundu.
"Suç duyurusunda bulunuyorum"
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Meydanda da söyleyeceğim ama burada da söylemem lazım. Örneğin, şu anda bazı medya organlarına gizlilik esaslı olan dosyaları servis eden, burada hukuk hocalarımız var, öğrencilerimiz var, hukukun neresinde yazıyor böyle bir şey? İşte buyurun akşam başsavcı, savcının bunu nasıl servis ettiğini açıkladı. Şimdi ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, onlar da burada suç işlediler. Onlar ne yaptılar? Adli kollukla ilgili bir taraftan Danıştayda bir dava sürerken, onlar o davanın sürdüğü esnada kalkıyorlar, bir açıklama yapıyorlar ve bu açıklamayla Anayasa'nın 138'inci Maddesine aykırı hareket ediyorlar. Şimdi soruyorum, peki bu HSYK'yı kim yargılayacak? Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım. Kim yargılayacak biliyor musunuz? Millet yargılayacak.
Son günlerde iki şey söyledim, 'ya millet ya zillet' dedim. Şimdi burada milletin maşeri vicdanı çok önemli. Olmayan şeyi varmış gibi göstermek, bunun üzerinden medyaya baskı yaparak veya medyaya servis yaparak masum insanları, bu ülkenin tertemiz iş adamlarını, girişimcilerini zan altına sokmaya kimsenin hakkı var mı? Şahsım da dahil olmak üzere bakan arkadaşlarım dahil olmak üzere. Diyelim ki bir vakıf hizmeti yapacaklar bu vakıf hizmeti nedeniyle yaptıkları hizmetlerde şahsı ile alakalı yok, yüksek tahsil öğrenci yurdu vs. bunlarla ilgili tahsislere yönelik, bunlar yasal yapılmış olan iş derken, bunları dahi suç olarak ilan edecek kadar maalesef seviyesiz, karakter yoksunu insanlar var."
"Gereği yapılır"
Başbakan Erdoğan, Sakarya Üniversitesinden ayrılışında gazetecilerin Danıştayın, Adli Kolluk Yönetmeliğine ilişkin kararına ilişkin sorusu üzerine "gereği yapılır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı ifadeler şöyle:
"Yeni Türkiye'de egemenlik kayıtsız şartsız yargının olamaz. Eskisinde de yenisinde de egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Bir savcı, adliyenin önünde basın mensuplarına bildiri dağıtır mı? Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir savcı bizim için adaletin yüz karasıdır, yüz karası. Sen nasıl böyle bir şeyi yapabiliyorsun? Sen nasıl kalkarsın da orada çıkıp adliyenin önünde bildiri dağıtırsın? Onu başkaları yapıyor. Demek sende de bu tür esintiler var. Bunu tabii ki milletim kararını en güzel şekilde verecektir. İnanıyorum ki bu konuyla ilgili de burada suç duyurusunu yapıyorum, HSYK sen bu zat ile ilgili ne yapıyorsun veya ne yapacaksın?
Eğer milletimiz bize 'git' derse gideriz. Hiç burada tereddüt yok. Çünkü bizim saygı duyduğumuz makam orasıdır. Ama millet 'kal' derken, birilerinin 'git' demesine de hiç ama hiç kulak asmayız.
Son kez saldırıyorlar. Son kez ellerindeki tüm imkanları, tüm kozları, tüm güçlerini sahaya sürüyorlar. Son bir taarruz yapıyorlar. Son bir huruç hareketine yelteniyorlar. Allah'ın izni ve milletimizin desteği ile biz bu direnişi de yerle yeksan edecek, bu taarruzları göğüsleyecek, inşallah eski Türkiye'nin kapısını tamamen kapatacağız."