19
Mart
2026
Perşembe
SİYASET

Gül ve Rehn'den ortak açıklama

AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin AB sürecine ilişkin olarak, "Müzakere sürecini devam ettirmemizi sağlayacak sorunların çözümlerini beraberce bulacağımıza inanıyorum" dedi. 

Rehn, Dışişleri Bakanlığı Konutu'nda Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, geçen iki yılda Gül ile mükemmel bir çalışma ilişkisi kurduğunu, bu tarzda bir çalışma ilişkisinin faydalı olduğunu, çünkü önümüzdeki yıl sonuna kadar bekleyen zorlu bir yolculuk olduğunu kaydetti. 

"Bu zorlu yolculuktan ancak mükemmel bir çalışma ilişkisi içinde çıkabiliriz" diyen Rehn, bu çerçevede Gül ve kendisinin kararlı olduğunu söyledi. Rehn, "Bu kararlılık sayesinde de müzakere sürecini devam ettirmemizi sağlayacak sorunların çözümlerini de beraberce bulacağımıza inanıyorum" dedi. 

Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlamasının birinci yıl dönümü nedeniyle Ankara'ya geldiğini söyleyen Rehn, bu döneme ilişkin hazırlanacak ilerleme raporunda pek çok gelişmeye yer verileceğini ve kapatılması gereken eksikler üzerinde durulacağını kaydetti. 

Bu çerçevede Türkiye'nin içinde bulunduğu zor dönemin farkında olduğunu belirten Rehn, "Mevcut terör tehdidinin de farkındayız. Bu terör tehdidinini sadece Türkiye'yi ilgilendiren bir sorun olduğunu da düşünmüyorum. Bu sorun aynı zamanda hepimiz için bütün dünya için ve bütün Avrupa milletleri için de bir tehdit teşkil ediyor. AB bu konuda tam bir dayanışma içerisinde ve mağdurların ve kurbanların ailelerinin de duygularını tam anlamıyla paylaşıyoruz" dedi. 

Tüm muhataplarına Türkiye'deki reform sürecini takdirle karşıladığını aktardığını ifade eden Rehn, ancak halen yapılması gereken şeyler olduğunu da ilettiğini söyledi. 

Rehn, Ankara temaslarında üzerinde durduğu belli başlı iki reform olduğunu, bunlardan birincisinin ifade özgürlüğü ve Türk mevzuatının Avrupa Konvansiyonuna tam anlamıyla uyumlu hale getirilmesinin gerekliliği, ikincisinin de din özgürlüğüne dair kaydedilmesi gereken gelişmeler olduğunu belirtti. Bu bağlamda bazı endişelerini dile getirdiğini ifade eden Rehn, bu noktaların en kısa zamanda çözüme ulaştırılmasını beklediklerini kaydetti. Rehn, "Bunun sadece AB için yapılıyor olması önemli değil. Bu Türk halkı için de önemli çünkü bu reformların gerçekleştirilmesiyle Türkiye'nin iç dinamizmine ivme kazandırılacaktır ve Türkiye Avrupa'ya daha da yakınlaşacaktır" dedi.
 
Görüşmeler sırasında Ankara Anlaşmasının Ek Protokolünden kaynaklanan yükümlülükleri de hatırlattığını belirten Rehn, "Bu bağlamda Finlandiya dönem başkanlığının herkes için kabul edilebilir bir çözüm getirme çabalarının yapıcı bir ruhla destekleniyor olması ve bu yönde gayret gösterilmesinin ne kadar önemli olduğu üzerinde durdum" diye konuştu. 

TCK'nın 301. maddesine ilişkin değerlendirmede bulunan Rehn, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Türk Ceza Kanununun 301. Maddesi çerçevesinde bu maddenin yorumlanması ve aynı zamanda 69. Maddesinin yorumlanmasına bakacak olursak görüyoruz ki, gazeteciler, akademisyenler ya da sivil toplum örgütlerinden farklı vatandaşların sadece eleştirel yaklaşımlarda bulundukları için şiddet içermeyen düşüncelerinden dolayı maddelerin bu şekilde yorumlanmasıyla bir yargılama sürecine girdiklerini görüyoruz. 

Bu endişe verici gelişmelere baktığımız zaman bu konunun kökenin esasında
301. maddenin çok belirsiz bir şekilde formüle edilmiş ya da belirsiz ifadelere
sahip olmasından ve bundan kaynaklanan sebeplerden ve yanlış yorumlamalara yol
açabilecek şekilde kullanılmasından endişe duyduğumuz için bu maddenin Avrupa
standartlarına göre yeni baştan formüle ediliyor olmasının faydalı olacağını
düşündük."
Sözde Ermeni soykırımı iddialarına yönelik yaptığı değerlendirmede de Rehn,
şunları kaydetti:
"Benim şu anda açıklayacağım Ermeni meselesine dair görüşüm aynı zamanda
komisyonun da görüşüdür. Şunu söyleyebilirim ki Türkiye'nin müzakere sürecinde ya
da tam üye olmasıyla bağlantılı olarak Ermeni soykırımının tanınması gibi bir
şart söz konusu değildir. Bu Türk toplumu içerisinde tarihçilerin, vatandaşların
tarihin çerçevesinde neler olmuş bunun tartışılıyor olmasına da mani değil. Bu
tartışmanın yapılabilmesi için ve ileride Türk ve Ermeni toplumları arasında bir
uzlaşma ortamının yaratılabilmesi için yapıcı ve açık tartışmaların olacağı bir
ortam yaratmak son derece önemli ve teşvik edilmesi gerekiyor" dedi.

aa
Yayın Tarihi : 4 Ekim 2006 Çarşamba 23:19:09
Güncelleme :5 Ekim 2006 Perşembe 05:22:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?